08.04.2009

Tasarım Gazeteyi Kurtarabilir mi?

“Gazeteler bir kaç sebepten yok oluyorlar. Biz dünün haberlerine para vermek istemiyoruz ve sonrasında reklam verenler gazetelerden kaçıyor. Telefonunuz veya bilgisayarınız gazetelerden daha hızlı haber veriyor. ” diyor tasarımcı Jacek Utko TED’de yaptığı sunumda. Gazetelerin geleceği için sık tekrarlanan bir kaç senaryodan bahsediyor: bedava olmalı, tabloid biçiminde (tek sayfa) olmalı, yerel olmalı, niş olmalı, yorum ağırlıklı olmalı, sadece kahvaltıda okunmalı. Ama hiç birinin pratikde işe yaramayacağını gazetelerin böyle kurtulamayacağını söylüyor, ve kendi yaptığı cesur girişimi anlatıyor.

24.03.2009

Tasarımcının Üretimdeki Rolü Nedir?

Google’ın görsel tasarım şefi Douglas Bowman, geçtiğimiz günlerde görevinden istifa ettiğini açıkladı ve bu karara yol açan nedenleri blogunda yazdı. En temelde, tasarım kararları alınırken tasarım ilkelerinin işlediği süreçler yerine matematiksel çözümler ve veri odaklı yaklaşımlar sergilenmesi, Bowman’ı fazlasıyla yormuş görünüyor. Bu yorgunluk, akla şirketlerin tasarımcıyı nasıl algıladığı, şirket kültüründe tasarıma hangi rollerin yakıştırıldığı sorularını da getiriyor.

Digg’de 1632 kez iğnelenmiş ve 300′den fazla yorumlanmış olarak bulduğum bu hikayeye yapılan yorumları okurken, Apple üzerine odaklanan bir blogda bu yazıya cevaben ortaya atılan bir iddiayı gördüm. İddianın sahibi buzzandersen, bu yönde bir süredir kafasında dolaşan düşünceleri bu hikaye ile somutlaştırdığını belirterek şu ifadeye yer veriyor:

“Apple mühendislerle çalışan bir tasarım firması; Google tasarımcılarla çalışan bir mühendislik firması.”

Bu iki firma arasındaki bir fark ve firmalara özgü bir durum değil elbette, mesele yönetim süreçlerinde hangi disiplinin, hangi rolü üstlenerek üretime katıldığı. Kritik soru, bir ürünün geliştirilmesi sürecinde tasarım ve mühendislik disiplinlerinin hem kendi alt dalları (endüstriyel tasarım, görsel tasarım, yazılım mühendisliği, elektronik mühendisliği vb.) hem de birbirleriyle nasıl ilişkilendirileceği ve kararların hangi kriterler temel alınarak verilebileceği…

buzzandersen’in yazdıklarını yorumlayanlardan birinin, şaka yollu “Eee, peki Microsoft nedir, orta katman yöneticiler firması mı?” tespiti de aslında işin bir yönetim süreci farklılaşması olduğunu vurgular nitelikte.

Böyle bakınca da, konu teknoloji şirketlerini aşarak, üretim ilişkileri bağlamında çok daha geniş bir zemine yerleşiyor ve sorular çabucak sıralanıyor, sitenin müdavimleri açısından anlamlı olabilecek yanına odaklanmayı denersek:

  1. Tasarımcı üretimde nasıl bir role sahiptir?
  2. Tasarım, kullanım koşullarını rahatlık, kullanılabilirlik, amaca uygunluk yönünden şekillendirme önceliğiyle mi ele alınır, yoksa arzu yaratma amacıyla mı?
  3. Hangi tasarım iyi tasarımdır? Tasarımcı, ortaya koyduğu ürünlerin kalitesini hangi ölçümlerle ifade etmeyi başarabilir?
  4. ..?

27.11.2008

Etkileşim Tasarımcıları İçin Yeni Araç

Adobe, bir süredir Flash Catalyst adlı ilginç bir yazılım üzerinde çalışıyor. Thermo kod adıyla da bilinen bu ürün, etkileşim tasarımcılarına yönelik bir araç. Aracın en önemli özelliklerinden bir tanesi, disiplinler arası bir disiplin olan etkileşim tasarımı için yeni bir iş akışı ve süreç öneriyor olması.

