07.06.2009

20 Yıl Sonra Tankların Önündeki Adam

Geçen gün Michael Mandiberg, Tiananmen Meydanı’nda 1989′da yapılan, 4 Haziran Olayı olarak da bilinen olaylı protesto gösterilerin 20. yılı anısına, dört yıl önce gerçekleştirdiği bir projenin detaylarını yayımladı. Hem genel olarak kopyalarla ilgilenmesi nedeniyle, hem de dünyada Çin dışında çok iyi tanınan, İnternet’te dolaşan çeşitli varyasyonları (1, 2, 3, 4) ile popülerliğini kaybetmeyen ancak Çin’de hem geleneksel medya hem de Google gibi şirketlerin de katkıda bulunduğu İnternet sansürü nedeniyle fazla bilinmeyen ve yayımlanması yasak olan bir fotoğrafın kopyasını Çin’deki kopya resim ve reprodüksiyon atölyelerinde yaptırıp yaptıramayacağına dair bir deney yapma motivasyonu ile bu tarihsel olayın anısını tekrar canlandırdı. Her bir resim, şirketler ile yapılan yazışmalardan yapılan alıntılar ile adlandırılmış.

3590757935_bcbc19e3d4
Tiananmen Meydanı: Adam ve beyaz lamba resmedilecek mi, edilmeyecek mi?

Bu yazının geri kalanını okuyun »

22.10.2008

ISEA 2009 Elektronik Sanatlar için Katılım Çağrısı

ISEA 2009 (“International Symposium on Electronic Art”) 23 Ağustos – 1 Eylül 2009 tarihlerinde İrlanda’da Belfast şehrinde Ulster Üniversitesi’nde gerçekleşicek. Sanat projeleri, makalaler, ve atolye çalışmaları için son başvuru tarihi 17 Kasım 2008.

http://www.isea2009.org/

ISEA 2009 Sayısal Medya Kültürünün Geleceği üzerine makale özleri ve projelerinizin kısa tanımlarını bekliyor. Yaptığınız araştırmaların sonuçlarından, takip ettiğiniz trendler hakkında yorumlarınıza, spekülatif tahminlerinizden, mevcut paradigmaları zorlayan fikirlerinize kadar pek çok biçimde iş ile katılabilirsiniz. Katılım temaları şöyle belirlenmiş:

1. Vatandaşlık ve karşı mekanlar
2. Etkileşimli hikaye anlatımı ve çakışma sonrası toplumda hafıza inşası
3. Etkileşimli tekstil
4. Konumlandırmalar: yerel ve küresel işlemler
5. Dönüştürücü yaratıcılık – katılımcı pratikler
6. Duyguları takip etme
7. Post-humanizm: Yeni teknolojiler ve yaratıcı stratejiler
8. Eğlence ve hareketlilik (“mobility”)

17.06.2008

Kanunları Kodlamak

Son yıllarda yapay zeka yöntemleri ve ontolojik modeller hukuk alanında başarıyla denenmeye başlandı. Bu uygulamalar arasında hukuksal mantık, diller arası ve semantik bilgiye erişim, belge sınıflandırması ve protokol hazırlanmasını sayabiliriz. Bunun için genel olarak tabandan tepeye (analitik) diyebileceğimiz yapay zeka teknikleri ile yukarıdan aşağı (sentetik) olarak tanımlayabileceğimiz ontolojik metodolojiler kombine ediliyor. Bu tekniklerin uygulanmasının başarılı deneyler olarak kalmayıp hayatımıza girmesi için hukuk ontolojilerinin hazırlanması büyük önem taşıyor.

