02.11.2007

OpenSocial Hayat İşletim Sistemi Çıktı

opensocial.jpg

Dün gece yarısı yeni hayat işletim sistemi OpenSocial piyasaya çıktı. OpenSocial farklı sosyal ağ servisleri üzerinde çalışan uygulamalar geliştirebileceğiniz bir sistem—bir programlama arayüzü. Google başlattığı bu sistemde yanına pek çok sosyal ağ servisi ve halihazırda sosyal ağ servisleri için uygulama geliştiren şirketi aldı. Sosyal ağ servisleri / platfromlar: Orkut, LinkedIn, Ning, Hi5, Plaxo, Friendster, Salesforce.com, Oracle, Viadeo, XING, Bebo, Plaxo, ListApart, ve MySpace. Hali hazırda Facebook için geliştirdikleri sosyal ağ uygulamalarıyla tanınan yeni şirketler: iLike, Flixster, RockYou, ve Slide. Özellikle MySpace’in son anda katılmasıyla 200 milyondan fazla kullanıcıya erişecek bir koalisyon, bir sosyal ağlar federasyonu oluşturulmuş oldu. Burada bir durun. Sadece 200 milyon ayrı kullanıcı değil, birbirine türlü şekillerde bağlı 200 milyon insan. Bir uygulama geliştir 200 milyon insana sosyal ilişkiler üzeriden dağıt. Hemen tüm dikkatlar halihazırda böyle bir sosyal platform işleten Facebook‘a ve onun tek başına oluşturduğu 50 milyonluk kapasitesine çevrildi.

Facebook OpenSocial koalisyonuna katılmaya zorlanacak mı?

Facebook önümüzdeki salı (6 Kasım) SocialAds sosyal reklam platformunu anons edicek. Daha geçenlerde Microsoft Facebook’dan bir miktar (1.6%) hisse alarak ve Facebook’un değerini $15 milyar olarak belirleyerek bu altın değerindeki reklam ağına erişmeyi garantiledi. Bütün bu gelişmeler Facebook’un bir miktar daha, en az bir hafta, sessiz kalacağını gösteriyor. Salı günü hep beraber görücez.

OpenSocial nasıl çalışıyor?

OpenSocial üç bölümden oluşuyor. Bu fonksiyonlar kişisel bilgilerinizin sosyal ağlar ağında ve üçüncü şahısların ürettiği uygulamalar arasında dolaşmasını sağlıyor.

  • Profil bilgisi (kullanıcı verileri) => Kendim
  • Arkadaşlar Bilgisi (sosyal ağ) => İlişkilerim
  • Etkinlikler (ağda olan bitenler) => Hayatım

Sadece HTML ve Javascript ile bu fonksiyonları kullanabiliyorsunuz. Yani Facebook FBML gibi yeni bir markup dil öğrenmenize gerek yok. Tabii ki bu fonksiyonların hepsi AJAXla bezenmiş. Yani mesela bir MySpace sayfasına koyduğunuz uygulamanız sayfayı tekrar yükelemeden kendi sunucunuzdan veri alıp vermenizi sağlıyor. Hatta bu uygulamlar Flash da içerebilir.

OpenSocial ne anlama geliyor?

  • Servis sağlayıcılar veritabanlarını diğer servis sağlayıcılara açıyorlar. Karşılığında 200 milyondan fazla kullanıcıya erişmiş oluyorlar ve çok daha fazla uygulama alıyorlar ve içerikleri artmış oluyor. Haliyle sonuçta daha fazla reklam geliri elde ediyorlar.
  • Geliştiriciler bir defa geliştiriyorlar her sosyal ağda dağıtıyorlar. Servis sağlayıcılara içerik sağlıyorlar. Karşılığında reklam geliri alıyorlar (servis sağlayıcının politikasına bağlı olarak).
  • Kullanıcılar tekrar tekrar arkadaşlarını eklemektense sosyal ağlarını başka platformlara “zahmetsizce” aktarıyorlar. Sosyal ilişkilerini ve yaşamlarında olup bitenleri servis sağlayıcılara ve üçüncü parti uygulama geliştiren şirketlere açıyorlar. Karşılığında arkadaşlarıyla sürekli bağlı kalmış oluyorlar ve “daha iyi servisler” almış oluyorlar.

