Cenk Dölek | June 28th, 2009

Paylaşmayın.siz

c-2Almanya Hamburg yerel mahkemesi kullanıcıların istedikleri gibi dosya yükleyerek paylaşmalarını sağlayan Rapidshare.com‘u (RS) 34 milyon dolar ceza ödemeye mahkum etti. Bir işletmenin tarihe karışması için yeterli bir meblağ.

Bu ve benzeri servislerin ne suçu var? Sistem kendisi içerik üretmiyor, sistemin kullanılış biçimi konusunda insanları yönlendirmiyor. John Doe seçiyor sakıncalı dosyayı oraya yerleştirip başkalarıyla paylaşmayı. Sistemin sağladığı şeyler disk alanı, yüklemek için araçlar vs değil mi?

Gün geçtikçe daha çok sayısallaşan, teknolojik araçlar sayesinde birbirine daha kolay ve hızlı bağlanan hayatlarımızda yeni sayılabilecek bir bahistir dijital meta paylaşımı. Kafalar eski, toplumun davranışı yeni.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan | June 9th, 2009

Cie Mulleras Dans ve Teknoloji Topluluğu İstanbul’da

ciemulleras_bodig

Fransa’nın “dans ve yeni teknolojiler” alanındaki öncü topluluğu Cie Mulleras İstanbul’da. Sahne sanatları ve yeni teknolojiler alanındaki üretime odaklanan boDig‘in davetiyle Cie Mulleras 10 Haziran 20:00’de Talimhane Tiyatrosu’nda bir gösteri yapacak.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Ali Miharbi | June 29th, 2008

Kutsal Ateş: Sayısal Zamanların Sanatı

shulginchernyshev_com_pr

Geçtiğimiz Nisan ayında Brüksel’de yapılan Kutsal Ateş (”Holy Fire”) sergisi işlemsel ve ağlı sanat çevrelerinde büyük tartışmalara yol açtı. Küratörlüğünü Yves Bernard ve Domenico Quaranta‘nın yaptığı sergi “yeni medya sanatı” denilen şeyin “zamanımızın sanatı”ndan başka bir şey olmadığı, ve yazılım/donanım kullanarak günümüz hakkında konuşan işlerin maddiyat-dışılık iddialarına rağmen sanat pazarına çoktan girmiş olduğunu öneriyordu.

coverweb1IMAL‘de yapılan Kutsal Ateş sergisi yazılım-donanım-ağ teknolojileri ile üretilmiş ve sadece daha önce alınıp-satılmış eserler içeriyordu. Sanatçılar arasında, çoğu bir zamanlar bu sanat endüstrisinin dışında çalışmış gözüken Alexei Shulgin, Vuc Cosic, JODI, 0100101110101101.org, Olia Lialina, Mark Napier gibi isimleri görebiliyoruz. Sergi hem sanat pazarında yeralan bu sanatçıların işlerini bir araya getirmesiyle hem de bunları “yeni medya sanatı” diye ifade etmesiyle büyük tartışmalara yol açtı. Daha sergi açılmadan Rhizome.org forumlarında “Sanatın Yeniden Maddeleştirilmesi” (”The Rematerialization of Art”) başlığı altında bir tartışma açıldı. Bir başka tartışma da Patrick Lichty’nin blog yazısı, “yeni medya” teriminin neden hala kullanılıyor olduğu üzerine yaptığı ayrıntılı eleştiri üzerine başladı. Internet sanatçısı ve eleştirmen Tom Moody hem kendi blogunda yazarak hem Rhizome yorumlarına katılarak ortamı hareketlendirdi. Bu tür sanat eserlerinin maddesizleşmesi / tekrardan maddileşmesi tartışmaların odak noktasıydı.

Kutsal Ateş sergisiyle küratörler şu üç savı iddia ettiler:

Zamanımızın sanatı
Kutsal Ateş sergisindeki işler “yeni medya sanatı” değil, basitçe bu yaşadığımız zamanın sanatıdır. Bu işler kurumsal veya ticari kimliklerden kendini ayıran, hayali kimlikler yaratan, yazılımları ve oyunları kendine uyduran, online ve offline toplulukların içine sızan, varolan araçları altüst eden veya kendininkini yaratan, işlemselliğin ve bilişimin estetitiğini araştıran; özetle bu yaşadığımız dünya hakkında konuşan sanat yapmak için bilgisayar yazılımları ve donanımları kullanan işlerdir.

