11.05.2010

Social Bits İstanbul

“Social Bits İstanbul”
14 Mayıs – 19 Haziran 2010

Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri
Açılış: 14 Mayıs 2010, 19.00

Avusturya’nın Linz kenti merkezli araştırmacı sanat grubu Social Bits (http://socialbits.org) tarafından düzenlenen “Social Bits İstanbul” sergisi, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’u yeni mecralar kullanarak kente yeniden sunmayı hedefliyor. İstanbul’da yaşayanların çevrimiçi sosyal ağlardaki paylaşımlarını ve düşüncelerini, sayısal ve fiziksel sanat nesnelerine dönüştürmeyi amaçlayan serginin teması da yine İstanbul kenti ve kentin yarattığı bilgi bulutu.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

31.01.2009

Hafta Sonu Okumaları: Organize Olmak

Hafta sonu için okuma listemi paylaşıyorum. Bu okumalarda tema organize olmak. Düşüncelerimizi nasıl organize ederiz? Organizasyon şemaları bize neler anlatır? Toplumlar nasıl yeniden organize olur?

Okuma 1

OODA döngüsü (Gözlemle, Oturt, Karar ver, Harekete geç)

http://globalguerrillas.typepad.com/.a/6a00d83451576d69e2010536f0ed72970b-pi

Karar verirken akıl, mantık, hissiyat nasıl organize olur? Boyd döngüsü, 1997 yılında ölen askeri stratejist John Boyd tarafından ortaya koyulmuş. Bu döngüyü anlatan yazının bir kısmı Türkçe’ye de çevrilmiş.

Okuma 2

Açık yenileşim ile yeni ekonomik kalkınma ve işgücü modelleri üretmek


Yenileşim iş dünyasında yeni anahtar kelime, inovasyon da deniyor. Eski kafalar, yenileşim sonucu ortaya çıkan ürünlerin patentini almak için çırpınıyor, dolayısıyla patent almak için yenileşim arayışına giriyor. Yeni kafalar, yeni ekonomik yapılanmaların peşine düşüyor.

Okuma 3

Poyraz’a soru: Nedir bu sivil kontra?

Ergenekon tartışmaların hızlandığı zamanlarda sorgulanan yazar Ergün Poyraz sorgulanmış, Radikal gazetesi de 31 Mart 2008′te yazmıştı. Bu sorgulama sonucu Ergenekon’un nasıl organize olduğuna ilk kez şematik olarak tanık olmuştuk. Ergün Poyraz, fazla edebiyat ve gazetecilik geçmişi olmadan yazdığı çok satan kitaplarla, elde ettiği gizli belgelerle soru işaretleri uyandırmıştı. Ergenekon organizasyonuna bir de geçmişte bir noktadan bakalım.

Okuma 4

Açık Toplum İdeali

George Soros, küreselleşme dünyasının en bilinir isimlerinden biri. Küreselleşerek yeniden organize olan dünyada toplumların da açılarak yeniden organize olması gerektiğini savunuyor. Kişisel ideolojilerden bağımsız olarak okumaya değer. Türkiye’de konu ile ilgili bir de Açık Toplum Vakfı var.

Son olarak, Düğümküme’de Dünya Sorunlarına Ağ Liderleri Yetişiyor adlı yazıda bahsettiğimiz ağ liderleri de yeni organizasyonların işaretlerini veriyor.

Bu okumalarla ilgili fikirleriniz varsa yorumlarda tartışalım.

12.09.2008

12 Eylül Belgeseli (9 bölüm video)


12 Eylül Belgeseli 1/9 (Giriş: 12 Mart Kasırgası)

12 Eylül darbesini ben yaşamadım, ama sonuçları tüm hayatımı etkiledi, hala da etkiliyor. 12 Eylül’de yapılan darbe Türkiye’yi içten içe zehirlemeye devam ediyor. Darbenin getirdikleri, mesela YÖK ve benzeri tepeden inme “yüksek” devlet kurumları ve ortaya çıkan akıl dışı ideolojiler eğitimden iş hayatına sosyal hayata pek çok alanda etkili oldu.

