11.02.2010

Kültürel ve Biyolojik Salgınlar Arasındaki Fark

Politik ideolojiler, dini inançlar, kültler, popüler kültür, konuşma dili, sosyal eğilimler, moda, yeni teknolojik ürünler gibi birçok olgunun çıktığı veya değişikliğe uğradığı andan itibaren toplumda yayılması sık sık hastalıkların yayılmasına benzetilir. Bilgisayar ağlarında da virüs ve solucan (worm) tabirleri biyolojik analojiden yola çıkar. Ancak bu analojiler tamamıyla paralellik göstermedikleri için bazen yanıltıcı olabiliyor, o yüzden bu farklılıklara kısaca değinmek istedim. Sosyal yenilikler ile hastalıkların yayılması ilk başta basitçe ağ üzerinde yayılmadan ibaret görünse de aslında işin içine insan psikolojisi girdiği için oldukça farklı dinamiklere sahip.

Hastalıklarda, hastalığı taşıyan biri ile her temasa geçiş, önceki temaslardan bağımsız olarak, değişmeyen bir bulaşma olasılığına sahip. Matematiksel olarak ifade edersek, taşıyıcı ile her karşılaşma bağımsız bir olay; her temas ayrı bir zar atışı gibi. Taşıyıcı ile temas sayısı arttıkça hastalığın bulaşma olasılığı %100′e yaklaşıyor. Hastalığın bulaşma olasığının enfeksiyon ile temas sayısı arasındaki ilişkiyi gösteren grafik şöyle:

Bu yazının geri kalanını okuyun »

06.12.2008

Sürdürülebilir Sanat

1987′de Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu, Brundtland Raporu’nda sürdürülebilirlik terimini ilk defa kullandığında “bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma” şeklinde bir tanım olarak getirmiş. Bunun yanında, sürdürülebilirlik stratejilerini “insanların kendi aralarında veya doğa ile aralarında uyumu ilerletmek” şeklinde tanımlamak, böylece anlamını çevre bilinci ile sınırlamayıp sosyal kalıcılığı da amaç edineceği şekilde genişletmek olası. Bu stratejinin tasarım alanına uygulandığı örnekler giderek artarken “Sanatta da sürdürülebilir işler olabilir mi? Bu tam olarak ne demek?” sorusu çıkıyor ortaya. Buna verilebilecek cevaplardan birini Smart Museum of Art‘ta 2005′te düzenlenen Beyond Green: Toward a Sustainable Art sergisi veriyor.

Aslında sürdürülebilir sanata, aktivist sanatın bir alt kategorisi gibi bakabiliriz. Galeriden dışarı çıkmış, değişik konulara değinme yoluyla bir diyalog yaratmakla kalmayıp doğrudan konu ile ilgili mekana giden, katılımcı, müdahaleci, geçici sosyal bir etkinlik olmaktan çıkıp yarattığı etkinin kalıcı bir iz bırakmasını amaç edinen işler. Burada zaman zaman tasarım statejileriyle kesişmeler, tasarım dilininin kullanılması da karşımıza çıkıyor ortak sorunların her disipline nüfuz etmesi nedeniyle. Geçmişe gidip bu anlayışla yapılan sanat eserlerini arayacak olursak karşımıza Joseph Beuys’un 7000 Meşe Ağacı (1982), Harriet Feigenbaum’un Söğüt Halkaları (1985), Mel Chin’in Diriltme Sahası (1990-93) gibi örnekler çıkıyor. Daha güncel örnekler için resimler ve bağlantıları ekliyorum kısa açıklamaları ile:

Michael Rakowitz, (P)LOT (2004-devam ediyor): Araba örtüsü ve taşınabilir iskelet sayesinde sadece park ücreti ödeyerek şehirde “kamp yapma” imkanı sağlıyor.

Paul Chan, New Orleans’ta Godot’u Beklerken (2007): New Orleans’taki halkla etkileşime girmek suretiyle Beckett’in Godot’u Beklerken oyununun şehrin çeşitli yerlerinde halka açık olarak sahnelenmesi.