Koleksiyonluk sanat işleri
Kutsal Ateş muhtemelen hali hazırda sanat pazarında bulunmuş sadece koleksiyonluk yeni medya sanatı gösteren ilk sergi. Kutsal Ateş çağdaş teknolojilerle yapılmış ve koleksiyonluk günümüz sanat işlerini sunar.

Yeni bir ekonomi
Sanat pazarı yeni medya sanatçıları için yeni gelir kaynakları öneriyor. Şu zamana kadar bu kaynaklar devletten ve kurumlardan verilen komisyonlarla sınırlı olmuştur. Bir sanat pazarı sanatçılar ve sanat tüketicileri arasındaki doğrudan ilişkilerle yeni bir ekonomi geliştirilmesini sağlar; sanatçının sosyal rolünü ve kitlesel tüketim için üretilmiş dijital ürünlerden başka şeylere bakan kişileri onaylar.


Reface [Portrait Sequencer], Golan Levin ve Zachary Lieberman, 2006

Rhizome forumundaki Kutsal Ateş tartışmasının sonunda internet sanatı gibi maddeleşemeyen işleri de almak isteyen koleksiyoncu Jeremy Levine Internet sanatı toplarken şu kurallara uymayı teklif etti:

Teklif 1: Internet sanatına “sahip olmak” barındırma sorumluluğu getirir. Internet’te bir internet sanat işine sahip olmak patronluk yapmak olur.

Teklif 2: Koleksiyon “ya yay ya öl” ilkesine dayanmalı. Koleksiyoncu işi immaterial yapma işlemine dahil olmalı.

Teklif 3: Internet sanatı sahibi olmak korumak, emülasyonunu yapmak, ve dökümante etmek anlamına gelir.

Bu son madde özellikle önemli, çünkü daha önce bu yorumlarda bahsi geçtiği gibi bugünün teknolojisyle üretilmiş bir iş yarının teknolojisiyle çalışmayabilir. Bunun en iyi örneği eski bilgisayar oyunları. Çoğu bugün çalışmıyor, ancak bazılarını –Atari, Amiga, vb.– özel geliştirilen emülatörler sayesine bugün de aynı kailtede çalıştırabiliyoruz.


Psych|OS, UBERMORGEN, 2006

Internet’de radikal sistemler geliştiren ve aktivist etkinlikler yapan sanat kolektifi UBERMORGEN sergiye Psych|OS serisiyle katıldı. Psych|OS Hans Bernhard’ın 2002 yılında 10 yıllık internet ve teknolojik aktivizm mücadelesinden sonra sayısal ağların beynindeki biyolojik ağlara verdiği etki sonucu yattığı akıl hatenesindeki günlerini belgeliyor. Serginin küratörü Domenico Quaranta Psych|OS hakkında yazmıştı 2006 yılında yayınlanan bir katalog için.


Dimension (With Elements of Web 2.0), Olia LIALINA ve Dragan ESPENSCHIED, 2006

Rhizome forumunda bu tür yeni medya sanatı galeride gösterilir mi, niye gösterilmeli soruları etrafında dönen tartışmada önemli bir çözülme sergiye katılan sanatçılardan Olia Lialina kendi beyanından bir parçayı yazdığında yaşandı:

“Geçmişte sanatçı olarak insanlarla sadece kendi kişisel bilgisyarları önünden iletişim kurmak anlamlıydı, bugün kolayca galeri ziyaretçileriyle iletişim kurmayı düşünebiliyorum çünkü çoğunlukla daha yeni bilgisayarlarının başından kalkıp galeriye gelmiş olacaklar. Fikirleri şakaları anlamak için medyum hakkında yeterli deneyim ve anlayışa sahipler, ve işlerden keyif alıp satın alabilirler.”

mattes_monument
Project for the fake Nike Monument in Karlsplatz, Eva ve Franco MATTES aka 0100101110101101.ORG, 2003-2004

Eva ve Franco MATTES ikilisinin işlerinde mottosu “minimum emekle en büyük görünürlük”. Yukarıda görülen Nikeground projesi bu niyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu işte görülebilecek kapitalizm karşıtlığı sanatçıların duruşundan kaynaklanıyor. Aynı duruş “AdWords Happening” (2002) işiyle Christophe Bruno’da ve Ticari Protesto işiyle Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV’de de görülüyor.

