Burak Arikan 18.11.2008

Google iPhone Sesli Arama Uygulaması Çıktı (Ya Türkçesi?)

Bugün Google iPhone sesli arama uygulamasını çıkardı. Uygulamayı kurduktan sonra hiç bir düğmeye dokunmadan telefonu kulağınıza götürüp mesela “boğaz köprüsü fotoğrafları” dediğinizde karşınıza boğaz köprüsünden fotoğraflar geliyor Google arama sonucu olarak. Arama işlemi konuşmayı tamamladığınızda otomatik olarak geçekleşiyor ve ekrana bakana kadar sonuçlar gelmiş oluyor (hızlı internet varsa). Ayrıca sesli arama GPS yer bulma sayesinde bulunduğunuz şehre özel yapılıyor, mesela sinema saatleri aradığınızda İzmir’de faklı İstanbul’da farklı ilgili sonuçlar karşınıza çıkıyor.


Google Mobile App’i buraya tıklayarak kurabilirsiniz.

Sesli arama aslında bir uygulama paketi olan Google Mobile App‘ın parçası. Telefonunuza yüklediğinizde içinde başka faydalı özellikleri göreceksiniz, mesela ekran klavyesi kullanırken aklıllı tamamlama, kısa yollar ve geçmiş aramaları gösterme, ve kullanıma göre arama tavsiyeleri yapabiliyor.

Türkçesi var mı?

Şu anda sadece İngilizce çalışıyor, hatta sadece Kuzey Amerika aksanını tanıyabiliyor. Bizzat denedim, sesli aradım “pictures of bosphorus” diye, köprü cami boğaz fotoğrafları çıktı. Türkiye’den de aramalarınızı İngilizce telaffuz edebilidiğiniz sürece sistem gayet iyi çalışacaktır.

Türkçe ses tanıma yazılımları da var bildiğimiz ancak, bunları geliştiren şirketlerden ne yaratıcı bir iş görebildik ne de bu şirketler sistemlerini açtılar soranlara (iki yıl kadar önce ısrarla sormuştum). Mesela bugün GVZ Ses Teknolojileri tarafından geliştirilen bir ses sentezleme yazılımı –ve sonra Koç tarafından satın alınan– pek çok telefonlu müşteri hizmetinde kullanılıyor Türkiye’de. Neden Türkçe tanıyan bir iPhone app yapılmasın hemen yarın?

Sesli arama nasıl çalışıyor?

Uygulama sorunuzu bir ses dosyası olarak kaydedip Google sunucusuna gönderiyor. Dosya Google ses işleme uygulaması tarafından çözülüyor, içindeki anahtar sözcükler aratılıyor, ve sonuçlar size geri yollanıyor.

Aslında Google 1-800-GOOG-411 telefon rehberi servisini bir süredir bedava işletiyordu. Bu servisi kullananlardan topladığı ses kayıtlarıyla ses işleme algoritmalarını iyileştiriyordu. Şimdi bu sistemin ilk ürününü çıkarmış oldu.

Böylece Google artık sadece yazdıklarınıza değil söylediklerinize de sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Yani biz iPhone üzerinden ses araması yapıp gelen sonuçları doğruladıkça Google’ın ses işleme sistemi daha da gelişecek. Bizler bedava kullandığımız servis karşılığı sesimizi ve aklımızı (doğrulama ve konuşma) veriyor olucaz, ama bu verilerimizin bedelini kendimiz değil Google belirliyor olacak. Bu konuda daha fazla öğrenmek isterseniz bkz http://userlabor.org

Diğer telefonlarda sesli arama olacak mı?

Bu sorunun cevabını Google mobil ürünler sayfasında çok net görebilirsiniz, şu aşağıdaki sıralamaya bakmanız yeterli…

Burak Arikan 21.03.2008

Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişilikleri İçin Tasarımlar

designnoir.jpg

Önümüzdeki salı günü (25 Mart) İstanbul çağımızın en geçerli tasarımcısı ve araştırmacılarından Fiona Raby’i ağırlıyor. Fiona Raby eleştirel tasarım akımının öncülerindendir. Eleştirel tasarım sadece bir probleme çözüm bulan değil bulduğu çözümle yeni sorular sorduran bir tasarım etkinliğidir. Anthony Dunne ve Fiona Raby çifti alışılagelmiş “tasarım çözüm bulur sanat soru sorar” ayrımını değiştirip soru da sorabilen tasarım anlayışına yer açtılar.

