01.06.2010

Artvertising Berlin, Transmediale 2010

The Artvertiser, kentin reklam alanlarını yeniden amaçlandırarak üzerlerine sanat nesneleri yerleştiren bir “Geliştirilmiş Gerçeklik” projesi.

Bu iş için özel üretilmiş dürbün benzeri cihazın yapay zekası (eğitilebilinen bir kütüphane) çeşitli reklamları, ışıklı tabelaları tanıyor. Bulunduğunuz alanda internet bağlantısı varsa, yeni kent dokusu YouTube ve Flickr gibi ağ galerilerinde yayınlanarak oluşan yeni şehir belleğinin kaydedilmesi sağlanmış.

16.10.2008

Küresel Krizde Reklam Kazancına Alternatif Premium Gelir

Küresel krizde son kurtarılacaklar listesinin sonunda tanıtım, yani reklam var. Internet reklamları da bundan payını alıyor. Reklam gelirlerinin düşmesi üzerine web servisleri ellerini çabuk tutup premium iş modellerine geçmeye başladılar. Premium (ya da Freemium) normalde kullandığın bedava bir ürünün daha iyisini bir miktar ücret karşılığı satmak / kullanmak oluyor. Genelde verimlilik arttırıcı web araçları böyle satılıyor. Yapılacaklar listesi, proje yönetimi, kişisel müşteri hizmetleri gibi araçlar bunlara bariz örnekler. Sadece genel iş hayatı programları değil müzik veya programlama gibi daha niş alanlarda da premium ürünler görüyoruz.

Berlin merkezli web servisi SoundCloud üç gün önce Pro hesap sistemine geçerek premium satışlara başladı (yukarıda görülen paketler). SoundCloud elektronik müzik yapanların parçalarını paylaştığı bir ortam. Fiyatlandırma müzik tutma kapasitesine göre belirleniyor. Müzik dosyalarınızı yükleyip arkadaşlarınızla özel veya açık olarak paylaşabiliyorsunuz. Kim ne kadar dinlemiş, beğenmiş beğenmemiş, ne demiş istatistiklerden görebiliyorsunuz. SoundCloud kendi yaptığınız müzik için hem dağıtım kanalı hem de detaylı istatistikler sağlıyor. Ayrıca SoundCloud Flash müzik çalıcısında bloglarda sık sık kullanılan örneklerinden farklı olarak dinlediğiniz bir parçanın içine –girişine, ortasına, 35inci saniyesine– yorum yazabiliyor ve başkalarının yazdıklarını görebiliyorsunuz. Facebook app olarak da kullanılan bu oynatıcı özellikle kendi müziğini yapan DJler için çok detaylı yorum almaya ve yorum yazmaya yarıyor.

Github kod deposu servisi programcılar için adeta bir cennet 2.0. Linus Torvalds’ın bizzat kendi geliştirdiği dağıtık kod sürüm sistemi Git üzerine kurulu bu web servisi kolaylaştırırken sevindirir, eğlendirirken düşündürür özelliklere sahip. Açık kaynaklı projeleri bedava barındırırken özel projeleri para karşılığı barındırıyorlar. Projelerin büyüklüklerine göre de gizlilik ve yer kapasitesine göre premium fiyatlar değişiyor.

Premium iş modeli iyi tasarlanmış ürünler için geçerli bir model. Sıradan özellikli ürünlerde çalışmayacaktır. Şu anda yaşadığımız küresel ekonomik kriz sırasında reklam gibi bağımlı bir düzene bağımsız bir alternatif olabilir.

İlgili yazılar

30.06.2008

Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek

Bu çarşamba günü New York Üniversitesi’nde “Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek” başlıklı bir konuşmayı izlemeye davet edildim. Konuşma Barack Obama’nın kampanyasında video çekimlerini sürdüren genç yönetmen Arun Chaudhary ve FastCompany editörü Ellen McGirt arasında olacak.

Arun Chaudhary NYU’da sinema üzerine hocalık yaparken yapılan teklif üzerine işini bırakıp Obama’nın video yönetmeni oluyor. Obama kampanyası boyunca BarackObama.com ve YouTube sitelerinde 800′den fazla video yayınlıyor. Obama’nın meydan konuşmalarından, küçük toplantılarından, seçim turundan, yoldaki röportajlardan çekilen ve montajlanan videoların her biri ortalama 10,000 defa izlenmiş. Bu online videolar kampanyanın en temel taşlarından biri olarak siyasi iletişime web 2.0 kavramlarını: mikro-kalabalıklar, sosyal birikme, online tartışmalar, virüssel yayılma, işbirliği formatları gibi kavramları getiriyor. Chaudhary amatör videoları, profesyonel çekimlerle, CNN videolarıyla, sinemayla, sahne arkası görüntülerle montajlayarak kampanyanın çoşkulu, samimi, seçkin, ve özgün sesini kitlelere aktarıyor.