Şu anda Internet’le bağlanmış, küresel politik stratejilerle örülmüş, bilişim sistemleriyle denetlenen bu sayısal zamanlarda geçerli yaratıcı ifade artık sadece resim, fotoğraf, video, heykel gibi statik medya türleriyle ve bu medyalar üzerinden geliştirilen stratejilerle değil, Kutsal Ateş sergisinde örneklerini gördüğümüz sanatçıların kullandıkları dinamik sistemler ve uyguladıkları yeni stratejilerle gerçekleştirliyor. Kutsal Ateş sergisi sayısal veya değil eğer bu sanatçıların stratejilerini ortaya koyuyursa, bu günümüz sanatını ve kültürünü anlamak adına bir gelişmedir.

* Tepedeki görsel Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV, “Ticari Protesto”, 2007

* Bu yazı Ali Miharbi ve Burak Arıkan tarafından beraber yazılmıştır.

Ali Miharbi | February 26th, 2008

Etkileşimli Sanat için Sınıflandırmalar

Birçok sanatçı haklı olarak sınıflandırılmaktan hoşlanmasa da, kategorilere yerleştirilmenin eserlerinin yanlış anlaşılmasına, yüzeyselleşmesine, önemsiz bir benzerlik yüzünden alakası olmayan başka işlerle birlikte anılmasına yol açtığını söylese de, gerek arşivleme gereksinimi, gerek araştırma yaparken uzun listeler içinde gezinebilme ihtiyacı, gerek kitap veya sunum hazırlarken bilgiyi bir yapıya oturtmanın pratikliği nedeniyle kategorileme ve sınıflandırma sistemlerine hala başvurulmaya devam ediliyor. Bu konuda çok sayıda değişik yöntem var ve çoğunda esnek olunmaya çalışılıyor. Bunlardan en son rastladığım, Ludwig Boltzmann Institute Media.Art.Research tarafından başlatılan, Prix Ars Electronica 2008 için yapılan başvurularda kullanılan anahtar sözcüklerin ışığında geliştirilmeye devam edilen, birbirinden bağımsız ve iç içe geçebilir başlıklardan oluşan Taxonomies of Media Art:

Sanat eserinin biçimi

enstalasyon
heykel
nesne
performans
yazılım

Sanat eserinin sahası

tek başına
kamusal alan
bağımsız alanlar
ağlı yapılar
sanal dünyalar (Second Life gibi)

Etkileşim ortakları

insan<>insan (sanatçı etkileşimi)
insan<>insan (izleyici etkileşimi)
insan<>bilgisayar
bilgisayar<>bilgisayar
bilgisayar<> harici dijital veri
bilgisayar<> dış ortam
bilgisayar<>analog aygıtlar

İzleyicinin (icracının) yaptığı

gözlemlemek
araştırmak
harekete geçirmek
kumanda etmek
seçmek
içinde gezinmek
katılmak
iz bırakmak
yaratım sürecine katkıda bulunmak
bilgi alışverişinde bulunmak

İşin (projenin) yaptığı

gözetlemek
araç görevi görmek
anlatmak, öykülendirmek
belgelemek
algıyı genişletmek
bir oyun önermek
iletişim sağlamak
görsellemek
ses üretmek
dönüştürmek
depolamak
işlemek
aracılık etmek

Medya

video
bilgisayar grafiği/animasyon
sabit görüntü
projeksiyon
monitör/ekran
3D
ses elektroniği
kulaklık
hoparlör
yayın (radyo/TV)
cep telefonu
el cihazları
mikrofon
RFID
motor (sibernetik, robotik, vs.)

İşlem Teknolojisi

hareket yakalama
görüntü yakalama
ses tanıma
metin tanıma
chroma anahtarlaması
bio-feedback

Slogan

mekansal medya
genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
her an her yerde hesaplama
sanal gerçeklik
televarlık
yapay zeka
low-tech
medya arkeolojisi
etkileşimli sinema
her an her yerde oynanabilir oyun
giyilebilir bilgisayarlar
sibernetik
kinetik
robotik

Konu

yapay zeka
yapay yaşam
biyografiler
veri işleme
ekonomik sistemler
çevre
günlük sorunlar
evrim
genetik
kitlesel medya
medya
çevrimiçi dünyalar
politika
din
göç
sosyal ilişkiler
mahremiyet

Bundan daha genel bir sınıflandırma da Christiane Paul’un Digital Art kitabında kullandığı yapı:

