17.12.2008

Cep Telefonlarında Beş Yıl Önce Beş Yıl Sonra – 2

Cep telefonlarının geçtiğimiz beş yılda nasıl bir evrim geçirdiğini bu yazının bir önceki bölümünde özetlemiştim. Kısaca hatırlarsak, mobil-cep telefonu pazarında kurumsal cihazların farklılaşması ve bireysel cihazların yükselişi gibi iki dönemi geride bıraktık. Kurumsal cihazların farklılaşması döneminde Blackberry ve Palm gibi cihazlar iş dünyasına yönelik form (klavye) ve arka plan sistemler geliştirdiler. Bireysel cihazların yükselişi döneminin baş aktörü iPhone oldu ve hem form hem de uygulama alanında büyük adımlar attı.

Yeni dönemdeki ilk hareketlenmelere baktığımızda, yeni nesil cihazlarda bireysel-kurumsal ayrımının iyice bulanıklaşacağını görüyoruz. Tam ekran dokunmatik cihazlar, birçok üreticinin takip ettiği bir standart haline geliyor. Kullanım beklentileri de bu yönde evrim geçiriyor.

Tam ekran cihazlara kullanılabilirlik açısından bakalım. Önemli bir gelişim, dokunmatik teknolojisinin iyice yaygınlaşması ve kişisel araçların bir parçası haline gelmeye başlaması. Kısa bir süre önce cep telefonlarında pek kullanışlı olmayan dokunmatik etkileşim, ekran boyutu ve çözünürlüğü ortalamalarının yükselmesi ile daha cazip oldu. Daha da önemlisi, kapasitif dokunmatik ekranların iPhone ile mobil cihazlara uyarlanması ile stylus denilen ara-kalemlere gerek kalmadı. Kapasitif dokunmatik ekran, kullanılabilirlik açısından son derece avantajlı bir teknoloji, çünkü parmak ile kullanıma en çabuk tepki veren altyapıya sahip diyebiliriz. Bu konuda daha detaylı bilgi için Burak Arıkan’ın bir sene kadar önce yazdığı iPhone’daki Çoklu Dokunmatik Ekranın Sırları adlı yazıyı okumanızı öneririm.

Kapasitif dokunmatik ekran

Kapasitif dokunmatik ekran nasıl çalışır?

Diğer bir kullanılabilirlik unsuru da dokunsal geribesleme (haptic feedback). Mesela, klavye kullandığımızda tuşların fiziksel olarak yer değiştirmesi ve çıkarttıkları tıkır tıkır sesler dokunsal geribesleme ögeleri. Dokunmatik cihazlar bu konuda eskiden beri dezavantajlı, çünkü fiziksel olarak geribesleme vermeleri çok zor. Fakat son zamanlarda ortaya çıkan dokunmatik cihazlar görsel, işitsel ve titreşim gibi unsurlarla bu sorunun üstesinden geliyor. Örnek olarak yeni MacBook Pro bilgisayarlarındaki touchpad’i (bunun Türkçesi var mı?), Samsung Instinct ve Blackberry Storm cihazlarının arayüzlerini işaret edebiliriz.

Son kullanılabilirlik unsuru da dokunmatik teknolojinin cihazları çok daha taşınabilir yapması. Klavyeli telefonlar dokunmatiklere göre nispeten şişman ve dolayısıyla taşınabilirlik konusunda daha dezavantajlı.

Kısacası, kullanım açısından beklentiler bireysel-kurumsal ayrımı olmadan evrim geçiriyor ve geçmişte farklı yollar izlemiş olan bu kullanıcı profili, birbirine yakınlaşıyor. Yeni dönemin en önemli iki hareketlenmesi bireysel ve kurumsal cihazların birbirine çok yaklaştığı iki durum olan HTC Android T1 ve Blackberry Storm.