Yani servis sağlayıcılar benim bilgilerime SAHİP değil mi artık?

Bunun cevabı bir sonraki yazıda… Buraya kadar ne düşünüyorsunuz bu yazıya yorum olarak katılın. Teşekkürler.

27.09.2007

Meta-Markets Üzerine

meta-markets-dugumkume

Meta-Markets arayüzünde Del.icio.us Düğümküme bağının hissesi. Bu bağı ilk İlteriş kaydetmiş ve sonra Meta-Markets'ta 200 hissesini (20%) halka arz etmiş. Bu kağıt şu anda yukarıda resimleri görülen 10 hissedar arasında paylaşılıyor.

Geçen gün Burak Arıkan ile, yeni deneysel çalışması Meta-Markets üzerine küçük bir söyleşi yaptık. Meta-Markets, Internet’te kolektif olarak oluşturulan değerlerin pazarlandığı ve incelendiği bir çeşit ekonomik simülasyon olarak görülebilir. del.icio.us, Facebook, flickr, FeedBurner gibi sosyal web sitelerinde, kullanıcılar, bu sitelerde harcadıkları manevi emek sayesinde onlara belirli bir değer katıyorlar; sürekli kullanıcı iseler bu bir değer akışına dönüşüyor. Meta-Markets’ta bu değer, belli kriterlerle ölçülüyor ve kullanıcılar arasında oluşturulan bir borsa sistemi ile, bu sitelerdeki manevi emeklerin hisse senedi olarak alınıp satıldığı, para birimi OPENSTUDIO kullanıcılarının yakından tanıdığı burak (β) olan spekülatif bir pazar oluşturuluyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

25.09.2007

Facebook Sosyetesi

Sosyal sınıflar genelde zenginliğe göre ayrılır. Burjuva ile işçi farklı ortamlarda takılır. Aralarındaki fark ceplerindeki parada, paranın aldığı gömlekte, gömleğin girdiği kulüpte, kulübün kapısındaki kadınlardan ve arabalardan anlaşılır. Dağa kaçmış göle düşmüş diye tekerleme gibi gidiyor ama en azından burjuvazi kelimesinin icat edildiği toplumlarda böyleymiş hayat. Bu sosyal sınıf farklılıkları kendilerini en çok kamusal alanda gösterirmiş. Tabi her toplumun modernleşmesi kendine. Türkiye’de en kamusal alan İstiklal caddesi hem diskodan fırlamışları hem müslüman burjuvaları bir arada barındırır. Aradaki farkı paranın satın alabileceklerinden anlamak mümkün olmayabilir.

Pek çok defa duyduk Türkiye’de İngilizce bilmeyenler ikinci sınıf vatandaş diye. Sınıf ayrımında para değil bilgi ana etken belki de. Internet kullanmayanlar? Google’da arama yapmayanlar? RSS okumayanlar? Blog yazmayanlar? Facebook’a girmemişler?

Kimileri için Facebook bir “teknoloji”, kimileri için hiç bitmeyen bir muhabbet. Arkadaşlarım her zaman orda, yazıyorum, çiziyorum, fotoğraflarda işaretliyorum, kafasına koyun atıyorum, ısırıyorum, içki ısmarlıyorum, duvarına yazıyorum, arkadaşlarına bakıyorum, ekliyorum, çıkartıyorum, virüs gibi dolanıyorum, ordan girip burdan çıkıyorum. Cafede oturuyoruz sanki gelen geçen masaya oturuyor kalkıyor bir muhabbet bazen sanki boğaza nazır bazen kalbur üstü tatlılar söylentiler ekler etekler açıyorum Şamdan dergisi karışıtıyorum sayfaları lüzumlü şeyler 352 arkadaşlı Elif 99 arkadaşlı Hakan ile Laylay’dan çıkarken çeviriyorum Dara’nın 328 arkadaşından 24 tanesi bir partide çeviriyorum Ceren (504) ile Boran (621) hem Darfur’a hem küresel ısınmaya karşı. Düğüm olmuş bir Facebook sosyetesi. Ne avant-garde’ın önde giden Guy Debord’u açıklayabiliyor gösteri sosyetesinden ne simulacaralarla tarif ediliyor bu rivayetler.