Soldan sağa: Obama’ya alttan-yukarı yüceltici çekim, izleyicilerin hecyanı, izleyicilerin duygulanması, Obama vatandaşlar arasında.

Eğer herhangi bir Obama videosu izlediyseniz, genelde Obama’nın kendisini konuşmayı dinleyenlerin içinde bir kadrajda görürsünüz. Her zaman insanların arasındadır… Arkasında yanında hep sade vatandaşlar vardır. Bu insanların heycanları bakışları, sloganları hep dikkatli sinematografi teknikleriyle çekilen videolarda göz önünde olmuştur. Bu videolarda kayıtlı heyecan YouTube ve benzeri sosyal paylaşım kanallarına girer girmez aynı boyutta sosyal kanallar üzerinde yayılmaya başlamıştır, izleyenleri de heycanlandırmıştır. Chaudhary’nin bu özenle çekilmiş videoları amatör çekimlerle ve sahne arkası görüntülerle birleştirmesi kampanyanın samimiyetini arttırmıştır.


Soldan sağa: Hitler kurmaylarının duygulandığı anlar, Hitler’e alttan-yukarı yüceltici çekim, ufuklara bakan ideal Alman genci, vatandaşların Hitler selamı.

Obama videoları bana sinema ve propaganda tarihinden Alman film dahisi Leni Riefenstahl‘ı hatırlatıyor. Riefenstahl Naziler için çektiği propaganda filmlerinde (“Triumph des Willens“) Adolf Hitler’in konuşmalarını ve 1934 Nuremberg kongresini özel sinematografik tekniklerle gösterir (bkz: video 1, video 2). Obama videolarında olduğu gibi bu filmde seyircilerin bakışları ile konuşmacı arasında gidip gelen kamera görüntüleri, aşağıdan yukarı çekimlerle özneyi yüceltme vardır. Bu film Nazilerin yaptıklarından sonra etik olarak çok tartışılmış, hem yasaklanmış hem ödüller almış, sonuçta sinema dilinde önemli yerler edinmiştir. Bu teknikler artık siyasi ideolojilerinden bağımsız olarak dünyada standartlaşmış, günümüz siyasetinden (mesela AKP’de veya Fransa seçimlerinde) reklamlara pek çok yerde kullanılan görsel iletişim tetknikleri haline gelmiştir. Bugün de Obama videoları bu standart teknikleri kullanmanın yanında, kadrajlarıyla (halkla iç içe sahneler), montajıyla (amatör+profesyonel karıştırması), ve yayınlanmasıyla (sosyal ağlarda) bugünün sosyal ve teknolojik ortamında önemli yenilikler içeriyor.

Obama ve Siyaset 2.0 panelinin konuşmacılardan Ellen McGirt Obama’nın mesaj üretim tekniklerini marka oluşturmak olarak yorumluyor. McGirt en son FastCompany dergisinde “Obama Denilen Marka” başlığında tartışmalı bir makale yayınladı. Amerika’da yaşayanlar bilir, bu yeni dünya topraklarında siyaset ile pazarlama arasında çok az fark vardır… zaten ismi üzerinde siyaset 2.0.

Çarşamba günkü konuşmadan sonra ayrıca gözlemlerimi yazmaya çalışıcam.

11.06.2008

Reklam Federasyonu Nasıl Kurulur?

Bir blog, fanzin, dergi, veya bir web servisiniz var ve verdiğiniz emek karşılığında gelir elde etmek istiyorsunuz. Google AdSense, Yahoo gibi dev reklam ağlarından sitenize reklam koyuyorsunuz. Ama bakıyorsunuz bu geniş reklam ağlarından size iki kuruş gelir geliyor. Çünkü bu dev ağlar sizin gibi küçük ve orta ölçekli “işletme”lerden elde ettiği reklam gelirlerinden kendilerine yüksek paylar kesiyorlar. Arada Google olmasaydı mesela reklamlarınızdan muhtemelen iki katı daha fazla gelir elde edebilirdiniz.