Dijital Teknolojilerin Araç Olarak Kullanımı

Dijital fotoğraf ve baskı
Dijital teknolojilerle heykel

Dijital Teknolojilerin Mecra Olarak Kullanımı

Enstalasyon
Film, video, animasyon
Internet sanatı ve göçebe ağlar
Yazılım sanatı
Sanal gerçeklik ve genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
Ses ve müzik

Dijital Sanatta Temalar

Yapay Yaşam
Yapay Zeka
Televarlık, telematik, telerobotik
Beden ve kimlik
Veritabanları, veri görsellemesi ve eşleştirmesi
Metin ve öyküleme ortamları
Oyun
Taktiksel medya, aktivizm, hacktivizm
Geleceğin teknolojileri

Son olarak da Burak Arıkan ile geçtiğimiz Kasım ayında Aksanat’ta yaptığımız İşlemsel Sanatlar Sunumu‘nda kullandığımız pratik sınıflandırma ile yazıyı bitireyim:

Algoritmik Sistemler: Bilgi İşlem Teknolojileriyle İfade

  • İşlemsel üretilen nesneler
  • İşlemsel çalışan sistemler

Sistemden Karmaşaya: İnternet ve Ağlı İletişim Sistemleri Üzerinden İfade

  • Ağda temsil
  • Ağda eylem

Ali Miharbi | January 25th, 2008

Cepler Sonuna Kadar Açık

mypocket-graph.png

Burak Arıkan’ın Turbulence tarafından desteklenen, finans ağları, kendi günlük yaşamı ve bilgisayar ağlarını buluşturduğu yeni projesi MYPOCKET yayımlandı. MYPOCKET, finansal kayıtların bir yandan bizim için mahrem bilgiler olmasını, diğer yandan da çeşitli kuruluşlarca pazarlama verisi toplamak amacıyla veya finansal anlamda güvenilirliğimizin analiz edilmesi için kullanılmasını birer çıkış noktası olarak almış. Burak, son iki yıldır elektronik olarak kayıtlara geçen ne kadar finansal bilgi varsa bunları toplayan, arşivleyen ve gelecekteki harcamaları analiz eden, başka bir deyişle ağda yaşayan ve geleceği öngören bir yazılım geliştirmiş. Bu analizler bir yandan gelecekteki harcamalar hakkında tahminler yürütürken, diğer yandan da bu analizlerin değerlendirilmesi yoluyla sanatçının yaşamına etki ederek gelecekteki harcama alışkanlıklarında da değişiklikler yaratabiliyor, böylelikle iki yönlü bir etkileşim sunuyor.

 

interfaces.jpg

 

MYPOCKET, günümüzün tekno-kültürel ortamından esinlenerek, kendisini 3 değişik arayüz üzerinden gösteriyor:

 

  1. Banka İşlemleri RSS beslemesi: Internet’te en yaygın kullanılan RSS haber yayımlama formatı binlerce kaynaktan sürekli akan bir bilgi seline bağlanmamızı sağlar. MYPOCKET Burak’ın günlük alışverişlerine RSS okuyucunuzdan tıpkı haberleri takip ettiğiniz gibi takip edebilmenize imkan veriyor. Böylece erişilebilirliği arttırarak açıklığın altını çiziyor.
  2. Banka İşlemleri Ağı: Bir sonraki alışverişleri tahmin etmek için iki yıllık alışverişlerin birbirleriyle olan ilişkisine bakılıyor. Ortak alışveriş kategorileri, ortak haftanın günü ve aynı haftası gibi noktalardan kurulan ilişkiler zaman içinde gelişiyor. Banka İşlemleri Ağı ile bu dinamik ilişkilerin tümüne bir anda, yani henüz işlenmemiş bir mantık örgüsüne bakıyoruz.
  3. Tahmin Edilmiş Nesneler: Kasıtlı bir analiz sonucunda gelecekte olacağı tahmin edilen bir olayın gerçekleştikten sonraki fiziksel kanıtları. Yaşamın yan ürünleri. MYPOCKET projesinde Burak banka kartıyla yaptığı alışverişlerin fişlerini saklıyor, ve tahmin edilenleri “tahmin edilmiştir” diye işaretliyor. Bu fişler hem yapılan alışverişin bilgilerini içerdiği için hem de varlıkları önceden bilinmiş oldukları için birer eşsiz nesne oluyor.

