01.06.2010

Vizyon Dökümanı, 2001-2010, Cemil Türün

Vizyon Dökümanı, 2001-2010, Cemil Türün

Ürün bilgilerinin tek kaynaktan herkese yayınlandığı (“broadcasting”) eski üretim-dağıtım-tüketim döngüsünden, insanların kendilerinin ürün bilgilerini seçebildiği, kendi ihtiyaç ya da dilekleriyle bu seçimlere karar verebildiği bugünün yeni üretim-dağıtım-tüketim döngüsüne gelindiğini anlatıyor Cemil Türün Vizyon Dökümanı’nda.

Facebook ve benzeri sosyal ağların bu yeni döngüyü sömürdüğünü, yeni Yoğurt projesiyle bu yeni döngüyü bağımsızlaştırmak istediklerini yazıyor.

Vizyon Dökümanı (PDF)

24.02.2010

McService, 2003, SWAMP

McService, 2003, SWAMP. Sanatçıların arabayla aynı McDonalds’tan her turda bir yiyecek alıp arabada yedikten sonra tura devam ettikleri, 5 saatlik döngü ve 200 dolarlık tüketim sonunda polisin gelip artık durmalarını söylemesi ile sonlanan performans.

26.12.2007

2007 Yılı İnternet Tüketicisi Davranışları

Avenue A | Razorfish şirketinin “tüm demografiklerde 475 kişi” ile yaptığı araştırmaya göre 2007 yılında internet tüketicisinin davranışları şöyle:

Genel [RSS kullanımı artıyor]

  • 60% kişiselleştirme yapıyor
  • 47% yer imleri paylaşmıyor
  • 44% RSS besleme kullanmıyor
  • 65% etkiet bulutu kulllanmıyor
  • Hemen herkes “çok tutanları” okuyor

Video [tv online video tarafından kapsanıyor]

  • 67% sık sık YouTube gibi sitelerde video seyrediyor
  • 95% son 3 ayda online video seyretmiş
  • 49% son 3 ayda video paylaşım sitelerine video yüklemiş

Online Müzik, Fotoğraf ve Bloglar [herkes bir paylaşım sitesi açsın]

  • 42% sık sık online müzik satın alıyor
  • 41% fotoğraf paylaşım servisleri kullanıyor
  • 70% sık sık blog okuyor

Bir ürün almaya karar verirken online araştırma yapma [arkadaş tavsiye etti]

  • 92% bir ürün almadan önce online araştırma yapıyor (ürün/fiyat karşılaştırmaları)
  • 54% araştırmasına bir arama motorunda başlıyor
  • 14% araştırmasına bir karşılaştırma sitesinde başlıyor
  • 30% araştırmasına bir alış veriş sitesinde başlıyor
  • 55% ürün seçerken kullanıcı yorumlarına güveniyor
  • 21% ürün seçerken uzman yorumlarına güveniyor
  • Ürün seçildikten sonra almak için en önemli kriter FİYAT (38%) ve SİTENİN BİLİNİRLİĞİ (38%)

Cep telefonu servisleri [ancak uzaktan kumanda olabilir]

  • 68% müzik dinlemek için telefon kullanmıyor
  • 76% video seyretmek için telefon kullanmıyor
  • 64% haberlere bakmak için telefon kullanmıyor

Kaynak:
http://www.alleyinsider.com/2007/10/consumer-behavi.html

Bu yazı aklınızda iki soru uyandırabilir:

1. 500 kişilik bir araştırma ne söyler ki?

Hiç bir şey söylemese de bir fikir verir diye düşünüyorum. Pazar araştırma şirketleri giderek sosyal ağlı servislerde programatik araştırma / analiz yapan şirketler haline gelecektir zannediyorum. Facebook sosyetesi niye var?

2. Düğümküme’de ticari amaçlarla yapılmış bir pazar araştırması niye yayınlanıyor?

Öncelikle yeni nesil medya kullanımı ile üretimi arasında kesin sınırlar olmadığını gözlemliyoruz. Sonra ticari olan en az politik ve sanatsal olan kadar kültürel hayatımızı şekillendiriyor. Bu sebeplerden politik, sanatsal, teknolojik, ekonomik, sosyal veya ticari araştırma arasında ayrım yapmıyoruz, buna derin karıştırma diyebiliriz.

