Ali Miharbi | May 15th, 2009

RomaEuropaFAKEFactory: Katılım Çağrısı

Son zamanlarda ifade özgürlüğü denince çoğumuzun aklına, özellikle YouTube ve erişime kapatılan siteler nedeniyle devlet baskısıyla yapılan ideolojik sansür geliyor. Bunun yanında, her ne kadar iç içe geçebilseler de, sansürün başka bir biçimi diyebileceğimiz, ideoloji değil ekonomi tabanlı, dünyada giderek sıkılaşan ve teknoloji yoluyla koruma altına alınmaya çalışılan, telif hakları ile yasallaşan kısıtlamalara karşı tepkiler de artıyor. İtalya’da başlayan ve uluslararası bir yarışmaya dönüşen RomaEuropa Fake Factory de bu tepkilerden birisi. Duyuruları aşağıda.

20090503-093101-1

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan | April 8th, 2009

Tasarım Gazeteyi Kurtarabilir mi?

“Gazeteler bir kaç sebepten yok oluyorlar. Biz dünün haberlerine para vermek istemiyoruz ve sonrasında reklam verenler gazetelerden kaçıyor. Telefonunuz veya bilgisayarınız gazetelerden daha hızlı haber veriyor. ” diyor tasarımcı Jacek Utko TED’de yaptığı sunumda. Gazetelerin geleceği için sık tekrarlanan bir kaç senaryodan bahsediyor: bedava olmalı, tabloid biçiminde (tek sayfa) olmalı, yerel olmalı, niş olmalı, yorum ağırlıklı olmalı, sadece kahvaltıda okunmalı. Ama hiç birinin pratikde işe yaramayacağını gazetelerin böyle kurtulamayacağını söylüyor, ve kendi yaptığı cesur girişimi anlatıyor.

Koray Löker | March 24th, 2009

Tasarımcının Üretimdeki Rolü Nedir?

Google’ın görsel tasarım şefi Douglas Bowman, geçtiğimiz günlerde görevinden istifa ettiğini açıkladı ve bu karara yol açan nedenleri blogunda yazdı. En temelde, tasarım kararları alınırken tasarım ilkelerinin işlediği süreçler yerine matematiksel çözümler ve veri odaklı yaklaşımlar sergilenmesi, Bowman’ı fazlasıyla yormuş görünüyor. Bu yorgunluk, akla şirketlerin tasarımcıyı nasıl algıladığı, şirket kültüründe tasarıma hangi rollerin yakıştırıldığı sorularını da getiriyor.

Digg’de 1632 kez iğnelenmiş ve 300′den fazla yorumlanmış olarak bulduğum bu hikayeye yapılan yorumları okurken, Apple üzerine odaklanan bir blogda bu yazıya cevaben ortaya atılan bir iddiayı gördüm. İddianın sahibi buzzandersen, bu yönde bir süredir kafasında dolaşan düşünceleri bu hikaye ile somutlaştırdığını belirterek şu ifadeye yer veriyor:

“Apple mühendislerle çalışan bir tasarım firması; Google tasarımcılarla çalışan bir mühendislik firması.”

Bu iki firma arasındaki bir fark ve firmalara özgü bir durum değil elbette, mesele yönetim süreçlerinde hangi disiplinin, hangi rolü üstlenerek üretime katıldığı. Kritik soru, bir ürünün geliştirilmesi sürecinde tasarım ve mühendislik disiplinlerinin hem kendi alt dalları (endüstriyel tasarım, görsel tasarım, yazılım mühendisliği, elektronik mühendisliği vb.) hem de birbirleriyle nasıl ilişkilendirileceği ve kararların hangi kriterler temel alınarak verilebileceği…

buzzandersen’in yazdıklarını yorumlayanlardan birinin, şaka yollu “Eee, peki Microsoft nedir, orta katman yöneticiler firması mı?” tespiti de aslında işin bir yönetim süreci farklılaşması olduğunu vurgular nitelikte.