Bilgisayar bilimi ve bilişimde, ontoloji terimi felsefede kullanıldığından biraz daha farklı anlamda, bir kavramlar kümesinin belli bir alan (domain) içinde formal temsili ve bu kavramlar arasındaki ilişkiler olarak tanımlanıyor. Söz konusu alan hakkında mantıksal çıkarımlarda bulunmanın yanısıra bu alanın doğrudan tanımını yapmak için de kullanılabiliyor. Bilginin temsiline gereksinim duyulan yapay zeka, Semantik Web, yazılım mühendisliği, biyomedikal informatik, kütüphane bilimi, bilgi mimarisi uygulamalarında ontolojilerin kullanımı yaygın. Genel olarak bireyler, sınıflar, sıfatlar, ilişkiler, kurallar, kısıtlamalar, aksiyomlar, olaylar gibi bileşenlerden oluşuyor. Hukuksal Bilgi Değişim Formatı LKIF de (Legal Knowledge Interchange Format) hukuk alanında ontolojilerin oluşturulması için, bir AB projesi olan Estrella altında geliştirilmiş Semantik Web tabanlı bir dil.

Aslında hukuk ile bilgisayar bilimi arasındaki paralelliklere bakarsak ve bilgisayar dillerinin mantığı eyleme dönüştürme konusundaki kusursuzluğunu düşünürsek bu iki disiplin arasındaki etkileşime şaşırmamak gerekir. Örneğin William F. Opdyke’ın 1982′de yazdığı Refactoring Object-Oriented Frameworks başlıklı tezinden, nesne tabanlı yazılımların tekrardan yapılandırılması ile ilgili yazdıklarına bakarsak:

  1. Bir yazılım geliştirirken, önceden hangi sınıfların önemli konseptleri kapsayacağı ve birbirleriyle nasıl ilişkilendirileceğini belirlemek zordur. Tecrübelerin bize gösterdiği, kullanışlı bir sınıf taksonomisi iteratif bir keşif süreci sonunda ortaya çıkar. Uygulama daha iyi anlaşıldıkça sistem tekrardan yapılandırılır ve halihazırdaki sınıflarda yer alan soyutlamaların değiştirilmesi gerekebilir.
  2. Sistem (yazılım) birkaç iterasyondan sonra olgunluğa ulaştıktan sonra bile, ufak yapısal değişiklikler gerekli olabilir. Yazılım sistemi, sürekli değişen bir ortamda çalışabilmek ve aynı zamanda da kullanıcıların sürekli değişen gereksinimlerini karşılayabilmek zorundadır.
  3. Yazılımı, projeler arası kullanmaya kalkınca değişik sorunlar ortaya çıkar. Bir sistemin, organizasyon ve diğer faktörler nedeniyle, başka bir proje tarafından kullanılabilmesi için değişik bir şekilde bölümlendirilmelidir. Bu yüzden tekrardan kullanım için de bir miktar tekrardan yapılandırma gerekir.

Yakın zamanda rastgeldiğim bir yazıda Garret Wilson burada koyu ile yazılmış olan proje, yazılım, uygulama ve kullanıcı terimlerini; sırasıyla dava, emsal, konu alanı ve kamu ile değiştirip kanun yazma ile yazılım geliştirme süreçleri arasındaki paralelliğe dikkat çekiyor. Yazıda aynı zamanda prosedür tabanlı programlama ile nesne tabanlı programlamanın hukuktaki karşılıklarının da anlatılması ilginç. Neticede kanunların da birer kod olduğunu ve kullanılan doğal dil nedeniyle içlerinde boşluklar ve yorum yoluyla esnetilme potansiyeli olduğunu düşünürsek araştırmacıların bu konularda kafa patlatmaları şaşırtıcı değil.

Tekrardan Estrella konsorsiyumu tarafından geliştirilen ve yaklaşık 200 kavramdan oluşan LKIF-Core Ontolojisi‘ne dönelim. Bu ontoloji 15 modülden oluşuyor. Herbir modül birbiriyle ilişkili hukuk terimleri dışında günlük kullandığımız kavramları kapsıyor. Bu terimlerin tanımlarını da buradan bulmak mümkün. Bunların en soyutları üst, mekan, mereoloji, zaman, uzay-zaman modülleri içinde tanımlanmış.