Mel Chin, FUNDRED (2008-devam ediyor): 3.000.000 öğrenciye 100 dolara benzeyen boş para şablonları veriliyor ve kendi para tasarımlarını yaratmaları isteniyor. Sonrasında öğrenciler isterlerse tasarladıkları paraları projeye bağışlıyorlar ve kamyon dolusu “sanatsal” para, gerçek para ile değiştirilme isteği ile Washington DC’ye götürülüyor. Amaç, toplanan parayı Katrina sonrası New Orleans’ın tekrardan toparlanması için kullanmak.

Allora & Calzadilla, Under Discussion (2004-05): Venedik Bienali’nde gösterilen videodan bir görüntü. Vieques Adası’nın 1970′lerdeki Balıkçı Hareketi’nden günümüze adanın durumunun masaya yatırılmasını inceliyor.

Marjetica Potrc, Rooftop Room (2003): 8. Istanbul Bienali için gerçekleştirilen, Kuştepe’de düz çatılı bir evin üzerine yerleştirilen saç tavan. Kenarlara yerleşmiş olan perdelerin yerine sergi sonrası bina sahipleri tarafından kalıcı duvarlar inşa ediliyor.

02.02.2008

Sosyal Ağ Programlama Arayüzü

Haberleri duydunuz, Google Social Graph API denilen bir sosyal ağ programlama arayüzü çıkararak internet işletim sistemini gerçeğe dönüştürme yolunda önemli adımlar attı. Nedir bu? Google internet’de yayınlanmış arkadaşlık göstergeçlerini toplayarak indeksliyor ve bu ilişkileri programatik olarak sorgulamanızı sağlıyor. Sonuçta “her isteyen” Google’a girip size ait bir websitesini girebiliyor ve tüm arkadaşlarınızın listesini alabiliyor. İsterseniz kimlere bağlısınız hemen deneyip görebilirsiniz.

social-graph-api.png

Nasıl çalışıyor?

Öncelikle kendi web sitenizde veya blogunuzda bir arkadaşınıza bağlantı verirken rel="friend" veya kendinize ait başka sitelere bağlantı verirken rel="me" yazıyorsunuz. Örnek:

<a href="http://flickr.com/photos/arikan" rel="me">Flickr fotolarım</a>

<a href="http://darakilicoglu.com" rel="friend">Arkadaşım Dara</a>

Google aramada olduğu gibi bir örümcek program bütün web sitelerini tarıyor, bunları yazdıysanız sizin arkadaşlarınızı ve diğer sosyal web servislerinde bulunan profilierinizi kendi veritabanında depoluyor, ve dünyaya sunuyor. Bu biçimde yazım çoktan WordPress, MovableType gibi pek çok blog yazılımında hali hazırda kullanılıyor, ve tabii ki şu anda Twitter, Flickr, Jaiku, MySpace, YouTube, Vimeo vs. gibi çoğu sosyal web servisi arkadaşlık ilişkilerini bu şekilde bağlantılar ile belirtiyor.

Social Graph API kesinlikle sosyal web endüstrisini ileri taşıyacak bir sistem, ama bu işi dağıtımlı ve açık yapmak varken Google’un bunu merkezi bir veri tabanında toplaması insani değil.

Kimi nasıl etkiliyor?

  • Kullanıcılar – Yeni bir sosyal web servisine kayıt olduğunuzda şöyle bir uyarı alacaksınız: “12 arkadaşınız bu sistemi kullanıyor, onları da arkadaş olarak ekleyin.” Artık burda kimler varmış diye aramaya gerek kalmıyacak.
  • Servis sağlayıcılar – Yeni kullanıcıları arkadaşlarıyla daha hızlı bağlayarak daha fazla bağlam yaratıyor olacaksınız. Başka hangi servisleri kullanıyor bileceksiniz, başka nelerle ilgileniyor görebileceksiniz. İlgi alanlarına göre reklam gösterebileceksiniz.
  • Google – Ana biriktirici olarak Google, bütün arkadaşlık ilişkilerini ve dağıtımlı kimlikleri topluyor olacak, ve tüm dünya boyutunda dev bir sosyal güven ağının sahibi olacak (bkz diğer bağlantı tipleri, günde 50,000 sorgu limiti).