Eğer Facebook sosyal bir sınıf farkı yaratıyorsa bu farkı görebileceğimiz kamusal alan neresi?

04.08.2007

Sosyal Ağ İşleterek Para Kazanmanın 3 Yolu

openstudio-iliskiler.jpg

Internet’te sosyal ağ işletmek gece klübü işletmeciliğine benzer. İçerdeki müşterilerinizin mutluluğu için ortamı eğlenceli tutarsanız. İnsanların birbirleriyle rahat ve mutlu vakit geçirmesini sağlamak için çaba gösterirsiniz. Müşterileriniz içerde hoş vakit geçirdikçe kazanırsınız. Müşterileriniz mutlu ise tekrar tekrar gelir çünkü arkadaşları da o klübe gidiyordur. Bazen mutsuz da olsa gelirler, çünkü arkadaşları ordadır, sizin mekanınızda.

2004 yılında meqan.com diye popüler kültür odaklı bir sosyal ağ tasarladım Mezun.com için (şu anda gördüğünüz şey değil). Yonja.com’a bir süre rakip olsa da sonra kayboldu sanırım.

2005 yılında MIT’de bir laboratuvar ortamında 5 kişilik bir ekiple Openstudio deneysel sanat pazarını geliştirdik. Sanat endüstrisi simülasyonu. Openstudio yaratım yaptığınız ortamla yaratımın hayat bulacağı sosyoekonomik ortamı bir arada bulunduran bir sistem olarak başladı hayatına. Çizimler, galeriler, etiket bulutları, örtük sosyal ağ ilişkileri, semantik-semiyotik ilişkiler ağı, örtülü ödenekler, komisyonlar, renk paletleri, alışlar satışlar herşey iç içe.

2006 Ekim ayında Manevi Emek Borsasını icra ettik. Sosyal ağ, pazar, klüp, gece, arkadaş, maneviyat, emek, aygıtlar, yüzlerce satır bilgisayar kodu ve elektronik devrelerden oluşan fiziksel dünya ile sanal dünyanın değerlerini soruşturan karmaşıklık birşeyler.

Bu sırada neler öğrendik…

Bir Kelime Bir İşlem

Gerçek hayat ile sosyal Internet hayatı arasındaki ilişki önce “iş” kelimesinden sonra “işlem” kelimesinden geliyor. İş ancak emek harcandığında olur. İşlem işin tarifidir. Yani bir işin nasıl yapılacağını tarif ettiğinizde işlem yazmış olursunuz. Devam etmek istemiyorsanız ayrılmak için buraya tıklayın.

Sosyal işlem nedir?

Kanun yazmak sosyal işlem yazmakdır. Ancak işlem yazılı olmayabilir. Söylem de olabilir. Söylem de olmayabilir. Sosyal ağ kuramanın temelinde mikro kanunlar yazmak vardır.

Ne olabilir?

Okumak ile okunmak arasındaki çelişki olabilir. Devam edelim.

Sosyal ağ kurmak

Sosyal ağ kurmak için ne yapmak lazım? Arkadaş olarak ekle düğmesi, 100×100 fotoğraf, ikametgah, nüfus sureti, Ruby on Rails, PHP, ASPX, etiket bulutu, çek bırak kutular, AJAX, bol bol kahve çay, XMLHTTP, daraldığında konuşacak bir iki arkadaş, RSS, okuduğun lise, arkadaş listesi, blog, video yükler, mp3 oynatıcı, yorum yapma, oy verme, onaylama, Mogrel, Apache, ızgara sunucu ağı, trafik denge dağıtıcı ve bunun gibi araçlar. Bugün hepsini bir iki tıkta yapmak mümkün. İnsan bir iki tıkla neler yapmak istemez ki.