LKIF-Core modülleri

Estrella sitesinde, LKIF dışında hukuksal bilgi tabanlı sistemlerle etkileşime girecek uygulama programlama arayüzlerinin de (API) geliştirildiği Estrella platformunu uygulamaya koymak ve test etmek için Avrupa vergi mevzuatı ile iki Avrupa ülkesinin vergi mevzuatlarının modelleneceği ve pilot uygulamalarda kullanılacağı söylenmiş. Şu anda bu çok yakın gözükmese de ilerde kanun tasarılarının anayasaya uygunluğunu yazılım yoluyla anında görebileceğimiz sistemler geliştirilirse bu kimlerin işine yarar, kimleri rahatsız eder o da düşündürücü.

01.03.2008

Google Uyarı Döngüsü

google_logo.jpg

İşlemsel sanatçı Jonah Brucker-CohenGoogle Alert Loop” adında kendi kendine yazan bir blog çıkardı. Bu proje Google’un bedava blog servisi “Blogger”ı ve uyarı servisi “Google Alerts”i kullanarak otomatik yayın yapan bir blog. Goolge Alerts’ten belli konulara göre email adresine gönderilen içeriği otomatik olarak blogda yayınlıyor.

Brucker-Cohen fikrin uyarılara göre kendi kendine yayını sürdüren bir blog yapmak olduğunu söylüyor. Proje “Google Alerts” ve benzeri türde otomatik sistemlerin kullanırlığını ve nasıl Internet üzerinde görüşleri polorize ettiğini sorguluyor.

Acaba başka bloglarda bu blogu haber yaparak (bu yazıda olduğu gibi) bu döngüye katılabilir mi? Projenin logosu nefis!

Son dakika: Siteye şu anda ulaşılamıyor. Google kapatmış olmalı! Kapatılmadan önceki ekran görüntüsü aşağıdaki gibiydi:

Son dakika:: Blog geri geldi.

google-alert-loop.jpg

13.01.2008

Eigenvekil Yayında

eigenvekil-poster.jpg

eigenvekil12.jpg

Ali Miharbi Eigenvekil projesinin dökümantasyonunu yayına verdi. Dökümantasyon İstanbul Karşı Sanat Galerisi’ndeki sergiden fotoğraflar, videolar ve kavram metni içeriyor. Aynı zamanda Eigenvekil dünyanın en önemli ağlı sanatlar sitesi Turbulence Networked Performance blogunda haber yapıldı.

Daha önce Düğümküme’de yayınlanan Eigenvekil yazısı:
550 Milletvekili Seni Temsil Ediyor mu?

09.01.2008

Cogito Ergo Search

CogitoErgoSearch.jpgSemantik (anlama göre) arama yaparak sonuç veren bir arama motoru olan hakia.com , “anlamı aramak” üzerine müzik yapan, üyeleri arasında CEO’larının da bulunduğu bir grup kurup, Cogito Ergo Search (Düşünüyorum Öyleyse Arıyorum) albümünü çıkarmış.

Hakia search music sayfasında yazılanlara göre, tüm şarkı sözleri gerçek bir arama sorgusunun sonuçlarından üretilmiş, her bir ritim sonsuz bir gezintide sörf yapmanın enerjisini yansıtıyor, basit melodiler internetin getirdiği hayatın basitliğini sembolize ediyor ve etnik enstrümanlar internetin giderek genişleyen kültürel karakterini vurguluyor. Grubun myspace sayfasında, yaptıkları müzik Experimental / Healing & EasyListening / Jazz olarak tanımlanmış. Bazı şarkılarda windows hata/uyarı mesajlarının da müziğin bir parçası olduğu albüm oldukça ilginç. Albümde bulunan Search for Better Search, Why did the Chicken Cross the Road, Weapons of Mass Instructions gibi şarkıların tamamı ücretsiz olarak indirilebiliyor. Ayrıca arama sonuçlarından ürettiğiniz kendi şarkılarınızın bir sonraki albümde yer almasını istiyorsanız buradan hakia’ya göndermenizi istiyorlar.