Android, Google desteği ve açık kaynak geliştirici topluluğunun heyecanı ile çok hızlı evrim geçiren bir sistem. Telefon üreticileri için çok da çekici çünkü lisans ücreti yok ve sistem bedavaya sürekli gelişiyor. Servis sağlayıcıları için iPhone’un tabanını kaydırabilecek bir ölçeğe ulaşma potansiyeli var. Üstelik klavyeli-dokunmatik çok çeşitli formları destekliyor. Şu anda resmi olarak Exchange desteği vermeyen Android’ın bu açığı da muhtemelen kısa sürede kapanacaktır.

Blackberry Storm, fiziksel klavyesi bir simge haline gelen RIM şirketinin bireysel cihaz pazarında pay kapmaya çalıştığının ilk göstergelerinden biri. Blackberry, iPhone’a kaybettiği ve kaybedeceği kullanıcıları Blackberry Storm ile geri almaya çalışıyor. Fakat iş sadece cihazla bitmiyor. iPhone, Apple’in yıllardır oluşturduğu yüksek estetik üzerine bir kültür yaratmış durumda ve bu kültürün çekiciliği, Blackberry’nin ana teması olan verimlilikten çok farklı.

HTC T1 ve Blackberry Storm, iPhone ile yarışamayabilir. Fakat önemli olmalarının sebebi, geçtiğimiz 5 yılda oluşan bireysel-kurumsal ayrımını ortadan kaldırmaya çok yaklaşmaları. Teknik olarak nispeten daha kolay olan bu yaklaşım, algısal olarak daha zaman alacakmış gibi görünüyor. İş cihazı geliştirmekle, daha iyi ekran, klavye vs. eklemekle bitmiyor. Mobil cihaz üreticilerinin markalarını yeniden konumlandırmaları, hem bireysel hem kurumsal ihtiyaçları karşılayacak stratejiler ve marka kimlikleri geliştirmeleri gerekecek.

Son olarak, mobil cihazların geleceği ile bazı sorular ortaya atalım:

- Mobil cihazların ekranları nasıl bir yön izleyecek? Daha büyük görüntü için nasıl teknolojiler uyarlanacak? Örneğin: projeksiyon, katlanabilir ekran vs.

- Telefondan mobil bilgisayara doğru gerçekleşen evrimde mobil cihazlar sosyal hayatı nasıl etkileyecek? Arama, mesajlaşma gibi uygulamalar yerlerini hangi ana uygulamalara bırakacak?

- Cep telefonu kullanım açısından bir uzvumuz haline mi geliyor? Yakın gelecekte bu uzvu cebimizde taşımaya devam mı edeceğiz?

İlgili Düğümküme yazıları:

10.12.2008

Cep Telefonlarında Beş Yıl Önce Beş Yıl Sonra – 1

Bu yazıda cep telefonlarının geçtiğimiz beş yıl içerisindeki gelişiminden ve önümüzdeki günlerde nasıl bir yol izleyebileceğinden bahsedeceğim. Cep telefonu fermanı tadında upuzun bir yazı olmaması için içeriği ikiye bölüyorum. Bu ilk bölümde geçtiğimiz beş yıla bakacağız.

Cep telefonları, karşıladıkları kullanıcı beklentileri açısından evrim geçiriyor. Alışılageldik temel özellikler (örn. boyut, şarj, sağlamlık) satın alma kriterleri olarak yeterli olmamaya başladı, çünkü artık mobil cihazlar kullanıcılara telefon odaklı fonsiyonlardan çok daha fazlasını sunuyor. Geçtiğimiz yıllarda üreticiler, kullanım alanlarına göre özellikler sunarak kendilerini farklılaştırdılar. Mesela, iş dünyasına yönelik  telefonlar bağlılık (Exchange, e-posta, bluetooth vs.) ve verimlilik üzerine yoğunlaştı. Bu alanda Blackberry, e-posta sistemi ve klavyesi ile kendine has bir kültür oluşturdu, hatta bazı kullanıcılar için bir nevi bağımlılık yarattı.