Flash Catalyst, tasarımcının arayüz bileşenlerini kullanarak, kod yazmadan prototip üretmesini sağlıyor. Bugün birçok etkileşim tasarımcısı Illustrator, Photoshop, Fireworks, Flash, kalem kağıt vs. gibi duruma özel bir avantaj sağlamayan, başka amaçlar için üretilmiş araçlar arasında gidip geliyor. Catalyst, bu git-geli tek bir araç içerisinde gerçekleştirerek etkileşim tasarımcısının yegane aracı olmayı hedefliyor. Bu açıdan biraz Dreamweaver‘ı hatırlatıyor.

Dreamweaver, hızlı taslak üretmek açısından çok faydalı bir araçtı. Diğer yandan, arka planda geliştiricilerin pek de hoşuna gitmeyecek şekilde kod üretiyordu. Bakalım Catalyst bu konuda nasıl bir yenilik getirecek. Ayrıca, tasarımcıları koddan uzaklaştırmak yerine, taslak ile paralel olarak öğretmek uzun vadede çok daha faydalı olacaktır.

15.11.2008

Tasarım Sinema Konferansı

 

2003′te Design in Wonderland, 2005′te Form Follows Film temalarıyla düzenlenmiş olan konferans serisinin üçüncüsü Design Cinema 200819-22 Kasım tarihleri arasında ‘design-en-scèneʼ ana başlığı altında, ‘gerçek, hiper-gerçek ve sanal‘ temalarıyla İTÜ Mimarlık Fakültesi Taşkışla’da gerçekleştiriliyor.

Konferansın keynote konuşmacıları: aktivist Steve Best, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Robert J. Cardullo, ISN Virtual Worlds‘ün kurucusu ve CEO’su Mattia Crespi, modern mimarlık tarihi profesörü Dietrich Neumann, dijital medya yazarı Peter Plantec, sanatçı Noam Toran, Yoğurt Teknolojileri‘nden Cemil Türün, İngiliz sanatçılar Ruth Jarman ve Joe Gerhardt’ın oluşturduğu SEMICONDUCTOR.

Üç farklı kategoride (araştırma / endüstri / felsefi ve spekülatif) bildirilerin sunulacağı konferansta “iş sergisi”, film gösterimleri ve atölye çalışmaları yer alıyor. newmediakitchen‘dan tanıdığımız Teoman Madra “New Media Communications, Enhancements and Art Today” adlı atölye çalışmasını yürütüyor. 

Konferansa paralel olarak düzenlenen “The Imaginary 20th Century – an interactive novel and exhibition” sergisi de 15-29 kasım tarihleri arasında Tütün Deposu’nda ziyaret edilebilir. 

Konferans ve etkinlikler programı burada.

Not: Öğrencilerden konferansa ve atölye çalışmalarına katılım ücreti alınmayacak.
(masraflı atölye çalışmaları hariç).


Ali Vatansever‘in hazırladığı Design Cinema 2008 Tanıtım Filmi.

12.11.2008

5 Euro (Açık Kaynak)

Hollanda Ekonomi Bakanlığın düzenlediği Hollanda mimarisi temalı metal 5 Euro tasarımı yarışması sonuçlandı. Kazanan sanatçı Stani Michiels tasarımları tamamen açık kaynak araçlar ve internet kullanarak gerçekleştirdi. Dünyaca ünlü, geleneksel ve modern Hollanda mimarisinin konu alındığı yarışmaya Hollandalı mimari tasarım ofisleri davet edilmişti.

Kazanan tasarımın ön yüzünde Hollandalı mimarların isimleri ile oluşturulmuş Kraliçe Beatrix’in portresi, arka tarafında ise Hollandalı mimarların yayınladığı önemli mimari kitaplarının sırtlarını görüyoruz. Kitapların ortasında kalan alanda ise Hollanda haritası bulunuyor. Haritada Hollanda vilayetlerinin bulundukları noktalara o bölgelere özel farklı kuş türlerinin silüetleri yerleştirilmiş.

Paranın tasarımında açık kaynak araçlar kullanılmış. Programlama dili olarak Python seçilmiş. Ayrıca sanatçının kendi IDE‘si SPE Editor, PIL, pyCairo, GIMP, Inkscape ve Phatch’den yardım alınmış. Platform ise GNU/Linux üzerinde Ubuntu/Debian ve bir ASUS Netbook.