3. Türkiye’de Internet Pazarı?

Dünyadan pek farkı yok. Bir kaç belli iş türü var.

  1. Reklam (Paylaşımlı servis, sosyal ağ, Facebook App vb.)
  2. Alış veriş (Düz satış)
  3. Ödemeli araç/servis (Rss okuyucu, iş ilanı vs. para vermeye değer iş yapan yazılım)

Bunların arasında gelir dağıtımlı servis (bkz Pilli Network) yapmak bence herkes için en iyisi. Böylece belki bir gün 9-6 işe gidip gelinen bir toplumdan başka bir toplum modelimiz olur.

İlgili yazılar

03.07.2007

Türketici: Bir Nuri Çolakoğlu Önermesi

Vizyoner medya girişimcisi ve DMG üst düzey yöneticilerinden Nuri Çolakoğlu, bundan üç ay önce katıldığı MOMO – İstanbul etkinliğinde yaptığı sunumda yepisyeni bir önermeyle çıkageldi. “ingilizcesi de bir garip bunun zaten” diyerek prosumer‘a “türketici” adını koydu. Gadget’ın türkçe karşılığı hakkında oluşan gündemle de ilişkilendirerek ben de bu önermeyi yazımın başlığına taşıdım. Oysa bu sunumda daha önemli noktalar vardı.

Medyayı yönetenler ne düşünüyor?
Hiç merak ettiniz mi; bir geleneksel-medya yöneticisi, web 2.0 ve prosumer konusunda neler düşünüyor acaba? Kabul etmek gerekir ki Nuri Çolakoğlu geleneksel medyanın en açık fikirli ve girişimci temsilcilerinden biridir. Yani ortak bir dil yakalamanız mümkündür. Bu yüzden söylediklerine kulak vermekte fayda var.

Çolakoğlu prosumer’ı, yani gelişen teknoloji ve ağlı yaşam ışığında hem üreten hem de tüketeni, yeni bir insan türü olarak niteliyor. Buna Time Warner iştiraki olan ve sadece New York haberleri veren katılımcı kanal NY1‘ı örnek gösteriyor.

Mesele Youtube’a gelince rakamlar konuşmaya başlıyor. Kaynağı belirsiz bir araştırmanın 2010 öngörüsüne göre tüm video servislerine 1 milyar 116 milyon video yüklenecek, bu videolar ise 65 milyar kez izlenecek. Kaba bir hesapla üretim(katılım)/tüketim oranının 1/65 olduğunu söyleyebiliriz yani. Hiç de fena sayılmaz değil mi?


Aynı araştırmaya göre 2010 yılında üç büyük video sunucusunun pazar payları: youtube (22.5), MySpace Video (16.5) ve Yahoo! Video (6.9) olacak. Elde edilecek gelir ise 852 milyon dolar.

Televizyonun Demokratikleşmesi

Videolar bir yana, Çolakoğlu internetteki içeriği üçe ayırıyor; profesyonel, iletişim amaçlı ve kişisel. Bunlar bildğimiz şeyler zaten. Ama Nuri Çolakoğlu’nun kişisel içeriği “iletişimdeki demokratikleşme” olarak değerlendirmesi ise bir medya yöneticisinden beklemediğimiz türden açıklamalar.

Televizyonun demokratikleşmesi Çolakoğlu’na göre üç temel süreç yaşadı;

1.Evre : Büyük programcılar evresi (Kimin neyi ne zaman seyredeceğine karar veren büyük programcılar)
2. Evre : Zaman ve yar kayması (Önce VCR, sonra PVR ve TiVO ile başkalarının hazırladığı içeriği kendi seçtiğin yerde ve zamanda izleme olanağı)
3. Evre : Sadece seyretme, sen de yap

Televizyonun demokratikleşmesindeki bir sonraki adım ise IPTV olarak görülüyor. Yalnız Çolakoğlu, IPTV’den bahsederken;

“Özellikle büyük ticari kurumların doğrudan kendi hedef kitleleri ile çok makul bütçelerle doğrudan bağlantı kurmasını ve hedefe yönelik iletişimini geliştirmesini mümkün kılacak bu uygulamanın kısa zamanda yayılması doğal görünüyor.”

