17.06.2009

İran Seçimleri Sonrası Ağlı-Bağlı Sosyal Medya Politikaları

noosphere

Görsel: The promise of noöpolitik

ABD hükümet yetkilileri, İran’daki tartışmalı seçimlerin ardından televizyon ve gazetelerde şaibeli seçim gibi kelimeler kullanmamaya özen gösteriyor. Ne de olsa başka devletin içişleri, mantıklı. Fakat sosyal medya ile izlenen strateji o kadar diplomatik değil, daha ağlı-bağlı, daha noöpolitik. Peki nedir bu noöpolitik?

Bu yazının geri kalanını okuyun »

05.11.2008

Amerikan Tarihinin En Önemli Seçimi Sonuçlandı

Barack Obama Amerikan’ın ilk siyah başkanı.

Zafer konuşmasından alıntılar:

“…değişim Amerika’ya geldi.”

“Her zaman size karşı dürüst olucam, özellikle ayrı fikirlerde olduğumuz zaman.”

“Bu akşam kendimize soralım — eğer çocuklarımız sonraki yüzyılı görebilirse, eğer kızlarım Ann Nixon Cooper [106 yaşında oy veren kadın] kadar uzun yaşayacak kadar şanslı ise, ne değişim görecekler? Ne ilerleme göstericez?”

Konuşmanın tüm metni.
Konuşmanın videosu.

17.09.2008

TV + Twitter = Katılımcı Demokrasi?

26 Eylül’de Amerika’da Demokratik Parti adayı Barack Obama ve Cumhuriyetçi Parti adayı John McCain tüm dünyanın gözü önünde televizyonda canlı yayında tartışacak ve soruları cevaplayacak (“presidential debate”). Bu tarihi tartışmaya video paylaşım servisi current_tv yeni bir yaklaşım getiriyor. Current_tv tartışma sırasında TV ekranına sizin Twitter yazılarınızı gösteriyor olacak.

TV+Twitter Nasıl olacak?

1. 26 Eylül saat 8:30pm EST (Türkiye saatiyle 3:30am) canlı yayın başlıyor. Amerika’da kablo ve uydu üzerinden Current_tv kanalından izleyebiliyorsunuz, ayrıca dünyanın her yerinden current.com/debate adresinden takip edebilirsiniz.

2. Twitter hesabınız yoksa bir tane edinebilirisiniz (current_tv Twitter ortaklığının sebebi).

3. Twitter’da mesela “Türkiye İncirlik hava üssünden nükleer bombalarınızı kaldırın #current” dediğinizde TV ekranında çıkacak bu. Mesajnızın sonuna #current eklemeniz yeterli.

4. Ayrıca kim ne diyor Twitter aramasından #current etiketi ile takip edebilirisiniz.

Eski medya ile yeni medya karıştırması olarak çok başarılı bir girişim. TV gibi son derece merkezden-kitleye mesajların iletildiği bir medya ile Twitter gibi son derece kitleden-kitleye mesajların iletildiği medya bir arada. Katılımcı demokrasi adına önemli bir adım. Darısı Türkiye’nin başına.

Türkiye’de katılımcı demokrasi?

Amerika’da “Presential Debate” denilen şey parti liderlerinin seçime az kala herkesin önünde sorulara açık bir şekilde canlı tartışma yapması, soruları cevaplaması. Büyük cesaret ve sorumluluk isteyen bir hareket, ağır psikolojik baskı. Türkiye’de hiç bir politikacının cesaret edemediği bir hareket. Türkiye’de bunu yapabilecek ilk politik liderleri ayakta alkışlarız.

Ayrıca Türkiye’de henüz hayatına başlamış olan web TV servislerinin (Televidyon, Keylife) benzer entegre –Twitter, bloglar vb sosyal ortamlarla– hareketlerle Türkiye’de yeni nesil katılımcı politikaya büyük katkıda bulunacağını düşünüyorum.

Ayrıca konuyla alakalı olarak Düğümküme Twitter hesabından kısa haberleri ve yorumları takip edebilirsiniz.

30.06.2008

Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek

Bu çarşamba günü New York Üniversitesi’nde “Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek” başlıklı bir konuşmayı izlemeye davet edildim. Konuşma Barack Obama’nın kampanyasında video çekimlerini sürdüren genç yönetmen Arun Chaudhary ve FastCompany editörü Ellen McGirt arasında olacak.

