Engin Erdoğan | June 17th, 2009

İran Seçimleri Sonrası Ağlı-Bağlı Sosyal Medya Politikaları

noosphere

Görsel: The promise of noöpolitik

ABD hükümet yetkilileri, İran’daki tartışmalı seçimlerin ardından televizyon ve gazetelerde şaibeli seçim gibi kelimeler kullanmamaya özen gösteriyor. Ne de olsa başka devletin içişleri, mantıklı. Fakat sosyal medya ile izlenen strateji o kadar diplomatik değil, daha ağlı-bağlı, daha noöpolitik. Peki nedir bu noöpolitik?

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Ali Miharbi | June 7th, 2009

20 Yıl Sonra Tankların Önündeki Adam

Geçen gün Michael Mandiberg, Tiananmen Meydanı’nda 1989′da yapılan, 4 Haziran Olayı olarak da bilinen olaylı protesto gösterilerin 20. yılı anısına, dört yıl önce gerçekleştirdiği bir projenin detaylarını yayımladı. Hem genel olarak kopyalarla ilgilenmesi nedeniyle, hem de dünyada Çin dışında çok iyi tanınan, İnternet’te dolaşan çeşitli varyasyonları (1, 2, 3, 4) ile popülerliğini kaybetmeyen ancak Çin’de hem geleneksel medya hem de Google gibi şirketlerin de katkıda bulunduğu İnternet sansürü nedeniyle fazla bilinmeyen ve yayımlanması yasak olan bir fotoğrafın kopyasını Çin’deki kopya resim ve reprodüksiyon atölyelerinde yaptırıp yaptıramayacağına dair bir deney yapma motivasyonu ile bu tarihsel olayın anısını tekrar canlandırdı. Her bir resim, şirketler ile yapılan yazışmalardan yapılan alıntılar ile adlandırılmış.

3590757935_bcbc19e3d4
Tiananmen Meydanı: Adam ve beyaz lamba resmedilecek mi, edilmeyecek mi?

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan | March 21st, 2009

Ilımlı İslam Raporu

ilimli-islam-musluman-ag-moderate-rand

Nüfus kağıdında doğuştan “Dini: İslam” yazan ülkenin vatandaşları bu raporu okuyunuz.

“Ilımlı Müslüman Ağları Kurmak” raporunu indir (PDF 1MB)

Amerikan stratejik araştırma kurumu RAND Corporation 2007 Mart’ında “Ilımlı Müslüman Ağları Kurmak” başlıklı bir rapor yayınladı. 216 sayfalık rapor radikal ve dogmatik İslamcı bir kesimin yükseldiğini ve Kuzey Amerika ve Avrupa içlerindeki diasporalara kadar yayıldığını söylüyor. Ancak çoğunluk olduğu halde ılımlı Müslümanların aynı derecede ağlar kuramadığını ve ideolojilerini yayamadığını anlatıyor. Rapor ABD’nin Soğuk Savaş dönemindeki “ağ kurma deneyimi”nden yola çıkarak öğrenilen derslerin nasıl bugüne uygulanabileceğini anlatıyor, ve Ilımlı Müslüman Dünyası kurmak için bir yol haritası öneriyor.

Amerika’nın Soğuk Savaşı bu ülkede yaşayanların başına neler getirdi bilenler bilmeyenlere anlatsın. Amerika’nın ağ kurma deneyimleri Ilımlı İslam Dünyası yaratmak için nasıl kullanılır bu raporda tüm neo-liberal berraklığıyla madde madde dizilmişken, biz Soğuk Savaş çocuklarının çocuklarına, önce, bu raporu okumak anlamak düşer, sonra, başımızın çaresine nasıl bakacağımızı konuşuruz.

Raporun içeriği şöyle:

  1. Giriş
  2. Soğuk Savaş Deneyimi
  3. Soğuk Savaş ile Bugünkü İslam Dünyasınaki Meydan Okuma Arasındaki Parallelikler
  4. ABD’nin Radikal Gel-gitleri Önleme Gayretleri
  5. İslam Dünyasında Ilımlı Ağ Örme Yol Haritası
  6. Ağın Avrupa Kolu
  7. Ağın Güneydoğu Asya Kolu
  8. Ağın Ortadoğu Kolu
  9. Laik Müslümanlar: Fikirler Savaşında Unutulan Boyutlar
  10. Sonuçlar ve Tavsiyeler

Çizilen bu küresel stratejide Türkiye Devleti’nin ve Türkiye’deki grupların / cemaatlerin durumu ve potansiyel rolleri de anlatılıyor.

Ilımlı İslam Stratejisinin Ortakları

Türkiye, Malezya, Endenozya, Singapur gibi ülkeler İslami radikalizmin yaygın olduğu Arap yarım adası, Pakistan gibi bölgelere örnek olmalı diye genel bir stratejiden bahsediliyor tüm rapor boyunca. Bu yolda Amerika’nın potansiyel ortakları sistematik bir şekilde kategorilendiriliyor (sayfa 70):

  • Sekülerler (Amerikanca’da klisenin siyasetten ayrı olması)
  • Liberal Müslümanlar
  • Ilımlı gelenekselciler ve Sufiler

Sekülerler kendi içinde üçe ayrılıyor:

  1. Liberal sekülerler: Liberal veya sosyal-demokrat, batı tipi “medeni din”i benimsemişler.
  2. “Anti-clerelists”ler: Atatürkçülük veya Fransız laiklik (”laiceté”) kavramını benimsemişler. Türban vb. yasaklara sadık, devlet din kati bir şekilde ayrı.
  3. Otoriter sekülerler: Baasçılar, neo-komünistler. Din devlet ayrımının sömürülmesi. Ortadoğu’daki otoriter modernleşmeci siyasal akım. Bu kategori ortaklığa uygun görülmüyor. Nitekim Amerika Irak’ı işgal etti.

