11.09.2009

Tarayıcı Sanatının Dünü, Bugünü

Sanatçılar daha WWW’in ilk yıllarında web sitelerinin kodlarını veya görünümlerini dönüştüren ve Web’de değişik bir gezinme deneyimi yaratan yazılımlar tasarlayıp bunları birer ifade aracı olarak kullanmaya başlamışlardı. Tarayıcı sanatı (browser art) olarak anılan, sanat kurumlarınca genelde yazılım sanatı, ağ sanatı gibi kategorilerin altında yer verilen, 2000′li yılların başından sonra yavaş yavaş unutulmaya başlayan bu ifade biçimi son yıllarda kendini Firefox eklentileri olarak tekrardan göstermeye başladı.

iod-webstalker

I/O/D, "Web Stalker"


Bu eğilimin ilk örneklerinden diyebileceğimiz WebStalker (1995-98) bir sanatçı ve programcı grubu (I/O/D – Simon Pope, Colin Green ve Matthew Fuller) tarafından geliştirilmiş, I/O/D sitesinden indirilebilen ve İnternet’in yapısını yansılayan bir web tarayıcısı, daha doğrusu bir çeşit meta-tarayıcı. Kullanıcı, bir web adresi girdiğinde sayfa HTML kodu ve analiz ettiği bağlantıların grafiksel sunumu olarak görüntüleniyor, böylelikle her sayfaya alışık olmadığımız tarafından bakmamızı sağlıyor.

shred023

Mark Napier, "Shredder 1.0"

Ressamlıktan gelen ve işlerini “nesneler değil, arayüzler” olarak tanımlayan Mark Napier‘ın 1998′de geliştirdiği Shredder 1.0, web sitelerinin metin, kod ve resimlerini karman çorman eden, kesip biçerek soyut kompozisyonlara dönüştüren bir yazılım. Bir bakıma daha önceden soyut ressamların, resmi tam anlamıyla düzleme ve renklere indirgeme işini, kod ve sunum gibi değişik katmanlardan oluşan ağ iletişimine uyguluyor ve hepsini tek bir düzlemde biçimsel karakteristiklerine indirgiyor.

Netochka Nezvanova‘nın 2001′de Transmediale‘de sanatsal yazılım dalında ödül alan Nebula.M81‘i, web sitelerinden aldığı HTML kodunu hareketli metin, grafik ve sese çeviren, kullanıcı parametreleri ile kısmen ayarlanabilen bir başka deneysel tarayıcı.

jodi-org_wrong

Jodi, "Wrong Browser"

Jodi olarak bilinen Joan Hermskerk and Dirk Paesmans ikilisinin geliştirdiği Wrong Browser (2001), Tilman Baumgärtel tarafından ‘bilgisayarı adeta ayrı bir yaşamı olan, sağı solu belli olmayan, korkutucu bir makinaya dönüştürdüğü’ şeklinde tasvir edilmişti. Bunun dışında Tom Corby ve Gavin Baily‘nin (Reconnoitre, 2000) bol resimli web sayfalarını düz beyaz metin haline getirmesi; Maciej Wisniewski‘nin, kullanıcıların Web’deki etkileşimli deneyimini sayfada gezinen metinlere veya resimlere bakmak gibi tamamen pasif bir etkinliğe dönüştüren bir tarayıcı geliştirmesi örneklerini de vererek bu listeyi uzatabiliriz.

Tüm bu sanatçılar teknik olarak genelde iki yoldan birini izliyordu. Ya şu anda Türkiye’deki İnternet yasakları sayesinde herkesin tanışıklık kazandığı bedava web proxy servisleri mantığı ile çalışan, sunucunun web sitelerini okuyup modifiye ettikten sonra kullanıcının standart web tarayıcısına gönderdiği sistemler, ya da kendi başına bağımsız çalışan web tarayıcı yazılımları. İkinci yöntem sanatçılara standart web tarayıcı özellikleri ile kısıtlı kalmamak açısından daha çok imkan sağlasa da, işletim sistemi uyumsuzluğu, kullanıcıların bilgisayarlarına deneysel programları yükleme konusundaki sakıncaları gibi nedenlerden potansiyelinin altında izleyici/kullanıcıya ulaşıyordu. Birinci yöntemle de yapılabilecek herşey yapılıp denenmiş gibi gözüküyordu. Tam bir başka ölü mecradan söz etmek olası hale gelmişken, 2004 yılından itibaren yaygınlaşmaya başlayan Firefox’un verdiği olanaklar (her platformda çalışması, javascript ve XUL ile üzerine eklenti geliştirmenin Internet Explorer, Safari gibi tarayıcılara göre kat kat daha kolay olması, arkasındaki gönüllü geliştirici desteği ile çok yoğun bir şekilde güncellenmesi gibi) sanatçıların Web’i deneyimlememize aracı olan HTTP protokolünü tekrardan esnetmelerine veya genişletmelerine olanak sağladı.