Üç yol

Bu başlıkla ilgilenip Düğümküme’ye gelmiş kişiler sosyal ağ işleterek para kazanmanın yollarını öğrenmek için okumaya devam etisin. Web2.0 peygamberleri gibi ziyaretçi trafiği ve reklamdan para kazanmak için üç yol:

  1. İnsan ilişkilerini sayısallaştırın.
  2. Kullanıcılar sosyal profillerini geliştirdikçe ve ortamda yaşadıkça (“activity feed”) bu harcanan emeği kullanın.
  3. Arkadaşların birbirine göstermesi, yani tavisye etmesini kullanın.

Türkiye’de henüz bu işten çok para yapan olmadığı için hala “veri biriktirenin midir” sorusu ile karşılaşmadık. Çoğu sosyal ağ servisi Amerika’da yapılıyor ve Amerikan kanunlarına göre işletiliyor, ve Amerikan kanunu der ki “veri biriktirenindir”.

İlgili Düğümküme Yazıları

* Yukardaki görsel: Openstudio sanatsal ilişki ağı. 2007 Haziran.

01.08.2007

Dijital İnanç Turizmi

facebook.gif

Facebook profili olmayan var mı? Amerikan üniversite öğrencilerinin (“college kids”) yüzde 80den fazlası Facebook’da. Dünyada ise Amerikan kültürünü tadmış ülkelerin çocukları hızla Facebook klübüne girmeye başladı. Ben de Facebook’dayım. Peki bunun inanç turizmiyle ne alakası var?

Internet’te bir siteye gittiğimizde orayı ziyaret etmiş oluyoruz. Hatta sitenin istatistiklerine bakıp bugün 2500 ziyaretçi geldi diyoruz. Bir ziyaretçi ne zaman turist olur? Şu üç özellik turist ile ziyaretçi arasındaki farkı belirginleştiriyor:

  1. Turistler normalde yaşamadıkları yerleri ziyaretler ederler.
  2. Turistler boş vakitlerinde (genelde tatilde) ziyaret yaparlar.
  3. Turistler gittikleri yerleri gezerken para harcayarak yerel ekonomiye dışardan para getirmiş olurlar.

Bu özelliklere göre düşünün en son ziyaret ettiğiniz siteleri, hangileri turistik?

Facebook gibi bir sosyal ağ sitesini niye ziyaret ediyoruz? Çünkü arkadaşlarımız orda. O zaman Facebook’da yaşıyor muyuz yoksa Facebook’u ziyaret mi ediyoruz? Eğer yaşadığınızı düşünüyorsanız bir vatandaş, yaşamadığınızı düşünüyorsanız bir turistsiniz (yukarıdaki üç farka göre).

Şimdi biraz daha karmaşık bir kavrama giriyorum…

İnanç turizmi dini sebeblerle yapılana deniyor. Örneğin Mekke, Medine, Efes, Meryem Ananın Evi inanç turizminin en önemli merkezleri. Internet’te inandığınız için gittiğiniz bir site var mı?

İnanç dini olmayabilir tabi. Her inanç din değil midir gibi sorular burada giremeyeceğimiz kadar derin. Ancak inanç inançdır. İnanç turizmi bir yeri inancınız için gezdiğinizde gerçekleşir. Facebook’a inananıyor muyuz? Logosuna mı rengine mi? İkisi de değil. Ordaki insanlara mı? Hayır sadece arkadaşlarımıza inanıyoruz. Arkadaşlarına inanmayan var mı?

Eğer Facebook’da yaşamadığınızı, yani vatandaşı olmadığınızı düşünüyor, sadece ziyaret ettiğinizi düşünüyorsanız inanç turizmi yapıyorsunuz.