şeklinde bir değerlendirmede bulunmuş. Demokratikleşmenin bana çağrıştırdığı şeylerden bir hayli uzak olan bu açıklamaya pek anlam verdiğim söylenemez.

Çolakoğlu’na göre televizyonun demokratikleşmesindeki son adım ise Mobil TV. Çolakoğlu asıl yer kaymasının bu olduğunu söylüyor ve AB Komisyonunun iletişim, medya ve teknolojiden sorumlu Komiseri Vivenne Redding’in bu konudaki yapısal önerilerini aktarıyor.

Sunumun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

İlgili Düğümküme yazıları:

27.03.2007

Kıyafetler Raflardan Alındı ve Gizlice Geri Koyuldu

New York’lu sanatçı Zoë Sheehan Saldaña marketten kıyafetler alıyor, bir kopyasını kendi eliyle yapıyor, üzerine etiketlerini dikiyor, ve geri markette rafa bırakıyor. Sheehan Saldana bu etkinlikle bir nevi mağaza hırsızlığının tersini yapıyor.

saldana1.jpg

Jordache ¾ Gömlek, 2003-4 (sağdaki el yapımı)

Bu gömlek orjinalinde 16 Temmuz 2003 tarihinde $11.43′e Berlin Wal-Mart’tan alınmış. Sonra elle tekrar yapılmış, ve etketi dikilerek aynı fiyattan Wal-Mart’ta bir rafa yerleştirilmiş.

Peki neden bir kişi Çin’de yığınla üretilen bu gömleklerden birinin elyapımı kopyasını üretsin? Amerika’da Çin’e kayan iş gücünü mü protesto ediyor? Veya sanat endüstrisinin ticari boyutunu mu eleştiriyor? Hiç biri değil. Sheehan Saldana kitlesel üretimin patladığı bir dünyada kişiselliğini ve yaratıcılığını bunu bastırmak isteyen kuruluşların altyapısı üzerinden gösteriyor.

saldana0.jpg

6lb’lik Kese Kağıdı Alışverişi, 2005 (sağdaki el yapımı)

Sheehan Saldana aynı zamanda kendi yaptığı kese kağıtlarını restauran ve cafelerdeki fabrika üretimi versiyonlarıyla değiş tokuş ediyor. Bir yanda Sheehan’in el yapımı gömlekleri ekonomik trafiğe karışırken diğer yanda değiş tokuş edilmiş gömlek, pantolon, kese kağıdı gibi bir Çinli işçinin üretimi olan nesneler galeri ortamında sergileniyor.

Ticari kamusal alana, yani market rafına, sanat işleri yerleştirme taktiği ile sanatçı normalde sanatla ilgilenmeyen kişileri bilinçli veya bilinçsiz sanat işleriyle karşı karşıya getiriyor.

02.10.2005

$100'lık Laptop Etkisi

Yuz dolar laptop

Dünyadaki her çocuğa dizüstü bilgisayar dağıtma amacıyla başlatılan “$100 Laptop” projesi MIT Media Lab‘in kurucusu Nicholas Negroponte tarafından yürütülüyor. Bu kadar ucuz bir bilgisayarin nasıl mümkün olacağı sorusuna Negroponte geçenlerde Media Lab’de yapılan bir sunumda cevap vermeye calıştı. Negroponte bir ürün icin “reklam yapma”nin en büyük maliyet olduğunu, ve bu projede çok büyük miktarda bilgisayarın direk devletlere dağıtılacağını belirtti. Dizüstü bilgisyarlar icin “ekran” diger büyük maliyeti oluşturuyor, bunun için de alternatif olarak e-ink veya mini-projektor gibi çözümler düşünülüyor. Pil sorunu da bilgisyarın yanından bir çark ile şarj edildiginde gideriliyor. Tamamen açık kaynaklı yazılımlar ile çalışacak olan bilgisayar ağırlıklı olarak Çin, Hindistan, Meksika, Brezilya gibi ülkelerde dağıtılacak.

Bu proje beraberinde pek çok yeni düşünceyi getiriyor. Daha hızlı öğrenen ve daha hızlı tüketen bir nesil geliştiğinde şu anda varolan toplumsal kontrol mekanizmaları yerinden oynayacaktır. $100 Laptop projesi hem daha fazla iş gücü ve hem daha fazla tüketim anlamına geliyor.