17.02.2009

Ergenekon.tc

ergenekontc-spot1

Ergenekon.tc (http://www.ergenekon.tc) projesi 18 Şubat 2009 Çarşamba günü (yarın) Delüks tarafından düzenlenen sergiyle açılıyor. Çok ortamlı yerleştirme olarak yapılacak serginin açılışında Barış K. müzik yapacak. Resmi ilan şöyle:

Delüks sunar:
Burak Arıkan – Ergenekon.tc

Çok ortamlı yerleştirme
Müzik: Barış K.
Açılış: 18.02.2009 Çarşamba 19.00
Sergi Perşembe – Cuma – Cumartesi 17.00 – 20.00 arası gezilebilir.
(Sergi mekanı sınırlı olduğundan ziyaret etmek için lütfen iletişime geçin: deluks **at** deluks.org )

Ergenekon.tc sergisi 2455 sayfalık Ergenekon iddianamesinde anlatılan sosyetenin diyagramını gösterir. Ergenekon davasında geçen kişiler, kurumlar, gruplar, yerler, teoriler, ideolojiler, ve inançlar arasındaki kaynaşma, toplumda karmaşık bir çatlak oluşturmuştur. Bu çatlağın karmaşası ne o çok merak edilen “bir numara”yla ne de bütün bir hiyerarşik düzen ile açıklanabilir. Ergenekon tek merkezli değil, çok merkezlidir. Ergenekon devlet veya askeriye gibi hiyerarşik yapıların içine geçişebilen, dağıtık, tasarlanmamış ama kendiliğinden büyümüş organik bir yapı olduğu için varlığını sürdürebilmiştir.

Ergenekon.tc projesi iddianamenin ortaya koyduğu bu karmaşada bir anlam aramaz, karmaşanın şiddetine işaret eder.

Ergenekon.tc projesini oluşturan bilgisayar programlarından biri iddianamenin tümünü analiz ederek isimlerin metin içindeki yakınlıklarına göre ilişkilerini çıkarır; diğeri ilişkilerden oluşan ağı gösterir. Ortaya çıkan haritada isimlerin büyüklüğü tekrarları, isimler arası göreceli yakınlıklar ilişkilerin yoğunluklarını, koyu bölgeler bağlılık sıklığından oluşan merkezleri gösterir.

Ergenekon.tc projesine ilham veren ilk olay Ergenekon İddianamesi’ni dijital okur yazarlıktan yoksun olarak yayınlanmasıdır. İddianame dijital olarak hazırlandığı halde, önce basılmış, sonra taranmış, sayfalar resim olarak PDF formatına çevrilmiş ve medyada bu haliyle dağıtılmıştır. PDF iddianame içinde ne otomatik arama ne de programatik okuma mümkündür. Ergenekon.tc sergisinde bu durumun absürdlüğünü sergilemek için 2455 sayfa iddanamenin tümü saman kağıda basılmış ve sergi ziyaretçilerinin kalemle üzerine not almasına veya karalamasına açılmıştır.

http://ergenekon.tc

* “Foucault”, Gilles Deleuze, Sean Hand. Continuum International Publishing Group, 2006

Burak Arıkan
http://burak-arikan.com

Burak Arıkan sanatçı ve araştırmacı olarak makinaların ve insanların etkileşimiyle büyüyen ağlı sistemler yaratır. İşlerinde kültürel sürdürülebilirlik, ağlı ortamlarda yaratıcılık, mikro emek, ve yeni nesil politika konularıyla uğraşır. Yarattığı sistemlerden parçaları baskı, animasyon, görsel yazılım, ve çeşitli elektronik/fiziksel malzemeler olarak sunmaktadır. İşlerini Venedik Bienali, MoMA, Ars Electronica, Neuberger Sanat Müzesi, Sonar Festivali, DEMF, Art Interactive, Hafriyat dahil çeşitli uluslararası ortamlarda göstermiş ve icra etmiştir. Massachusetts Institute of Technology , Rhode Island School of Design, New York University, İstanbul Teknik Üniversitesi, ve İstanbul Bilgi Üniversitesi dahil çeşitli okullarda dersler vermiş ve workshoplar yapmıştır. Ayrıca Dugumkume.org blogunda yazmaktadır. Arıkan 2006 yazında MIT Media Lab’de John Maeda’nın yönettiği Physical Language Workshop grubundan mezun olmuştur.

