10.08.2008

Bir Piksel Bir İnsan

Pekin Olimpiyatları’nın açılış töreni Çin adına büyük bir gövde gösterisi oldu. Kanımca gösterinin en çarpıcı tarafı, teknolojinin insanların ve kültürün bir parçası olarak sunulması, özellikle Çin gibi dünyanın en eski kültürlerinden birisi için. Performanslarda her insanın bir piksel olduğu dev bir ekranı izleme hissiyatı doğuyor. Bir insan bir piksel, çok insan bir medya. Ne kadar piksel o kadar görüntü kalitesi prensibinden yola çıkarsak, Çin dünyada rakipsiz mesajını almış bulunuyoruz.

Fotografları Boston Globe gazetesinde Alan Taylor tarafından hazırlanan The Big Picture bölümünden aldım. Orada çok daha büyük hallerini görebilirsiniz.

25.06.2007

Londra 2012 Olimpiyatları ve Logo Krizi

Londra 2012 olimpiyatlarını aldı. Organizayon komitesi şimdiden tüm hızı ile hazırlıklarını sürdürmekte. Ama hazırlıklar başlar başlamaz bir logo krizi patlak verdi ve yankıları sürüyor.

fencing.jpg

Olimpiyatlar tarihi boyunca tasarlanan logoların çoğunluğu düzenlendiği şehiri temsil eden öğeler üzerine kurulmuş. Köşeli ve dinamik şekli ile Londra 2012 olimpiyatları kimliği alışılmış olanın dışına çıkması açısından bir ilk oluşturuyor.

Maliyeti 400.000 Sterlin’e çıkan yeni olimpiyat markası, 4 Haziran’da BBC televizyonu aracılığı ile duyuruldu. Yetkililer yeni logo için gelen yorumların çoğunluğunun negatif yönde olduğunu söylüyorlar.

Portfolyosunda Renault, General Electric, British Telecom, Unicef, (RED [Levi's]) gibi çokuluslu ve ünlü isimleri barındıran yaratıcı ofis, Wolf Ollins yetkilileri logonun kolay ve herkese ulaşabilecek bir iş olmadığını kabul ederken diğer yandan da yeni kimlik ile genç insanlara ulaşmayı hedeflediklerini söylüyorlar. Logonun değiştirilmesini isteyen insanlar bir imza kampanyasi başlattılar ve şu ana kadar 30.000 imza toplanmış bile. Hatırlarsanız geçtiğimiz senelerde kuruluşunun 100. yılı için kurumsal kimlik değişimine karar veren Galatasaray Spor Kulübü, Türk süperstar tasarımcı Bülent Erkmen’e ait BEK ofisine başvurarak kimlik yenilemişti. Taraftar yeni logonun renklerini Galatasaray’in geleneksel renkleri ile bağdaştıramamış ve olimpiyat logo krizine benzer, kitlesel bir hoşnutsuzluk durumu kamuoyunun gündemini meşgul etmişti. Ama bu gibi durumlarda logonun değiştirilmesi iyi bir fikir de olmayabilir. En azından İngiliz tasarımcıların prestiji sarsılabilir. Ayrıca şu ana kadar yapılmış olan tüm halkla ilişkiler malzemelerinin yeniden yapılması gerekecek. Kısaca 30.000 imza birşeyi değiştirmeyebilir.

Paralympic_Emblem_90x100.png

small-green-yellow.png

small-blue-yellow.png


“İnsanlar logoyu gördüklerinde onların hayatlarında pozitif bir etkisi olsun istiyoruz.” – Tony Blair

Çok farklı kültürden insanların bir arada yaşadığı Londra’yı, Thames Nehri, kafasında tüylü şapkaları ile kraliçenin muhafızları veya İngiliz bayrağındaki çubuklar ile ilişkilendirmek fikri artık turistik malzemeler icin kullanılan şehirsel ikonografik temsillerden ibaret ve hiç yeni birşey değil. Peki internet sonrası ilk jenerasyon olimpiyatlar gibi büyük organizasyonların markalaştırılması için başta İngilizler olmak üzere tasarımci olan veya olmayan muhafazakarlarının karalamaları ciddiye alınmalı mı? Bence alınmayabilir. Çünki çirkinliğin sorusuna cevap bulmak o kadar da kolay değil.

_43007505_james_wren203.jpg

Mevcut logoya bir gelenekselci bir alternatif. Daha mı güzel? (Yanda)

Ayrıca burada ilk bakışta fark edilmeyen bir model kaymasından bahsediyoruz; eskiden, televizyon karşısında arkadaşlar veya aile üyeleri ile topluca izlenen olimpiyatlar artık 2012′de çoğunlukla internetten takip ediliyor olacak. Katılımı, tanıtımı ve aktarımı internette gerçekleşecek olan uluslararası dev bir organizasyon için Londra kendi şehirsel kimliğini kenara ayırıyor. Geleneksel olimpiyat halkalarını geriye itiyor. Daha evrensel olana ağırlık vererek öne çıkma imkanı tanıyor.

2012 olimpiyatlarının yeni sitesine girdiğinizde ilginç bilgi mimarisi ile karşılaşıyorsunuz. Ana menü, “Kendini sına”, “Kendi tasarımını yarat”, “Yeni marka hakkında” gibi ilginç bir kategorizasyon veriyor. Yani olimpiyat sitesindeki bilginin %33′ü kullanıcınin kendisi ve kişisel gelişimi ile doğrudan ilgili, diğer 3′te 1′lik kısım yine kullanıcı katılımı ve tasarım kararları hakkında, geri kalan bölüm ise tartışmalara yol açan Londra 2012 kurumsal kimliği hakkında. Atletlerden, spordan, olimpiyatlardan ve rekorlardan bir haber yok.

Belkide bizi fazlaca tasarlanmış olimpiyatlar bekliyor. İnternet ve Web 2.0 akımı sonrası gerçekleştirelecek olan olimpiyatlar yeni tarihsel gelişmelerden nasibini alarak, artık daha kişiye özgü yapıldığı fiziksel mekandan kopuk ama daha bilgiye dayalı bir şekle bürünüyor olabilir.