Arun Chaudhary NYU’da sinema üzerine hocalık yaparken yapılan teklif üzerine işini bırakıp Obama’nın video yönetmeni oluyor. Obama kampanyası boyunca BarackObama.com ve YouTube sitelerinde 800′den fazla video yayınlıyor. Obama’nın meydan konuşmalarından, küçük toplantılarından, seçim turundan, yoldaki röportajlardan çekilen ve montajlanan videoların her biri ortalama 10,000 defa izlenmiş. Bu online videolar kampanyanın en temel taşlarından biri olarak siyasi iletişime web 2.0 kavramlarını: mikro-kalabalıklar, sosyal birikme, online tartışmalar, virüssel yayılma, işbirliği formatları gibi kavramları getiriyor. Chaudhary amatör videoları, profesyonel çekimlerle, CNN videolarıyla, sinemayla, sahne arkası görüntülerle montajlayarak kampanyanın çoşkulu, samimi, seçkin, ve özgün sesini kitlelere aktarıyor.


Soldan sağa: Obama’ya alttan-yukarı yüceltici çekim, izleyicilerin hecyanı, izleyicilerin duygulanması, Obama vatandaşlar arasında.

Eğer herhangi bir Obama videosu izlediyseniz, genelde Obama’nın kendisini konuşmayı dinleyenlerin içinde bir kadrajda görürsünüz. Her zaman insanların arasındadır… Arkasında yanında hep sade vatandaşlar vardır. Bu insanların heycanları bakışları, sloganları hep dikkatli sinematografi teknikleriyle çekilen videolarda göz önünde olmuştur. Bu videolarda kayıtlı heyecan YouTube ve benzeri sosyal paylaşım kanallarına girer girmez aynı boyutta sosyal kanallar üzerinde yayılmaya başlamıştır, izleyenleri de heycanlandırmıştır. Chaudhary’nin bu özenle çekilmiş videoları amatör çekimlerle ve sahne arkası görüntülerle birleştirmesi kampanyanın samimiyetini arttırmıştır.


Soldan sağa: Hitler kurmaylarının duygulandığı anlar, Hitler’e alttan-yukarı yüceltici çekim, ufuklara bakan ideal Alman genci, vatandaşların Hitler selamı.

Obama videoları bana sinema ve propaganda tarihinden Alman film dahisi Leni Riefenstahl‘ı hatırlatıyor. Riefenstahl Naziler için çektiği propaganda filmlerinde (“Triumph des Willens“) Adolf Hitler’in konuşmalarını ve 1934 Nuremberg kongresini özel sinematografik tekniklerle gösterir (bkz: video 1, video 2). Obama videolarında olduğu gibi bu filmde seyircilerin bakışları ile konuşmacı arasında gidip gelen kamera görüntüleri, aşağıdan yukarı çekimlerle özneyi yüceltme vardır. Bu film Nazilerin yaptıklarından sonra etik olarak çok tartışılmış, hem yasaklanmış hem ödüller almış, sonuçta sinema dilinde önemli yerler edinmiştir. Bu teknikler artık siyasi ideolojilerinden bağımsız olarak dünyada standartlaşmış, günümüz siyasetinden (mesela AKP’de veya Fransa seçimlerinde) reklamlara pek çok yerde kullanılan görsel iletişim tetknikleri haline gelmiştir. Bugün de Obama videoları bu standart teknikleri kullanmanın yanında, kadrajlarıyla (halkla iç içe sahneler), montajıyla (amatör+profesyonel karıştırması), ve yayınlanmasıyla (sosyal ağlarda) bugünün sosyal ve teknolojik ortamında önemli yenilikler içeriyor.

Obama ve Siyaset 2.0 panelinin konuşmacılardan Ellen McGirt Obama’nın mesaj üretim tekniklerini marka oluşturmak olarak yorumluyor. McGirt en son FastCompany dergisinde “Obama Denilen Marka” başlığında tartışmalı bir makale yayınladı. Amerika’da yaşayanlar bilir, bu yeni dünya topraklarında siyaset ile pazarlama arasında çok az fark vardır… zaten ismi üzerinde siyaset 2.0.

Çarşamba günkü konuşmadan sonra ayrıca gözlemlerimi yazmaya çalışıcam.