 

Burada ilginç bulduğum noktalardan biri, daha önce pek çok sanatçının kullanmış olduğu gözetlenme olgusunun özel bir alanına, finansal verilere bakması. Özellikle 11 Eylül’den sonra Batı’da artan güvenlik önlemlerinin özgürlükleri kısıtlamasına dikkat çeken birçok sanatçı bunu vurgulamak için çeşitli yöntemler kullanmışlardı. Bunlardan en can alıcısı Hasan Elahi‘nin FBI’a vermesi gereken raporu canlı bir GPS verisi izleme projesi haline getirmesi idi. Bu projede ise takip edilme ne üstten gelen bir otoritenin güvenliği artırma amacıyla ne de bunu yayarak eğlence haline getirmekle ilgili. Burada söz konusu olan, bankalar tarafından zaten sürekli olarak takip edilen harcamalarımız. İlk bakışta sadece birer veri akışından ibaret, amacı ne yeryüzündeki koordinatlarımızı vermek ne de nasıl bir insan olduğumuzu belirlemek. Ancak bu veriler yeterince toplandığı ve istisnasız olarak her harcama bir veri akışıyla Internet’ten yayımlandığı zaman bunun aslında mahrem bir bilgi olduğunu ve bankalarda toplanma amacının çok ötesinde kullanılabileceğini daha iyi görebiliyoruz.

 

mypocket-graph-2.jpg

Banka işlemlerinin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin görsellemesi. İki işlem arasında bağlantı oluşması için ya aynı kategoride olmaları, ya haftanın aynı gününde gerçekleşmiş olmaları, ya da ayın aynı haftasında gerçekleşmiş olmaları gerekiyor. Çizgi kalınlıkları bağlantının iki ucundaki harcamaların toplamını gösteriyor.

 

Diğer bir can alıcı nokta da, bu verilerle yapılan tahminler ve sanatçı-yazılım arasındaki iki yönlü adaptasyon. Popüler kültürde de BBG gibi TV programlarında gözetlenmenin insanlar üzerindeki yapaylaştırıcı etkisini, hayatı izlenen televizyondan izlenen kişinin gerçek hayatı ile rol oynama eyleminin iç içe girdiğini görmüştük. Burada, içinde rol oynanan kontrollü bir ortamdan söz edemesek de ve yayımlanan veri yaşamın sadece kısıtlı bir alanına dahil olsa da, bu aslında yaşamın kolaylıkla sayısallaştırabilir bir kesiti üzerinde yoğunlaşmamızı ve etkilerini daha ayrıntılı bir şekilde görmemizi sağlıyor. TV sinyalleri yerine Internet üzerinden banka ve kredi kartı işlemlerini RSS akışları bize bilgileri anında ulaştırırken, Internet’in etkileşimli yapısına da uygun olarak bu akışın tek yönlü olmadığının bilinci ile geleceğe dair tahminler de veriyor, bugün Amazon benzeri birçok alışveriş sitesinde bize yapılan “Daha önce şu ürünü almışsınız, o halde bu ürünü de beğenebilirsiniz” tarzında tavsiyeler veya kredi kartı şirketlerinin yaptıkları puanlandırmalar gibi… Bu tahminlerin, insan davranışının karmaşası nedeniyle ne kadarının sonucu etkilemeden nesnel olarak dışarıdan yapıldığı; ne kadarının, parçacık fiziğinde ölçüm eyleminin ölçülen ile aynı ölçekte gerçekleşmesi nedeniyle ölçüm sonucunu etkilemesine benzer şekilde, sanatçının finansal kaderini önceden çizdiği meçhul. Burak, belki de işin bu yönüne vurgu yapmak, halkayı tamamlamak için doğru tahmin edilen harcamaların fişlerini işaretleyerek tüm bu fiziksel-ağlı-işlemsel performansın yanında, henüz oluşmamış olan nesnelerin adeta anılarını önceden oluşturup, sonradan gerçekleştikleri takdirde onları da birer hazıryapım nesne (veya tahmin edilmiş nesne) olarak işin içine katıyor. Böylece gelecek sadece tahmin edilmiş değil, aynı zamanda da maddeleştirilmiş oluyor; bu da insanların alışveriş alışkanlıklarının izlenmesi yoluyla yapılan tahminlerin doğrudan ekonomik değeri olduğu bu zamanları gayet iyi yansıtıyor.

