17.01.2009

Teröre Karşı Terör Nereye Kadar?

Gonzalo Frasca, bilgisayar oyun dinamiklerini kullanarak toplumsal eleştiri yapan bir tasarımcı. 11 Eylül sonucu “teröre karşı savaş“ın doğuracağı kan davalarına işaret eden September 12 adlı bir simülasyon yapmıştı. İş eski (~6 yıl) ama hikaye aynı: Terörist avı, akabinde sivillerin ölümü ve sonuçta intikam yeminleri, sonra tekrar. Günümüze birebir uyan bir yorum olduğu için aktarıyorum.

September 12 simülasyonunu şu adreste görebilirsiniz. Tarayıcınıza Shockwave eklentisini yüklemeniz gerekebilir.

Oyunun açılış ekranındaki kullanim yönergesi:

Bu bir oyun değildir.

Kazanamazsın veya kaybedemezsin.

Bu bir simülasyon.

Bunun sonu yok. Daha yeni başladı.

Kurallar ölümcül derecede kolay. Ateş edebilirsin. Ya da etmeyebilirsin.

Bu, teröre karşı savaşı keşfetmek için kullanabileceğin basit bir model.

30.11.2007

Zombi Performanslar

Son zamanlarda 1960 ve 70′lerin önemli performans sanatı işleri daha yoğun bir sıklıkta tekrardan canlandırılır oldu. YouTube’da Bruce Nauman’ın performans videolarının imitasyonları bir yana, özellikle 2005′te Marina Abramovic‘in Vito Acconci, Joseph Beuys, Valie Export gibi isimlerin performanslarını Yedi Basit Yapıt adı altında tekrardan canlandırması, DJ Spooky‘nin Nam June Paik’ın TV Cello‘sunu tekrardan yorumlaması; bu yılki Performa‘da Allan Kaprow‘un 2006′da ölümünden önce verdiği izin üzerine zamanı için dönüm noktası sayılan 6 Bölümlük 18 Happening (1959) işinin tekrar icra edilmesi ve Second Life‘da olup bitenler bunun daha da yayılması olası yeni bir eğilim olduğunu düşündürüyor. Yapılan işlerin çeşitliliği ise değişik motivasyonları ön plana çıkarıyor: İroni, övgü, iletişim toplumunda performansın yerini sorgulama, artık fikirlerin ham haliyle hızla yayılabilmesi ve bunun sadece anlık mesaj atarak, bloglara yorumlar yazarak değil, Second Life gibi ortamlarda kodlanmış eylem olarak, görsel şekillerde de yapmanın mümkün olması ve sözlü iletişim dediğimiz şeyin artık sadece ağızdan ağıza değil ekrandan ekrana iletilmesi yoluyla toplumsal bir hafıza oluşturmaya başlamamız gibi birçok etken geliyor aklıma..Biraz geri gidersek, sanatçı performansları, II. Dünya Savaşı sonrası Japonya, Avrupa ve ABD’de aynı anda yaygınlaşmıştı. Bedenlerini biçim ve içerik olarak kullanarak doğrudanlık, vasıtasızlık sağlamak; insan bedenini ön plana, nesnenin önüne çıkarmak amacındaydılar: Savaştaki katliamlar, daha önce benzeri yaşanmamış bir yokolma korkusu ve savaş sonrası yaşadıkları dönem için hem iyimser hem karamsar çağrışımlar yapabilen Atom Çağı tabirini kullanmaları bile tek başına o zamanlar hakkında kabaca bir fikir veriyor.burden-shoot.jpgTemsil edici nesnelerden doğrudan sunulan eylem biçimlerine geçiş, başta çok çeşitlilik gösteriyordu: Happening’ler, Fluxus, aksiyonlar, ritüeller, demonstrasyonlar, direkt sanat, yıkım sanatı, olay sanatı, beden sanatı, vs. sonradan 70′lerde hepsine genel bir tabirle performans sanatı denmeye başlandı ve Chris Burden 1971′de (Vietnam Savaşı’nın sürdüğü sıralarda) en sansasyonel performanslardan birini yaptı: Shoot. Burden, bir asistanına beş metre kadar uzaklıktan tüfekle nişan alarak koluna sıyrık açması için talimat veriyor, ancak kurşun biraz daha içerden geçiyordu. Yine o yıllarda, Burden bedenini agresif bir şekilde sanatsal nesneye dönüştürmesi hakkında “Benim sanatım bir gerçeklik sorgulaması: Anormal durumlar oluşturarak daha üst seviyede bir gerçeklikte, değişik bir mertebede işliyor. O anlar için yaşıyorum.” yorumunu yapmıştı. Bugün ikonlaşmış olan Shoot performansı özellikle son yıllarda daha da sık karşımıza çıkar oldu.Scott Kildall, Paradise Ahead Serisi‘nde (2006-2007), Second Life’ın ilkel grafik ortamını kullanarak ikonlaşmış sanat enstalasyonları, performanslar, filmler ve fotoğrafları tekrardan sahnelendiriyor. Sahnelenen ve ekran görüntüleri dijital baskı olarak ‘belgelenerek’ sergilenen performanslardan birisi de Chris Burden’in Shoot performansı. Çizgi film karakterlerine benzeyen avatarların, zamanında büyük bir ciddiyetle yapılmış olan bu işleri tekrarlamaları, ortamın kendisinin, canlandırmak istediği nesne ve olayların önüne geçebildiğini ve en dramatik olayları bile güçsüz kılabildiğini gösteriyor.