Hakia ayrıca arama motoru ile sosyal ağ ortamını bir araya getiren Meet Others projesiyle de ilgimi çekti. Aynı sorguyla arama yapan insanları buluşturmayı hedefleyen proje henüz geliştiriliyor. Dr. Rıza C. Berkan’ın kurucusu olduğu New York tabanlı hakia.com, 7 ocak 2008 tarihli habere göre Prokom‘un 5 milyon dolarlık yatırımıyla toplam 21 milyon dolarlık ciroya ulaşmış. Şirketin İstanbul’da da bir ofisi bulunuyor.

29.06.2007

Onur Sönmez ile Tanışın

onur.jpg

Mezuniyetimden önce Bilgi Üniversitesi’nde zaman geçirmekten en fazla keyif aldığım yerlerden biri Görsel İletişim Tasarımı karasularına ait, hayli yaratıcı insanları içersinde bulunduran özerkliğini ilan etmiş B11 adlı oda idi. Bu mekanın esas sahiplerinden biri de zaman geçirmekten sonsuz keyif aldığım Onur Sönmez’di. Onur okulda tasarım, teknoloji, kültür (özellikle müzik) gibi çeşitli ve sayısız konuda aynı vizyonu paylaştığımızı düşündüğüm şahsiyettir. Onur şimdi mezun oldu. Bir suredir sonucunu büyük merak ile beklediğim harika bir proje ile. Projenin henüz bir ismi yok. Belki de bu daha iyi çünkü önce ismi bulunup daha sonra içi doldurulan projelerden biri olmadığını anlayın.

Disiplinlerarası çalışmalar veren insanların durduğu yerleri heyecanlı, eğlenceli ve dahiyane bulurum. Onur’un bu projesi de müzik, elektronik, yazılım mühendisliği, endüstriyel tasarım ve arayüz tasarımı gibi konuların kesişiminde bir yerlerde duruyor. Pardon projenin tanıtımı ve pazarlaması da Onur’a ait olduğuna göre buna bir de ‘marketing’ alanını eklemek lazım. Ortaya çıkan iş, söz konusu sistem kısaca mevcut bilgisayar-insan arayüzlerine yeni bir alternatif olarak sunuluyor.

Bedensel ve performansa dair ifadenin sayısal sistemlere transfer edilmesi için özel olarak tasarlanmış, sanatçı ve makina ilişkisi üzerine odaklanan bir arayüz bu.

dodecahedron.jpg

board.jpg

Onur kendi tasarımı olan ve alüminyum malzeme kullanılarak CNC‘de dikkatlice kesilip bükülen, her kenarı 7′şer cm’lik bir dodekahedron (onikigen) tasarladı. Elinizde tuttuğunuz bu inanılmaz basitlik ile fonksiyonel tasarımın tam arasında duran obje ile fiziksel dünyadan hareket bilgisini direkt işlemek üzere kablosuz olarak bilgisayara aktarabiliyorsunuz. Cihazın anatomisine ve belki azıcık da teknik detaya girmek gerekirse objenin içersinde 3 adet gyroskop ve 3 adet ivme ölçer bulunduğunu ekleyebiliriz. Onur müzik ile ugraşan veya MIDI arayüzü ile kendini rahat hissedenler için sistem dahilinde paketlenen bir de yazılım geliştirdi. Bu sistem ile yapılabilecek performanslar veya geliştireceğiniz projeler sizin hayalgücünüz ile sınırlı. Proje websitesinden daha fazla bilgi almak mümkün. Sistem performansını test henüz etme fırsatım olmadı ve performans videolarını görmedim ama yolda olduklarını öğrendim.