Bireysel telefonlar ise kullanıcılara müzik dinleme, fotoğraf çekme gibi başka cihazların gerçekleştirdiği fonksiyonları tek cihazla yapma olanağı sunmaya başladı. Mobil internet tarayıcılarının içinde bulunduğu içler acısı hal iPhone‘un çıkışı ile bir son buldu. Bireysel cep telefonları özellikle son iki yıldır büyük gelişim gösterdi. Önce iPhone geldi, arkasından LG, Samsung ve HTC gibi üreticilerden bir dolu benzer cihaz çıktı. iPhone, aynı zamanda form olarak yeni bir kategorinin başını çekti. Bu kategoriye tam ekran dokunmatik mobil cihaz diyebiliriz.

Bireysel cep pazarında uygulamalar, iPhone ile yeni bir anlam kazandı. Poker, Solitaire gibi basit ve popüler oyunlar yerini çok daha alımlı, garip ve yaratıcı uygulamalara bıraktılar. Bu uygulamaların gelişimi başlı başına bir yazı konusu fakat kısaca şunu söyleyebiliriz. Cep telefonuna uygulama eklemek/çıkarmak, hem arayüz açısından hem de psikolojik açıdan çok daha kolay bir aktivite olarak algılanmaya başladı.

Tam ekran dokunmatik cihazların en büyük eksiği, kurumsal e-posta sistemlerini Blackberry ve benzerleri kadar iyi desteklememesi ve iş dünyasına yeterince hitap edememesi idi. Bu eksiklik geçtiğimiz 6 ayda iPhone’un Microsoft Exchange desteği vermesi ile azaldı ve iPhone PDA dünyasına yarışmacı olarak katılmış oldu.

Yazının ikinci bölümünde bireysel-kurumsal cihazların HTC Android G1 ve Blackberry Storm gibi cihazlarla nasıl bir yol izlediğinden bahsedeceğiz.

08.12.2008

Halka Açık GPS 15 Yaşında.

ABD Eski Savunma Bakanı Les Aspin’in, Ulaştırma bakanına yazdığı bir yazı ile 15 yıl önce bugün Küresel Konumlandırma Sistemi herkesin ücresiz kullanımına açıldı. GPS sistemi üçgenleme denilen bir metod ile konumumuzu buluyor. Tüm uydu konumlarının kayıtlı olduğu GPS entegresi, en az 3 uydudan sinyal aldığında bu uyduların herbirine olan uzaklağın hesaplanması neticesinde konum bilgisi ediniliyor.

GPS, güvenlikten, takibe, CRM’den, yol bulma ve harita servislerine kadar pek çok uygulama alanı buldu kendine. Ama nedense Outdoor spor meraklıları dışında son kullanıcı nezdinde yaygınlaşamadı.

 

Bugün mobil pazarın %20′sine ulaşan hacmiyle iphone 3G’nin bence en dikkate değer özelliği içinde verimli bir GPS alıcısının bulunması. Brightkite gibi 3. parti uygulamalar ise GPS’si günlük hayatımızın bir parçası yapacak gibi görünüyor.

Brightkite sayesinde etrafınızda olan biteni anlık olarak takip edebiliyor, bulunduğunuz konumla ilgili ses, görüntü ve metinsel bilgiyi anında brightkite sunucularına gönderebiliyor ve arkadaşlarınızla paylaşabiliyorsunuz.

Geçtiğimiz aylarda Nokia tarafından satın alınan Plazes da benzer bir hizmet sunuyor. Nokia önümüzdeki 1-2 yıl içinde tüm amiral telefonlarına GPS entegresi koymayı planlıyor.

Uzun lafın kısası bol konumlu günler bizleri bekliyor.