 

Proje adresi: http://transition.turbulence.org/Works/mypocket

 

Cenk Dölek | September 25th, 2007

İnternet Yasağı Nasıl Aşılır?

Güncelleme: Yazalı epey zaman geçmiş, bu linke ulaşan okuyucularımız için hızlı ve denenmiş bir yöntemi kısaca yazının başına ekleyeyim dedim.

Güncelleme2: M. Serdar Kuzuloğlu tarafından yazılmış, “hosts” çözümünü de içeren güzel ve detaylı bir yazı, commentlere de mutlaka göz atın.

Çabuk yoldan bilgisayarımı sansürden kurtarmak istiyorum, ne yapmalıyım? Bilgisayarınızın TTnet DNS sunucularını değil, http://www.opendns.com/ sunucularını kullanmasını sağlayın. (Bağlı olduğunuz ağın ayarlarından ‘Otomatik DNS sunucusu adresi al’ seçeneğini elle değiştirin. Bu ayarı router veya kablosuz ağ cihazınızın içerisinden değiştirirseniz eşi dostu da serbest bırakmış olursunuz)

Birincil (Primary DNS)      : 208.67.222.222
İkincil    (Secondary DNS) : 208.67.220.220

 


Düğümküme’de konu ile ilgili yazılmış yazılar:

Biri Bu Adamı Durdursun, Etkin Çiftçi
http://www.dugumkume.org/biri-bu-adami-durdursun

Youtube’a Türkiye’den erişim, Türk Mahkemesi Tarafından Engellendi!, Dara Kılıçoğlu
http://www.dugumkume.org/youtube-turk-mahkemesi-tarafindan-engellendi

Mahkeme Kararıyla Internet Sitesi Kapattırma Formu, Burak Arıkan
http://www.dugumkume.org/mahkeme-karariyla-internet-sitesi-kapattirma-formu

İfade Özgürlüğü Yazılımları, Ali Miharbi
http://www.dugumkume.org/ifade-ozgurlugu-yazilimlari

Sıkıysa gerekçelerinizi uluslararası platformlarda tartışın ve galip gelin, sahipleri değil biz kullanıcılar yakalım o sunucuları törenle. Her sene de kutlayalım, evet çok doğru bir karar vermişiz bilgi uzayından malum verileri atmış olmakla diyerek halay çekelim…

Ağa Türkiye topraklarından erişen arkadaşlar, aslında bu tür engellemeleri (Bu siteyi göremezsin kardeşim) ufak bir yazılım ayarı sayesinde aşabiliriz.

Şu adrese bir göz atın: http://publicproxyservers.com/

Sol tarafta gördüğünüz ‘proxy server 1′ bağına tıklayın. Karşınızda ücretsiz olarak kullanabileceğiniz, hergün güncellenen sunucular listesi var. Hem yurdumuza yakın hem de teknolojik olarak gelişkin olması muhtemel ülkelerden birini seçin.

Şimdi tek yapmanız gereken, uygun bir sunucu seçip tarayıcınızda (browser) gerekli ayarlamaları yapmak.

Firefox’da bu ayar şöyle yapılıyor:

Preferences / Advanced / Network / Settings / Http Proxy kısmına Ip adresini ve port numarasını yazacaksınız. Şimdi herhangi bir siteyi açıp kontrol edin, çalışıyorsa tamamdır.

Notlar:

  • Ücretsiz bir çözüm
  • Bu sitelerden bazıları listenin tazelenme periodu ile alakalı olarak çalışmayabilir. Başkasını deneyiverin
  • Ayarları her zaman ‘Direct Connection to the Internet’ ya da ‘Auto-Detect’ seçimleriyle geri almak mümkündür
  • Kullandığınız bir proxy bir süre sonra hizmet dışı kalabilir, kapanabilir, herşey olabilir. Başkasına geçersiniz. Bir gün Internet çalışmıyor diye paniklemeyin
  • Proxy Kullanırken anonim gezinti yaparsınız
  • Http proxy im ve benzeri uygulamaları etkilemez

Hepimize özgür gezintiler!

Cenk Dölek | May 4th, 2007

Prototip (ilkörnek) Yazılım Geliştirme

spYazılım geliştirmek artık sadece kod yazmaktan ibaret değil. Gün geçtikçe tasarımcılar mühendislik, mühendisler de tasarım bilgi ve becerilerini artırıyorlar.

