30.07.2009

Kaordik


bofa_heritagecardheritagecardnew_visa

Hem kaotik hem düzenli. Hem serbest pazar hem planlama teşkilatı, hem dağıtık hem hiyerarşik, hem sezgisel hem mantıklı, hem akışkan hem katı, hem tüme varan hem tümden gelen, hem zamana yayılmış hem uzama, hem organik hem planlı, hem doğrudan hem dolaylı, altı üstü her yanında iki karşı uç arasında bir negatif geri besleme.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

28.02.2009

Türkiye'de Ekonomi Blogları

Türkiye’de ekonomi üzerine yazan çizen bağımsız bloglar. Bir zamanlar toparladığım ama yayınlamadığım küçük bir liste. Siz de bildiğiniz blogları yorumlara ekleyin.

29.10.2008

iPhone'unu Satış Noktasına Çevir

Cebinizdeki telefon artık bir mobil satış noktası olarak da kullanılabilir. iPhone Credit Card Terminal uygulamasıyla nereye giderseniz orada ödeme kabul edebilirsiniz. Herhangi bir özel donanıma ihtiyaç olmadan sadece iPhone’unuzu (veya iPod touch 2.0) kullanarak kredi kartı ödemesi alabilirsiniz.

Genelde tüketim odaklı iPhone uygulamaları arasında ilk defa iPhone Credit Card Terminal kullanıcısına para kazandıran bir uygulama olarak ayrı bir yere oturuyor. AppStore’da $44.99 karşılığında satın aldıktan sonra bir nevi cebinizde dükkan açmış oluyorsunuz.

Şu anda uygulama Amerika’da çok kullanılan Authorize.Net® ödeme servisi (“payment gateway”) ile çalışıyor. Türkiye’de henüz böyle bankalardan bağımsız bir sistem yok ancak mesela Garanti E-ticaret ödeme sistemi kolayca bu uygulamaya destek verebilir.

Güvenlik

Güvenlik tabii ki ilk akla gelen soru. iPhone Credit Card Terminal uygulamasını doğrudan Authorize.Net kullanıcı adınız ve şifreniz ile kullanıyorsunuz, tüm işlemler SSL, telefonda açık herhangi bir bilgi saklanmıyor, transferler SSL şifreli, yani veriler güvenli olarak iletiliyor.

Kullanıma alanları

Uygulamanın sayfasında belirtlidiği gibi bu mobil ödeme noktası festivallerde konserlerde bilet satarken, DJler çaldıkları klüplerde paralarını alırken, halk pazarlarında domates limon satarken, freelance çalışanlar, ev temizliği yapanlar, sipariş götürenler, kısacası ayaküstü sürekli hareket halinde iş yapan kişiler tercih edebilir. Başka nerelerde kullanılabilir yorumlarda yazın.

Kim yapmış?

iPhone Credit Card Terminal’i geliştiren Innerfence şirketi aynı zamanda Uluslararası Telefon Paketlerinin fiyatlarını listeleyen International Rates ($1.99) ve Uluslararası Uçuşlarda uçak şirketlerinin bagaj kurallarını listeleyen Excess Baggage ($1.99) uygulamalarını yapmış.

29.09.2008

700 Milyar Dolarlık Kefalet Reddedildi: Serbest Pazar Yapayalnız

Amerikan Devleti’nin batmaya yüz tutmuş Wall Street finans şirketlerini kurtarmak için planladığı 700 milyar dolarlık kefalet reddedildi. 700 milyar dolar neredeyse Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası‘na denk geliyor. Bu paranın senatoda reddedilmesi ile beraber New York Times kapaktan borsanın dibe vuruşunu gösterdi. Şu anda büyük bankalardan ayakta durabilenler duramayanları satın alıyor ya da devlet el koyuyor. Dow Jones bir gün içerisinde tarihin en hızlı düşüşünü yaşadı. Google Finance servisi çakıldı.

