23.02.2010

Selçuk Artut'un "A/B" Sergisi

Selçuk ARTUT – A/B Exhibition from selcukartut on Vimeo.

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi, Selçuk Artut’un “A/B” isimli bilgi çağı etkilenişli sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının anlatım ve algılama arasındaki ilişkiye odaklanan sergisi, 10 Şubat – 20 Mart 2010 tarihleri arasında açık olacak. Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi’ni, Pazar günleri hariç 10:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Selçuk Artut’un bilgi çağı etkilenişlerini yansıttığı “A/B” sergisi, sanatçının çeşitli anlatım ve algı kavramları üzerine kurguladığı yakın geçmişinden ve günümüzden birçok sanat projesini bir araya getirmekte. Sergi, ziyaretçileriyle buluşmak için gün sayıyor.

Artut, sergide yer alan eserlerine ilişkin, ” Son zamanlarda ürettiğim tüm sanatsal işlerimde hep bölünmeler ve parçalamalar hissediyorum. Tanecikleriyle algılamaya, sistemselliği bütünüyle görmeye çalışıyorum. Bu sergide de hep bölünmüşlük göreceksiniz, kareler , birimler ,sayılar, parçalar, ve parçacıklar. Bilgi çağı algımı değiştiriyor. Paketler ile iletişim kaçınılmaz, ölçülebilirlik her anımızı sorguluyor.” yorumunu yapıyor.

and 15.02.2010

TV’ye Karşı Video Sanatı, Internet’e Karşı Ağlı Sanat – I

Richard Serra, Television Delivers People (1973) Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008)
Video sanatını harekete geçiren, ilk dönem video sanatçılarını birleştiren ortak nokta, televizyon eleştirisi idi. 1967′de Sony Portapak‘ın piyasaya çıkması ile artık herkesin TV setlerinde kendi kaydettikleri görüntüleri izleyip gösterebiliyor olması, TV’nin demokratikleşmesi ve kurumsal otoritesinin zayıflatılması yönünde bir umut yaratmıştı. Zamanla bu eleştirinin televizyonun kendisi tarafından benimsenmesi, televizyona referans veren televizyon programlarının yaygınlaşmasının da etkisiyle video sanatçılarının kullandığı yöntemler ve kendi kendine atıf stratejisi etkisini yitirmiş, medya sanatı doğrudan TV eleştirisinden çok TV kültürü ile bağlantılı konulara yönelmişti.

30 yıl sonra İnternet, ilk dönemlerinde merkezi iletişimin parçalanması, imgelerin kolayca oluşturulması, kopyalanarak iletilmesi ve etkileşimlerin esnek hale gelmesi sanatçıların ilham kaynağı olurken, aynı zamanda önceki ortamların başına gelen ticarileşme ve merkezileşme eğilimi ile tedirginlik yaratıyordu. İnternet sanatının ortaya çıkmasından olgunluğa ulaşması arasında geçen zaman video sanatına göre çok daha kısa sürdü.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

09.02.2009

Alaska'yı Seviyorum

4 Ağustos 2006′da 650.000 AOL kullanıcısının arama motoruna yaptığı girdiler bir hata sonucu Internet’te bir metin dosyası olarak, AOL durumu farkedene kadar üç gün boyunca herkesin görebileceği şekilde erişime açılmış, gizlilik hakkı konusunun yanısıra ortaya çıkan kimisi korkutucu denilebilecek bilgiler nedeniyle de oldukça tartışılmıştı. Bu metin dosyası, kullanıcıların üç aylık arama verisini içeriyordu.

Lernert Engelberts & Sander Plug, 711391 no.lu AOL kullanıcısının hikayesini anlatan, I Love Alaska isminde, kısa bölümlerden oluşan bir film çektiler. Houston-Texas’ta yaşayan, gününü TV ve bilgisayar başında geçiren orta yaşlı dindar bir kadın olduğunu anladığımız kullanıcı #711391, özellikle duygularını, fikirlerini, isteklerini arama motoruna yazması veya arama yaparken özel yaşamına dair imalarda bulunmasıyla istemeden oldukça kişisel bir hikaye oluşturmuş. Bölümler Vimeo’dan izlenebiliyor.