Kraliçenin portresini oluşturan metinde adı geçen mimarlar, internet arama sonuçlarından yola çıkılarak sıraya dizilmişler. Dünyaca ünlü mimar Rem Koolhaas‘ın ismi en başta ve en büyük kullanılmış. Onu sırası ile Pierre Cuypers, Aldo van Eyck ve diğer 106 isim takip ediyor. İsimler merkeze doğru küçülüyorlar. Sanatçı “kaynak kodlarını da paylaşmak isterdim ama sanırım buna yetkim yok” diyor.

Bilgisayar programlama metodu ile hazırlanan tasarım birkaç farklı perspektifden calışıp farklı ilüzyonlar yaratması açısından işlemsel tasarımın parametrik ve fonksiyonel olma özelliklerine dikkat çekiyor.

Paralar Hollanda’da Ekim sonunda piyasaya sürüldü. Ayrıca koleksiyoncular için hazırlanmış gümüş ve altından yapılan versiyonları da satışa sunuldu.

Kaynak: http://pythonide.blogspot.com/

11.11.2008

Garanti Önce Apple'ı Örnek Alsın

Garanti kullanıcılarına cep telefonları ile bankacılık işlemlerini yapabilecekleri wap.garanti.com.tr adresinden hizmet veriyor. Az önce artık iPhone desteği de olan bu servisi test etmek için bağlandım ve grafik arayüzünde ekranın kenarlarına yapışık düğmeleri görünce irkildim. Apple bu gibi durumların önüne geçmek amacı ile 1987 yılında “Apple Human Interface Guidelines (Apple Arayüz Kılavuzu)” isimli bir belge yayınlamıştı.

20 Piksel Boşluk Bırakın

Yandaki resimden “Ana Sayfa”, “Kredi”, “Yatırım”, “CepBank”, “Kartlar” ve “ATMŞube” düğmelerine bakın: sayfanın (ekranın) kenarlarına dokunacak şekilde ve aralarında hiç boşluk kalmadan yerleştirildiklerini görüyoruz. 6 adet düğme adeta birbirine yapışıp kalmışlar. Bu sadece Apple dünyasında değil grafik tasarım dünyasında da hata anlamına geliyor. Apple kılavuzu kendi aygıtları için arayüz tasarımı yapanlara kullanım kolaylığı ve göz zevki için görsel elemanların arasında en az 20 piksellik boşluk bırakın diyerek tavsiyede bulunuyor.

Apple Kendini Sorumlu Hissediyor

Apple’ın kendi platformlarında uygulama geliştirmek isteyenler için sunduğu XCode isimli ortamında çeşitli araçlar ile tasarımcıların işi kolaylaştırılıyor. Apple uygulamalarının arayüzlerini tasarlarken kullanılan Interface Builder adlı program pencere içesinde herhangi bir arayüz elemanını hareket ettirirken otomatik olarak Apple arayüz kılavuzundaki standartları temel alarak kılavuz çizgiler çiziyor, diğer görsel öğeler ile birlikte hizalama yapmanızı ve nerede durmanız gerektiğini gösteriyor. Bu sayede hazırlamış olduğunuz arayüz isteseniz bile çok kötü görünemiyor.

Ortak Problem

Bir Apple ürünü olan iPhone ile görsel olarak hatalı Garanti wap sayfasını görüntüleyince düşünmeye başladım: Apple, iPhone ürünü ile ilk defa arayüzlerin tasarımı işini Apple geleneğinden gelmeyen tasarımcıların eline bırakmış oluyor. Bu Apple’ın web tarayıcısı Safari ile kötü tasarlanmış bir siteyi görüntülemekten biraz farklı bir durum. iPhone ekranlarının boyutları kısıtlı olduğundan ister istemez arayüzdeki tasarım hatalarının aletin kullanıbilirliğini azalttığını ve Apple’in kalitesini aşağı çekeceğini düşündüm. Ve bu aslında sadece Apple’ın değil aynı zamanda Garanti Bankası ve kullanıcılarının da yani herkesin ortak problemi oluyor.