Bugün yaşadığımız bu olay dünya tarihinde çok önemli bir yere oturacak. Ekonomi uzmanı değiliz ama normal bir insanın anlayabileceği hem kısa dönem hem uzun dönem sonuçları var bu olayın. Birincisi yarın dünyanın geri kalanında Asya, Türkiye, Avrupa borsaları açıldığında büyük düşüşler görücez, büyük çakılmaları engellemek için borsalar kapatılabilir, işlemler dondurulabilir. Hala Türkiye’nin merkezden-kitleye gazeteleri “Amerika’da mali kriz” diye haber yapıyor, halbuki Tükiye’de bankalar (bkz dün Fortis’e el konulması) ve tabii ki sizin bu bankalardaki hesaplarınız doğrudan etkileniyor bu olaylardan. Hesabınızdan para çekebiliyor musunuz bir deneyin.

İkincisi serbest pazar ekonomisinin can çekiştiği sırada devlet yardım etmeyerek serbest pazar düzenini kendi kendine çırpınmaya bıraktı. Bu parayı vermemesiyle devlet’e güven arttı sebest pazara ise güven düştü diyebiliriz. Devlet vatandaşa ait olan parayı finans dünyasının balon şişiren dev yatırımcılarına vermeyerek güven verdi vatandaşa. Sonuç olarak önümüzdeki yıllarda dünyada büyük devlet (“big brother”) modeli ağır basabilir.

İlgili yazılar

11.06.2008

Reklam Federasyonu Nasıl Kurulur?

Bir blog, fanzin, dergi, veya bir web servisiniz var ve verdiğiniz emek karşılığında gelir elde etmek istiyorsunuz. Google AdSense, Yahoo gibi dev reklam ağlarından sitenize reklam koyuyorsunuz. Ama bakıyorsunuz bu geniş reklam ağlarından size iki kuruş gelir geliyor. Çünkü bu dev ağlar sizin gibi küçük ve orta ölçekli “işletme”lerden elde ettiği reklam gelirlerinden kendilerine yüksek paylar kesiyorlar. Arada Google olmasaydı mesela reklamlarınızdan muhtemelen iki katı daha fazla gelir elde edebilirdiniz.

Ama sitenize başka nasıl reklam alacaksınız? Diğer bir yol Türkiye’deki reklam broker firmalarla çalışmak. Bunlarda da aynı Google gibi reklamverenlerden topladıkları reklamları uygun olan çeşitli sitelerde yayına veriyorlar. Anlaşmanızdan sonra size verdikleri kod parçasını sitenizde reklam alanlarına yerleştiriyorsunuz ve sonra bu alanları brokerlar işletiyor. Google’dan farkı o kadar büyük olmadıkları için daha uygun şartlarda reklam gelirinizden komisyon alıyorlar. Ne kadar komisyon? Hafif Uyku bu yazıya yaptığı yorumda bir markanın reklamı hazır olduktan sonra yayınlanacağı siteye gelene kadar bütçesi nasıl dağılıyor özetliyor:

Marka kreatif ajansına gidiyor (%30 komisyon), kreatif ajans planlama ajansına gidiyor (%30), planlama ajansı medya ajansına gidiyor (%30), medya ajansı 60-70 sitenin reklam alanlarını pazarlıyor. onların da küçücük gelirler için bloglarla uğraşmak istemediklerini bir kaç yıllık tecrübemiz ile hissediyorum.

Eğer sitenizin trafiği yüksek değilse pazarlık payınız az. Reklam brokerları (mesela Logaritma, AdNet, ReklamZ, Euro Message, MedyaNet, Medyaguru) veya doğrudan reklamverenler ile reklam anlaşması yaparken yüksek trafiğiniz olması komisyonlarda daha iyi pazarlık yapmanızı sağlayacaktır. Yani eğer

  1. kendi trafiğiniz henüz yüksek değilse,
  2. reklam brokerları ile daha iyi pazarlık yapabilmek için

çevrenizdeki ilgili sitelerle birlik olup bir reklam federasyonu oluşturabilirsiniz.