Ama sitenize başka nasıl reklam alacaksınız? Diğer bir yol Türkiye’deki reklam broker firmalarla çalışmak. Bunlarda da aynı Google gibi reklamverenlerden topladıkları reklamları uygun olan çeşitli sitelerde yayına veriyorlar. Anlaşmanızdan sonra size verdikleri kod parçasını sitenizde reklam alanlarına yerleştiriyorsunuz ve sonra bu alanları brokerlar işletiyor. Google’dan farkı o kadar büyük olmadıkları için daha uygun şartlarda reklam gelirinizden komisyon alıyorlar. Ne kadar komisyon? Hafif Uyku bu yazıya yaptığı yorumda bir markanın reklamı hazır olduktan sonra yayınlanacağı siteye gelene kadar bütçesi nasıl dağılıyor özetliyor:

Marka kreatif ajansına gidiyor (%30 komisyon), kreatif ajans planlama ajansına gidiyor (%30), planlama ajansı medya ajansına gidiyor (%30), medya ajansı 60-70 sitenin reklam alanlarını pazarlıyor. onların da küçücük gelirler için bloglarla uğraşmak istemediklerini bir kaç yıllık tecrübemiz ile hissediyorum.

Eğer sitenizin trafiği yüksek değilse pazarlık payınız az. Reklam brokerları (mesela Logaritma, AdNet, ReklamZ, Euro Message, MedyaNet, Medyaguru) veya doğrudan reklamverenler ile reklam anlaşması yaparken yüksek trafiğiniz olması komisyonlarda daha iyi pazarlık yapmanızı sağlayacaktır. Yani eğer

  1. kendi trafiğiniz henüz yüksek değilse,
  2. reklam brokerları ile daha iyi pazarlık yapabilmek için

çevrenizdeki ilgili sitelerle birlik olup bir reklam federasyonu oluşturabilirsiniz.

Reklam Federasyonları

Komşu bloglar birlik olup bir sistemden tüm sitelerinize ortak reklam alabilirsiniz. Böyle bir ağ oluşturduğunuzda elinizde daha fazla trafik ve konu çeşidi olacak. Böylece brokerlar ile masaya oturduğunuzda daha düşük komisyonlar verebileceksiniz ve bazı reklamverenlerden doğrudan komisyonsuz reklam alabileceksiniz. Yani gösterdiğiniz reklamlardan daha çok gelir cebinize kalabilecek.

Reklam federasyonlarına dünyada iyi örneklerden bir tanesi The Deck. The Deck sadece yaratıcı alanlar, web, ve tasarım kültürü ile ilgili yaklaşık 30 bağımsız sitenin yeraldığı bir reklam federasyonu. Yayıncılar sadece özel davetle ağa dahil ediliyor ve sadece ağdakilerin kendi kullandıkları ürünlerin reklamlarını kabul ediyorlar. Buna bir diğer örnek de teknoloji blogcularından oluşan Federated Media.

Türkiye’de Reklam Federasyonları

Türkiye’de reklam federasyonuna iki iyi örnek var: Nokta AŞ ve Pilli Network. Tabii bunlar birer şirket ama işleyişleri reklam federasyonu gibi. Nokta AŞ işlettiği çeşitli sitelere tek bir sistemden, Virgül‘den reklam alıyor. Pilli Sosyomat ve 10 adet blogdan oluşan yayın ağına yeni başlattığı Pilli İlan servisinden ilan almaya başladı. Her iki sistemde de reklamveren tek bir arayüzden ilanını, göstermek istediği yerleri, süresini / sayısını, ve bütçeyi ayarlıyor, sonra ödemeyi yapıp, ilanların performansını izliyebiliyor. Ayrıca Nokta AŞ hali hazırda yayın ağına katılmak isteyenlere açık. Pilli İlan sisteminde de ilerde böyle bir gelişme görebiliriz.

Nokta AŞ’nin pek çok sitesinde ve Pilli’nin tüm sitelerinde içerikler kullanıcıların katkısıyla oluşturuluyor, yani şu web 2.0 denilen servisler. Nokta AŞ reklam gelirinin tümünü muhtemelen kendine alırken Pilli İlan gelirlerinin %70′i bloglarda yazıp çizenlere katkıları oranında dağıtılıyor. Her ay ne kadar gelir dağıtıldığını Torpilli blogunda açık olarak paylaşıyorlar. Pilli gelir dağıtımlı sistemiyle Türkiye’de ve muhtemelen dünyada ilk örneklerden biri. Pilli’nin kurucuları Hasan Yalçınkaya ve Cem Başpınar hem dünyadaki ender örneklerinden bu karmaşık sistemi ayakta tutuyorlar hem de geliştirmeye devam ediyorlar. Pilli’nin bu gelir dağılımlı sisteminin ileride pek çok girişimciye örnek olacağını düşünüyorum.