Böyle bakınca da, konu teknoloji şirketlerini aşarak, üretim ilişkileri bağlamında çok daha geniş bir zemine yerleşiyor ve sorular çabucak sıralanıyor, sitenin müdavimleri açısından anlamlı olabilecek yanına odaklanmayı denersek:

  1. Tasarımcı üretimde nasıl bir role sahiptir?
  2. Tasarım, kullanım koşullarını rahatlık, kullanılabilirlik, amaca uygunluk yönünden şekillendirme önceliğiyle mi ele alınır, yoksa arzu yaratma amacıyla mı?
  3. Hangi tasarım iyi tasarımdır? Tasarımcı, ortaya koyduğu ürünlerin kalitesini hangi ölçümlerle ifade etmeyi başarabilir?
  4. ..?

Ali Miharbi | December 6th, 2008

Sürdürülebilir Sanat

1987′de Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu, Brundtland Raporu’nda sürdürülebilirlik terimini ilk defa kullandığında “bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma” şeklinde bir tanım olarak getirmiş. Bunun yanında, sürdürülebilirlik stratejilerini “insanların kendi aralarında veya doğa ile aralarında uyumu ilerletmek” şeklinde tanımlamak, böylece anlamını çevre bilinci ile sınırlamayıp sosyal kalıcılığı da amaç edineceği şekilde genişletmek olası. Bu stratejinin tasarım alanına uygulandığı örnekler giderek artarken “Sanatta da sürdürülebilir işler olabilir mi? Bu tam olarak ne demek?” sorusu çıkıyor ortaya. Buna verilebilecek cevaplardan birini Smart Museum of Art‘ta 2005′te düzenlenen Beyond Green: Toward a Sustainable Art sergisi veriyor.

Aslında sürdürülebilir sanata, aktivist sanatın bir alt kategorisi gibi bakabiliriz. Galeriden dışarı çıkmış, değişik konulara değinme yoluyla bir diyalog yaratmakla kalmayıp doğrudan konu ile ilgili mekana giden, katılımcı, müdahaleci, geçici sosyal bir etkinlik olmaktan çıkıp yarattığı etkinin kalıcı bir iz bırakmasını amaç edinen işler. Burada zaman zaman tasarım statejileriyle kesişmeler, tasarım dilininin kullanılması da karşımıza çıkıyor ortak sorunların her disipline nüfuz etmesi nedeniyle. Geçmişe gidip bu anlayışla yapılan sanat eserlerini arayacak olursak karşımıza Joseph Beuys’un 7000 Meşe Ağacı (1982), Harriet Feigenbaum’un Söğüt Halkaları (1985), Mel Chin’in Diriltme Sahası (1990-93) gibi örnekler çıkıyor. Daha güncel örnekler için resimler ve bağlantıları ekliyorum kısa açıklamaları ile:

Michael Rakowitz, (P)LOT (2004-devam ediyor): Araba örtüsü ve taşınabilir iskelet sayesinde sadece park ücreti ödeyerek şehirde “kamp yapma” imkanı sağlıyor.

Paul Chan, New Orleans’ta Godot’u Beklerken (2007): New Orleans’taki halkla etkileşime girmek suretiyle Beckett’in Godot’u Beklerken oyununun şehrin çeşitli yerlerinde halka açık olarak sahnelenmesi.

Mel Chin, FUNDRED (2008-devam ediyor): 3.000.000 öğrenciye 100 dolara benzeyen boş para şablonları veriliyor ve kendi para tasarımlarını yaratmaları isteniyor. Sonrasında öğrenciler isterlerse tasarladıkları paraları projeye bağışlıyorlar ve kamyon dolusu “sanatsal” para, gerçek para ile değiştirilme isteği ile Washington DC’ye götürülüyor. Amaç, toplanan parayı Katrina sonrası New Orleans’ın tekrardan toparlanması için kullanmak.