Reklam Federasyonları

Komşu bloglar birlik olup bir sistemden tüm sitelerinize ortak reklam alabilirsiniz. Böyle bir ağ oluşturduğunuzda elinizde daha fazla trafik ve konu çeşidi olacak. Böylece brokerlar ile masaya oturduğunuzda daha düşük komisyonlar verebileceksiniz ve bazı reklamverenlerden doğrudan komisyonsuz reklam alabileceksiniz. Yani gösterdiğiniz reklamlardan daha çok gelir cebinize kalabilecek.

Reklam federasyonlarına dünyada iyi örneklerden bir tanesi The Deck. The Deck sadece yaratıcı alanlar, web, ve tasarım kültürü ile ilgili yaklaşık 30 bağımsız sitenin yeraldığı bir reklam federasyonu. Yayıncılar sadece özel davetle ağa dahil ediliyor ve sadece ağdakilerin kendi kullandıkları ürünlerin reklamlarını kabul ediyorlar. Buna bir diğer örnek de teknoloji blogcularından oluşan Federated Media.

Türkiye’de Reklam Federasyonları

Türkiye’de reklam federasyonuna iki iyi örnek var: Nokta AŞ ve Pilli Network. Tabii bunlar birer şirket ama işleyişleri reklam federasyonu gibi. Nokta AŞ işlettiği çeşitli sitelere tek bir sistemden, Virgül‘den reklam alıyor. Pilli Sosyomat ve 10 adet blogdan oluşan yayın ağına yeni başlattığı Pilli İlan servisinden ilan almaya başladı. Her iki sistemde de reklamveren tek bir arayüzden ilanını, göstermek istediği yerleri, süresini / sayısını, ve bütçeyi ayarlıyor, sonra ödemeyi yapıp, ilanların performansını izliyebiliyor. Ayrıca Nokta AŞ hali hazırda yayın ağına katılmak isteyenlere açık. Pilli İlan sisteminde de ilerde böyle bir gelişme görebiliriz.

Nokta AŞ’nin pek çok sitesinde ve Pilli’nin tüm sitelerinde içerikler kullanıcıların katkısıyla oluşturuluyor, yani şu web 2.0 denilen servisler. Nokta AŞ reklam gelirinin tümünü muhtemelen kendine alırken Pilli İlan gelirlerinin %70′i bloglarda yazıp çizenlere katkıları oranında dağıtılıyor. Her ay ne kadar gelir dağıtıldığını Torpilli blogunda açık olarak paylaşıyorlar. Pilli gelir dağıtımlı sistemiyle Türkiye’de ve muhtemelen dünyada ilk örneklerden biri. Pilli’nin kurucuları Hasan Yalçınkaya ve Cem Başpınar hem dünyadaki ender örneklerinden bu karmaşık sistemi ayakta tutuyorlar hem de geliştirmeye devam ediyorlar. Pilli’nin bu gelir dağılımlı sisteminin ileride pek çok girişimciye örnek olacağını düşünüyorum.

Peki hemen şimdi kendi reklam federasyonunuzu oluşturmak için ne yapabilirsiniz?

Reklam Federasyonu Kurmak için Araçlar

Öncelikle bir reklam yönetim yazılımı kurmanız gerekli. Bu yazılımda:

  • ayrı ayrı müşteri ve yayıncı hesapları olmalı,
  • detaylı bir ilan oluşturma arayüzü içermeli,
  • ilanları yayınlayacağınız siteleri, sürelerini, ve tiplerini (gösterim, tıklama vs.) seçebilmelisiniz,
  • yayıncı sitelere yerleştirilecek Javascript kod yaratılabilmeli,
  • ilanların istatistiklerini takip edebilmelisiniz,
  • ve tabii ki bir ödeme sistemi olmalı veya bir ödeme sistemine bağlanabilmeli.