Ticari bir yazılım projesinde prototip kullanılması işleri kolaylaştıracaktır. Hem profesyonelce sunumlar yapabilmek hem de ürünün karşı tarafa daha iyi ifade edilebilmesi açısından çeşitli katkıları olacak, iletişimi artıracaktır.

Bu konuda Hal Helms tarafından yazılmış bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim, orijinali (ingilizce) burada.

 

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Ali Miharbi | March 8th, 2007

İfade Özgürlüğü Yazılımları

Bir yandan Amerikan şirketleri, Internet sansürü konusunda dünyada bir numara olan Çin hükümeti için filtrelemeye yönelik yazılım projeleri geliştirirken, öte yandan buna tepki olarak bağımsız bazı oluşumlar hükümetlerin engellediği sitelerin veya koydukları filtrelerin etrafından dolaşabilecek sistemler geliştiriyorlar. Bu sistemlerin ortak özelliği Internet kullanıcısını anonimleştirmeleri ve istedikleri bilgiye proxy’ler yoluyla ulaşmalarını sağlamaları.

Anonymizer, özel kişilere ve şirketlere satılan bir yazılım iken, şimdi Çin ve diğer politik ve dini nedenlerden Internet’i sansürlenen ülkelere yazılımlarını ücretsiz vermeyi planlıyorlar.

Tor, Cambridge’li bir grup gönüllünün başlattığı bir proje. Çalışma prensibi, kullanıcıların bant genişliklerindeki boşlukları paylaşmak, böylelikle hem kullanıcılara anonimlik sağlamak hem de sansürlenen ülke kullanıcılarının içeriğe dolaylı yoldan ulaşmalarını sağlamak.

psiphon.jpg

Toronto Üniversitesi’nde GPL lisanslı Psiphon projesi de Tor’a benzer bir şekilde çalışıyor. Tor’dan ve Anonymizer’dan ve yine benzer şekilde çalışan Circumventor‘dan bir farkı, özellikle sansüre karşı başlatılmış bir girişim olması. Bu elbette yazılımın okullar gibi bazı içeriğin geçerli olabilecek nedenlerle kısıtlandığı mekanlarda kullanılmasına engel değil. Anonimlik için geliştirildiğinden, Tor; Psiphon ve Circumventor’un aksine, sansürlü ülke dışındaki birinden doğrudan yardım almadan çalışabilse de bu Tor’u IP filtreleme yoluyla daha kolay bloke edilebilir kılıyor.

İlginç olan, Tor ve Anonymizer’ın ABD hükümeti ve ordusu tarafından anonim olarak bilgi toplama ve Ortadoğu’daki askerleri ile bağlantı kurma gibi kullanımlarından ötürü destek almaları. Oysa 10 yıl kadar önce aynı şifreleme teknolojisi teröristler ve kanun kaçakları da kullanabilir korkusuyla ABD tarafından yasaklanmıştı. Şu anda şifreleme ve web’de anonim surf yapma özgürlük araçları olarak görülüyor.

tor-revealed.jpg

Anonymizer, Psiphon ve Tor kullanıcının ulaşmak istediği hedefin gizlenmesi yoluyla çalışıyor. Veriler şifrelenerek özel proxy makinalarına aktarılıyor, sansür uygulanmayan batı ülkelerinde bulunan bu proxy sunucular da içeriği kullanıcıya aktarıyor.

Bu programlar aslında sansür uygulayan ülkeler tarafından engellenemez nitelikte değil. Psiphon ve Anonymizer için hükümetler şu yöntemleri kullanabilir:

  • Hostname’i SSL sertifikasıyla uyuşmayan sitelerin bloke edilmesi (Çin’in IP güvenlik duvarından ziyade Ortadoğu’da kullanılan proxy sunucu sansürlemesi için daha uygun bir yöntem)
  • Konutlara verilen IP aralıklarına yapılan web bağlantılarının bloke edilmesi

Belli açıkları olmalarına rağmen, şu an için bu yazılımların engellenmesi için sansürcü hükümetlerce fazla bir çaba sarfedilmiş değil. Şu an için çok yaygın kullanılmadıklarından fazla önemsenmiyorlar olabilirler. Belki de, bu yazılımların fazla yaygın olmamalarında en büyük etken, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ülkelerdeki insanların, hükümetlerin sansür için gösterdikleri gerekçeleri haklı bulmaları ve sansürü kabullenmeleri.