03.12.2008

İş Planı Hazır 500 iPhone Projesi

Yap yap sat. Düşünme durma hemen şimdi başla! Gerçek mi reklam mı yeni bir toplu filtreleme taktiği mi sorma. Silikon Vadisi’nin en büyük Venture Capital’lerinden Kleiner Perkins iFund isminde 100 milyon dolarlık bir fon işletiyor iPhone uygulaması geliştirecek startup şirketler için. Techcrunch’dan aldığım bu habere göre fon’a yapılan başvuruların bulunduğu SQL veritabanı yanlışlıkla web’a açılmış. Kim göndermiş, iş planı, demo herşey 558 proje tüm detaylarıyla burada:

http://209.85.173.132/search?q=cache:http://planet.emeteora.com/~nitemare/kpcb.sql

Kleiner Perkins uyandığında kaldırtmış verileri ama web’e bir defa düşen mal öyle kolay kolay ortadan kaybolmaz. Anında kopyalanmış ve hatta hemen Google Index’ine girmiş.

Ekonomik açıdan bu olayın web’e olan etkisi bir zamanlar New York’da yaşanan elektrik kesintisinin müzik tarihine etkisine, Hip hop’un doğuşuna benziyor. Yaşanan büyük elektrik kesintisi sonucu tüm New York karanlığa gömülmüş. Bronx’un fakir sokaklarından gelen gençler elektronik ve müzik dükkanlarını yağmalayıp çeşit çeşit malzemeler edinmişler. Sonra bunlarla yaptılkarından Hip Hop gelişimiş derler bir efsane olarak.

18.11.2008

Google iPhone Sesli Arama Uygulaması Çıktı (Ya Türkçesi?)

Bugün Google iPhone sesli arama uygulamasını çıkardı. Uygulamayı kurduktan sonra hiç bir düğmeye dokunmadan telefonu kulağınıza götürüp mesela “boğaz köprüsü fotoğrafları” dediğinizde karşınıza boğaz köprüsünden fotoğraflar geliyor Google arama sonucu olarak. Arama işlemi konuşmayı tamamladığınızda otomatik olarak geçekleşiyor ve ekrana bakana kadar sonuçlar gelmiş oluyor (hızlı internet varsa). Ayrıca sesli arama GPS yer bulma sayesinde bulunduğunuz şehre özel yapılıyor, mesela sinema saatleri aradığınızda İzmir’de faklı İstanbul’da farklı ilgili sonuçlar karşınıza çıkıyor.


Google Mobile App’i buraya tıklayarak kurabilirsiniz.

Sesli arama aslında bir uygulama paketi olan Google Mobile App‘ın parçası. Telefonunuza yüklediğinizde içinde başka faydalı özellikleri göreceksiniz, mesela ekran klavyesi kullanırken aklıllı tamamlama, kısa yollar ve geçmiş aramaları gösterme, ve kullanıma göre arama tavsiyeleri yapabiliyor.

Türkçesi var mı?

Şu anda sadece İngilizce çalışıyor, hatta sadece Kuzey Amerika aksanını tanıyabiliyor. Bizzat denedim, sesli aradım “pictures of bosphorus” diye, köprü cami boğaz fotoğrafları çıktı. Türkiye’den de aramalarınızı İngilizce telaffuz edebilidiğiniz sürece sistem gayet iyi çalışacaktır.

Türkçe ses tanıma yazılımları da var bildiğimiz ancak, bunları geliştiren şirketlerden ne yaratıcı bir iş görebildik ne de bu şirketler sistemlerini açtılar soranlara (iki yıl kadar önce ısrarla sormuştum). Mesela bugün GVZ Ses Teknolojileri tarafından geliştirilen bir ses sentezleme yazılımı –ve sonra Koç tarafından satın alınan– pek çok telefonlu müşteri hizmetinde kullanılıyor Türkiye’de. Neden Türkçe tanıyan bir iPhone app yapılmasın hemen yarın?

Sesli arama nasıl çalışıyor?

Uygulama sorunuzu bir ses dosyası olarak kaydedip Google sunucusuna gönderiyor. Dosya Google ses işleme uygulaması tarafından çözülüyor, içindeki anahtar sözcükler aratılıyor, ve sonuçlar size geri yollanıyor.