Bunları içeren faydalı bir kaç reklam yönetim yazılımı şöyle:

OpenX. Aynı WordPress blog kurar gibi kendi sunucunuzda kurabiliyorsunuz. Yine WordPress gibi PHP ile yazılmış OpenX açık kaynaklı, bu sebeple hem bedava hem de geniş bir programcı kitlesi tarafından geliştirilmeye devam ediyor.

WordPress OIO Eklentisi. Bu eklenti bir reklam yönetim sistemi. Sadece WordPress blogundaki reklamları değil istediğiniz başka sitelerdeki reklamları da yönetebiliyorsunuz. Bu demosundan nasıl çalışıyor deneyebilirsiniz.

Üçüncü partiler için Google AdSense ile Google reklam yazılımını kendi reklamlarınızı kendiniz yöenetmek için de kullanabileceksiniz. Burdan kendi kendine reklam yönetmeyi Google’un bir pazar olarak gördüğünü çıkarabiliriz.

AdRoll barındırmalı bir reklam federasyonu çözümü gibi duruyor. Reklamları yine siz kendiniz bulup kendiniz yönetiyorsunuz, ancak barındırdığı için ve başka pek çok servis için komisyon alıyor. Tavsiye edebileceğim bir servis değil.

Ayrıca geçtiğimiz haftalarda blog servisi Six Apart kendi reklam servisini başlattı. WordPress’den de benzer bir reklam servisi girişimi bekleniyor.

Yaptığını bir web işinde reklamdan gelir elde ediyorsanız kendi reklam servisinize sahip olmanız çok büyük değer yaratıyor. Bu konuda New York’lu ünlü yatırımcı Fred Wilson şöyle bir yorum yapıyor:

Neden Facebook $15 milyar ediyor da WordPress $200 milyon ediyor [iki sistemin de milyonlarca kullanıcısı var]? Çünkü Facebook kendi reklam sistemini kendi kontrol ediyor WordPress etmiyor.

Web’de reklamdan çok ekmek yiyen var, bunun en önemlisi örneği Google. AdSense Google şirketinin yaşamını sürdürmesini sağlayan en önemli ürün. Siz de çevrenizde ilgili alakalı arkadaşlarınız veya anlaşabilceğiniz “web komşularınız”la reklam federasyonları oluşturarak harcadığınız emeğe daha fazla parasal karşılık alabilirsiniz.

İlgili iki bağlantı:
Web reklamları tipleri nedir?
Reklama hazır WordPress temaları

25.01.2008

Cepler Sonuna Kadar Açık

mypocket-graph.png

Burak Arıkan’ın Turbulence tarafından desteklenen, finans ağları, kendi günlük yaşamı ve bilgisayar ağlarını buluşturduğu yeni projesi MYPOCKET yayımlandı. MYPOCKET, finansal kayıtların bir yandan bizim için mahrem bilgiler olmasını, diğer yandan da çeşitli kuruluşlarca pazarlama verisi toplamak amacıyla veya finansal anlamda güvenilirliğimizin analiz edilmesi için kullanılmasını birer çıkış noktası olarak almış. Burak, son iki yıldır elektronik olarak kayıtlara geçen ne kadar finansal bilgi varsa bunları toplayan, arşivleyen ve gelecekteki harcamaları analiz eden, başka bir deyişle ağda yaşayan ve geleceği öngören bir yazılım geliştirmiş. Bu analizler bir yandan gelecekteki harcamalar hakkında tahminler yürütürken, diğer yandan da bu analizlerin değerlendirilmesi yoluyla sanatçının yaşamına etki ederek gelecekteki harcama alışkanlıklarında da değişiklikler yaratabiliyor, böylelikle iki yönlü bir etkileşim sunuyor.

interfaces.jpg

MYPOCKET, günümüzün tekno-kültürel ortamından esinlenerek, kendisini 3 değişik arayüz üzerinden gösteriyor:

  1. Banka İşlemleri RSS beslemesi: Internet’te en yaygın kullanılan RSS haber yayımlama formatı binlerce kaynaktan sürekli akan bir bilgi seline bağlanmamızı sağlar. MYPOCKET Burak’ın günlük alışverişlerine RSS okuyucunuzdan tıpkı haberleri takip ettiğiniz gibi takip edebilmenize imkan veriyor. Böylece erişilebilirliği arttırarak açıklığın altını çiziyor.
  2. Banka İşlemleri Ağı: Bir sonraki alışverişleri tahmin etmek için iki yıllık alışverişlerin birbirleriyle olan ilişkisine bakılıyor. Ortak alışveriş kategorileri, ortak haftanın günü ve aynı haftası gibi noktalardan kurulan ilişkiler zaman içinde gelişiyor. Banka İşlemleri Ağı ile bu dinamik ilişkilerin tümüne bir anda, yani henüz işlenmemiş bir mantık örgüsüne bakıyoruz.
  3. Tahmin Edilmiş Nesneler: Kasıtlı bir analiz sonucunda gelecekte olacağı tahmin edilen bir olayın gerçekleştikten sonraki fiziksel kanıtları. Yaşamın yan ürünleri. MYPOCKET projesinde Burak banka kartıyla yaptığı alışverişlerin fişlerini saklıyor, ve tahmin edilenleri “tahmin edilmiştir” diye işaretliyor. Bu fişler hem yapılan alışverişin bilgilerini içerdiği için hem de varlıkları önceden bilinmiş oldukları için birer eşsiz nesne oluyor.

Burada ilginç bulduğum noktalardan biri, daha önce pek çok sanatçının kullanmış olduğu gözetlenme olgusunun özel bir alanına, finansal verilere bakması. Özellikle 11 Eylül’den sonra Batı’da artan güvenlik önlemlerinin özgürlükleri kısıtlamasına dikkat çeken birçok sanatçı bunu vurgulamak için çeşitli yöntemler kullanmışlardı. Bunlardan en can alıcısı Hasan Elahi‘nin FBI’a vermesi gereken raporu canlı bir GPS verisi izleme projesi haline getirmesi idi. Bu projede ise takip edilme ne üstten gelen bir otoritenin güvenliği artırma amacıyla ne de bunu yayarak eğlence haline getirmekle ilgili. Burada söz konusu olan, bankalar tarafından zaten sürekli olarak takip edilen harcamalarımız. İlk bakışta sadece birer veri akışından ibaret, amacı ne yeryüzündeki koordinatlarımızı vermek ne de nasıl bir insan olduğumuzu belirlemek. Ancak bu veriler yeterince toplandığı ve istisnasız olarak her harcama bir veri akışıyla Internet’ten yayımlandığı zaman bunun aslında mahrem bir bilgi olduğunu ve bankalarda toplanma amacının çok ötesinde kullanılabileceğini daha iyi görebiliyoruz.

mypocket-graph-2.jpg

Banka işlemlerinin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin görsellemesi. İki işlem arasında bağlantı oluşması için ya aynı kategoride olmaları, ya haftanın aynı gününde gerçekleşmiş olmaları, ya da ayın aynı haftasında gerçekleşmiş olmaları gerekiyor. Çizgi kalınlıkları bağlantının iki ucundaki harcamaların toplamını gösteriyor.