12.09.2008

Sokaklara Tekrar Tank Çıktı

Türkiye sokaklarında tank en son 12 Eylül 1980‘de görülmüştü. 28 yıl sonra bugün Köken Ergun “TANKLOVE” performansıyla sokaklara tank çıkardı Danimarka’da. Uturn Copenhagen Quadrenniali‘nde gösterilecek performans için Köken şöyle diyor:

Normal sokakta tank görmek istedim. Tank pencerelerini önünden geçiyor [Jyderup sakinlerinin] hayatları devam ederken. Ana caddeye çıkana kadar fark etmiyorlar, sonra birden tank cazibe kazanıyor.

YouTube Türkiye’de yasaklı olduğu için video’dan görüntüler ekledim sergi fotoğrafı yanında.

24.06.2008

İstanbul'u Terkedin!

Anadoludaki depremler Beyoğlu’nda gösterime giriyor. Ahmet Atıf Akın, Gökçe Taşkan, ve Ali M. Demirel tarafından geliştirilen proje anadoludaki deprem sensörlerinden gelen verileri gerçek zamanda, sismik hareket olduğu anda, Hotel Marmara’nın tepesindeki dev ekranda gösteriyor.

Yama projesi tarafından kamusal alanda sanat gösterimleri için düzenlenen bu dev ekran bu sefer dipten derinden gelen mesajları içeriyor (bkz önceki Yama yazısı).

Açılış resepsiyonu
26 Haziran Perşembe 21:00
Büyük Londra Oteli Teras
Meşrutiyet Caddesi
Tepebaşı İstanbul

Sergi süresi:
26 Haziran – 26 Temmuz 2008 gün batımından gün ağarana kadar


Hotel Marmara Yama Ekranı, Beyoğlu, İstanbul

Sergi tanıtımı:

Yama ekranı için geliştirilen proje, Anadoludaki deprem sensörlerinden gelen verileri gerçek zamanlı bir biçimde grafiklerle şehire sunuyor ve sismik aktivitenin olduğu anda, şimdi, izlenmesine imkan veriyor.

İstanbul -kaba ve yanlış bir sayım sonucu- 12 milyonluk bir kent. Şehir Anadolu’nun kuzeyinden gelip Marmara Denizine doğru uzanan Kuzey Anadolu fay hattının oldukça yakınında kurulu. Bu fay hattı tarih boyunca defalarca ölümcül depremlere sebebiyet vermiş. Fayın güney katmanı kuzey katmanını ve İstanbul’u her yıl Arap yarım adasından Avrupa kıtasına doğru 2.5 cm (bir inç) itiyor. Bu sıkışmışlık durumu kaçınılmaz olarak bize T.C.’nin tarihinden bu yana yaşaya geldiği ikilikleri de çağrıştırıyor. Bu görüşümüz depremin doğal bir felaket olmadığı diğer doğa olayları gibi baş edilebilir bir gezegen aktivitesinin insan eliyle felakete dönüştürüldüğü gerçeğiyle destekleniyor.

Bu bağlamda deprem (gelecek ve şimdiki) ve ücra Anadolu mevkileri hem gerçek hem de metaforik birer olgu olarak bu gösterinin içeriğini oluşturmakta. fiehir ölçeğinde, sanatsal yapıtın gerçek hayatla kurduğu ikircikli ilişkiyi göz önünde bulundurarak, görsel stratejimizi de alışılageldik kentsel veri görselleştirme metodları üzerinden kurduk.

Gösteri temel olarak Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün web sitesinden ayrıştırılan, neredeyse gerçek zamanlı güncellenen bilgilerin 240×180 pixel gibi düşük çözünürlüklü bir ortam için optimize edilerek görselleştirilmesinden ibaret. Projenin Beyoğlu’nun -eski ismiyle Pera- sönmek bilmeyen parlak ışıklarına mütevazı bir katkı yapacağını bilmek bize heyecan veriyor.

Daha fazla bilgi için:
Mark Aerial Waller
yama.opening@earthlink.net
http://www.yama.com.tr

İlgili Bağlantılar

01.04.2008

NODE08 Başlıyor

Node08 Dijital Sanat Forumu Nisan’in 5inden 12sine kadar Frankfurtta 3 ayrı yerde devam edecek.
Son yıllarda sayıları gittikçe artan dijital sanat ve üretim etkinliklerinden biri olan Node08′in vurgusu yazılım ve sanat üzerine.