Muhtemel Çözüm Önerisi

Garanti Bankası websitesindeki Vizyonumuz Misyonumuz sayfasında “Vazgeçilmez Değerlerimiz” başlığı altında son madde olarak şöyle diyor: “Garanti’nin ortaya koyduğu mükemmel örneğin ülke ekonomisi genelinde örnek alınacağına ve büyük katkısı olacağına inanırız.” Ben de Apple Inc’in 1987′de ve 2008′de hazırlamış olduğu arayüz kılavuzlarındaki kuralların Garanti bankasının ilgili birimleri tarafından okunarak şu an sunmuş oldukları ve ileride sunacak oldukları, görsellik içeren tüm etkileşimli ürünlerde örnek alındığı takdirde hayatı kullanıcıları için kolay hale getireceğine ve bunun da ayrıca örnek alınacağına inanıyorum.
 
Tüm uygulama geliştirenlerin ve arayüz tasarımı ile uğraşan tasarımcıların okuyabileceği Apple Arayüz Tasarım Kılavuzları
Apple Arayüz Kılavuzu (1987)
iPhone Arayüz Kılavuzu (2008)

09.08.2008

Türkiye'nin İnternet Gazeteleri Neden Sürünüyor?

Türkiye’nin ilki, en büyüğü diye kendini tanıtan ve genelde mevcut bir gazetenin online sürümü olan internet gazeteleri internet yayıncılığında teknik olarak sürünüyorlar.

  • Yazdıkları haberlerde bağlantı vermiyorlar.
  • Türkçe karakterleri düzgün göstermeye dikkat etmiyorlar.
  • Sayfalarında tutarlı tipografi kullanmıyorlar.
  • Haber fotoğraflarını orantısız eciş bücüş kullanıyorlar.
  • Menülerde ve bağlantılarda yeterli tıklama alanı ayırmıyorlar.
  • Bilgisayar çökerten bozuk flash kapaklar yapıyorlar.
  • Sağdan soldan buldukları kod parçalarını bilinçsizce kullanıyorlar.
  • Resim galerileri bozuk çalışıyor.
  • Video oynatıcıları çakılıyor.
  • İçeriklerine okunaklı bir adres yapısı (URL) ile ulaşılamıyor.
  • Yabancı internet gazetelerinin tasarımını kopyalıyorlar.
  • Sadece İngilizce sosyal imleme sitelerinin paylaşım düğmelerini kullanıyorlar.
  • Detaylı RSS beslemeleri yok.
  • Sayfaları reklama boğarak okuyucularına saygısızlık yapıyorlar.
  • Yorumları sansürlüyorlar.

En kötüsü birinci madde, yazılarda ilgili kaynaklara bağlantı verilmiyor olması. Gidin bakın en çok okuduğunuz gazetenin sayfalarına, yazı içinde hiç bir ilgili konuya bağlantı yok. Bağlantısız metin hepsi. Sadece buna bakarak bir medyanın merkezden-kitleye olup olmadığını yüz metre uzaktan anlayabilirsiniz.

Daha sonra bozuk tipografi ve reklama boğulmuş sayfalar geliyor. Reklam gazetenin tek gelir kaynağı tabii ki. Ama sayfa tasarımıyla uyumlu kullanılması mümkünken buna dikkat etmeyenler bile bile size alakasız resimler ve mesajlar gösteriyorlar. Sizi o kadar umursamıyorlar ki kapak resminden de büyük resimler ve animasyonlar yayınladıkları oluyor. Okuyucuyu umursamamazlık yine bu merkezden-kitleye medyanın en büyük özelliklerinden biridir. Bir gazete sayfalarını ne kadar reklama boğmuşsa size o kadar saygısızlık yapıyor demektir.

Yorumlara sansür yapmak merkezden-kitleye medyanın ne kadar çaresiz olduğunun bir göstergesidir. Daha önce NTV, Habertürk, Radikal sitelerinde farklı konularda yorum yazdım, hiç biri yayınlanmadı. Bu tür merkezden-kitleye siteler naif okuyucu yorumları dışında işlerine gelmeyen eleştirel yorumları sansürlüyor.

Başka gördüğünüz iyi kötü özellikler varsa bu yazıya yorum olarak yazın.