12 Eylül nedir, ne oldu, neden oldu, Soğuk Savaş nasıl etikiliydi, darbe nasıl yapıldı, CIA’den öğrenilen işkence teknikleri, Sıkı Yönetim döneminde neler icat edildi, nasıl serbest pazar ekonomisine geçildi, nasıl IMFye bağımlı olundu, MIT, CIA, genelkurmay, derin devlet ilişkiler ağı nasıl örüldü?

Ayrıca 12 Eylül’in sayısal sonuçlarını şurdan görebilirsiniz:
http://etrafta.com/2008/09/12/gunun-mana-ve-onemi

Mehmet Ali Birand’ın sunduğu 12 Eylül Belgeseli bu tarihi anlatıyor. Daha önce YouTube’da 38 video halinde seyrettim, şimdi Türkiye’de kapalı olduğu için (yoksa bu sebepten mi?) başka video paylaşım sitelerinde buldum parçaları. 12 Eylül Belgeseli DailyMotion sitesinde yaklaşık 40ar dakikalık videolardan 9 bölüm olarak bulunuyor:

25.09.2007

Facebook Sosyetesi

Sosyal sınıflar genelde zenginliğe göre ayrılır. Burjuva ile işçi farklı ortamlarda takılır. Aralarındaki fark ceplerindeki parada, paranın aldığı gömlekte, gömleğin girdiği kulüpte, kulübün kapısındaki kadınlardan ve arabalardan anlaşılır. Dağa kaçmış göle düşmüş diye tekerleme gibi gidiyor ama en azından burjuvazi kelimesinin icat edildiği toplumlarda böyleymiş hayat. Bu sosyal sınıf farklılıkları kendilerini en çok kamusal alanda gösterirmiş. Tabi her toplumun modernleşmesi kendine. Türkiye’de en kamusal alan İstiklal caddesi hem diskodan fırlamışları hem müslüman burjuvaları bir arada barındırır. Aradaki farkı paranın satın alabileceklerinden anlamak mümkün olmayabilir.

Pek çok defa duyduk Türkiye’de İngilizce bilmeyenler ikinci sınıf vatandaş diye. Sınıf ayrımında para değil bilgi ana etken belki de. Internet kullanmayanlar? Google’da arama yapmayanlar? RSS okumayanlar? Blog yazmayanlar? Facebook’a girmemişler?

Kimileri için Facebook bir “teknoloji”, kimileri için hiç bitmeyen bir muhabbet. Arkadaşlarım her zaman orda, yazıyorum, çiziyorum, fotoğraflarda işaretliyorum, kafasına koyun atıyorum, ısırıyorum, içki ısmarlıyorum, duvarına yazıyorum, arkadaşlarına bakıyorum, ekliyorum, çıkartıyorum, virüs gibi dolanıyorum, ordan girip burdan çıkıyorum. Cafede oturuyoruz sanki gelen geçen masaya oturuyor kalkıyor bir muhabbet bazen sanki boğaza nazır bazen kalbur üstü tatlılar söylentiler ekler etekler açıyorum Şamdan dergisi karışıtıyorum sayfaları lüzumlü şeyler 352 arkadaşlı Elif 99 arkadaşlı Hakan ile Laylay’dan çıkarken çeviriyorum Dara’nın 328 arkadaşından 24 tanesi bir partide çeviriyorum Ceren (504) ile Boran (621) hem Darfur’a hem küresel ısınmaya karşı. Düğüm olmuş bir Facebook sosyetesi. Ne avant-garde’ın önde giden Guy Debord’u açıklayabiliyor gösteri sosyetesinden ne simulacaralarla tarif ediliyor bu rivayetler.

Eğer Facebook sosyal bir sınıf farkı yaratıyorsa bu farkı görebileceğimiz kamusal alan neresi?