21.07.2008

Sanat Ürününde Nesneden Sisteme Geçiş

1960larda dünyanın her yerinde öğrenci hareketleri üniversite yurt işgalleri suikastler faili meçhul cinayetler kalabalık protestolar zamanının her türlü otoritesine karşı bir mücadele olduğunu gösteriyordu (yukarıdaki resimde sol üstten sağ alta Fransa, Almanya, Meksika, Türkiye’den fotoğraflar). Bir yanda sokaklarda “merkezi sistem”e karşı bir mücadele sürerken, diğer yanda Amerika’da bir kaç akademide –belki aynı sokaktaki kişiler tarafından– bugünkü küresel toplumun temellerini oluşturacak bir dağıtık iletişim sistemi icat ediyordu. Ağların ağı Internet’in ilk ağı sayılan ARPA Net 1969 yılında Amerika’da dört farklı şehirden birbirine bağlanan dört bilgisayarla hayatına başladı.


Sibernetik Karşılaşma Sergisi Posteri, ICA, Londra 1968

“Sistem”, “yapı”, “işlem” kelimeleri 60larda Amerika ve Avrupa’da sanat ve kültür alanında sık kullanılmaya başladı, zamanının önemli sanat merkezlerinde düzenlenen sergilerde şöyle başlıkları vardı:

Bu dönem aynı zamanda Amerika’da New York’lu sanatçıların ve Bell Laboratuvarı’ndan mühendislerin beraber kurduğu E.A.T (“Experiments in Art and Technology”) kolektifinin ortaya çıktığı dönemdi (1966), sanatçı ve teknolojistlerin beraber çalışmasıyla bugün dahi aklımızı alacak işler çıktı. E.A.T belgeseli “9 Evenings” Bill Klüver, Robert Rauschenberg, John Cage gibi ustaların birlikte yaptıkları ses, ışık, sensör ve kontrol teknolojileriyle destekli performanslarını ve yerleştirmelerini anlatır. E.A.T teknolojinin sadece mühendisler tarafından çözüm bulmak için değil, sanatçılar tarafından da yeni sorular sormak için kullanılabileceğini gösteren ilk projelerdendir.


E.A.T. – Experiments in Art and Technology, 1967. ZKM Mediathek arşivinden.


Open Score. Robert Rauschenberg ve Billie Klüver. E.A.T. 9 Evenings performansından. New York 1966

Bu zamanlarda “sistem” toplumun ilgi odağıydı, bir yanda başkan John F. Kennedy hükümet kabinesine ilk defa bir sistem analisti almıştı, diğer yanda sokaklarda gösteri yapan öğrencilerin karşıt olduğu şeyin adı “sistem”di. Sanatçılar ise dünyayla metaforik ilişki kuran sanat nesnesi fikrinden koparak, yaşanan deneyime eşit olan sanat işleri önermeye başladılar. Sanatçı Cildo Meireles bu dönemi şöyle anlatıyor:

Artık durumların metforik anlatımı (temsiliyeti) ile çalışmayı bırakmıştık, gerçek durumun tam kendisiyle çalışıyorduk… O işlerde artık izole olmuş nesne kültü yoktu; işler ancak toplumda yarattığı kıvılcımlarla var oluyordu.

Gerçek zaman ve mekanda işlerini konumlandırılan sanatçılar ziyaretçilere içinde dolaşabilecekleri senaryolar sunarak estetik sistemler deneyimletmeye başladılar.


New York’a Ağıt, Jean Tinguely, 1960

Jean Tinguely‘in “New York’a Ağıt”ı (1960) MoMA’nın bahçesinde kendini patlatarak yok eden bir kinetik heykeldi. Tekerleklerden, zincirlerden, buharlı makinalardan ve bir çok rastgele parçadan oluşan mekanik karmaşıklığın estetiğiyle uğraştı işlerinde. Bu karmaşıklığı oluşturmak için Tinguley’in sanatçı arkadaşları da heykele parça eklemişlerdi. Tinguley’in kendini yok eden bu heykeli sanat ürününde nesne’den sistem’e geçişi işaret eden önemli eserlerden biridir.


Buğulaşma Küpü, Hans Haacke, 1963


Shapolsky et al. Hans Haacke, 1971

Hans Haacke “Buğulaşma Küpü”nde (1963) doğanın fizksel gücüne ve canlılığına işaret etmek için teknolojik ve organik işlemleri beraber kullandı. “Buğulaşma Küpü” de Tinguley’in kendini yok eden heykeli gibi nesne ile sistem arasındaki geçişi işaretlemişdir.