Herhangi bir tasarım veya sanat alanıyla uğraşıyorsanız bu konuşmaya mutlaka gitmelisiniz. Ben ilk defa 2002 yılında MIT Mimarlık Bölümü’nde yaptıkları bir sunumda dinlemiştim Raby ve Dunne çiftini. O günler “Design Noir” (Kara Tasarım) kitabını yeni çıkardıkları günlerdi. Henüz Londra’da Royal College of Art Interaction Design (Etkileşim Tasarımı) bölümünde ders veriyorlardı. Sonra bölümün başına geçtiler ve bölümü “Tasarım Etkileşimleri” olarak değiştirdiler. Son beş yıldır hem kendileri hem yetiştirdileri öğrenciler dünyanın dört bir yanında soru soran tasarımlarla öne çıkmaya başladılar (son sergiden fotoğraflar).

Bugün Raby ve Dunne çifti eleştirel tasarım anlayışını dünyaya daha hızlı yayıyorlar. Bu konuşmada Fiona Raby’nin anlatacakları son derece kafa açıcı olacaktır. Bu konuşmadan sonra Türkiye’de yaşadığımız uç durumlar için eleştirel tasarımlar yapabileceğinizi düşünün. Bu uç durumlar bazen dünyada eşi benzeri görülmeyen sadece Türkiye’ye özel politik ve sosyal durumlar (türban ve insan hakları çelişkisi, Ergenekon şebekesi), bazen Uganda veya Şili’de de daha önce yaşanmış stratejilerin parçası olarak CIA güdümlü kurban edilmiş toplumun (Soğuk Savaş, Kontgerilla, Irak İstilası, Sinir Ötesi Operasyon) yaşadığı dramalar, bazen yaşanan doğal, ekonomik, veya politik felaketler sonrası şok olan toplumun sömürülmesi (12 Eylül, banka özelleştirmeleri, deprem sonrası) üzerine girdiğimiz durumlar olabiliyor. Bu uç durumlar bizi hem tedirgin ediyor hem kırılgan yapıyor hem de kızdırıyor.

robots-dunne-raby.jpg
Belçika’da Z33 Galerisi’nde “Eleştirel Tasarımı Tasarlamak” sergisinde Robots yerleştirmesi (fotoğraf Kristof Vrancken).

Fiona Raby İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde “Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişiliklerine Tasarımlar” başlıklı bir konuşma yapacak. Konuşma, İTÜ Mimarlık Fakültesi (Taşkışla) 109 numaralı salonda, saat 17:30′da düzenlenecek.

Daha önce Düğümküme’de Tasarım Etkileşimleri ve Para Getiren – Ses Getiren İş Dengesi başlıklı iki yazıda Anthony Dunne ve Fiona Raby çiftinin özellikle yeni tasarım eğitimi alanında yaptıklarından bahsetmiştik.

Garanti Galeri’nin email ile gönderdiği duyuru:

fiona.jpg “Disiplinlerötesi” Konferans Dizisi – 4:
Fiona Raby “Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişiliklerine Tasarımlar”

25 Mart, Salı, 17:30
İTÜ Mimarlık Fakültesi (Taşkışla) Salon 109

Konferans İngilizce’dir, simultane çeviri vardır.

Fiona Raby’e göre: “Tasarımcılar, hiç düşünmeksizin geleceğe yönelik bir iyimserlik beslerler. Otomatik olarak tasarladıklarının tarafsız ve kesinlikle iyi olduğunu varsayarlar. Tasarım ve mimarlığın rolünün ‘dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek’ olduğuna dair iyice yerleşmiş bir ideoloji vardır. Peki, tasarımcılar kendi çelişkilerini, kendi tutarsızlıklarını bile bile, böyle derinden kusurlu bir insanlık halini nasıl olup da yüceltebiliyorlar?”

Dunne&Raby: Anthony Dunne ve Fiona Raby, ürün ve hizmetleri, bir tartışma ve müzakere ortamı oluşturmak için araç olarak kullanıyorlar. Tasarımcılar, tasarım endüstrisi ve kamu arasında oluşturmaya çalıştıkları bu ortam, yeni teknolojilerin toplumsal, etik ve kültürel etkileri üzerine yoğunlaşıyor. Dunne&Raby çoğu projesinde endüstriyel araştırma laboratuvarları ve akademik/kültürel kurumlarla işbirliğine gitmiştir.