Sanatçıları, tasarımcıları, mimarları, ve teknolojicileri biraraya getirmek amacıyla yola çıkan festivalin bir özelligi de VVVV yazılım projesinden pek cok örnek içermesi. VVVV gerçek zamanlı video sentezi yapan bir yazılım, özellikle büyük ölçekli, izleyiciyle etkileşim içeren projelerde kullanılmak üzere geliştirilmiş.

Node08 festivali kapsamında workshoplar, sunumlar ve sergiler yer alacak. Processing’in arkasındaki beyinlerden Casey Reas‘in da katılacağı festival hakkında daha detaylı bilgi için tiklayiniz. (Bu festivalde benim de bir işim yer alacak ;))

node08

26.02.2008

Etkileşimli Sanat için Sınıflandırmalar

Birçok sanatçı haklı olarak sınıflandırılmaktan hoşlanmasa da, kategorilere yerleştirilmenin eserlerinin yanlış anlaşılmasına, yüzeyselleşmesine, önemsiz bir benzerlik yüzünden alakası olmayan başka işlerle birlikte anılmasına yol açtığını söylese de, gerek arşivleme gereksinimi, gerek araştırma yaparken uzun listeler içinde gezinebilme ihtiyacı, gerek kitap veya sunum hazırlarken bilgiyi bir yapıya oturtmanın pratikliği nedeniyle kategorileme ve sınıflandırma sistemlerine hala başvurulmaya devam ediliyor. Bu konuda çok sayıda değişik yöntem var ve çoğunda esnek olunmaya çalışılıyor. Bunlardan en son rastladığım, Ludwig Boltzmann Institute Media.Art.Research tarafından başlatılan, Prix Ars Electronica 2008 için yapılan başvurularda kullanılan anahtar sözcüklerin ışığında geliştirilmeye devam edilen, birbirinden bağımsız ve iç içe geçebilir başlıklardan oluşan Taxonomies of Media Art:

Sanat eserinin biçimi

enstalasyon
heykel
nesne
performans
yazılım

Sanat eserinin sahası

tek başına
kamusal alan
bağımsız alanlar
ağlı yapılar
sanal dünyalar (Second Life gibi)

Etkileşim ortakları

insan<>insan (sanatçı etkileşimi)
insan<>insan (izleyici etkileşimi)
insan<>bilgisayar
bilgisayar<>bilgisayar
bilgisayar<> harici dijital veri
bilgisayar<> dış ortam
bilgisayar<>analog aygıtlar

İzleyicinin (icracının) yaptığı

gözlemlemek
araştırmak
harekete geçirmek
kumanda etmek
seçmek
içinde gezinmek
katılmak
iz bırakmak
yaratım sürecine katkıda bulunmak
bilgi alışverişinde bulunmak

İşin (projenin) yaptığı

gözetlemek
araç görevi görmek
anlatmak, öykülendirmek
belgelemek
algıyı genişletmek
bir oyun önermek
iletişim sağlamak
görsellemek
ses üretmek
dönüştürmek
depolamak
işlemek
aracılık etmek

Medya

video
bilgisayar grafiği/animasyon
sabit görüntü
projeksiyon
monitör/ekran
3D
ses elektroniği
kulaklık
hoparlör
yayın (radyo/TV)
cep telefonu
el cihazları
mikrofon
RFID
motor (sibernetik, robotik, vs.)

İşlem Teknolojisi

hareket yakalama
görüntü yakalama
ses tanıma
metin tanıma
chroma anahtarlaması
bio-feedback

Slogan

mekansal medya
genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
her an her yerde hesaplama
sanal gerçeklik
televarlık
yapay zeka
low-tech
medya arkeolojisi
etkileşimli sinema
her an her yerde oynanabilir oyun
giyilebilir bilgisayarlar
sibernetik
kinetik
robotik

Konu

yapay zeka
yapay yaşam
biyografiler
veri işleme
ekonomik sistemler
çevre
günlük sorunlar
evrim
genetik
kitlesel medya
medya
çevrimiçi dünyalar
politika
din
göç
sosyal ilişkiler
mahremiyet

Bundan daha genel bir sınıflandırma da Christiane Paul’un Digital Art kitabında kullandığı yapı:

Dijital Teknolojilerin Araç Olarak Kullanımı

Dijital fotoğraf ve baskı
Dijital teknolojilerle heykel

Dijital Teknolojilerin Mecra Olarak Kullanımı

Enstalasyon
Film, video, animasyon
Internet sanatı ve göçebe ağlar
Yazılım sanatı
Sanal gerçeklik ve genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
Ses ve müzik

Dijital Sanatta Temalar

Yapay Yaşam
Yapay Zeka
Televarlık, telematik, telerobotik
Beden ve kimlik
Veritabanları, veri görsellemesi ve eşleştirmesi
Metin ve öyküleme ortamları
Oyun
Taktiksel medya, aktivizm, hacktivizm
Geleceğin teknolojileri

Son olarak da Burak Arıkan ile geçtiğimiz Kasım ayında Aksanat’ta yaptığımız İşlemsel Sanatlar Sunumu‘nda kullandığımız pratik sınıflandırma ile yazıyı bitireyim:

Algoritmik Sistemler: Bilgi İşlem Teknolojileriyle İfade

  • İşlemsel üretilen nesneler
  • İşlemsel çalışan sistemler

Sistemden Karmaşaya: İnternet ve Ağlı İletişim Sistemleri Üzerinden İfade

  • Ağda temsil
  • Ağda eylem

24.12.2007

Ekran Koruyucusu mu Video Sanatı mı?

magnet-tv

Televizyonunun dantelli örtüsü ile bilgisayarın ekran koruyucusu kültürel açıdan birbirlerine benzer. İkisi de öncelikle cihazı koruma amaçlı, yani televizyona toz konmasın veya bilgisayar ekranı yanmasın –sürekli aynı görüntü olursa parlak ışıklar ekranı yakar– diye kullanılır. Ancak bu iki amaçdan daha da önemlisi koruyucuların biçimidir. Koruyucunun “güzel” bir dantel veya “ilginç” bir ekran koruyucusu olması istenir. Halbuki koruyucular sadece biz ekrana bakmazken varlık gösterirler. O halde görmeyeceğimiz bir biçim konusunda neden seçiciyiz? Nerden gelir bu bakmayacağımız şeyleri süsleme arzusu?

Bu yazının geri kalanını okuyun »

30.04.2007

Yama

yama.jpg

Bu aksam arkadaşım Minas’ın evinin terasındaki harika mangal aktivitesi sırasında tanışma fırsatı bulduğum Sylvia Kouvalis hanım ile yaptığımız kısa tanışma konuşması sırasında bana ilgimi çeken Yama adlı projesinden biraz bahsetti. Yama projesi basitçe, Marmara Pera Oteli’nin tepesine yerleştirilen 6 metreye 9 metrelik ekranın bir kamusal sanat mekanı olarak kullanılması üzerine bir proje. Bu mekanın küratörlüğünü Sylvia Kouvalis yapıyor.

Hatırlarsanız bundan bir süre önce dügümküme’de arikan’ın konu ile ilgili, Kamusal Alanda Dijital Sanat Gösterimi başlıklı bir yazısına yer vermiştik. O yazıda Cambridge Massachusetts’deydik. Bu sefer Istanbul, Beyoğlundayız… Ben Yama’da gösterilen işleri merak ettiğim için ilk firsatta gidip bakmak istiyorum. Size küçük bir tüyo veriyim; havalar güzelleşinde Büyük Londra otelinin terası harika oluyor. Otelin terasında ucuza güzel Martini içip, Marmara Pera’nın Yama’sında gösterilen işleri seyredebilirsiniz. Eğer Martini sevmiyorsanız barmen ile konuşup anlaşabilirsiniz.

30.08.2005

H E H E

H E H E

Kinetik heykelleri, etkilesimli mekanlari, cesitli dinamik yerlestirmeleri ile HEHE guncel sanat/teknoloji isleri ureten gruplardan biri. Daha fazla bilgi icin hehe.org adresindeki ‘text’ adli dugmeye tiklayin.