Diğer bir can alıcı nokta da, bu verilerle yapılan tahminler ve sanatçı-yazılım arasındaki iki yönlü adaptasyon. Popüler kültürde de BBG gibi TV programlarında gözetlenmenin insanlar üzerindeki yapaylaştırıcı etkisini, hayatı izlenen televizyondan izlenen kişinin gerçek hayatı ile rol oynama eyleminin iç içe girdiğini görmüştük. Burada, içinde rol oynanan kontrollü bir ortamdan söz edemesek de ve yayımlanan veri yaşamın sadece kısıtlı bir alanına dahil olsa da, bu aslında yaşamın kolaylıkla sayısallaştırabilir bir kesiti üzerinde yoğunlaşmamızı ve etkilerini daha ayrıntılı bir şekilde görmemizi sağlıyor. TV sinyalleri yerine Internet üzerinden banka ve kredi kartı işlemlerini RSS akışları bize bilgileri anında ulaştırırken, Internet’in etkileşimli yapısına da uygun olarak bu akışın tek yönlü olmadığının bilinci ile geleceğe dair tahminler de veriyor, bugün Amazon benzeri birçok alışveriş sitesinde bize yapılan “Daha önce şu ürünü almışsınız, o halde bu ürünü de beğenebilirsiniz” tarzında tavsiyeler veya kredi kartı şirketlerinin yaptıkları puanlandırmalar gibi… Bu tahminlerin, insan davranışının karmaşası nedeniyle ne kadarının sonucu etkilemeden nesnel olarak dışarıdan yapıldığı; ne kadarının, parçacık fiziğinde ölçüm eyleminin ölçülen ile aynı ölçekte gerçekleşmesi nedeniyle ölçüm sonucunu etkilemesine benzer şekilde, sanatçının finansal kaderini önceden çizdiği meçhul. Burak, belki de işin bu yönüne vurgu yapmak, halkayı tamamlamak için doğru tahmin edilen harcamaların fişlerini işaretleyerek tüm bu fiziksel-ağlı-işlemsel performansın yanında, henüz oluşmamış olan nesnelerin adeta anılarını önceden oluşturup, sonradan gerçekleştikleri takdirde onları da birer hazıryapım nesne (veya tahmin edilmiş nesne) olarak işin içine katıyor. Böylece gelecek sadece tahmin edilmiş değil, aynı zamanda da maddeleştirilmiş oluyor; bu da insanların alışveriş alışkanlıklarının izlenmesi yoluyla yapılan tahminlerin doğrudan ekonomik değeri olduğu bu zamanları gayet iyi yansıtıyor.

Proje adresi: http://transition.turbulence.org/Works/mypocket

28.12.2007

2007'de Sanatın Güç Odakları

Art Review dergisi, 2007 yılında da, sanat camiasında etkili olmuş kişiler arasından yaptığı seçimle, plak listelerine benzeyen ve artık gelenekselleşen listesini yayımladı. Art Review Power 100‘ün nasıl kriterler sonucu ortaya çıktığı açık değilse de, bunu Charles Saatchi’nin izinden gidip galeri veya müze kuran koleksiyoncuların artması, Hintli ve Rus alıcıların yükselişi ve Çinli sanatçıların isimlerinden daha çok bahsettirmeye başlamalarına rağmen Batı dünyasının baskınlığından bir şey kaybetmemesi gibi sayısız gözlemin bir yansıması olarak görmek mümkün.

01. François Pinault (koleksiyoncu)
02. Larry Gagosian (galerici)
03. Sir Nicholas Serota (müze direktörü)
04. Glenn D. Lowry (müze direktörü)
05. Eli Broad (koleksiyoncu)
06. Damien Hirst (sanatçı)
07. Charles Saatchi (koleksiyoncu)
08. Jay Jopling (galerici)
09. Steven A. Cohen (koleksiyoncu)
10. David Zwirner (galerici)
11. Sam Keller, Cay Sophie Rabinowitz, Annette Schönholzer, Marc Spiegler (sanat fuarı organizatörleri)
12. Brett Gorvy & Amy Cappellazzo (müzayede evi yöneticileri)
13. Jeff Koons (sanatçı)
14. Iwan Wirth (galerici)
15. Michael Govan (küratör)
16. Harry Blain & Graham Southern (galerici)
17. Matthew Slotover & Amanda Sharp (sanat fuarı organizatörleri)
18. Tobias Meyer & Cheyenne Westphal (müzayede evi yöneticileri)
19. Richard Serra (sanatçı)
20. Daniel Birnbaum (küratör)
21. Marian Goodman (galerici)
22. Marc Glimcher (galerici)
23. David Geffen (koleksiyoncu)
24. Don & Mera Rubell (koleksiyoncu)
25. Dakis Joannou (koleksiyoncu)