Aslında Google 1-800-GOOG-411 telefon rehberi servisini bir süredir bedava işletiyordu. Bu servisi kullananlardan topladığı ses kayıtlarıyla ses işleme algoritmalarını iyileştiriyordu. Şimdi bu sistemin ilk ürününü çıkarmış oldu.

Böylece Google artık sadece yazdıklarınıza değil söylediklerinize de sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Yani biz iPhone üzerinden ses araması yapıp gelen sonuçları doğruladıkça Google’ın ses işleme sistemi daha da gelişecek. Bizler bedava kullandığımız servis karşılığı sesimizi ve aklımızı (doğrulama ve konuşma) veriyor olucaz, ama bu verilerimizin bedelini kendimiz değil Google belirliyor olacak. Bu konuda daha fazla öğrenmek isterseniz bkz http://userlabor.org

Diğer telefonlarda sesli arama olacak mı?

Bu sorunun cevabını Google mobil ürünler sayfasında çok net görebilirsiniz, şu aşağıdaki sıralamaya bakmanız yeterli…

29.10.2008

iPhone'unu Satış Noktasına Çevir

Cebinizdeki telefon artık bir mobil satış noktası olarak da kullanılabilir. iPhone Credit Card Terminal uygulamasıyla nereye giderseniz orada ödeme kabul edebilirsiniz. Herhangi bir özel donanıma ihtiyaç olmadan sadece iPhone’unuzu (veya iPod touch 2.0) kullanarak kredi kartı ödemesi alabilirsiniz.

Genelde tüketim odaklı iPhone uygulamaları arasında ilk defa iPhone Credit Card Terminal kullanıcısına para kazandıran bir uygulama olarak ayrı bir yere oturuyor. AppStore’da $44.99 karşılığında satın aldıktan sonra bir nevi cebinizde dükkan açmış oluyorsunuz.

Şu anda uygulama Amerika’da çok kullanılan Authorize.Net® ödeme servisi (“payment gateway”) ile çalışıyor. Türkiye’de henüz böyle bankalardan bağımsız bir sistem yok ancak mesela Garanti E-ticaret ödeme sistemi kolayca bu uygulamaya destek verebilir.

Güvenlik

Güvenlik tabii ki ilk akla gelen soru. iPhone Credit Card Terminal uygulamasını doğrudan Authorize.Net kullanıcı adınız ve şifreniz ile kullanıyorsunuz, tüm işlemler SSL, telefonda açık herhangi bir bilgi saklanmıyor, transferler SSL şifreli, yani veriler güvenli olarak iletiliyor.

Kullanıma alanları

Uygulamanın sayfasında belirtlidiği gibi bu mobil ödeme noktası festivallerde konserlerde bilet satarken, DJler çaldıkları klüplerde paralarını alırken, halk pazarlarında domates limon satarken, freelance çalışanlar, ev temizliği yapanlar, sipariş götürenler, kısacası ayaküstü sürekli hareket halinde iş yapan kişiler tercih edebilir. Başka nerelerde kullanılabilir yorumlarda yazın.

Kim yapmış?

iPhone Credit Card Terminal’i geliştiren Innerfence şirketi aynı zamanda Uluslararası Telefon Paketlerinin fiyatlarını listeleyen International Rates ($1.99) ve Uluslararası Uçuşlarda uçak şirketlerinin bagaj kurallarını listeleyen Excess Baggage ($1.99) uygulamalarını yapmış.

15.09.2008

Android Neden Önemli?