Delüks
http://deluks.org

Delüks, ‘finansal kapital’e çeviremediğimiz atıl zaman, mekan ve emeği, ‘zihinsel kapital’e tahvil etme projemizdir. İlgimizi çeken her dalda bu kapitali değerlendirebileceğimizi düşünüyoruz. Farklı alanlardan gelen, hiyerarşiye inanmayan, dağıtık bir insan ağı olmamızın kazandırdığı avantaj ile sanat, aktivizm, kültür, eleştiri gibi değişik disiplinleri eylemlerimizde değerlendirebilmeyi amaçlıyoruz. ‘Ergenekon.tc’ projesinde de olduğu gibi, bu eylem, bakış açısına inandığımız herhangi bir kişinin çalışmalarına destek olmak şeklinde gerçekleşebilir.

24.11.2008

Politik / Minimal Sergisinde Türkiye'den Xurban


Biçimde minimal içerikde politik sanat işlerinden oluşan Politik / Minimal sergisi 29 Kasım Cumartesi Berlin’de KW (Kunst-Werke) Çağdaş Sanat Enstitüsü‘nde açılıyor.

Serginin küratörlüğünü KW’nin kurucularından ve MoMA Medya Bölümü‘nün küratörü Klaus Biesenbach yapıyor. Sergiye katılanlar arasında Hans Haacke, Alfredo Jaar, Felix Gonzales-Torres gibi eski ustalardan yeni nesil sanatçılara pek çok isim var. Katılımcılar arasında dikkatimi çeken bir kişi de küresel finansal krize rağmen bugün astronomik fiyatlardan işlerini satıp akılları kurcalayan sanatçı Damien Hirst.

Türkiye’den Xurban Collective (xurban.net) “Zoraki İhtiva” (Containment Contained) projesiyle katılıyor. Zoraki İhtiva (2003-2007) Irak ile Türkiye arasında kamyon nakliyatında kayıt-dışı mazot taşımakta kullanılan özel yapım çelik depolar üzerine. Bu depolar sınıra yakın otoyolların çevresinde bir zamanların değiş-tokuş ekonomisinin kalıntıları olarak çürümeyi bekliyorken Xurban bu geçmiş üzerine arkeolojik bir araştırma başlatıyor ve depolardan seçilmiş bir tanesini anıtlaştırıyor. Projenin video, fotoğraf, ve metinsel belgelerini sitesinde okuyabilirsiniz.

Serginin açıklamasında Politik/Minimal başılığının Minimalizmin kendine referans veren estetiği ve sözünü sakınmayan eleştirel sanat eylemi arasındaki gerginlikten yola çıkıldığı yazıyor. Sergide yeralan işler temel geometrik şekillerden oluşuyor ve ekolojik, sosyal, ekonomik, ve etik alanlara odaklanmış söylemlere sahipler. Minimalizm’de çok sık görüldüğü gibi başlıkları, malzemeleri, ve bağlamlarıyla daha geniş anlamlara açılıyorlar.

Ali Miharbi‘yle zaman zaman aramızda “hikayeli minimal” diye tartıştığımız önemli bir konuya dokunuyor bu sergi. 60larda belirginleşmeye başlayan ilk minimalist sanat işleri kendi kendine duran (referans veren) geometrik soyutlamalardı–sergi tanımında da bahsedildiği gibi. Bugün ilk bakışta benzer minimal biçimler tekrar tekrar ortaya çıkıyor gibi duruyor ancak farkı “hikayeli” olmaları –kendi aramızda şakayla karışık kullandığımız bir terim. Bu değişimin veya dönüşümün bir sebebi günümüzde artık aşırı dozda görsel mesaja boğulmuş olmamız, ve sanatçıların tepki olarak derin karıştırmalara –sembol, senaryo, teknik– girişmeye başlamış olması.