Önceleri “canlı sistemler”e odaklanan Haacke zamanla işlerini ”gerçek dünya süreçleri” içinde, yani politik, ekolojik, endüstriyel, finansal sistemleri sorgulayacak biçimde konumlandırdı. Mesela Haacke New York’da emlakçı Shapolsky’nin şüpheli varlıklarını diyagramlar ve fotoğraflar ile gösteren işi Guggenheim Müzesinde “Hans Haacke: Systems” adıyla sergilenmek üzereyken müzenin direktörleri ile mütevelli heyetleri (bağış kaynakları) arasındaki çıkan anlaşmazlık üzerine sergi iptal edildi, sergiyi savunan küratör müzeden kovuldu (1971).


Duvar Çizimleri, Sol Lewitt, 1963

Sol Lewitt duvar çizimlerinde önceden yazdığı geometrik tarifeleri asistanlarına çizdiriyordu. “Kavramsal sanat üzerine paragraflar” (1969) makalesinde şöyle diyordu:

Bir sanatçı kavramsal sanat yapıyorsa, bütün planlama ve kararlar önceden yapılır ve üretim mekanik bir meseledir. Fikir sanatı yapan makine olur.

1960larda yayılmaya başlayan Fluxus akımında da etkinlik (“happening”) tarifeleri yazılıyordu. Bu akımın önemli sanatçılarından Yoko Ono 1961 yılında şöyle bir tarife yazdı.

Bir torbaya delik aç, içini herhangi bir türde çekirdeklerle doldur, ve torbayı rüzgarlı bir yere yerleştir.

Aynı yıl Nam June Paik “Fakir Adam için Kompozisyon”u yazdı:

Bir taksi çağır, kendini içine yerleştir, uzak bir mesafeye git, taksimetreyi gözle.

1960lar ve 1970lerde fluxus, minimalizm, ve kavramsalcılık akımları içinde dolaşan sanatçılar ürettikleri sanat ürünlerinde nesneden sisteme geçmeye başladılar. Sanat nesnesinin gerçek dünyayla sadece metforik ilişki kurmasının verdiği rahatsızlık yeni deneylere yol açtı, gerçek hayatla doğrudan ilişki kurabilmek için ürünlerini sistem olarak konumlandırdılar.

60lardan bugüne sosyal, politik, finansal, teknolojik, ekolojik –küresel ısınma– dengeler çok değişti. Bugünün dünyası geçmişe göre daha karmaşık, daha soyut katmanlı, ve gerçeklik daha erişilmez bir hal aldı. Günümüz sanatçıları bu yeni şartlar altında gerçeklikle doğrudan ilişki kurabilmek için yeni stratejiler geliştiriyorlar. Bu stratejilerin en çok uygulandığı medyum Internet.

* Bu yazı hazırlanırken kaynak olarak Tate Open Systems sergi kataloğu ve Akbank İşlemsel Sanatlar Sunumu kullanıldı.

08.02.2008

Karışık Gerçeklik Sempozyumu

Bugün Boston’da Turbulence Karışık Gerçeklik Sempozyumu başladı. Sempozyumda gerçek ve sentetik dünyaların birbirine geçişmesini tartışıyoruz.

Karışık Gerçeklik nedir?

Karışık Gerçeklik gerçek ve sanal dünyaların birbirine geçişmesi ve içinde fiziksel ve dijital nesnelerin aynı anda varolduğu ve etkileştiği yeni hibrid ortamlar yaratmasıdır.

Şu anda yapılan iki panelden birisi online ekonomilerin gerçek dünya etkileri üzerine diğeri fiziksel ve sanal varoluşun ilişkisi üzerine. Ben online ekonomilerin gerçek dünya etkileri konusunda Meta-Markets ve MYPOCKET projeleri üzerinden sunum yapıyorum ve panelde bu konu üzerine tartışıyoruz.

Nasıl katılabilirm?

Şu anda sempozyumdan yazıyorum, siz de panele bulunduğunuz yerden katılabilirsiniz. Bunun birden fazla yolu var:

Katılımcılar arasında mimarlar, işlemsel sanatçılar, medya tasarımcıları, sanal dünya kurucuları, internet hukukçuları, küratörler, ve öğrenciler var.