Google Social Graph API girişiminin Facebook gibi kapalı sistemlere göre kullanıcıya çok daha fazla kontrol verdiğine katılıyorum (Google yayınlanmış olan verileri topluyor). Ancak Google bu sistemle hassas olan insani ilişkilere kaba kuvvetle girişmiş oluyor. Hepimiz biliyoruz ki FOAF ve XFN verileri toplanabilir ve açık bir şekilde sunulabilir, ancak bütün dünya seviyesinde verileri depolamak ve indeksleyip sunmak çok fazla para gerektirir. Bu durumda oturup Google’u yaptığı için alkışlamak mı gerekir yoksa açık ve dağıtımlı bir sosyal ağ programlama arayüzü nasıl kurulur buna mı odaklanmak gerekir.

Ben sömürüldüğümün farkındayım, buna karşıyım, ama biliyorum ki buna sadece karşı olmak bir şey değiştirmez, o yüzden sömürüyle deneysel yollardan uğraşıyorum. Bu sebebple MYPOCKET projesiyle çoktan dünyaya finansal bilgilerimi açtım ve “MACHINE READABLES” başlığıyla kendi sitemde bütün arkadaşlık ilişkilerimi ve kendime ait sosyal web servisi profillerimi makina okunabilir hale getirdim. Bunun ne demek olduğunun farkında değilseniz kendinizde denemenizi tavsiye etmem.

12.08.2007

Bilgi Görselleştirmesiyle Sosyal Kontrol

Bu müzik videosu Röyksopp’un “Hatırlat Bana” ismli parçası için Fransız grafik film stüdyosu H5 tarafından yapılmış (2002). Toplumun nasıl utopik idealler adına kontrol edildiği işaretler ve ikonlar ile yüklü bilgi görselleştirmesi tekniği ile anlatılıyor tüm video boyunca. Günlük hayatta devletin toplumu eğitmek için kullandığı işaretler ve sistemlerden detaylar var.

Yine H5 tarafında yapılmış Fransız enerji şirketleri topluluğu (“conglomerate”) Areva reklam filmi bu Röyksopp videosunda yapılan eleştirinin tersine Areva’nın nükleer enerji etkinliklerini topluma taraflı bir mesaj olarak veriyor.

21.02.2007

Spring_alpha: Alternatif Sosyal Düzen Oyunu

Spring_alpha alternatif sosyal düzenleri test etmek için geliştirilen Internet tabanlı toplumsal bir oyun. Bir nevi skeç tahtası olan Spring_alpha’da oyuncular hem hikaye seviyesinde, hem anlatım seviyesinde, hem de kod seviyesinde alternatif sosyal pratikler programlayabiliyorlar.

spring_alpha__difficult_jobs.jpg

“insanlar zor işleri yapmak için sıra değiştiriyorlar”

spring_alpha__no_one_charges.jpg

“kimse para istemiyor ve ödemiyor”

Oyunun amacı toplumun içinde bulunduğu düyadaki kuralları değiştirmek. Bu değişim oyunu çalıştıran kodu geliştirerek ve sonucunda yeni davranışlar ve etkileşimler yaratarak yapılıyor. Yeni yazılan kodların etkisi oyuncunun bu yeni fikirleri toplumda yayabilme derecesi ile ölçülüyor.

Simon Yuill‘in yönettiği Spring_alpha projesi dört özelliği ile dikkat çekiyor:

  1. Bilgisayar oyunu geliştirmeyi sosyal ve eleştirel soruşturma olarak kullanmak.
  2. Oyunun yeniden tasarımıyla ilgili konular sosyal yapıların yeniden düşünülmesi ile ilgili konularla paralellik gösteriyor.
  3. Oyunun geliştirilme aşamasında katılıma açık olması.
  4. Açık kaynak geliştirme yöntemlerini hem oyunun geliştirilmesinde hem de katılımcılarla olan etkileşimde kullanılması.

spring_alpha__school_not_compulsory.jpg

“okul mecburi değil”

spring_alpha__obedience_doesnt_relieve.jpg

“itaat etmek acıları hafifletmiyor”