Politik/Minimal sergisinin son zamanlarda TATE’de yapılan “Open Systems” (2005) sergisiyle beraber (bkz Sanat Ürününde Nesneden Sisteme Geçiş) tarihte çok önemli bir yere oturacağını düşünüyorum. Sergiye katılan tüm sanatçılar şöyle:

ADEL ABDESSEMED
FRANCIS ALYS
MONICA BONVICINI
TOM BURR
ANNABEL DAOU
EDITH DEKYNDT
FELIX GONZALEZ-TORRES
HANS HAACKE
MONA HATOUM
DAMIEN HIRST
ALFREDO JAAR
DEREK JARMAN
TERENCE KOH
KITTY KRAUS
KLARA LIDEN
TERESA MARGOLLES
KRIS MARTIN
COREY MCCORKLE
HELEN MIRRA
MUCHEN & SHAO YINONG
SARAH ORTMEYER
SETH PRICE
GREGOR SCHNEIDER
TINO SEHGAL
SANTIAGO SIERRA
TARYN SIMON
ROSEMARIE TROCKEL
XURBAN_COLLECTIVE
AARON YOUNG

Sergi 25 Ocak 2009′a kadar gezilebiliecek.

06.10.2008

OUTLET İhraç Fazlası Sanat "Merkezi" Açılıyor

İhraç fazlası sanat “merkezi” OUTLET 10 Ekim’de “Normal Olmayı Reddediyorum!” sergisiyle açılıyor. Sergiye katılan sanatçılar Fikret Atay, Bashir Borlakov, Burak Delier, Servet Koçyiğit, Merve Şendil, ve Cengiz Tekin.

OUTLET İstanbul’da Tophane’nin Boğazkesen Yokuşu’nda Azra Tüzünoğlu tarafından açılan bağımsız bir sanat mekanı. Azra ile bu yılın başında MSÜ’da yapılan Güncel Sanat Tartışmaları sırasında tanışmıştık ve sonra Düğümküme’de yazılarda ve yorumlarda sanat teknoloji politik yeni medya sahiplik orjinallik temsiliyet gibi konularda tartışmıştık. OUTLET aynı zamanda yeni bir blog başlattı, kendi etkinliklerinden ve ilgilendikleri sanatçılardan haberler ve bilgiler içeriyor.

Normal Olmayı Reddediyorum!
Açılış: 10 Ekim Cuma, 18:30-20:30

OUTLET// İhraç Fazlası Sanat
Boğazkesen Cad. Kadirler Yokuşu No:69
Tophane – Istanbul

http://outlet-istanbul.org
http://outlet-istanbul.blogspot.com

Ayrıca sergi 10 Ekim- 20 Kasım tarihleri arasında Salı ve Cumartesi 10:00-18:30 saatlerinde gezilebilir.

15.09.2008

boDig 08: Ara-yüz(süz) Sergi Açılışları

Teknoloji ve beden odaklı bağımsız sanat girişimi boDig (bodig.org) geçtiğimiz sene kuruldu ve bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük etkinlik bu akşam başlıyor. Daha önce Düğümküme’de duyurduğumuz boDig etkinlikleri teknoloji ve sanatın bir arada kullanıldığı, daha doğrusu teknoloji ile sanat yapılan pek çok yeni işi içeriyor. 15-25 Eylül arasında ziyarete ve katılıma (etkileşimli işler) açık olacak ara-yüz (süz) etkinlikleri arasında iki tane sergi var (tam programı boDig.org adresinden öğrenebilirsiniz):

Tarih: 15 Eylül (bugün)
Açılış: 19:00
Yer: EKAV Sanat Galerisi Süzer Plaza – Hotel Ritz-Carlton – Dolmabahçe

Tarih: 16 Eylül
Açılış: 19:00
Yer: Hafriyat – Necati Bey cad. 79 Karaköy

Sergiler her gün 12:00-19:00 arasında açık olacak.

Ben de boDig sergisine MYPOCKET projesiyle katılıyorum. Proje Türkiye’de ilk defa boDig bağlamında EKAV Sanat Galerisi‘nde gösteriliyor olacak. Dara Kılıçoğlu‘na serginin hazırlanmasında yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum.

01.07.2008

Mental Klinik'ten: Etiketbulutu

“Totaliter rejimde devletin arkasından konuşamadığınız gibi kapitalist sistemde sponsorun arkasından konuşamazsınız.”