Liberal Müslümanlar politik ideolojide seküler olanlardan ayrılıyor. En iyi örneği Avrupa’daki Hıristiyan Demokratlar. Liberal Müslümanlar geleneksel veya modern temellerden gelebiliyorlar. İslami değerlerin demokrasiye uygun olduğunu benimsiyorlar. Raporda yazmıyor ama AKP neo-liberal müslüman ideolojisiyle bu tarife oturuyor.

Ilımlı gelenekselciler ve Sufiler genelde muhafazakar müslüman veya Sufi geleneğini benimsemiş. Türkiye’de Fethullah Gülen ve cemaati bu kategoride potansiyel bir ortak olarak anlatılıyor.

Avrupa’da Hıristiyan Demokrat Türkiye’de Müslüman Demokrat

Türkiye’de 2002 yılında AKPnin başa geçmesi hakkında enine boyuna yazıldı çizildi. Özetle Amerika ve Avrupa’ya yönelmiş ılımlı İslamı yürütecek bir parti destek aldı. Avrupa’da Hristiyan Demokrat Türkiye’de Müslüman Demokrat diye bir formül. Türkiye’de Fethullah Gülen ve Nakşibendi gibi cemaatlerin ulaştığı ekonomik ve dolayısıyla politik güç. Ilımlı İslam Raporu’na uygun gelişmeler.

Önemli iki soru:

  1. Ilımlı Müslüman ağları kurulması için Türkiye’de kim ne kadar destek aldı veya halen alıyor? Mesela AKP seçim bütçesinin kaynakları nelerdir? Fethullah ve Nakşıbendi cemaatlerinin gelir giderlerinin tam dökümü var mı? Kaynakların ne kadarı Amerika ve Avrupa’dan geliyor?
  2. Soğuk Savaş kadar dev bir strateji örtülü işletildiği sürece dünyaya faydalı olabilir mi? Kapalı kapılar ardında yapılan işlemler sonucunda ortaya yeni Gladio’lar yeni –Ilımlı İslam– Ergenekon’ları çıkmaycak mı?

Kim ne strateji uygularsa uygulasın sağlıklı bir ortam için devletin ve toplumsal kuruluşların (cemaatlerin) tüm alış verişleri işlemleri herkese açık olmalıdır. Açıklık oransız güç birikimini engelleyecek ve gerçekten eşit şartlarda* rekabet sağlayacaktır.

Tartışma

Bu raporu okuyup göz attıkça size ilginç gelen yerleri –mümkünse Türkçe çevirisiyle– yorumlarda paylaşın, öğrenelim, tartışalım.

* “Eşit şartlarda rekabet” serbest pazar ekonomisinin temeli bir Amerikan mantrasıdır. Ancak her zaman örtülü işlemler yapıldığı için hiç bir zaman eşit şart olmamıştır.

İlgili yazılar:

Ali Miharbi | January 12th, 2009

Çarşıdan Aldım Bir Tane, Eve Geldim Bin Tane

En son televizyonlarda ve basında İsrail’in Gazze’de kullandığı haberleri ile tekrar gündeme gelen, daha önce Vietnam, Afganistan, Irak, Çeçenistan ve Gürcistan’da kullanılan, bomba içinde bomba diye tabir edilen misket bombaları (veya diğer adıyla salkım bombaları), % 10 kadarı düştükten sonra patlamadığı için, bir savaşta kullanıldıktan yıllar sonra bile sivillerin ölüm ve yaralanmalarına yol açabiliyorlar. Sivilleri ve özellikle renkleri nedeniyle dikkat çekerek kurban aldığı çocukları korumak için geliştirilen teknikler de iddia edilenin aksine durumu değiştirmiş değil.

Geçtiğimiz Aralık ayında Oslo’da bu bombaların üretimi ve kullanımının yasaklanması konusu imzaya açılmış, sonucunda 94 ülke tarafından imzalanmıştı. ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan, Brezilya, İsrail, Türkiye gibi ülkeler imzalamayı reddetmişti.

Misket bombalarının yasaklanmasını kabul eden ülkeler (Wikipedia’dan)

Bu ülkelerin genelde üretici olmalarının yanısıra, 15 ülke (Eritre, Etiyopya, Fransa, Gürcistan, İsrail, Fas, Hollanda, Nijerya, Rusya, Suudi Arabistan, Sudan, Tacikistan, İngiltere, ABD ve Yugoslavya) ve Hizbullah gibi devlet dışı bazı silahlı örgütler bunları bir şekilde kullanmış. Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, “Ankara’nın bu mühimmatla ilgili kaygıları anladığını ve anlaşma sürecine prensipte destek verdiğini” ve “kara mayınları meselesinin öncelikli olduğunu” söylemiş. 1965′ten beri dünyada % 98′i sivil omak üzere 100.000 kişinin ölümüne sebep olan bu bombaların “çok etkili silahlar oldukları, stoklarında bolca bulundurduklarını, daha uygun bir alternatif bulunmadıkça yasaklamanın doğru olamayacağı” şeklinde bir söylem ile de savunulmuş “bir Türk yetkili” tarafından. Türkiye bu bombaları sadece üretip test ettiğini söylüyor; bunun yanında TSK’nın bunları PKK’ya karşı harekatlarda kullanmış olduğu ve kullanmaya devam ettiği iddiaları da Internet’te dolaşıyor.

Bağlantılar: