06.07.2008

Fotoğraf Sanatçısı Erdal Kınacı tutuklandı

Yeni nesil tutuklamalara bir yenisi de, 3 Temmuz 2008, perşembe günü eklendi.

Fotoğraf sanatçısı Dr. Erdal Kınacı -fotoğrafını çektiği kimselere belge imzalattığını ve durumun yasal olduğunu savunsa da- “Yol üstü Kerhaneleri” adlı çalışmasında, engelli kişilerden faydalanarak ‘fotoğraflarını çektiği’ ve bu fotoğraflara foto-montaj uygulayarak ‘hayat kadınlarını’ yerleştirdiği gerekçesiyle önce başkanlığını yaptığı Mersin-Anamur İlçe Sağlık Grubunda açığa alındı, ardından nöbetçi mahkemece tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

Erdal Kınacı ismini ilk kez dün, bu vahim tutuklama haberi sebebiyle öğrendim. Başarılı bir doktor, ve hobi olarak başladığı fotoğraf sanatı işi bir süre sonra ona uluslararası yarışmalarda önemli ödüller de kazandırmış. Bu ödüllerin en bilineni 2006 yılında National Geographic‘in dünya çapında yaptığı ve 1 milyon fotoğrafın falan değerlendirildiği yarışmada ‘İnsan’ kategorisinde birincilik ödülü.

Portfolyosuna göz atarsanız, Türkiye’de fazla karşılaşamayacağınız türden bir sanatçı olduğunu anlayabilirsiniz. Türkiye’den bir Joel-Peter Witkin, Nobuyoshi Araki ya da Diane Arbus çıkamayacağını, bu tür *ağır* sanatçılara toplumsal olarak hazır olmadığımızı söylemek hiçbirimiz için güç değil, yine de olayın trajedisi, rezilliği altında ezilmemek de imkansız.

Yukarıda, kendisinin şu an *içeride* olmasına sebep olan fotoğraflardan bazıları var. Bundan böyle, Türkiye Cumhuriyetinde böyle fotoğraflar çekerseniz, tutuklanıyor ve cezaevine gönderiliyorsunuz.

Erdal Kınacı’nın daha önceki çalışmaları:
http://erdalkinaci.deviantart.com/

Erdal Kınacı’nın fotoritim.com’daki köşesinde, 30 Haziran 2008 günü yazdığı “Olağanaltı Hal Bölgesi” başlıklı yazı:
http://www.fotoritim.com/yazi/erdal-kinaci-bakis–olaganalti-hal-bolgesi

Bir bölümü sansürlenmiş ‘Yol üstü Kerhaneleri’ fotoğrafları:
http://www.ensonhaber.com/galeri/Yasam/1550/Yol-ustu-kerhaneleri.html?no=1

08.03.2007

İfade Özgürlüğü Yazılımları

Bir yandan Amerikan şirketleri, Internet sansürü konusunda dünyada bir numara olan Çin hükümeti için filtrelemeye yönelik yazılım projeleri geliştirirken, öte yandan buna tepki olarak bağımsız bazı oluşumlar hükümetlerin engellediği sitelerin veya koydukları filtrelerin etrafından dolaşabilecek sistemler geliştiriyorlar. Bu sistemlerin ortak özelliği Internet kullanıcısını anonimleştirmeleri ve istedikleri bilgiye proxy’ler yoluyla ulaşmalarını sağlamaları.

Anonymizer, özel kişilere ve şirketlere satılan bir yazılım iken, şimdi Çin ve diğer politik ve dini nedenlerden Internet’i sansürlenen ülkelere yazılımlarını ücretsiz vermeyi planlıyorlar.

Tor, Cambridge’li bir grup gönüllünün başlattığı bir proje. Çalışma prensibi, kullanıcıların bant genişliklerindeki boşlukları paylaşmak, böylelikle hem kullanıcılara anonimlik sağlamak hem de sansürlenen ülke kullanıcılarının içeriğe dolaylı yoldan ulaşmalarını sağlamak.

psiphon.jpg

Toronto Üniversitesi’nde GPL lisanslı Psiphon projesi de Tor’a benzer bir şekilde çalışıyor. Tor’dan ve Anonymizer’dan ve yine benzer şekilde çalışan Circumventor‘dan bir farkı, özellikle sansüre karşı başlatılmış bir girişim olması. Bu elbette yazılımın okullar gibi bazı içeriğin geçerli olabilecek nedenlerle kısıtlandığı mekanlarda kullanılmasına engel değil. Anonimlik için geliştirildiğinden, Tor; Psiphon ve Circumventor’un aksine, sansürlü ülke dışındaki birinden doğrudan yardım almadan çalışabilse de bu Tor’u IP filtreleme yoluyla daha kolay bloke edilebilir kılıyor.

İlginç olan, Tor ve Anonymizer’ın ABD hükümeti ve ordusu tarafından anonim olarak bilgi toplama ve Ortadoğu’daki askerleri ile bağlantı kurma gibi kullanımlarından ötürü destek almaları. Oysa 10 yıl kadar önce aynı şifreleme teknolojisi teröristler ve kanun kaçakları da kullanabilir korkusuyla ABD tarafından yasaklanmıştı. Şu anda şifreleme ve web’de anonim surf yapma özgürlük araçları olarak görülüyor.

tor-revealed.jpg

Anonymizer, Psiphon ve Tor kullanıcının ulaşmak istediği hedefin gizlenmesi yoluyla çalışıyor. Veriler şifrelenerek özel proxy makinalarına aktarılıyor, sansür uygulanmayan batı ülkelerinde bulunan bu proxy sunucular da içeriği kullanıcıya aktarıyor.

Bu programlar aslında sansür uygulayan ülkeler tarafından engellenemez nitelikte değil. Psiphon ve Anonymizer için hükümetler şu yöntemleri kullanabilir:

  • Hostname’i SSL sertifikasıyla uyuşmayan sitelerin bloke edilmesi (Çin’in IP güvenlik duvarından ziyade Ortadoğu’da kullanılan proxy sunucu sansürlemesi için daha uygun bir yöntem)
  • Konutlara verilen IP aralıklarına yapılan web bağlantılarının bloke edilmesi

Belli açıkları olmalarına rağmen, şu an için bu yazılımların engellenmesi için sansürcü hükümetlerce fazla bir çaba sarfedilmiş değil. Şu an için çok yaygın kullanılmadıklarından fazla önemsenmiyorlar olabilirler. Belki de, bu yazılımların fazla yaygın olmamalarında en büyük etken, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ülkelerdeki insanların, hükümetlerin sansür için gösterdikleri gerekçeleri haklı bulmaları ve sansürü kabullenmeleri.