Dunne ve Raby’nin son zamanlarda ürettiği çok sayıda proje var. “Placebo” (2001) evlerimizdeki elektromanyetik alanlar üzerinden zihinsel sağlığı araştıran bir elektronik nesneler koleksiyonudur. Centre Pompidou için hazırlanan “Evidence Dolls” (Kanıt Bebekler, 2005) çalışmasının da içinde bulunduğu “Consuming Monsters: Big, Perfect, Infectious” (Tüketen Canavarlar: Büyük, Mükemmel, Bulaşıcı, 2002-) projesi, farklı biyoteknolojik geleceklere yönelik tartışmada tasarımın rolünü araştırıyor. “Designs for Fragile Personalities in Anxious Times” (Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişiliklerine Tasarımlar) insanlara çelişkileri, karmaşaları ve psikolojik kusurları ile birlikte değer verir. “Do you want to replace the existing ‘normal’?” (Varolan ‘normal’i değiştirmek ister misin?) isimli son projeleri, bu düşünce biçimini ürün tasarımı dünyasına taşıyor. Bu proje, 2007′de Z33 için yapılan “Technological Dreams Series: no 1 Robot” (Teknolojik Rüyalar Serisi: no 1 Robot) ile birlikte şu anda MoMA New York’taki “Design and the Elastic Mind” (Tasarım ve Elastik Zeka) isimli sergide yer almaktadır.

http://www.dunneandraby.co.uk

* Yazının başındaki fotoğraf Design Noir kitabından alınmıştır.

Burak Arikan 02.03.2008

Sosyal Akım Uygulamaları

sosyal-akim-uygulamalari.jpg

Amerikan Internet’ini takip ediyorsanız son bir aydır ardı arkası kesilmeden çıkan sosyal akım uygulamalarının farkındasınızdır. Twitter, Jaiku, Facebook, Plaxo gibi servislerle başlayan sosyal akım uygulamaları basitçe arkadaşlarınızın hepsine birden bir anda SMS atmaya eş değer bir imkan veriyor. Şu anda ne yaptığınızı yazıyorsunuz bir web arayüzüne bir anda bütün arkadaşlarınız haberdar oluyor sizden. Son zamanlarda WordPress de blogunuzu aynı şekilde kullananbilmenizi sağlayan bir etklentiyi test ediyor.

Bu uygulamların en yaygın kullanım alanlarından biri konferanslarda ve etkinliklerde ne oluyor arkadaşlarınızı ve dünyayı haberdar etmek. Mesela Ebay’in kurucusu Pierre Omidyar şu anda TED konferansında, konferansda Pierre’in gözünden neler olup bittiğini dakika dakika kendi Twitter’ımdan okuyorum:

Pierre: Al Gore TED sahnesine çıktı
Pierre: Gore Tim Oreilly’e öpücük gönderdi
Pierre: Gore: “Küresel ısınma sorununu çözmek için demokrasi sorununu çözmemiz gerek”
Pierre: Gore: “Çalışma vergisi yerine karbon vergisi”
Pierre: Gore: “Bizim nesil bu çözülmesi gereken sorunu sandığımızdan çok daha yukarı çıkarabilir”

Pierre TED konferansındaki yüzlerce Twittercıdan sadece biri, yorumları ve gözlemleri ilginç olduğu için takip ediyorum. Konferans bugün bitiyor, eve dönüyorlarmış…

Sadece metin mesaj mı?

Sosyal akım sadece metinsel mesaj biçiminde değil, fotoğraf ve video olarak da geliyor. Flickr fotoğraf servisinde oluşturulan setler sayesinde gidemediğiniz etkinlikleri adeta fotoroman gibi takip edebiliyorsunuz. Mesela TED konferansından fotoğraflar sahnedeki konuşmacılardan koridorlarda olan bitenlere pek çok anı neredeyse canlı canlı gösteriyor.

Canlı video ise sosyal akım uygulamarında daha yeni yeni yerini alıyor. Örneğin geçenlere Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda bir kaç blogcu cep telefonlarından çektikleri videoları anında webden yayınlıyorlardı. Hatta blogcu Robert Scoble yeni Nokia modelinin video stream özelliğini ve Qik cepten video servisini kullanarak ayaküstü yaptığı Davos röportajlarını canlı yayınlıyordu.