Peki hemen şimdi kendi reklam federasyonunuzu oluşturmak için ne yapabilirsiniz?

Reklam Federasyonu Kurmak için Araçlar

Öncelikle bir reklam yönetim yazılımı kurmanız gerekli. Bu yazılımda:

  • ayrı ayrı müşteri ve yayıncı hesapları olmalı,
  • detaylı bir ilan oluşturma arayüzü içermeli,
  • ilanları yayınlayacağınız siteleri, sürelerini, ve tiplerini (gösterim, tıklama vs.) seçebilmelisiniz,
  • yayıncı sitelere yerleştirilecek Javascript kod yaratılabilmeli,
  • ilanların istatistiklerini takip edebilmelisiniz,
  • ve tabii ki bir ödeme sistemi olmalı veya bir ödeme sistemine bağlanabilmeli.

Bunları içeren faydalı bir kaç reklam yönetim yazılımı şöyle:

OpenX. Aynı WordPress blog kurar gibi kendi sunucunuzda kurabiliyorsunuz. Yine WordPress gibi PHP ile yazılmış OpenX açık kaynaklı, bu sebeple hem bedava hem de geniş bir programcı kitlesi tarafından geliştirilmeye devam ediyor.

WordPress OIO Eklentisi. Bu eklenti bir reklam yönetim sistemi. Sadece WordPress blogundaki reklamları değil istediğiniz başka sitelerdeki reklamları da yönetebiliyorsunuz. Bu demosundan nasıl çalışıyor deneyebilirsiniz.

Üçüncü partiler için Google AdSense ile Google reklam yazılımını kendi reklamlarınızı kendiniz yöenetmek için de kullanabileceksiniz. Burdan kendi kendine reklam yönetmeyi Google’un bir pazar olarak gördüğünü çıkarabiliriz.

AdRoll barındırmalı bir reklam federasyonu çözümü gibi duruyor. Reklamları yine siz kendiniz bulup kendiniz yönetiyorsunuz, ancak barındırdığı için ve başka pek çok servis için komisyon alıyor. Tavsiye edebileceğim bir servis değil.

Ayrıca geçtiğimiz haftalarda blog servisi Six Apart kendi reklam servisini başlattı. WordPress’den de benzer bir reklam servisi girişimi bekleniyor.

Yaptığını bir web işinde reklamdan gelir elde ediyorsanız kendi reklam servisinize sahip olmanız çok büyük değer yaratıyor. Bu konuda New York’lu ünlü yatırımcı Fred Wilson şöyle bir yorum yapıyor:

Neden Facebook $15 milyar ediyor da WordPress $200 milyon ediyor [iki sistemin de milyonlarca kullanıcısı var]? Çünkü Facebook kendi reklam sistemini kendi kontrol ediyor WordPress etmiyor.

Web’de reklamdan çok ekmek yiyen var, bunun en önemlisi örneği Google. AdSense Google şirketinin yaşamını sürdürmesini sağlayan en önemli ürün. Siz de çevrenizde ilgili alakalı arkadaşlarınız veya anlaşabilceğiniz “web komşularınız”la reklam federasyonları oluşturarak harcadığınız emeğe daha fazla parasal karşılık alabilirsiniz.

İlgili iki bağlantı:
Web reklamları tipleri nedir?
Reklama hazır WordPress temaları

23.11.2007

Allah'lı Pazarlama

turkcell-allah.jpg

Allah Korkusu sergisine taş çıkartabilecek bir reklam gördüm dün İstanbul havaalanında. Yüzlerce hacı adayı İstanbul’dan Mekke’ye gitmek için alanın her yerinde kümelenmişti. Aralarından geçip giderken gözüm reklam panolarına takıldı. Turkcell fırsatı kaçırmamış, heryere bu Kabe görselinden yaptığı reklamı koymuştu. Köşeye Atatürk ve bayrak resmi koyan TV kanalları ve altını üstünü bayraklarla donatan şuursuz haber siteleri gibi Turkcell de bu reklamla toplumda ikon ve tabu olmuş değerleri pazarlama amacıyla sömürüyor.

07.11.2007

Facebook Sosyal Ağlı Reklam Sistemi Çıktı

facebook1.gif

Dün gece yarısı yeni Facebook Reklam sistemi kullanıma açıldı. Artık sosyal ağlar üzerinden reklam yapmak mümkün. Önceki gün reklam vereceklere yapılan açıklamada üç yeni reklam ürünü çıkardığını açıkladı Facebook:

  1. Social Ads: Kullanıcıların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, politik görüşü, ülke, şehir, ilgi alanları gibi profil bilgilerine göre reklam gösteriyor.
  2. Beacon: Reklamverenlerin hazırlayıp kendi sitelerinden sundukları araçları (promosyon widgetları) Facebook kullanıcıları beğenilerine göre profil sayfalarından yayınlıyor. Yani tuttukları markaları profil sayafaları üzerinden arkadaş ağına dağıtıyorlar.
  3. Insights: Reklam verenler hangi tür kullanıcıların reklamlarına eriştiğini gösteriyor.

beacon-ads.png
Facebook aktivite görüntüsü (kaynak Techcrunch). Bu kullanıcı onu severim bunu tutarım diye bu Facebook Beacon’u nasıl kullandığını görüyorsunuz. Bu bilgiler anında tüm arkadaş ağına virüs gibi yayılıyor.

facebook-apps.png

Artık “rastegele” banner reklam gösterme veya Google AdSense sistemiyle anahtar kelimelere göre reklam gösterme dönemi sosyal ağlı reklamlar karşısında yavaş yavaş gücünü yitirmeye başlıyacak. OpenSocial sosyal ağlar arası ağ sistemini bir hafta önce açıklayan Google bu yeni reklam sisteminin yaratacağı şok etkisini ve kendi reklam sistemi AdSense’in reklamveren kitlesinden kapacağı payı farketmiş, önlemeyi amaçlıyordu. Ancak uzun vaadede tıpkı yıllar önce Google’un Alta Vista arama motorunun reklamveren payından kaptığı ve Facebook Google’un reklam payından büyük parçalar kapacak. Google bugün dünyanın neredeyse en büyük şirketi olma yolunda (bir GOOG hissesi 700 doları geçti). Öyle hızlı bir ekonomi yaşıyoruz ki, Facebook gibi bir sistem böyle bir devi bir kaç yılı içinde tehdit eder hale gelebiliyor.

Kim ne düşünüyor?

  • Servis sağlayıcı (Facebook) mutlu, çünkü her birim reklamdan çok daha fazla para alacak. Reklamverenler sürüsü çoştukça gelir katlanarak artacak.
  • Reklamveren mutlu, çünkü en büyük hayali gerçekleşti. İnsanlara kişisel bilgilerine göre reklam gösterebilecek. “Hedefe yönelik” bu reklamlar çok daha başarılı olacak, markalar çok daha derinden kafamıza kazılacak, marka yöneticileri sonsuz orgazmlar yaşayacak.
  • Reklamcı düşünüyor. Bu sosyal hayatımızın farkında ortamda nasıl daha yaratıcı reklam yapabilirim? Öyle reklamlar tasarlıyım ki arkadaş ilişkilerini en üst düzeyde kullansın, üstelik çaktırmadan.
  • Tüketici (kullanıcı) mutlu, çünkü en sevdiği markaları akadaşlarına sadece vitrin gezerken değil Facebook’da da gösterebilecek. Üstelik tüm arkadaşlarına aynı anda! Artık gezinirken gördüğü reklamlar alakasız değil tamamen kendi isteklerine, arzularına, aklından ve hatta bilinçaltından geçen ideallere göre gösterilecek. Daha iyi, daha “doğal” ne olabilirdi!

Tabii bu yaşadığımız devirde reklamveren de reklamcı da marka yöneticisi de tüketici de kullanıcı da hepsi aynı kişi olabiliyor. Ne güzel. Ancak herkes servis sağlayıcı olamıyor…

Türkiye’de ne olacak?

Facebook Atatürk Karşıtları Grubu veya Türklüğü Aşağılayanlar Grubu duyulacak ve Facebook Türkiye’ye kapatılacak. Türkiye’deki kullanıcılardan milyarlarca dolar kazanan Facebook mektup yazıp bu grupların kapattırıldığını ve erişimin “derhal” açılmasını rica edicek.

Güncelleme 1: Facebook kullanıcıları isyanda! Sosyal reklam sistemi çıkalı daha 24 saat olmadi, mahremiyet istiyoruz diyor herkes!

Güncelleme 2: Facebook reklam arama özelliği çıktı.

Güncelleme 3: Şirketiniz, ürününüz veya mesela müzik grubunuz için profil sayfası yaratabilirsiniz. Bu sayfa virüssel olarak dağıtılacak. Sistem şu anda bedava ancak yakında bir fiyatlandırma gelecektir.