Gazetlerin RSS servisleri

Hiç bir gazete RSS beslemelerinde içeriklerinin tamamını vermiyor. Bir başlık ve bir spot o kadar. Tıklayıp o bozuk curcuna sayfalara gitmek zorunda bırakıyor sizi. Üstelik ya tüm gazeteye tek RSS var ya da sadece ekonomi spor yazarlar vs. için genel RSSler var. Yani istediğiniz yazarı takip edemiyorsunuz, illa hepsini sevmek okumak zorundaymışsınız gibi davranıyorlar size.

Gazetler arasında ilk RSS servisi vermeye başlayan Radikal. Bunun için Serdar Kuzuloğlu‘na öngörüsü ve diğerlerine örnek olduğu için teşekkür ederiz. Diğer gazetlerden bazılarının RSS servisleri şöyle:

Bu yazı Türkiye’deki internet gazetelerinin sadece teknik ve tekno-politik durumlarını eleştiriyor. Merkezden-kitleye gazetelerin ayarlı içeriğine zaten bir diyeceğimiz yok, bunu çoktan geçtik, kendi başımızın çaresine bakıyoruz, blog okuyoruz blog yazıyoruz.

İlgili Düğümküme yazıları

18.05.2008

Açık Tasarım

Açık Tasarım

Moda ve benzeri tüketim odaklı bilimum endüstrinin iç içe girmişliği, tasarım olgusunu da alaşağı ediyor. Ben bu kavram karmaşasını aşmak için şu şemayı kullanıyorum.

  • Sanat: İfade ve ifade biçimleri.
  • Zanaat: İşçilik.
  • Tasarım: Problem çözmek.

Tasarım, alet(tool) kullanımı ile başlayan bir süreç. Yani bizde uyandırdığı taze hisler bir yana mazisi ilk yerleşik insanlara kadar gidiyor. Sanayileşme ve yığın üretim sürecinde ise daha çok makina tasarımına indirgenmiş bir konu tasarım. Yakın bir zamana kadar ise “cismin biçimsel özellikleri” olarak adlandırılıyordu. Patent ve telif yasalarında hala bu ve benzeri tanımlarla karşılaşırız. Oysa geride bıraktığımız on yıla baktığımızda önemli bir paradigma kayması yaşadığımız söylenebilir.

Tasarım. Kim için?

Tarihsel sırasıyla;

  1. Bireyin kendisi ve yaşamının devamı için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  2. Kişi ve grupların toplumun geri kalanı için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  3. Yığın üretimi. Yani sermaye sahiplerinin(kişi, grup, devlet) toplum için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  4. Herkesin herkes için tasarladığı çözümler. (Şu an buradasınız.)

Tasarım; çözmeli ve paylaşılmalı

Wired’ın Nisan 2008 sayısında Apple’ın gizli kapaklı üretim yöntemi kıyasıya eleştiriliyor ve işlerin Steve Jobs’un karizması ile yürüdüğünden bahsediliyor. Doğal olarak Silikon Vadisi’nde hakim olan paylaşım kültürü Apple’ın bu yaklaşımını sıkça sorguluyor. Apple problem çözmek konusunda yıldızlı pekiyi alıbilir ama “sosyal ilişkiler” konusunda sınıfta kalıyor.

1950′lerin “kendin yap” kültürü, 80′lerin sonunda başlayan “açık kaynak hareketi” ile ne kadar ilişkilendirilebilir bilmiyorum ama günümüzün “açık tasarım” olgusunun ikisine de göz kırptığını söyleyebilirim.

Açık Tasarım ve Yaratıcı Topluluklar

Açık tasarım, adından anlaşılabileceği gibi herkesin katılımına açık olan tasarım sürecinden başka birşey değil. Bu olguyu hacker kültürü ile ilişkilendirmek mümkün. Çünkü tıpkı hacker geleneğinde olguğu gibi tasarım etkinliğine katılan kişinin temel motivasyonu yine camia içinde takdir görmek. Bu gayet insani motivasyon, önemli işlerin kotarılmasına da ön ayak oluyor. instuctables, makezine ve opensourcefood gibi topluluklar son kullanıcıya odaklanırken, büyük firmaların yayınladıkları blueprint’ler ise küçük üreticilere ilham kaynağı oluyor.

