Burak Arikan 11.04.2009

Askeri Altyapı Sanatı

trevor-paglen-_fourgeolarge

Sanatçı Trevor Paglen CIA ajanlarının dünya üzerindeki hareketlerini, belirsiz zamanlarda kalkıp inen istihbarat uçaklarını, gizli askeri üsleri, faili meçhulları buluyor. Paglen’in işleri günümüz sanat alanında sık görülen karıştırma, araya girme, tersine çevirme, üstüne alma, ekstra kullanma, tarife yazma, harfi harfine uygulama, “appropriation” gibi yöntemlerden farklı olarak “olmayan” merkezleri araştırıp belgeleme (askeri kamplar), şüpheli takip etme (milli istihbarat teşkilatının hareketleri), saklı altyapıları ortaya çıkarma (devletler üstü çalışan Ergenekon vb.) gibi eylemlerden oluşuyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan 06.09.2008

Post-modern Özelleştirme: Akbil Kalkıyor Kredi Kartı Geliyor

Akbil kalkıyormuş İstanbul toplu taşıma sisteminden. Yerine ne geliyor? Kredi kartı. Otobüse metroya artık kredi kartı ile binilecek! Toplu taşıma parasını kredi kartı faturasından ödiycez. Belediye, yani devlet, verdiği toplu taşıma hizmeti karşılığı vatandaştan para almıyor, kredi kartını veren özel banka topluyor paraları. Sonra banka bir komisyon keserek belediyenin hesabına geçiriyor.

Kim bu banka? Bu bir ortaklık: Vakıfbank ve Yapı Kredi Bankası. Bu ortaklığın ürünü olan Vakıfbank World adında bir kredi kartı kullanılacak Akbil yerine. Kim bu bankaların sahipleri? Vakıfbank çok ortaklı bir kurum, varlığının çoğu devletin yönettiği vakıflar fonundan oluşuyor. Yapı Kredi %80 Koç Finans’a ait. İsminden şaşırma olmasın, Koç Finans tamamen Koç Holding’e ait değil, sadece %50si. Diğer %50si Avrupa’lı finans devi UniCredit‘e ait. Yani %100 devlete ait Akbil’in yerine geçecek kredi kartı sisteminin bir kısım yüzdesi Yapı Kredi üzerinden UniCredit’e gidecek.

Post-modern özelleştirme

Modern özelleştirme basitçe bir devlet kurumunun bir özel şirkete satılmasıdır. Türkiye’de mesela petrol şirketleri bankalar böyle özelleştirilmiştir. Akbil’den kredi kartına geçiş devlet kurumlarının büyük bir satın alma yaşamadan özel şirketlerle derin organik ilişkiler kurmasıdır. Buna post-modern özelleştirme, veya Derin Devlet 2.0 diyebiliriz.

Borç vatandaşın kamçısıdır

“Borç yiğidin kamçısıdır” demek aldığın borçları ödediğin sürece varlığın kabul edilir demektir. Ödeyemiyorsan bir şey olmuyor, borcun şişiyor, şiştikçe arada bir haber veriliyor öde diye, ama öyle yoğun bir baskı yok, şişmeye devam ediyor, bir noktada tam balon patlamak üzereyken haciz geliyor, malların yoktan borca sayılıyor, geri kalanları da hapiste yatarak ödüyorsun. Borçlandığın kurum değil, o kurumun bağlı olduğu devletler üstü küresel finans sistemi seni suçlu ilan ediyor, adeta yargısız infaz ediliyorsun. Boynun bükük, borcunu ödememişsin, basit bir denklem, %100 suçlusun. Kendini savunamıyorsun. Borç alırken önüne koyulan yüz küsür sayfalık anlaşmayı okumamıştım diyemezsin. Zorla borç verildim diyemezsin. Belediye otobüslerimize kredi kartıyla binme zorunluluğu getirdi diyemezin. Sessizce artan komisyon oranlarının farkında değildim diyemezsin. Kredi kullanmaya başladığın andan itibaren, yani bu yeni kredi kartlı toplu taşıma sistemine göre otobüse bindiğin andan itibaren borçlusun.

Yukarıdaki diyagram dünyadaki tüm kredi borçlarının (kişisel ve kurumsal) nasıl giderek arttığını (1925-2005) ve son yıllarda geçmişe göre hiç görülmemiş bir artışta olduğunu gösteriyor. Tarihin en büyük borç balonu bu, patlar mı, ne zaman patlar bilemiyoruz, ama bu durum devletler üstü küresel finans sisteminin tarihte hiç olmadığı kadar anormal bir hal aldığını gösteriyor… belki de bundan kurtulmanın bir yolu daha da borçlanmak tüm vatandaşları da borçlandırmak ki balonun esas üfleyicileri rahatlasın.