Allora & Calzadilla, Under Discussion (2004-05): Venedik Bienali’nde gösterilen videodan bir görüntü. Vieques Adası’nın 1970′lerdeki Balıkçı Hareketi’nden günümüze adanın durumunun masaya yatırılmasını inceliyor.

 

Marjetica Potrc, Rooftop Room (2003): 8. Istanbul Bienali için gerçekleştirilen, Kuştepe’de düz çatılı bir evin üzerine yerleştirilen saç tavan. Kenarlara yerleşmiş olan perdelerin yerine sergi sonrası bina sahipleri tarafından kalıcı duvarlar inşa ediliyor.

Dara Klolu | November 26th, 2008

Göz Var, Nizam Var

Az önce bir kelimeyi doğru kullanıp kullanmadığımı öğrenmek için Türk Dil Kurumu sitesine girdim. Tarayıcıma yazdığım adres şu idi: http://tdk.gov.tr. ‘Enter’ tuşladıktan sonra açılan sayfa bir süre geçince kendi kendini tekrar yükledi ve URL aşağıdaki gibi değişiverdi:

http://tdk.gov.tr/TR/Default.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE

URL’yi incelemekten kendimi alamadım. İlk dikkatimi çeken şey şifrelenmis hash fonksiyonlarını andıran, tam 48 karakterlik ‘F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF07B4BDB15D6B60D5‘ kısım. Ürkütücü! Bunun hemen öncesinde ise ne gerek var dedirten bir ‘/TR‘ alt dizini. Bu Türkiye’nin ‘TR’ si mi yoksa? İsmi değiştirilmeye tenezzül edilmemiş ‘Default.aspx‘ sayfamız da var. Türk Dil Kurumu’nun sitesinde bunları görmekten hiç hoşlanmıyoruz. Ödediğimiz vergiler ile bu işleri birilerine yaptırıyorlar. Anlaşılan şu ki o insanlar da bu işlerden hiç ama hiç anlamıyorlar.

Şu basitlikte olmalıydı:

Ana sayfa
http://tdk.gov.tr

Arama sayfası
http://tdk.gov.tr/arama

Bir sözlük içerisinde arama sayfası (ör: lehçe sözlüğünde arama)
http://tdk.gov.tr/lehce/arama

Aşağıdaki gibi şifrelenmiş, göze hoş gelmeyen ve hatırlanması imkansız URL’ler devlete ait bir sitede özellikle TDK sitesinde kesinlikle olmamalıydı.

TDK’nın sitesinde arama sayfası URLsi şu an böyle görünüyor:
http://tdk.org.tr/TR/arama.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFE01F2BBF1267DE02

Biz Türkler geleneksel olarak tasarım kültürü nedir bilmeyiz. Yeni bir işe girişirken eğer bir işin bütçesi yüksek gelirse ilk tasarım kalemlerini çıkartır atarız (eğer var ise.) Biraz daha derin düşününce göz var, nizam var diye düşünerek kestirip de atamıyorum çünkü artık tasarım problemlerinin yanına bir de bilgi mimarisi tasarımı problemleri ekleniyor. Daha soyut tasarımlara ihtiyaç duymaya başlıyoruz. Bu alanlardaki açığını kapatamayan Türkiye’yi yakında insan hayatına kast edebilecek daha ciddi tasarım problemleri bekliyor.

Cenk Dölek | May 4th, 2007

Prototip (ilkörnek) Yazılım Geliştirme

spYazılım geliştirmek artık sadece kod yazmaktan ibaret değil. Gün geçtikçe tasarımcılar mühendislik, mühendisler de tasarım bilgi ve becerilerini artırıyorlar.

Ticari bir yazılım projesinde prototip kullanılması işleri kolaylaştıracaktır. Hem profesyonelce sunumlar yapabilmek hem de ürünün karşı tarafa daha iyi ifade edilebilmesi açısından çeşitli katkıları olacak, iletişimi artıracaktır.

Bu konuda Hal Helms tarafından yazılmış bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim, orijinali (ingilizce) burada.

 

Bu yazının geri kalanını okuyun »