Android işletim sistemini duymuşsunuzdur. Linux tabanlı, Google destekli, açık kaynaklı cep telefonu işletim sistemi. İlk Android telefonu Dream‘in, T-Mobile cep operatöründen, Ekim 2008′de çıkacağı söyleniyor. iPhone benzeri dokunmatik büyük ekranlı cihazların (mesela) hızla türemeye başladığı şu günlerde Android, cep telefonu dünyasını yerinden oynatabilir. Şu göstergelere dikkat:

Destekçisi bol

Android’in arkasında Google ile birlikte cep operatörlerinden içerik sağlayıcılarına ve çipçilere kadar büyük bir destek var (Open Handset Alliance). Mesela, China Mobile, Çin’in en büyük operatörü. Kullanıcı sayısı yaklaşık 312 milyon! Google’ı anlatmaya zaten gerek yok.

Web 2.0 ile uyumlu

Android, internet ve web 2.0 uygulamaları dikkate alınarak sıfırdan geliştirilmiş ilk cep işletim sistemi. Android telefonlarda uygulamalar hem internet ile hem birbirleri ile iletişim kurabilir, bunu perde arkasında yapabilir. Mesela, harita uygulaması adres defterinin bir parçası olarak çalışabilir. Bu işlemler çok küçük kod parçacıkları ile yapılıyor.

Açık taban, korunabilir yenilik

Açık kaynak sistemlerin 2 avantajı var: geliştirme ve lisanslama maliyetleri düşük, topluluklarının mucitliği sisteme yenilik getiriyor. Ayrıca Android, bir lisanslama çalımı ile operatörlerin uygulama platformunu keyiflerine göre özelleştirip kapalı kaynak olarak lisanslamasının da önünü açmış durumda (Apache lisansı).

Çok cihazda çalışabilir

iPhone süper bir cihaz, ama iPhone donanımı ile sınırlı. Android potansiyel olarak yeni çıkan, çıkmaya hazırlanan tüm kabiliyetli mobil cihazlarda çalışabilir. Hatta, Google vizyonu telefonların da ötesinde, araba navigasyon sistemlerini, sofistike ev aletlerini, süper mobil bilgisayarları da içeriyor.

Bugün eğer geliştirici olarak çalışıyorsanız ya da bu konuya ilgi duyuyorsanız, Android ile hemen oynamaya başlamanızı tavsiye ederim. Bugün Android için geliştireceğiniz uygulamalar yarın bir dünya telefonda çalışabilir.

Uygulama geliştirme paketini’ni şu adresten indirebilirsiniz. Aynı adreste direktifler mevcut, maalesef İngilizce. Eğer ki konuya ilgi duyup da İngilizce bariyeri yaşıyorsanız bu yazının yorumlar kısmında belirtin.

İlham almak isterseniz, Android yarışması için geliştirilen 50 finalist uygulamaya bir göz atın.

11.07.2008

iPhone Pazar Yeri Açıldı

Önümüzdeki bir kaç gün içinde iPhone haberlerinden bıkmış olacaksınız muhtemelen. iPhone neden bu kadar heyecan yaratıyor? Dokunmatik ekran internet bağlantılı akıllı telefon olması mı? Bu özellikleri zaten geçen sene ilk çıktığında aklımızı almıştı. iPhone geldi, iPhone nasıl kırılır?, iPhone Türkiye’de çalışır mı? gibi yazılar Düğümküme’de yüksek trafik alan yazılar olmuştu. Şimdi telefona GPS eklenmesi ve 3G hızlı internet bağlantısı tabii ki telefonu daha da kullanışlı kılıyor. Ancak bu yeni heyecanın esas sebebi iPhone’un bir mobil platforma dönüşmesi.