Sanat işleri ile uğraşan kurumların kendi kendini finanse edebilmeleri ve sponsorlardan bağımsız hareket edebilme özgürlüğüne sahip olabilmeleri kurumsal politikaların oluşturduğu filtrelere takılmaması için cok önemli. Bu bir bakıma özgünlük için olmazsa olmaz gibi birsey. Kendi kendini çekip çevirebilen İstanbullu bağımsız sanat-üretim oluşumlarının başında gelen Mental Klinik, bütün sene boyunca açık kalacak ve kendini yenileyecek olan “etiketbulutu” isimli sergisini Cuma ve Cumartesi günleri 16:00-20:00 saatleri arasında Nişantaşı Topağacındaki yerinde izleyicilere sunuyor.

Bugün birbirine ağ şeklinde bağlanmış işlemcilerin oluşturduğu bulutlarda işlenen veri miktaları petabytelar ile ölçülüyor. Wired dergisinin Temmuz 2008 sayısında Chris Anderson’in “Petabyte Çağı” başlıklı yazısına göre artık kimin neyi neden yaptığının bir önemi kalmadı. Model karmaşası yakında bitiyor. Çünkü sayılar zaten herşeyi açıklıyor eğer elinizde yeteri kadar veri varsa. Anderson’a göre büyük veri yumağı ile karşı karşıya olduğumuz şu zamanlarda (petabyte çağında) taksonomi, sosyoloji, ontoloji gibi kavramlardan yola çıkarak veri analiz etmekten daha başka-yeni yöntemler oluşmaya başladı. Bu yeni düşünce yöntemleri ile herşeyi sayabilir, takip edebilir ve ölçebiliriz.

Mental Klinik son sergisinde önce kendine etiket bulutları üzerinden sanal bir uzay tanımlıyor daha sonra bu bölgenin materyal dünyaya yansımasını kurguluyor ve tasarladığı yüzey topolojileri, veri ile beslenen ışık dizinleri, uzaysal sıkıştırma yöntemleri, sözel paradigma kaymaları, analog-dijital ve tam tersi cevirimin mimari iz düşümleri gibi arayüzler aracılığı ile izleyicinin algılarına konuşmaya başlıyor. Ayrıca bu kurgu kesin değil hayli dinamik. Zamanla ile değişiyor, bozuluyor, kendini yeniliyor. Sayılabilir, ölçülebilir verinin elle tutulur dişe dokunur tarafa çekilmesi ve çevrilmesi ile veriye hassas bünyeleri farklı duyular aracılığı ile uyarıyor.

Etiketbulutu konusundan ötürü oldukça ilginç bir sergi. Bu haftasonu Cuma veya Cumartesi günü eğer yapabiliyorsanız sergiyi ziyaret etmek iyi olabilir. Önümüzdeki hafta yeni işler şu an gösterilen bazı işlerin yerini alacak.

[Basın bülteni]

:mentalKLİNİK

:mentalKLİNİK bağımsız bir yapı olarak 1998 yılında Yasemin Baydar ve Birol Demir tarafından projelendirilip 2000 yılında Nişantaşı’nda hayata geçirildi. Yasemin Baydar, 1994 yılından bu yana kişisel olarak sergilere katıldı, Birol Demir, 1989 yılından bu yana kişisel sergileri dahil olmak üzere pek çok sergiye katıldı. 2000 yılından itibaren :mentalKLİNİK olarak çalışmalarını sürdürüyorlar.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketliyor.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketler. Tanımsız alanlar, kararsız bölgeler, dondurulmuş zamanlar tasarlar, materyalsiz dünyaya yaklaşırken materyallerle kurulan ilişkilerin kaydını tutar. Konular/ kavramlar/ durumlar/ davranışlar üzerine çalışır. Kendi tanımladığı zaman ve mekan içinde davet ettiği kişilerle ilişki formları üretir. :mentalKLİNİK, sanat, tasarım, üretim ve tüketimin süreçlerini kendi işlerine kaynak olarak kullanır.

Zaman ve mekan, insan ve obje, obje ve zaman ilişkileri üzerine düşünür ve üretimler yapar, nesneleri arayüzler olarak adlandırır. Konumlandığı her mekanda o mekana yeni boyutlar ekler ve mekanı bütün duyulara açık hale getirmeyi hedefler.

:mentalKLİNİK birçok sanatçının katıldığı projelere ev sahipliği yaptı ve katıldı.

:mentalKLİNİK, 1998 yılından 2004 yılına kadar (uyku), {oyun}, [kopya] projelerini İstanbul’da kendi mekanında, 2004 yılında Luxembourg’da MUDAM (Musee d’Art Moderne Grand-Duc Jean, Luxembourg) işbirliği ile ~self01 projelerini katılımcılarıyla gerçekleştirdi.
2007 yılında Antananarivo, Madagascar’da Joel Andrianomearisoa’nın “30 and Almost-dreams” sergisine give joel a gift, you will be gifted ile katıldı. MUDAM Luxembourg’da 2007 yılında gerçekleştirilen ‘Tomorrow Now’ sergisine Frozen45˝ ile katıldı.

2007 yılında yine kendi mekanında_ikilimeşguliyetler_ faz1.yüzey ile 21. Yüzyıl koleksiyonunu başlattı. Aynı yıl Tokyo’da Eric Van Hove’un sürdürdüğü “kayıt dışı” sergisine coverted ile katıldı.
2008 yılı boyunca sergileyecekleri “etiketbulutu” cuma ve cumartesi günleri saat 16.00-20.00 arasında izlenebiliyor. :mentalKLİNİK, seçtiği etiketlerle yapımlarının anafikrini oluşturuyor; izleyiciye :mentalKLİNİK bakışını ve yapım fikrini, sanatla kurduğu ilişkiyi, zamana eklenme şeklini, dondurulmuş zaman anlayışını etiketleyerek sunuyor.

www.mentalklinik.com
mental@mentalklinik.com
Adres: Ihlamur yolu, Opera Palas apt. No.33/35 D.6
Topağacı/Nişantaşı 34365 İstanbul

and 29.06.2008

Kutsal Ateş: Sayısal Zamanların Sanatı

shulginchernyshev_com_pr

Geçtiğimiz Nisan ayında Brüksel’de yapılan Kutsal Ateş (“Holy Fire”) sergisi işlemsel ve ağlı sanat çevrelerinde büyük tartışmalara yol açtı. Küratörlüğünü Yves Bernard ve Domenico Quaranta‘nın yaptığı sergi “yeni medya sanatı” denilen şeyin “zamanımızın sanatı”ndan başka bir şey olmadığı, ve yazılım/donanım kullanarak günümüz hakkında konuşan işlerin maddiyat-dışılık iddialarına rağmen sanat pazarına çoktan girmiş olduğunu öneriyordu.

coverweb1IMAL‘de yapılan Kutsal Ateş sergisi yazılım-donanım-ağ teknolojileri ile üretilmiş ve sadece daha önce alınıp-satılmış eserler içeriyordu. Sanatçılar arasında, çoğu bir zamanlar bu sanat endüstrisinin dışında çalışmış gözüken Alexei Shulgin, Vuc Cosic, JODI, 0100101110101101.org, Olia Lialina, Mark Napier gibi isimleri görebiliyoruz. Sergi hem sanat pazarında yeralan bu sanatçıların işlerini bir araya getirmesiyle hem de bunları “yeni medya sanatı” diye ifade etmesiyle büyük tartışmalara yol açtı. Daha sergi açılmadan Rhizome.org forumlarında “Sanatın Yeniden Maddeleştirilmesi” (“The Rematerialization of Art”) başlığı altında bir tartışma açıldı. Bir başka tartışma da Patrick Lichty’nin blog yazısı, “yeni medya” teriminin neden hala kullanılıyor olduğu üzerine yaptığı ayrıntılı eleştiri üzerine başladı. Internet sanatçısı ve eleştirmen Tom Moody hem kendi blogunda yazarak hem Rhizome yorumlarına katılarak ortamı hareketlendirdi. Bu tür sanat eserlerinin maddesizleşmesi / tekrardan maddileşmesi tartışmaların odak noktasıydı.

Kutsal Ateş sergisiyle küratörler şu üç savı iddia ettiler:

Zamanımızın sanatı
Kutsal Ateş sergisindeki işler “yeni medya sanatı” değil, basitçe bu yaşadığımız zamanın sanatıdır. Bu işler kurumsal veya ticari kimliklerden kendini ayıran, hayali kimlikler yaratan, yazılımları ve oyunları kendine uyduran, online ve offline toplulukların içine sızan, varolan araçları altüst eden veya kendininkini yaratan, işlemselliğin ve bilişimin estetitiğini araştıran; özetle bu yaşadığımız dünya hakkında konuşan sanat yapmak için bilgisayar yazılımları ve donanımları kullanan işlerdir.

Koleksiyonluk sanat işleri
Kutsal Ateş muhtemelen hali hazırda sanat pazarında bulunmuş sadece koleksiyonluk yeni medya sanatı gösteren ilk sergi. Kutsal Ateş çağdaş teknolojilerle yapılmış ve koleksiyonluk günümüz sanat işlerini sunar.

Yeni bir ekonomi
Sanat pazarı yeni medya sanatçıları için yeni gelir kaynakları öneriyor. Şu zamana kadar bu kaynaklar devletten ve kurumlardan verilen komisyonlarla sınırlı olmuştur. Bir sanat pazarı sanatçılar ve sanat tüketicileri arasındaki doğrudan ilişkilerle yeni bir ekonomi geliştirilmesini sağlar; sanatçının sosyal rolünü ve kitlesel tüketim için üretilmiş dijital ürünlerden başka şeylere bakan kişileri onaylar.


Reface [Portrait Sequencer], Golan Levin ve Zachary Lieberman, 2006

Rhizome forumundaki Kutsal Ateş tartışmasının sonunda internet sanatı gibi maddeleşemeyen işleri de almak isteyen koleksiyoncu Jeremy Levine Internet sanatı toplarken şu kurallara uymayı teklif etti:

Teklif 1: Internet sanatına “sahip olmak” barındırma sorumluluğu getirir. Internet’te bir internet sanat işine sahip olmak patronluk yapmak olur.

Teklif 2: Koleksiyon “ya yay ya öl” ilkesine dayanmalı. Koleksiyoncu işi immaterial yapma işlemine dahil olmalı.

Teklif 3: Internet sanatı sahibi olmak korumak, emülasyonunu yapmak, ve dökümante etmek anlamına gelir.

Bu son madde özellikle önemli, çünkü daha önce bu yorumlarda bahsi geçtiği gibi bugünün teknolojisyle üretilmiş bir iş yarının teknolojisiyle çalışmayabilir. Bunun en iyi örneği eski bilgisayar oyunları. Çoğu bugün çalışmıyor, ancak bazılarını –Atari, Amiga, vb.– özel geliştirilen emülatörler sayesine bugün de aynı kailtede çalıştırabiliyoruz.


Psych|OS, UBERMORGEN, 2006

Internet’de radikal sistemler geliştiren ve aktivist etkinlikler yapan sanat kolektifi UBERMORGEN sergiye Psych|OS serisiyle katıldı. Psych|OS Hans Bernhard’ın 2002 yılında 10 yıllık internet ve teknolojik aktivizm mücadelesinden sonra sayısal ağların beynindeki biyolojik ağlara verdiği etki sonucu yattığı akıl hatenesindeki günlerini belgeliyor. Serginin küratörü Domenico Quaranta Psych|OS hakkında yazmıştı 2006 yılında yayınlanan bir katalog için.


Dimension (With Elements of Web 2.0), Olia LIALINA ve Dragan ESPENSCHIED, 2006

Rhizome forumunda bu tür yeni medya sanatı galeride gösterilir mi, niye gösterilmeli soruları etrafında dönen tartışmada önemli bir çözülme sergiye katılan sanatçılardan Olia Lialina kendi beyanından bir parçayı yazdığında yaşandı:

“Geçmişte sanatçı olarak insanlarla sadece kendi kişisel bilgisyarları önünden iletişim kurmak anlamlıydı, bugün kolayca galeri ziyaretçileriyle iletişim kurmayı düşünebiliyorum çünkü çoğunlukla daha yeni bilgisayarlarının başından kalkıp galeriye gelmiş olacaklar. Fikirleri şakaları anlamak için medyum hakkında yeterli deneyim ve anlayışa sahipler, ve işlerden keyif alıp satın alabilirler.”

mattes_monument
Project for the fake Nike Monument in Karlsplatz, Eva ve Franco MATTES aka 0100101110101101.ORG, 2003-2004

Eva ve Franco MATTES ikilisinin işlerinde mottosu “minimum emekle en büyük görünürlük”. Yukarıda görülen Nikeground projesi bu niyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu işte görülebilecek kapitalizm karşıtlığı sanatçıların duruşundan kaynaklanıyor. Aynı duruş “AdWords Happening” (2002) işiyle Christophe Bruno’da ve Ticari Protesto işiyle Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV’de de görülüyor.