shoot21.jpg

Scott Kildall, Shoot (2006)

Bienal Virüsü ve 13 En Güzel Avatar gibi işleriyle isimlerini daha önce duyduğumuz Eva & Franco Mattes, diğer isimleriyle 010010110101101.org, bu yılki Performa’ya Sentetik Performanslar adında bir seriyle katıldılar. Genel anlamda performans sanatına eleştirel bakan bu seride Chris Burden’ın yanısıra Vito Acconci, Joseph Beuys gibi isimlerin performanslarının Second Life’da tekrardan canlandırılmaları yapıldı. Bu canlandırmaların mümkün olduğunca orijinallerine sadık biçimde avatarlara yaptırılması, Eva ve Franco’nun deyimleriyle performans sanatını neden ilginç bulmadıklarının sorgulanması şeklinde başlamış. Burden’ın performansının tekrardan sahnelenmesinde de yaratılmak istenen etkinin, Kildall’un yaptığı gibi sanal ortamda şiddetin anlamsızlaşmasını göstermekten ziyade medya ile duyarsızlaşmış dünyada artık gerçeğin de gücünü ve etkileyiciliğini kaybettiği, Burden’ın performansının gözümüzün önünde veya Second Life’de icra edilmesinin bizde yarattığı etkinin düşünüldüğü kadar farklı olmadığının gösterilmesi denebilir. Bu etki yaratılırken Eva ve Franco Mattes performans sanatının senaryo ve provadan yoksunluk, tekrar edilmezlik ve sonunun belirsiz olması gibi ‘kurallarını’ çiğneyerek bu yapaylık ve gerçeklikten uzaklık hissini daha da artırıyorlar.

shoot31.jpg

Eva & Franco Mattes, Shoot (2007)

Bunların yanında, 60 ve 70′lerin sanatının, bir zamanlar avant-garde olup da artık film yıldızlarının posterleriyle aynı mekanlarda satılan empresyonist resimlerin reprodüksiyonları gibi artık iyiden iyiye popülerleşmeye başlayıp başlamadığı sorusu da geliyor insanın aklına. Buna örnek olarak Justin Benevides, Peter Fales ve Dan Philocox isimli üniversite öğrencilerinin toplanıp yarı eğlence yarı ev ödevi olarak çektikleri bu YouTube videosuyla yazıyı bitiriyorum:

İlgili Bağlantılar:

29.07.2007

Amerika'da Tasarlanmış Bağdat

irak-amerikan-bagdat.jpg

Amerikan askerlerini Irak savaşına hazırlamak için Amerika’nın Louisiana şehrinde Bağdat temalı bir askeri kamp kuruldu. Aynı Disney Land’in çocuklara büyülü bir dünya simulasyonu sunması gibi bu Amerikan çölünde tasarlanmış Bağdat askerleri “Irak savaşının büyülü dünyası”na hazırlıyor.

Yaklaşık bir yıldır faaliyette olan bu savaş tiyatrosu oyunların, yani simülasyon gerçek ilişkisinin, Amerikan ordusu tarafından nasıl kullanıldığını gösteriyor. Amerikan Bağdatı’nı tasarlayanlar arasında kostüm tasarımcıları, mimarlar, medya tasarımcıları, grafik tasarımcıları, etkileşim tasarımcıları, film yapımcıları, ve askeri stratejicileri var. Iraklı Amerikan vatandaşları oyuncu olarak köylüleri canlandırıyor. Baştan aşağı yaşanan drama Amerikan ordusunun koyulan bir hedef uğruna insanlığı her şekilde alt üst edip ezip geçtiğini gözler önüne seriyor.

Bir yanda daha önce Düğümküme’de yazdığımız Iraklı sanatçı Wafaa Bilal kendini internet’ten vurdururken diğer yanda Tasarlanmış Bağdat kampının yöneticisi General Robert Cone “Bir askere burada güvenebilirsek, Irak’da da güvenebiliriz.” diyor…