Borçsuzlarla mücadele örgütü

Borcun yoksa zaten bu finans sistemine dahil değilsin. Ama bu devirde kredi kartı kullanmamak mümkün mü? Amerika’da mesela normal bir vatandaşın posta kutusuna sık sık “mükemmel şartlarda” “büyük fırsatlı” yeni kredi kartı formu gelir. Normalde kitap satın aldığımız şirketler veya günlük alışveriş yaptığımız marketler aynı zamanda kredi kartı da verir. Onlarınkini kullanırsan daha büyük avantajlar elde edersin…

Visa MasterCard gibi dev kredi kartı şirketleri tüketicilere mümkün olan her yerden kredi kartı vermeye çalışırlar çünkü bu kartlar sizi bu şirketlere borçlandırır ve bağımlı hale getirir. Bir iki şirket değil yerel veya küresel yüzlerce şirketler örgütü üzerinden bize ulaşmaya çalışırlar. Dolayısıyla toplu taşımada Akbil’den kredi kartına geçiş Visa Master Card gibi şirketlerin Türkiye vatandaşlarını kendilerine borçlu kılacak büyük bir adımdır.

İlgili Düğümküme yazıları

behi 09.05.2007

Wildnet: Uzak Mesafe Kablosuz İnternet Nereye Gidiyor?

Haftasonu dergileri karıştırırken gözüme Wildnet takıldı. WiFi tabanlı olması, düşük maliyetlerle kurulmasına karşın kilometrelerce alanda internet erişimi sağlaması gibi özellikler beni fazlasıyla cezbetti ve araştırmaya itti.

Wildnet (WiFi-based Long Distance Networks) WiFi tabanlı bir teknoloji, basit bir bilgisayar ve IEEE 802.11 tabanlı yüksek kapasiteli bir wireless karttan oluşuyor. Özellikle birden çok noktaya koyulduğunda noktadan noktaya kablosuz ağ kurabiliyorsunuz. Teknolojiyi geliştirenler 10 – 100 km uzaklıklarda uygulanabileceğini söylüyor.

Şimdi gelelim uzun süredir gündemimizi meşgül eden Wimax ile Wildnet i karşılaştırmaya ve hangisinin gelecekte başarılı olacağı yönünde yorumları paylaşmaya. Wimax, IEEE 802.16 standardı üzerinden çalışmaktadır, Wildnet ise WiFi tabanlı olmasının avantajını kullanarak IEEE 802.11 standardını kullanmaktadır.

Peki aralarındaki 11 ve 16 farkı son kullanıcı için neyi ifade eder? IEEE 802.11 standardını günlük hayatta kullandığımız tüm kablosuz destekli cihazlar (laptop, pda, smartphone vb) destekler, böylece Wildnet, Wimax e göre daha çok son kullanıcıya yönelik, öte yandan Wimax in kullandığı 802.16 standardını destekleyen son kullanıcıya yönelik cihazlar ne yazikki, hala prototip yada test aşamasında. Bu yönden bakıldığında Wildnet, Wimax i döver.

Bir başka açıdan baktığımızda, Wildnet‘in kurulum ve işletim maliyetleri Wimax e göre çok daha ekonomik ve kolay, bu yönüylede Wildnet, Wimax i hırpalıyor.

Wildnet‘in bir başka avantajı da kullanım lisansları, Wimax özellikle Türkiye’de GSM muamelesi görmekte ve üzerinde lisans çalışmaları yapılmakta. Öte yandan Telekomonikasyon Kurumu lisans çalışmalarını sonuçlandırsa da Wimax 802.16 standardı nedeni ticari ve günlük kullanıma hitap etmiyor. Öte yandan Intel‘in 3GPP ve GSM operatörlerinden gelen baskılar nedeni ile Wimax tabanlı çiplerin üretimini bilinçli olarak ağırdan aldığı dedikodularıda azımsanmayacak boyutta. Oysaki Wildnet evimize koyduğumuz WiFi ile aynı standartlarda. Bu nedenle lisanslama sürecini by pass edebilir.

Bu nedenle Dünya’da ve Türkiye’de uzak mesafa kablosuz internet erişimi hizmetlerinde Wildnet aradığımız kan olabilir. Wildnet ile bir yanda gelişmekte olan ülkelerde ve kırsal alanlarda ekonomik ve hızlı kablosuz internet altyapısı kurulabileceği gibi, diğer yanda Wildnet çevresinde VOIP, IP TV, IP Tabanlı Dijital Medya Yayıncılığı gibi katma değerli servisler geliştirilebilir ve mobil internet için GSM operatörü tekelinden kurtulabiliriz.