İlk 25′te 3 sanatçı var: Damien Hirst (6), Jeff Koons (13) ve Richard Serra (19).

dk_skull.jpg
Damien Hirst, For the Love of God: 30 Ağustos 2007′de 100 milyon dolara ‘isminin açıklanmasını istemeyen bir yatırımcı grubuna’ satıldığı açıklandı. Malzeme olarak gerçek insan dişleri ve 20 milyon dolar değerini bulduğu tahmin edilen elmaslar kullanılmış.

dk_diamond_blue1.jpg
Jeff Koons, Diamond (Blue): 13 Kasım 2007′de Christie’s müzayedesinde 11,8 milyon dolara Gagosian Gallery tarafından satın alındı. Genişliği 213 cm, paslanmaz çelikten yapılmış.

İlgili Bağlantılar:

23.10.2007

Bedava Para

sal.jpg

Şu an Vancouver’da gerçekleşmekte olan performans sanatları bienalinde sanatçı Sal Randolph “Bedava Para(Free Money)” adlı işi için insanlar ile buluşarak onlara bir miktar karşılıklı ve karşılıksız para verdi.

Sal Randolph para dağıtacağı kişiler ile önce randevulaştı. Daha sonra bir kafe ortamında buluşuldu ve bir miktar para el değiştirdi. Sanatçının ilk Free Money performansında toplam $1020 dağıtılmıştı.

financialrelationship.jpg

Sanatçı ne kadar paranın el değiştireceğini başından bilemiyor. Bu daha çok o anki durumlara bağlı olarak değişiyor. Genellikle iki seçenek sunuluyor; $100 al ve başka birine geçir veya $20 alıp cebine koy. Sal Randolph bu işi ile katılımcıyı bir bakıma ikili finansal bir ilişki içersine sokuyor.

Not. Sal Randolph’dan para almak istiyorsanız, kendisine email atmanız gerekiyor. Sanatçının websitesinde şu an için tüm kontenjanın dolmuş olduğu yazılı. Ama yine de email göndererek sıraya girebileceğiniz de eklenmiş.

13.10.2007

Avrupa Merkez Bankası İkonu

oma-ecb-icon

oma-ecb-icon2

Avrupa Merkez Bankası yeni binası için 2003 yılında açtığı yarışmada, mimarlardan Avrupa Birliğini ve para birimi Euro’yu temsil edecek bir yapı önermelerini istedi.

Rem Koolhaas ve şirketi OMA bu yukarıda gördüğünüz yapıyı önerdi. Öneride şöyle yazdılar:

Avrupa Merkez Bankası geleneği olmayan bir bankadır. Tarihi olmayan bir para biriminin bankasıdır. Euro devlet tarafından garanti altına alınmamış tek para birimidir. Avrupanın kendisi gibi, Avrupa Merkez Bankası da modern varsayılır, çünkü yaptıklarında emsalsizdir.

OMA’nın bu yeni bina için önerisi bir finansal grafiğin doğrudan çevirisiydi. Bu biçimle OMA herhangi bir ideolojiye referans vermek istemiyordu belki, ancak bu biçim istatistiğin ideolojisine çok keskin bir referans.

* Bu yazı Meta-Markets Journal‘dan alınmıştır.

04.08.2007

Sosyal Ağ İşleterek Para Kazanmanın 3 Yolu

openstudio-iliskiler.jpg

Internet’te sosyal ağ işletmek gece klübü işletmeciliğine benzer. İçerdeki müşterilerinizin mutluluğu için ortamı eğlenceli tutarsanız. İnsanların birbirleriyle rahat ve mutlu vakit geçirmesini sağlamak için çaba gösterirsiniz. Müşterileriniz içerde hoş vakit geçirdikçe kazanırsınız. Müşterileriniz mutlu ise tekrar tekrar gelir çünkü arkadaşları da o klübe gidiyordur. Bazen mutsuz da olsa gelirler, çünkü arkadaşları ordadır, sizin mekanınızda.