Şu anda Internet’le bağlanmış, küresel politik stratejilerle örülmüş, bilişim sistemleriyle denetlenen bu sayısal zamanlarda geçerli yaratıcı ifade artık sadece resim, fotoğraf, video, heykel gibi statik medya türleriyle ve bu medyalar üzerinden geliştirilen stratejilerle değil, Kutsal Ateş sergisinde örneklerini gördüğümüz sanatçıların kullandıkları dinamik sistemler ve uyguladıkları yeni stratejilerle gerçekleştirliyor. Kutsal Ateş sergisi sayısal veya değil eğer bu sanatçıların stratejilerini ortaya koyuyursa, bu günümüz sanatını ve kültürünü anlamak adına bir gelişmedir.

* Tepedeki görsel Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV, “Ticari Protesto”, 2007

* Bu yazı Ali Miharbi ve Burak Arıkan tarafından beraber yazılmıştır.

05.05.2008

Suyadoku İşlemsel Tasarım Sergisi

Bugün YTÜ İletişim Tasarımı’nda yapılacak olan Suyadoku sergisine gidiyoruz. Aşağıdaki duyuruda yeri ve kavramı anlatılıyor, kimler geliyor kimler gidiyor Facebook Suyadoku Etkinlik sayfasında.

55, Yıldız Teknik Üniversitesi, iletişim tasarımı bölümünden ve bölüm dışı katılımlarıyla destek veren insanlardan oluşan, “işlemsel tasarım” denen kavramın damarlarında gezintiye çıkmış, sonuçların arkasındaki sebepleri, sebeplerin doğurduğu sistemleri ve bu sistemlerin formüllerini araştırıp, yeni tasarımlar geliştiren, bu tasarımları formülize eden, rotasını beslendiği noktalara göre belirleyen, dışardan katılıma açık bir atölye grubu. 55 ekibi üçüncü sergisi “Suyadoku” ile etkinliklerine devam ediyor. Ekip bu sergisinde ebru ve işlemsel tasarımı harmanlıyor. 5 Mayıs saat 18:00′de açılacak olan sergi, 19 Mayıs tarihine kadar Yıldız Teknik Üniversitesi Agavat binasında izlenmeye açık olacak.

Ayrıntılı bilgi için: http://55.prosapiens.org/

28.04.2008

'sakladığımızşeyler' İçin Katılım Çağrısı!

“İstanbul’daki sergiye dahil olun + bir görsel iletişim tasarımı bitirme projesine katkıda bulunun. sakladığımızşeyler. Sadece sakladığınız şeylerin fotoğrafını yollayın.

Elimizde tutmak, aklımızda saklamak, kaybolmaması için muhafaza etmek…

Serginin konusu ”SAKLAMAK”. Sergi katılımcıların yolladığı fotoğraflardan oluşacaktır. Projeye katılmak isteyen herkesin sakladığı nesne/nesnelerin fotoğrafını çekmesi ve caglacamcioglu@gmail.com adresine yollaması yeterlidir.

Sergide fotoğrafların yanı sıra onlara eşlik edecek metinler de yer alacağından projenin ‘blog’ kısmındaki sorulara da cevap vermenizi rica ediyorum.

Katılımınız için şimdiden teşekkür ederim. Sergide buluşmak üzere, Çağla Camcıoğlu”

SON KATILIM TARİHİ: Mayıs 7, 2008

23.04.2008

Çok Yerli Ağ Etkinliği

Aynı anda çok yerin birbirine bağlandığı bir sanat etkinliği nasıl düzenlenir? Sadece bilgisayar başında bağlı değil topluluk mekanlarının / kamusal mekanların birbirine bağlı olduğu bir hiper-etkinlik nasıl olur? Hiper-etkinlik tekil etkinliğe göre bize nasıl deneyimler yaşatır?