04.06.2008

Barack Obama Geliyor

2004 yazıydı, MIT Media Lab’de beraber çalıştığım “profesörüm” John Maeda yanıma gelip “Barack Obama’yı duydun mu, adı seninkine benziyor” deyip güldü, yeni nesil bir politikacı geldiğinden bahsetti. O zamanlar pek dikkat etmemiştim, meğer daha bir kaç gün önce Boston’da Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşmasını yapmış. O gün bugündür, yani tam 4 yıldır Barack Obama bir seçim kampanyası sürdürüyor.

Bugün, 3 Haziran 2008, uzun bir mücadelenin ardından Barack Obama’nın Amerikan Demokrat Partisi’nin başkan adayı olacağı kesinleşti. Obama Amerikan tarihindeki ilk zenci Demokrat Parti adayı. Kendisinin de söylediği gibi böyle bir şey bugün ancak Amerika’da gerçekleşebilir. Obama kampanyası boyunca farklı kimliklerin bir arada yaşaması üzerinde durdu. Kampanyası lobilerden, sağlık lobisinden, silah lobisinden, sigorta lobisinden büyük bağışlar alarak değil milyonlarca kişinin ufak bağışlarıyla oluşturuldu. Bu para toplama işi büyük çoğunlukla barackobama.com sitesindeki bağış formundan gerçekleşti. Bu bütçe tarihin en büyük seçim bütçesi oldu. Obama konuşmalarında hep tekrarladı: “Beyaz Saray’a çıktığımda lobilere hesap vermiycem size hesap vericem”.

Ben bunları yazarken Obama zafer konuşmasını yapıyor (videosu YouTube kanalında).

Konuşmadan önemli anlar:

“Din veya para odakları bu partinin seçim vaatlerinde hiç bir zaman bulunmayacak.”

“Clinton evrensel sağlık programının merkezinde olacak.”

“Gelecekten bu ana baktığımızda bugün dünyanın iyileşmeye başladığı gün olarak hatırlanacak.”

“Bu zaman bizim zamanımız.”

Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşması – 1
http://www.youtube.com/watch?v=awQkJNVsgKM

Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşması – 2
http://www.youtube.com/watch?v=1UDKXKGZ3PY

Obama’nin konuşmalarından sanatçıların yaptığı müzik videosu
http://www.youtube.com/watch?v=jjXyqcx-mYY

Obama’nın Google kampusündeki konuşması
http://www.youtube.com/watch?v=m4yVlPqeZwo

18.07.2007

Oyumu Neden Baskın Oran'a veriyorum?

bagimsiz-oy-pusulasi.png

Son bir aydır Bağımsız Sol Aday Baskın Oran‘ın kampanyasını takip ediyorum. YouTube’a koyulan TV programlarındaki tartışmalarından sokaklardaki çekimlere kadar videolarını seyrettim. Sonra röportajlarını ve kendi yazdığı son yazılarını okudum. Bunlardan önce hiç haberim yoktu kendisinden. Baskın Oran kendini ifade ederken şu üç şey dikkatimi cekti:

  1. Hem genel hem de detaylı biçimde konuşabilmesi
  2. Konuşurken konular arasında yalın bağlantılar kurabilmesi
  3. Samimiyeti

Bu özellikleriyle diğer bildiğim tüm politikacıların ne kadar bilgisiz, alakasız, bencil ve samimiyetsiz olduğunu hatırlattı bana Baskın Oran.

Oran’ın ezber bozmak sloganı çok açık. O kadar etkili bir söz ki rakip adaylar ve partiler bile farketmeden kullanır oldular. Ezber bozmak sadece eleştiri yapmak değil aktif bir şekilde eleştiriyi harekete geçirmek demek. Ezber bozmak Düğümküme’de bağımsız yazar çizerler olarak ağlı bağlı hayatın getirdiklerini götürdüklerini açık edereken, görünür, yani tartışılır kılarken amaçladığımız şey.

Baskın Oran kampanyasında YouTube videoları, Flickr fotoğrafları, cep telefonu uygulamaları, bloglar ve benzeri kitleden-kitleye iletişim sistemlerinin gayet yerinde kullanılması bu hareketin ne kadar yenilikçi olduğunu gösteriyor. Seçim sitesi hemen hergün yeni içerikle yenileniyor. Yaklaşık dört ay önce Türkiye’de 16 milyon internet kullanıcısı olduğunu bunun yarısı oy verebiliyorsa sadece Internet kullanıcılarının Türkiye’de çok önemli bir politik ağırlığı temsil ettiğini yazmıştık. Baskın Oran’ın hemen her bilgiyi yazıyı resmi görüntüyü internet’e taşımasıyla bir bilişim çağı düşünürü olarak Internet’in toplum üzerindeki etkisini hazmetmiş olduğunu anlıyoruz.