İlgili Bağlantılar;

http://www.instructables.com/

http://makezine.com/

http://www.opensourcefood.com/

21.03.2008

Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişilikleri İçin Tasarımlar

designnoir.jpg

Önümüzdeki salı günü (25 Mart) İstanbul çağımızın en geçerli tasarımcısı ve araştırmacılarından Fiona Raby’i ağırlıyor. Fiona Raby eleştirel tasarım akımının öncülerindendir. Eleştirel tasarım sadece bir probleme çözüm bulan değil bulduğu çözümle yeni sorular sorduran bir tasarım etkinliğidir. Anthony Dunne ve Fiona Raby çifti alışılagelmiş “tasarım çözüm bulur sanat soru sorar” ayrımını değiştirip soru da sorabilen tasarım anlayışına yer açtılar.

Herhangi bir tasarım veya sanat alanıyla uğraşıyorsanız bu konuşmaya mutlaka gitmelisiniz. Ben ilk defa 2002 yılında MIT Mimarlık Bölümü’nde yaptıkları bir sunumda dinlemiştim Raby ve Dunne çiftini. O günler “Design Noir” (Kara Tasarım) kitabını yeni çıkardıkları günlerdi. Henüz Londra’da Royal College of Art Interaction Design (Etkileşim Tasarımı) bölümünde ders veriyorlardı. Sonra bölümün başına geçtiler ve bölümü “Tasarım Etkileşimleri” olarak değiştirdiler. Son beş yıldır hem kendileri hem yetiştirdileri öğrenciler dünyanın dört bir yanında soru soran tasarımlarla öne çıkmaya başladılar (son sergiden fotoğraflar).

Bugün Raby ve Dunne çifti eleştirel tasarım anlayışını dünyaya daha hızlı yayıyorlar. Bu konuşmada Fiona Raby’nin anlatacakları son derece kafa açıcı olacaktır. Bu konuşmadan sonra Türkiye’de yaşadığımız uç durumlar için eleştirel tasarımlar yapabileceğinizi düşünün. Bu uç durumlar bazen dünyada eşi benzeri görülmeyen sadece Türkiye’ye özel politik ve sosyal durumlar (türban ve insan hakları çelişkisi, Ergenekon şebekesi), bazen Uganda veya Şili’de de daha önce yaşanmış stratejilerin parçası olarak CIA güdümlü kurban edilmiş toplumun (Soğuk Savaş, Kontgerilla, Irak İstilası, Sinir Ötesi Operasyon) yaşadığı dramalar, bazen yaşanan doğal, ekonomik, veya politik felaketler sonrası şok olan toplumun sömürülmesi (12 Eylül, banka özelleştirmeleri, deprem sonrası) üzerine girdiğimiz durumlar olabiliyor. Bu uç durumlar bizi hem tedirgin ediyor hem kırılgan yapıyor hem de kızdırıyor.

robots-dunne-raby.jpg
Belçika’da Z33 Galerisi’nde “Eleştirel Tasarımı Tasarlamak” sergisinde Robots yerleştirmesi (fotoğraf Kristof Vrancken).

Fiona Raby İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde “Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişiliklerine Tasarımlar” başlıklı bir konuşma yapacak. Konuşma, İTÜ Mimarlık Fakültesi (Taşkışla) 109 numaralı salonda, saat 17:30′da düzenlenecek.

Daha önce Düğümküme’de Tasarım Etkileşimleri ve Para Getiren – Ses Getiren İş Dengesi başlıklı iki yazıda Anthony Dunne ve Fiona Raby çiftinin özellikle yeni tasarım eğitimi alanında yaptıklarından bahsetmiştik.

Garanti Galeri’nin email ile gönderdiği duyuru:

fiona.jpg “Disiplinlerötesi” Konferans Dizisi – 4:
Fiona Raby “Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişiliklerine Tasarımlar”

25 Mart, Salı, 17:30
İTÜ Mimarlık Fakültesi (Taşkışla) Salon 109

Konferans İngilizce’dir, simultane çeviri vardır.

Fiona Raby’e göre: “Tasarımcılar, hiç düşünmeksizin geleceğe yönelik bir iyimserlik beslerler. Otomatik olarak tasarladıklarının tarafsız ve kesinlikle iyi olduğunu varsayarlar. Tasarım ve mimarlığın rolünün ‘dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek’ olduğuna dair iyice yerleşmiş bir ideoloji vardır. Peki, tasarımcılar kendi çelişkilerini, kendi tutarsızlıklarını bile bile, böyle derinden kusurlu bir insanlık halini nasıl olup da yüceltebiliyorlar?”