Balkanlar’da başlayan Multiplace ağ kültürü projesi farklı mekanlarda paralel olarak düzenlenen etkinliklerden oluşuyor. Biribirine gerçekten ağlı bağlı mı yoksa sadece paralel mi bu belli değil. Ancak belli olan şu ki katılımcılar etkinlikler öncesinde ve sonrasında internet üzerinden görüşüyorlar ve bu görüşmelerin birikimleri etkinliklere yansıyor.

http://www.multiplace.org

Biz de benzer şekilde MSÜ Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi‘ni hem öncesinde hem sonrasında online görüşmelerle beslemeye çalışıyoruz. Online tartışmalar fiziksel mekanlarda taşındığında kesinlikle çok daha öğretici, ancak fiziksel mekan zamanla –ve ismi üstünde mekanla– sınırlı. Etkinlik sonrasında blog yorumlarında tartışmak ve bağlantı paylaşmak etkinliği herkes için daha da faydalı kılıyor.

Medya Sanatı mı İşlemsel Sanat mı Kime ne? tartışması eş-zamansız ama hararetle devam ediyor. Siz de yorumlarınızla katılın fikrinizi belirtin beraber öğrenelim. Şu anda konu “arkaik sanat pazarı”, “yeni nesil küratörlük pratiği”, “işlemsel işlerin nasıl saklanıp gösterileceği”, “sanatın güç odakları”, “ağda eylem”, “toplumsal sistemler geliştirme” gibi çeşitli konularda ilerliyor.

Not: Yorumunuzu yazarken email-ile-takip-et teknolojisini kullanırsanız eş-zamansız olmasına rağmen tartışmaya daha akıcı katılabilirsiniz.

21.04.2008

Click: Sadece Bir Başka Sergileme Deneyi mi?

picture-17Daha önceden Twitter ile deneyler yapan, YouTube’da video yarışması düzenleyen ve Facebook’ta bir uygulama geliştiren Brooklyn Müzesi, bu sefer de küratörlüğünü Internet kullanıcılarının yapacağı Click isimli bir fotoğraf sergisi düzenliyor. Bu sergiye katılacak işlerin seçim sürecinde herkes jüri olabiliyor. Alışageldiğimiz web2.0 uygulamalarında kullanılan oylama sisteminden farklı olarak, oy verenlerin kendi sanat tecrübe ve bilgilerini tanımlamaları isteniyor, değerlendirme yapılırken bunlar dikkate alınıyor. Kullanıcının bilgi seviyesini tanımlamak için işaretleyebileceği seçenekler var.

Kullanıcının Bilgisi:

  • YOK. Sanat hakkında fazla bir şey bilmediğimi düşünüyorum, ama ender olarak müze veya galerileri ziyaret ettiğim oluyor.
  • BİRAZ. Sanat eğitimi almadım ama genel anlamda sanat konusunda bilgi sahibiyim. Arada sırada müze ve galerilere gidiyorum.
  • FENA DEĞİL. Birkaç sanat/sanat tarihi dersi aldım ve/veya kendi imkanlarımla çalıştım. Müze ve galerilere sıkça gidiyorum.
  • ORTALAMA ÜSTÜ. Sanat/sanat tarihi konusunda birçok ders aldım; müze ve galerilere sık sık gidiyorum.
  • UZMAN. Bu konuda geniş bilgi sahibiyim. Sanatla ilgili bir işim ve/veya ileri seviyede bir diplomam var.

Buna ek olarak kullanıcılara coğrafi konumları da soruluyor, bunun nedeni fotoğraf sergisinin yerel tarafı.

Bu çok demokratik gözükmese de, her zaman ortak paydayı ön plana çıkaran ve bu şekilde popüler olmanın ötesinde bir şey söyleyemeyen web uygulamaları için bir yenilik olarak görülebilir. Elbette herkes kendi kendini puanlandırdığı için ne kadar güvenilir bir sistem olduğu tartışılır ama belki bu yönü bile, otoriter bir tavır takınmadan belli bir hiyerarşi yaratabilmesi ile kendi başına bir yenilik sayılabilir.

İlgili Düğümküme Yazıları: