12.07.2008

Dijital Bölünmüşlüğün Yeni Halleri

Dijital bölünmüşlük, teknolojiye erişimi olmayanlar ile bu yaşam tarzından faydalananlar arasındaki sosyal mesafe olarak tanımlanıyor pek çok kaynakta. Çoğunlukla bireyler düzeyinde vuku bulan dijital bölünmüşlüğün iş hayatına yansımaları da sosyal bir odaktan ziyade ekonomik anlamlar taşıyor.

Avaya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya ve İspanya’dan toplam 3000 kişilik bir çalışan örneklemi kullanarak “Avrupa ve Rusya’da Esnek Çalışma” raporunu yayınladı. Buna göre şirketlerin %17′si çalışanlarına esnek çalışma saatleri sunuyor. İngiltere’de bu oran %22′ye kadar çıkabiliyor.

Ankete katılan çalışanların %78′i kendilerine esnek çalışma saatleri sunulması koşulu ile hiç düşünmeden mevcut işlerinden ayrılabileceklerini, %94′ü ise bu olanağı zaten kendi işverenlerinin sunması gerektiğini söylüyor.

Peki bu ne anlama geliyor?

Maaşını elden alan, mesai saatlerinde fatura ödemek için dahi işyerinden ayrılamayan bir çalışan ile uzaktan çalışıp bir yandan ailesi ve arkadaşlarına vakit ayırabilen sosyal bir çalışanın verimlilikleri arasında ciddi farklar var. Esnek çalışma saatleri bunu sürdürebilecek alt yapısı olan şirketler için önemli kazançlar sağlıyor. Örneğin her çalışana merkezi bir iş alanı sunmak zorunda kalmıyor bu şirletler. Veya tam zamanlı bir çalışan yerine esnek 3 çalışan kullanıp daha nitelikli işler üretebiliyorlar. Elbete bu altyapıyı ülkemiz iş etkinliğinin en az 50%’sini oluşturan mikro ölçekteki kobilerin sunması mümkün değil. Zaten Avaya araştırmasında da daha çok büyük ölçekli şirketlerin esnek çalışma saatleri sunabildiği belirtiliyor.

İşte bu yüzden Basecamp ve GoogleApps gibi verimlilik araçları giderek önem kazanıyor. Micro ölçekteki çalışma grupları ve KOBİ’ler hem çalışanları hem de müşterileri ile web hatta mobil ortamda dahi çok düşük maliyetlerle iletişim kurabiliyor, iş yapabiliyor.

Kaynak: http://www.usabilitynews.com/news/article4799.asp

14.02.2007

Sadece Web Tarayıcısı Çalıştıran Bilgisayarlar Devri

Bugün Mac’den Windows’a veya Windows’dan Linux’a geçmek üç beş yıl öncesine göre çok daha kolay. Eskiden bu işletim sistemleri arasında dosya uyumsuzlukları olurdu. Şimdilerde bir çok program her üç platformda da çalışıyor, yani geçmek için sadece kişisel dosyalarınızı transfer etmeniz yeterli. Hatta bazen bir şey taşımadan sadece geçmeniz bile yeterli olabiliyor. Çünkü giderek kişisel dosyalarımızı Internet üzerinde çalışan servislerde (Gmail, Yahoo servisleri, WordPress, Bloglines, online ofis servisleri, Flickr, Youtube vs.) tutuyoruz.

Automattic‘in (WordPress) CEO’su Toni Schneider geçenlerde yazdığı “The Firefox Computer” yazısında kullandığı iki farklı makina (evde PC yolda Mac) arasında tek önemsediği şeyin web tarayıcısı Firefox çalışıp çalışmadığı olduğunu söylüyor. Bu durumda tek ihtiyacı olan şeyin bir Firefox Bilgisayarı olduğunu ekliyor. “Zaten her işi tarayıcıdan yapıyorsak başka programa ne gerek var, sadece web tarayıcısı çalıştıran bir bilgisayar yeterli olur” bakışı Internet’i platform olarak kabul eden yazılım-servis (web2.0) akımının önemli bir göstergesi.

Nicholas Negroponte’nin başlattığı $100 Laptop bu akımın içine doğmuş bir projedir. Çoğu yazılım servis olarak Internet’te ise çok temel programları çalıştırabilen Internet bağlantılı ucuz bir bilgisayar bir çok kişinin ihtiyacını görebilir. Bu ve benzeri web tarayıcılı ucuz bilgisayarlar dünyaya milyonlarca yeni Internet kullanıcı yaratcaktır ve tabi küresel boyutta tüketim hızlanacaktır.