Baskın Oran alışılagelmiş kalılplara yüklenerek bir çok kişinin aklını karıştırıyor. Ayarlı lise tarih kitaplarından, yetiştirildiğimiz apolitik ortama, hesabı yapılamayan derin devlet oyunlarından merkezden-kitleye medya şirketlerinin ayarlı mesajlarına kadar her yerde yaşamımızı kökünden etkileyen meseleler eksik yanlış bilinçsizce sunuldu bizlere. Bugün eğer duyduklarınızdan aklınız karışıyorsa öğreniyorsunuz demektir. Baskın Oran önce anlayışlılığıyla sizi “ezberletildiğiniz kalıplar”da yakalıyor, sonra samimiyeti ile sizi o kalıplardan alıp bilmediğinizden çekindiğiniz gerçeklere götürüyor, ve sonra da engin biligisyle olan biteni tüm ilişkileriyle açık seçik anlatarak sizi yavaşça yere bırakıyor.

Baskın Oran meclise ana muhalafet olarak girmeyi hedeflediğini açık açık belirterek ayaklarının yere bastığını gösteriyor. Bağımsız bir adayın ne gibi avantajları olduğunu çok iyi biliyor ve bilgisini aynı yoğunlukta ve olgunlukta bize aktarıyor. Ayrıca tüm bağımsız adaylara koyulan bilinçli engellerle –TRTde konuşturulmama, yurtdışında yaşayanların bağımsızlara oy verememesi, oy pusulasına logo veya sayı koydurtmama – bizzat uğraşıyor.

Oyum Baskın Oran’a çünkü bu hareketin çağdaş dünyada bile yaşanmamış cesaretli bir demokrasi adımı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin renkli kültürünü bastırmak yerine bunu açıkça kucaklayan, farklı kimliklerin bir arada mutlu yaşamasını amaçlayan, farklı sesleri destekleyen ve bunların Türkiye’nin gerçeği olduğunu tüm samimiyetiyle bize hatırlatan Baskın Oran’ın mecliste bizi temsil edebileceğini düşünüyorum. Oyumu Baskın Oran’a veriyorum.

Baskın Oran’ın YouTube Videoları

http://baskinoran.net/public/bilgi.aspx?id=13

Baskın Oran’ın Kendi Yazıları

Son Yazıları
Karşı İddianame
Ezber Bozan Sözlük

Etkinliklerden Flickr Fotoğrafları

http://www.flickr.com/photos/robokow/collections/72157600602863146/

http://www.flickr.com/photos/9874720@N03/

http://www.flickr.com/photos/9976645@N04/sets/72157600767708951/

Ekşisözlük Baskın Oran Tartışması

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=baskin+oran

15.07.2007

Baskın Oran'a Destek

“Sen ne dersen de ben artık barışın, özgürlüğün ve adaletin ülkesinde yaşamak istiyorum. gerçekten demokratik, gerçekten laik, gerçekten sosyal, gerçekten hukukun üstün olduğu bir ülkede yaşamak istiyorum. bunun için değişmen gerek biliyorum. o değişim hemen şimdi başlasın istiyorum.”
– Baskın Oran (Baskın Oran seçim kampanyası websitesi)

Değerli dostumuz,

Yaklaşan seçim sürecinde eminiz ki siz de bizim gibi kötünün iyileri arasında gidip gelmekte ve birçok seçimdir süregelen “oylar bölünmesin”, “ülke elden gitmesin” paranoyasıyla istemeye istemeye önünüze koyulanlardan birini seçmeye çalışmaktasınız.

Durun! Çünkü bu seçimin diğerlerine göre bir farkı var. Bu seçimde oy atacak parti bulamayanların ve sesini duyuramayanların, sesi olacak bir bağımsız aday var; hem de 30 yıllık mülkiye hocası, siyaset bilimci, Hırant’ın dostu, azınlıkların ve ezilmişlerin sesi olmayı, demokrasi, çoğulculuk ve insanlık hakları adına birşeyleri değiştirmeyi kafasına koymuş, aydınlardan, gazetecilerden, sanatçılardan ve ülkenin parlak gençlerinden destek alan, ve bağımsız bir politik ajandası olan Baskın Oran.

“Tek bir kişi mecliste ne yapacak canım” diyenlere içtenlikle söyleyeceğimiz tek şey şudur: Mevcut sistemde attığınız oyla zaten sadece kendi bölgenizdeki bir kişinin meclise girmesine etki etmektesiniz!.

2002 seçimdeki oy potansiyelleri baz alındığında, meclise 21 milletvekili sokacak olan İstanbul 2. Bölge’de iktidar ve ana muhalefet partisi hali hazırdaki oy potansiyeliyle en az 6-7 milletvekilini meclise sokmuş durumdadır. Şu an kararsız olanlar ve oy attığı parti barajı geçemeyecek olanların oyları sadece alt sıralardaki milletvekillerinin 1. partiden mi 2. partiden mi olacağını belirlemektedir. O zaman açın aday listesini ve elinizi 8. sıraya koyun, ve oyunuzu ay başı maaşını alıp genel başkanının buyurduklarına kafa sallayacak bir adaya mı yoksa tek başına bile olsa çıkıp gölge siyasetçilerin aksine gerçekleri söyleyecek ve aktif bir şekilde siyaset yapacak bir akademisyen olan Baskın Oran’a mı atmak isteyeceğinize karar verin?

Bizleri hayalcilikle suçlayanlar ve “partisi olmayan barajı aşamaz” diyenlere, “hayallerin gerçekleşmesi hareket etmek ve inanmakla olur” diyoruz. Yıllardır “bu ülkede hiçbir şey değişmez” denilip her konuda cesareti kırılan insanlar, söz verilmeyen, gençler, ortayolcu olmadığı veya farklı olduğu için dışlananlar, oy verecek birini görmediği için oy kullanmayanlar, bir kez olsun ayağa kalkın ve inanın, kendinize, komşunuza, arkadaşlarınıza ve bu ülkede hala varolduğuna hissettiğiniz değerleri taşıyan insanların fikir birliği etmişçesine Baskın Oran’ı meclise taşıyacağına.

Vatandaşı olduğumuz bu ülkede azınlık olarak kalmamızın nedeni kader değil sesimizi yeteri kadar baskın çıkaramamız ve gerektiğinde sorumluluk alamamamız. Bu ülkenin geleceğine katkıda bulunmak için bugün çok büyük bir şansımız var ve bunu yapmak için mecliste özgür düşünen, dürüst ve demokrat bir arada bile bulunmak istemeyeceği politikacılarla her gün biraraya gelip sesimizi duyurmaya söz vermiş bir kişi var bugün cesaretsizlik veya üşengeçlik nedeniyle atamadığımız adımı bir daha atma fırsatı bile bulamayabiliriz. Bugün bize gereken geçen seçimdeki katılım oranlarına göre sadece 70 bin oydur ve ümidimiz bizler gibi açık fikirli ve geleceğe umutla bakan kimselerin bu sayıyı rahatlıkla bulmasıdır.

Bu nedenle 22 Temmuz’da kalkın, sıkı bir kahvaltı edin ve “bu ülkede hiçbir şey değişmez” ezberini bozmak için bir oy atın. Unutmayın bağımsıza baraj yok, iki parti dışında oy verdikleriniz ülke genelindeki 10% seçim barajı nedeniyle geçen seçimde olduğu gibi boşa gidebilir, ancak bağımsız adaylara atılan her oy mutlaka yerine gitmekte.bagimsiza-baraj-yok.png

İstanbul Baskıncıları

- – -

Oluşumumuz bir seferlik bir destek oluşumu olup, kendi bağımsız irademiz ile bir araya gelmiştir. Baskın Oran veya ortak aday kampanyasıyla hiçbir organik bağı yoktur, ancak her ne olursa olsun Baskın Oran’a oy vereceğini söyleyen kişiler tarafından yazılmıştır.

Eğer 1. bölgeden oy atıyorsanız aynı desteği Bağımsız Sol Aday Ufuk Uras’a verebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=CHVS46G-A6g
Ezel Akay’in Baskin Oran secim kampanyasi icin hazirladigi video.

http://www.youtube.com/watch?v=RwuvvKdjBCE
Yeni Melek Gosteri Merkezi’nde, Baskin Oran icin, 16 Haziran’da duzenlenen gecede, kimler neler soyledi? Yaşar Kemal, Aydın Engin, Roni Marguiles, Adalet Ağaoğlu, Gülten Kaya, Mustafa Alabora, Halil Ergün, Ergün Cinmen..