Toplayıcılar

Sosyal akım uygulamaları yazma ve toplama servisleri olarak ikiye ayrılmaya başladı. Yazma servisleri bütün içerik üretilen bütün Twitter, Thumblr, Last.fm, Facebook status ve benzeri uygulamalar. Toplama servislerinden kastımız bir çok farklı kaynaktan gelen mesajları toplu olarak okuma sağlayan servisler. Mesela Flickr’dan fotoğraflar, YouTube’dan videolar, Qik’dan canlı videolar, blogdan son yazılar, MySpace’den son mesajlar, Last.fm’den son müzikler hepsi bir listede yayınlanıyor… Bütün bu kaynaklar RSS beslemelerinden okunarak toplanıyor. Bu tür toplayıcı servislere örnekler: FriendFeed, Second Brain, Onaswarm, Lifestrea.ms, sayılabilir. WordPress Lifestream eklentisi ve diğer bir blog yazılımı geliştiren şirket SixApart da MovableType için ActiveStreams adında blogunuzda toplayıcı görevi gören eklenti çıkardı iki ay önce. Bunlardan çok var tabi, en son ReadWriteWeb’de 35 tanesinden bahsedildi.

Esasen toplayıcıların bir RSS okuyucudan (Bkz RSS nedir nasıl kullanılır?) farkı yok sadece ayrı ayrı takip etmek yerine arkadaşlarınızın RSS beslemelerini toptan takip etmenizi sağlıyorlar. Çeşit çok olunca bir araya getirip toplumun aklını odaklamak yeni bir pazar olarak ortaya çıkıyor.

Bu hafta Amerikan Internet’i için iki önemli konferans yapılıyor. Biri Etech Koneferansı, “Internet’in başkenti” San Francisco’da, diğeri SXSW Konferansı, petrol patronları ülkesi Teksas’da. Her iki konferansa da katılan şirketlerin ürünleri 2008 boyunca bloglarda dünyaya tekrar tekrar tanıtılacak ve tüm dünya vatandaşları yeni Twitter’lar yeni Facebook’lar yeni sosyal akımlı uygulamalar alışkanlık edinecek.

Burak Arikan 18.06.2007

Son Teknolojiyi Plazmayla Yakaladık

cory-arcangel-plasma

cory-arcangel-plasma2

Panasonic TH42PV60 Plasma Screen Burn, Cory Arcangel

Evinizin başköşesine, koltuğun tam karşısına koyduğunuz televizyonun eskisini artık plazmayla değiştiriyorsunuz. Eskiden ancak uzay filmlerinde görülebilen plazmalar 5-6 yıl önce haber bültenlerinde spikerin sağında solunda gözükmeye başladı. Ekranında kanalın logosu dönen plazma ne kadar büyükse en kaliteli kanal oydu. Sonra genel geçer tüm talk şovlarda dekor oldu plazmalar, hatta plazma duvarlar. Bir süre sonra ancak erişilmez haber kanallarının ulaşılmaz yıldız tv şovlarının kullanabileceği plazmalar “tüketicilere” lüks gelmeye başladı. O noktadan sonra gazetelerde boy boy fotoğraflı süper teknolojik ultra lüks plazma televizyonlar boy gösterdi. Teknosa’dan Vestel Pazarlama’ya herkes Çin’den getirdikleri plazmalarla hazırlanmış tüketicilere malları pompalamaya başladılar.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan 20.02.2007

Günlük Hayatta Kullandığımız Ürünler Nasıl Yapılıyor?

howstuffismade.org günlük hayatımızda kullandığımız ürünlerin üretim süreçlerini, üretim sırasındaki çalışma koşullarını, ve çevreye olan etkisini görsel olarak belgeleyen bir ansiklopedi. Sanatçı ve teknolojici Natalie Jeremijenko‘nun başlattığı bu sitede içme sularından oyuncak köpeklere herşeyin nasıl yapıldığı, yani kaynağı anlatılıyor. Ansiklopedide şu anda Pet şişe su, ofis kağıdı, kömür, karides, Amerikan bayrağı gibi ürünler mühendislik ve tasarım öğrencileri, akademisyenler, ve endüstriden ilgilenenler tarafından hazırlanmış.

howstuffismade.org mühendislik ve tasarım eğitimini sadece teknik değil sosyal ve politik sınırlara bağlı olarak yeniden ele alıyor ve üretim sürecini etkilemeyi hedefliyor.

howstuffmade.jpg