2004 yılında meqan.com diye popüler kültür odaklı bir sosyal ağ tasarladım Mezun.com için (şu anda gördüğünüz şey değil). Yonja.com’a bir süre rakip olsa da sonra kayboldu sanırım.

2005 yılında MIT’de bir laboratuvar ortamında 5 kişilik bir ekiple Openstudio deneysel sanat pazarını geliştirdik. Sanat endüstrisi simülasyonu. Openstudio yaratım yaptığınız ortamla yaratımın hayat bulacağı sosyoekonomik ortamı bir arada bulunduran bir sistem olarak başladı hayatına. Çizimler, galeriler, etiket bulutları, örtük sosyal ağ ilişkileri, semantik-semiyotik ilişkiler ağı, örtülü ödenekler, komisyonlar, renk paletleri, alışlar satışlar herşey iç içe.

2006 Ekim ayında Manevi Emek Borsasını icra ettik. Sosyal ağ, pazar, klüp, gece, arkadaş, maneviyat, emek, aygıtlar, yüzlerce satır bilgisayar kodu ve elektronik devrelerden oluşan fiziksel dünya ile sanal dünyanın değerlerini soruşturan karmaşıklık birşeyler.

Bu sırada neler öğrendik…

Bir Kelime Bir İşlem

Gerçek hayat ile sosyal Internet hayatı arasındaki ilişki önce “iş” kelimesinden sonra “işlem” kelimesinden geliyor. İş ancak emek harcandığında olur. İşlem işin tarifidir. Yani bir işin nasıl yapılacağını tarif ettiğinizde işlem yazmış olursunuz. Devam etmek istemiyorsanız ayrılmak için buraya tıklayın.

Sosyal işlem nedir?

Kanun yazmak sosyal işlem yazmakdır. Ancak işlem yazılı olmayabilir. Söylem de olabilir. Söylem de olmayabilir. Sosyal ağ kuramanın temelinde mikro kanunlar yazmak vardır.

Ne olabilir?

Okumak ile okunmak arasındaki çelişki olabilir. Devam edelim.

Sosyal ağ kurmak

Sosyal ağ kurmak için ne yapmak lazım? Arkadaş olarak ekle düğmesi, 100×100 fotoğraf, ikametgah, nüfus sureti, Ruby on Rails, PHP, ASPX, etiket bulutu, çek bırak kutular, AJAX, bol bol kahve çay, XMLHTTP, daraldığında konuşacak bir iki arkadaş, RSS, okuduğun lise, arkadaş listesi, blog, video yükler, mp3 oynatıcı, yorum yapma, oy verme, onaylama, Mogrel, Apache, ızgara sunucu ağı, trafik denge dağıtıcı ve bunun gibi araçlar. Bugün hepsini bir iki tıkta yapmak mümkün. İnsan bir iki tıkla neler yapmak istemez ki.

Üç yol

Bu başlıkla ilgilenip Düğümküme’ye gelmiş kişiler sosyal ağ işleterek para kazanmanın yollarını öğrenmek için okumaya devam etisin. Web2.0 peygamberleri gibi ziyaretçi trafiği ve reklamdan para kazanmak için üç yol:

  1. İnsan ilişkilerini sayısallaştırın.
  2. Kullanıcılar sosyal profillerini geliştirdikçe ve ortamda yaşadıkça (“activity feed”) bu harcanan emeği kullanın.
  3. Arkadaşların birbirine göstermesi, yani tavisye etmesini kullanın.

Türkiye’de henüz bu işten çok para yapan olmadığı için hala “veri biriktirenin midir” sorusu ile karşılaşmadık. Çoğu sosyal ağ servisi Amerika’da yapılıyor ve Amerikan kanunlarına göre işletiliyor, ve Amerikan kanunu der ki “veri biriktirenindir”.

İlgili Düğümküme Yazıları

* Yukardaki görsel: Openstudio sanatsal ilişki ağı. 2007 Haziran.