17.02.2010

Artificial Sunset, 2008, Allison Wermager

Artificial Sunset, 2008, Allison Wermager

and 15.02.2010

TV’ye Karşı Video Sanatı, Internet’e Karşı Ağlı Sanat – I

Richard Serra, Television Delivers People (1973) Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008)
Video sanatını harekete geçiren, ilk dönem video sanatçılarını birleştiren ortak nokta, televizyon eleştirisi idi. 1967′de Sony Portapak‘ın piyasaya çıkması ile artık herkesin TV setlerinde kendi kaydettikleri görüntüleri izleyip gösterebiliyor olması, TV’nin demokratikleşmesi ve kurumsal otoritesinin zayıflatılması yönünde bir umut yaratmıştı. Zamanla bu eleştirinin televizyonun kendisi tarafından benimsenmesi, televizyona referans veren televizyon programlarının yaygınlaşmasının da etkisiyle video sanatçılarının kullandığı yöntemler ve kendi kendine atıf stratejisi etkisini yitirmiş, medya sanatı doğrudan TV eleştirisinden çok TV kültürü ile bağlantılı konulara yönelmişti.

30 yıl sonra İnternet, ilk dönemlerinde merkezi iletişimin parçalanması, imgelerin kolayca oluşturulması, kopyalanarak iletilmesi ve etkileşimlerin esnek hale gelmesi sanatçıların ilham kaynağı olurken, aynı zamanda önceki ortamların başına gelen ticarileşme ve merkezileşme eğilimi ile tedirginlik yaratıyordu. İnternet sanatının ortaya çıkmasından olgunluğa ulaşması arasında geçen zaman video sanatına göre çok daha kısa sürdü.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

12.07.2008

Dijital Bölünmüşlüğün Yeni Halleri

Dijital bölünmüşlük, teknolojiye erişimi olmayanlar ile bu yaşam tarzından faydalananlar arasındaki sosyal mesafe olarak tanımlanıyor pek çok kaynakta. Çoğunlukla bireyler düzeyinde vuku bulan dijital bölünmüşlüğün iş hayatına yansımaları da sosyal bir odaktan ziyade ekonomik anlamlar taşıyor.

Avaya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya ve İspanya’dan toplam 3000 kişilik bir çalışan örneklemi kullanarak “Avrupa ve Rusya’da Esnek Çalışma” raporunu yayınladı. Buna göre şirketlerin %17′si çalışanlarına esnek çalışma saatleri sunuyor. İngiltere’de bu oran %22′ye kadar çıkabiliyor.

Ankete katılan çalışanların %78′i kendilerine esnek çalışma saatleri sunulması koşulu ile hiç düşünmeden mevcut işlerinden ayrılabileceklerini, %94′ü ise bu olanağı zaten kendi işverenlerinin sunması gerektiğini söylüyor.

Peki bu ne anlama geliyor?

Maaşını elden alan, mesai saatlerinde fatura ödemek için dahi işyerinden ayrılamayan bir çalışan ile uzaktan çalışıp bir yandan ailesi ve arkadaşlarına vakit ayırabilen sosyal bir çalışanın verimlilikleri arasında ciddi farklar var. Esnek çalışma saatleri bunu sürdürebilecek alt yapısı olan şirketler için önemli kazançlar sağlıyor. Örneğin her çalışana merkezi bir iş alanı sunmak zorunda kalmıyor bu şirletler. Veya tam zamanlı bir çalışan yerine esnek 3 çalışan kullanıp daha nitelikli işler üretebiliyorlar. Elbete bu altyapıyı ülkemiz iş etkinliğinin en az 50%’sini oluşturan mikro ölçekteki kobilerin sunması mümkün değil. Zaten Avaya araştırmasında da daha çok büyük ölçekli şirketlerin esnek çalışma saatleri sunabildiği belirtiliyor.

İşte bu yüzden Basecamp ve GoogleApps gibi verimlilik araçları giderek önem kazanıyor. Micro ölçekteki çalışma grupları ve KOBİ’ler hem çalışanları hem de müşterileri ile web hatta mobil ortamda dahi çok düşük maliyetlerle iletişim kurabiliyor, iş yapabiliyor.

Kaynak: http://www.usabilitynews.com/news/article4799.asp

15.01.2008

Hüseyin Çağlayan'ın Lazerli Koleksiyonu

hussein-waldemeyer-2007-1.jpg

hussein-waldemeyer-2007-8.jpg

İsmini koyamadığım teknolojiye lazer derim” diye okumuştuk Beyoğlu’nda bir duvar yazısında geçen sene. Hüseyin Çağlayan bu lazerleri almış kıyafetlere gömmüş. Çağlayan “kıyafet vücudun uzantısıdır” görüşünü biraz daha ilerletmiş gözüküyor bu “Okumalar” isimli lazerli koleksiyonuyla.

Moritz Waldemeyer Çağlayan ile birlikte bu kavramı geliştiren ve kıyafetlere uygulayan elektronik terzisi. Çağlayan’ın İlkbahar/Yaz 2008 koleksiyonundaki bu kıyafetlere yer yer kristaller gömülü ve içten lazerle ışıklandırılıyor. Waldemeyer’ın açıklamasına göre 200den fazla minik servo motorlarla hareket edebilen lazer kullanılmış. Koleksiyonun şovunda gömülü lazer kaynakları üstlerindeki kristalleri biraz parıldadıktan sonra vücuttan dışarı fırlıyor ve etrafındaki aynalarla çarparak mekanın içinde başka yerlere uzanıyor. Çağlayan video röportajında bu lazerli kıyafetlerin güneşe tapınma ve şöhret kavramlarını temsil ettiğini söylüyor.

caglayan-showstudio-film.jpg
Okumalar filminden görüntü. Hüseyin Çağlayan + SHOWStudio

Çağlayan’ın İlkbahar/Yaz 2008 koleksiyonu için politik moda grubu SHOWStudio ile beraber yaptıkları Okumalar videosunu izleminizi tavsiye ederim.

hussein-waldemeyer-2007-0.jpg
Moritz Waldemeyer program skeçleri ve Hüseyin Çağlayan modelleri ile stüdyoda.

Çağlayan henüz bu lazerli kıyafetleri satmayı düşünmüyor. Daha önce Düğümküme’de yayınlanan animatik metamorfik kyafetler de zannederim henüz satılamaz, alıp giyecek kişi önce bu kıyafete bakmasını da öğrenmek durumunda.

husseinchalayan.com
waldemeyer.com

İlgili Düğümküme Yazıları


* Bu yazıdaki görseller Moritz Waldemeyer’e aittir, görüşmemizden sonra izin alınıp yayınlanmıştır.