iPhone sadece bir cep telefonu değil akıllı telefon uygulamaları için bir pazar. Bir zamanlar nasıl Microsoft Windows işletim sistemi PCler için pazar oluşturduysa, nasıl Facebook platformu sosyal uygulamalar için bir pazar oluşturduysa, iPhone da üzerinde uygulama geliştirmeye açık platformuyla akıllı cep telefonları için bir pazar oluşturuyor. Daha çıkmadan yüzlerce uygulamanın promosyonu yapılmaya başlandı. 1 dolardan 20 dolara kadar fiyatlandırlımış, reklamlı reklamsız bedava uygulamlar daha iPhone çıkmadan iTunes üzerinden satılmaya başladı. iPhone App Store‘da en çok satanlar arasında SuperMonkeyBall oyunu, OmniFocus üretkenlik arttırıcı, iLoveControl uzaktan kumanda, YellowPages ilanlar, Twitterrific, BigTipper bahşiş hesaplayıcısı, ShopIt alışveriş listesi, ShoutIt uzaktan sessiz bağırma, Metro Haritaları gibi tek fonksiyonlu uygulamalar var.


En çok satan SuperMonkeyBall 9.99 dolar ve şu ana kadar yaklaşık 12 bin satmış, 120 bin dolar gelir elde etmiş. En pahalı uygulama Omnifocus 19.99 dolar, şu ana kadar yaklaşık bin tane satmış, 20 bin dolar gelir elde etmiş. Bu satışlardan uygulama sahipleri %70 kazanırken Apple %30 kazanıyor. Yani SuperMonkeyBall yapımcısı Sega oyun şirketi 84 bin dolar, OmniFocus yapımcısı Omni Group şirketi 14 bin dolar kazanmış.

Çok satan uygulamalar sahiperine bir gün içerisinde 3-5 bin dolar kazandırırken Apple aynı sürede 50 bin dolardan fazla yapıyor. İngilizce iş alemlerinde “win win” denilen bir durum gerçekleşiyor.


Pinch Media iPhone uygulamaları istatistklerine göre fiyat dağılımı.

iPhone analitik programı Pinch Aanalytics‘in 650+ iPhone uygulaması üzerinden tuttuğu istatistiklere göre bir iPhone uygulamasının ortalama fiyatı 5 dolar. Ancak yukarıdaki grafikde görüldüğü gibi 10 dolar seviyesi de oldukça tutuyor.

Bedava uygulamalardan bazıları reklamlı. Mesela Iconfactory şirketinin geliştirdiği Twitterrific Premium 9.99 dolar iken bedava olanı reklamlı. Aynı şekilde iPhone Flickr uygulaması Exposure reklamsız 9.99 reklamlı bedava. Bu iki uygulamanın reklam dağıtımı ve gösterimi daha önce Reklam Federasyonları Nasıl Kurulur? yazısında bahsettiğimiz The Deck federasyonu ile yapılıyor. Daring Fireball blogundan John Gruber bu iki uygulamanın premium ve bedava sürümlerinin indirilme sayılarını çıkarmış:

Exposure 3,638
Exposure Premium 76
Twitterrific 13,638
Twitterrific Premium 322

Bedava ile premium arasındaki oran, premium/reklamlı yaklaşık 1/40, zamanla değişecektir kesin ama bugün iPhone uygulaması geliştirmek isteyenler veya geliştirmeye başlamış olanlar için ürünlerini iPhone pazarında nasıl konumlandırabileceklerine dair fikir veriyor.

iPhone App Store uyguluması ile direk iPhone üzerinden bu ürünleri satın alıp indirebiliyorsunuz. Bilgi çağında ticaret adına herhalde bugüne kadar yapılmış en büyük gelişmelerden bir tanesidir. Cebimde kullanacağım ürünleri, cebimden alıyorum. Çoğu web ürünlerinde, Facebook uygulamlarında olduğu gibi, alışveriş ile kullanım ortamı aynı…

iPhone bu haliyle bir pazar yerine dönüşüyor. Bir yanda uygulama geliştirenler platform’un sağladığı özellikler üzerinden (gps yer bilgisi, internet bağlantısı, hareket algilayıcıları vs.) çeşit çeşit uygulamalar geliştiriyorlar. Bir yanda iPhone kullanıcıları ihtiyaçlarına göre bu zengin uygulama çeşitlerinden istediklerini satın alıyorlar. Diğer yanda Apple platform’u hızlı, kullanışlı, ve hatasız tutmaya çalışıyor. Kapitalizmin temel kuralı rekabet ortamı daha gelişmiş uygulamlar çıkmasını sağlıyor. Teknolojik platform oluşturma stratejisi Microsoft Windows’dan öğrendiğimiz, yıllar sonra Facebook Platformu ile tekrar karşımıza çıkan, ve şimdi de iPhone plafromu ile tekrar akılları almaya başlayan çok kuvvetli bir kapital stratejisi.