Dunne&Raby: Anthony Dunne ve Fiona Raby, ürün ve hizmetleri, bir tartışma ve müzakere ortamı oluşturmak için araç olarak kullanıyorlar. Tasarımcılar, tasarım endüstrisi ve kamu arasında oluşturmaya çalıştıkları bu ortam, yeni teknolojilerin toplumsal, etik ve kültürel etkileri üzerine yoğunlaşıyor. Dunne&Raby çoğu projesinde endüstriyel araştırma laboratuvarları ve akademik/kültürel kurumlarla işbirliğine gitmiştir.

Dunne ve Raby’nin son zamanlarda ürettiği çok sayıda proje var. “Placebo” (2001) evlerimizdeki elektromanyetik alanlar üzerinden zihinsel sağlığı araştıran bir elektronik nesneler koleksiyonudur. Centre Pompidou için hazırlanan “Evidence Dolls” (Kanıt Bebekler, 2005) çalışmasının da içinde bulunduğu “Consuming Monsters: Big, Perfect, Infectious” (Tüketen Canavarlar: Büyük, Mükemmel, Bulaşıcı, 2002-) projesi, farklı biyoteknolojik geleceklere yönelik tartışmada tasarımın rolünü araştırıyor. “Designs for Fragile Personalities in Anxious Times” (Tedirgin Zamanların Kırılgan Kişiliklerine Tasarımlar) insanlara çelişkileri, karmaşaları ve psikolojik kusurları ile birlikte değer verir. “Do you want to replace the existing ‘normal’?” (Varolan ‘normal’i değiştirmek ister misin?) isimli son projeleri, bu düşünce biçimini ürün tasarımı dünyasına taşıyor. Bu proje, 2007′de Z33 için yapılan “Technological Dreams Series: no 1 Robot” (Teknolojik Rüyalar Serisi: no 1 Robot) ile birlikte şu anda MoMA New York’taki “Design and the Elastic Mind” (Tasarım ve Elastik Zeka) isimli sergide yer almaktadır.

http://www.dunneandraby.co.uk

* Yazının başındaki fotoğraf Design Noir kitabından alınmıştır.

12.03.2008

İnternet Gazetelerinden Ne Haber?

Society for News Design, geçtiğimiz günlerde dünya gazetelerini tasarımlarına göre sıralamış. Sıralamanın en tepesinde Los Angeles Times, New York Times, National Post, The Boston Globe ve Zaman (sıralamadaki tek Türk gazete) yer alıyor.

Sıralama ile ilgili bir dolu tartışma var, ben o kısmına fazla girmeyeceğim. Haberi okuduktan sonra ilk sıralardaki gazetelerin web sitelerini yan yana koyup tasarımlarına bir baktım, şöyle bir resim ortaya çıktı:

(Görsellere tıklayıp büyük görebilirsiniz)

Odullu haber siteleri

Görüntüyü sadeleştirmek için resme basit filtreler uyguladım. Görsel tasarımcılar gazete gibi yoğun içerikli sayfalar tasarlarken taslaklarına biraz uzaktan gözlerini kısarak bakarlar ve baskın blokları ve sayfa dengesini görmeye çalışırlar. Amacım bu tekniği ekrana taşımaktı, ortaya çıkan görüntü şöyle:

Odullu haber siteleri

Bu resme bakınca aklıma şu soru geldi. Acaba Türkiye’deki merkezden-kitleye haber siteleri bu teknikle nasıl görünür? Aklıma ilk gelen yüksek tirajlı gazeteleri yan yana koydum.

Turk gazete siteleri

… ve Photoshop’ta gözleri kıstım:

Turk gazete siteleri

Sonuçta ortaya çıkan soyuta yakın görüntüleri karşılaştırırsak:

gazeteler.jpg

Çok detaya girmeye gerek görmüyorum, resimler durumu gayet güzel özetliyor. Okunabilirliği analiz etmek için şöyle tartışma alanları hemen akla geliyor:

  • Blok kullanımı
  • Beyaz alan kullanımı
  • Renk ve yazı tipi kullanımında tutarlılık

Daha büyük görmek için resimlere tıklayabilirsiniz.

(Düzeltme: Sıralama gazetelerin basılı halleri için yapılmıştır ve yeni kriterlere göre düzenlenmiştir. – 23.3.08)