640px-Browser_Wars.svg

Web tarayıcılarının karşılaştırmalı popülaritesi, Wikipedia'dan

2000′li yılların başından itibaren Steve Lambert San Francisco’da reklam ve kamusal sanat ilişkisini sorgulayan, Anti-Reklam Ajansı başlığı altında birçok iş yapmıştı. Bunların birçoğu kamusal alanda gözümüzün içine sokulan reklamlar, kamusal sanat/reklam oranının düşüklüğü gibi konularda toplumsal bilinç yaratmaya yönelikti.

steve_lambert

Steve Lambert, "Advertisement", mevcut reklam posterleri üzerine lateks boya (2000)

Lambert, sokak reklamlarına yaptığı müdahalelerden birkaç yıl sonra Eyebeam ile yaptığı işbirliği sayesinde, bu projelerin kamusal alan olarak Internet’e uygulanmasına dair bir deneye girişti ve ortaya Add-Art (2008) projesi çıktı. Proje, işin ruhuna uygun olarak açık kaynaklı Firefox eklentisi olarak, reklamları silmeye yarayan Addblock Plus eklentisi üzerine, reklamları boş birer alana dönüştürmekle yetinmek yerine, içerlerinde birer sanat eserinin gösterildiği sergi alanlarına dönüştürecek bir ekleme yapılarak hazırlandı.

addart-demo3

Steve Lambert, "Add-Art"

Bunun ardından ilgi çekici projeler ardı sıra gelmeye başladı. Sanatçılar artık 90′lardaki gibi İnternet ortamının olanaklarını biçimsel olarak zorlamayı bırakmış (veya tüketmiş), bu olanakları kullanarak sosyal/politik sorunlara değişik bakışlar getirmeyi çabalar olmuştu.

Çin’deki İnternet sansürünü diğer ülkelerdeki kullanıcıların evlerinden deneyimlemelerini sağlayan China Channel (2008) eklentisi bu sansürün ciddiyetini göremeyenleri Çin’e sanal bir yolculuğa çıkarıyor. Aram Bartholl, Evan Roth ve Tobias Leingruber tarafından hazırlanan bu Firefox eklentisinin tanıtım videosu burada:

Ekonomi-sanat ilişkisi yanında kimlik ve çevresel konular ile de bağlantılı birçok projesi bulunan Michael Mandiberg‘in de Firefox eklentileri olarak sunduğu işleri var. Oil Standard, sitelerdeki Amerikan doları olarak yazılmış tüm rakamları petrol varili cinsinden gösteriyor. Petrol fiyatları oynadıkça sitelerdeki fiyatlar da dinamik olarak değişiyor. RealCosts, seyahat sitelerinde, yol ve fiyat bilgilerinin yanına karbondioksit salımı bilgilerini de ekleyerek yolculukların çevre faktörünü göz önüne alarak bize gerçekten ne kadara malolduğunu ortaya çıkarıyor.

mandiberg

Michael Mandiberg, "Oil Standard"

Daha önceden Düğümküme’de Burak Arıkan’ın yazdığı, Willem de Kooning Academy Hogeschool Rotterdam’da bir araştırmanın parçası ve sanatsal parodi olarak sunulan, duyurulması ile pirates_amazonkapatılması bir olan Amazon korsanları projesi de Amazon web sitesinde dolaşırken ürün sayfalarına eklediği “bedava indir” bağlantısı sayesinde ürünü bitTorrent dağıtık dosya paylaşım sistemi üzerinden bedava indirmenizi sağlıyordu. Aslında herkesin bilip uyguladığı iki basit işlevi bir araya getirmekten başka bir iş yapmayan bu eklenti oldukça yankı uyandırmış ve bunu sadece bir montaj yolu ile fiili durumu vurgulayarak yapmıştı. Neticede de çözümsüz bir problemin açığa çıkarılmasını tehdit olarak algılayan Amazon’un talebi üzerine eklenti siteden kaldırılmıştı.

Bütün bunların dışında, sanatçıların, tasarımcıların, mimarların, aktivistlerin, öğrencilerin, araştırmacıların ve hobi olarak programlama yapanların kullanımına yönelik bir geliştirme ve shiftspace_pr_03paylaşma platformu olarak hazırlanan ShiftSpace‘in ardındaki motivasyon da, hep dağıtık ve kontrolsüz olarak bildiğimiz Web’in içinde, özellikle web servisleri ve platformlarına bağımlı duruma gelmemiz sonucunda, merkezi odakların oluşmasına karşı bir alternatif ortaya koymaktı. Her web sitesi üzerinde açık kaynak bir katman yaratılmasını sağlayan ShiftSpace aslında genel anlamda Mozilla‘nın sağladığı imkanların üzerine kavramsal bir metin ve kullanım kolaylığı + paylaşım olanağı dışında fazla bir şey eklemese de bu fikrin yayılması açısından önem taşıyan bir çalışma. Bir yandan da ShiftSpace, yaratıcıları bu şekilde ifade etmeseler de, tarayıcı sanatının Processing‘i diyebileceğimiz bir konuma yerleşiyor ve bütün bu bahsettiğimiz işlerin ileride de devamının geleceği yönünde bir işaret veriyor.

Düğümküme’de Konuyla İlgili Diğer Yazılar:

Rhizome.org’dan Bir Derleme:

Etiketler

, , , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

  1. Mehmet Kabataş

    Firefox eklentilerine Bayılıyorum Yazılım Sanatı İşte Bu yaaa Gerçek Sanat Bilimsel Zeka :D

Yorum Yaz