iPhone uygulaması geliştirmek istiyorsanız iPhone Developer Center‘daki belgeleri okuyarak başlayabilirsiniz.

29.06.2007

Bugün Satışa Çıkacak iPhone İçin Her Yerde Uzun Kuyruk

iphone-apple-store-live1.jpg

Bugün (29 Haziran) saat 6pm’de Apple iPhone satışa çıkıyor. Tüm Apple dükkanları önünde kuyruk var. CEO’sundan blogcusuna çoluk çocuk tüm azmış tüketiciler iPhone’a herkesden önce sahip olmak için uzun kuyruklar oluşturuyor. Uzun Kuyruk meğer sadece bir internet ekonomisi teorisi değilmiş, pratik olarak da karşımızda.

Biz de Düğümküme olarak bu tarihi olaya yakından bakalım dedik, New York 5th Ave Apple Dükkanı önünde 24 saat önceden iPhone beklemeye başlayan insanların fotoğraflarnı çektik (aşağıda). Ayrıca bu vesile ile daha önce Düğümküme’de yazdığımız iPhone yazılarına bir bakın:

Haziran 2007

Mart 2007

Ocak 2007

Ayrıca New York 5th ave Apple Dükkanı önündeki uzun kuyruklardan çektiğimiz videoları canlı canlı YouTube’a koyuyoruz. Gün içinde devamı gelicek, bu tarihi tüketim çılgınlığı anını merak ediyorsanız takip edin.

EK: Bu sabahtan yeni iphone kuyruğu fotoğrafları ve videoları. + Kuyruğun başında 48 saattir bekleyen ilk iPhone sahibi olacak kişinin videosu

iphone-apple-store-live0.jpg

iphone-apple-store-live3.jpg

iphone-apple-store-live2.jpg

iphone-apple-store-live4.jpg

29.06.2007

Google Cıbır Geliştirmek İsteyenlere Para Veriyor

cibirlar.jpg

Google bugün cıbır geliştiricilere para kaynağı sağlayacak Google Gadget Ventures programını açıkladı. Google Gadget Ventures mevcut bir cıbırı geliştirmek isteyenlere $5,000 (6,500 YTL), yeni cıbır işi kurmak isteyenlere $100,000 (130,000 YTL) öneriyor. Ancak cıbırınız haftada en az 250,000 sayfa gösterimi alıyorsa başvurabiliyorsunuz. Eğer kolları sıvayıp mevcut cıbırları geliştirerek işe başlamak istiyorsanız Google Cıbır Listesine bakın.

Google böylece kitlesel boyutta risk sermayesi (“venture capital”) işine girmiş oluyor. Bu girişimiyle yeni başlattığı iGoogle oluşumunu geliştirmeyi hedefliyor. Yani binlerce geliştiriciye para verecek olmasıyla risk alıyor ve yatırım yapacağı ekiplerin iyi cıbırlar geliştirmelerini umuyor.

Cıbır nedir?

İngilizce “gadget” ya da “widget” olarak kullanılan şeye biz cıbır diyoruz. Cıbırlar genelde blogların sağ barında gördüğünüz üçüncü parti web servislerine ait olan kutu kutu araçlardır. Sadece Google değil hemen her web 2.0 servisi çeşitli cıbırlar geliştirir ve dağıtır. Böylece servisleri pek çok dağıtımlı noktadan ulaşılabilir hale gelir ve servislerine ziyaretçi trafikleri artar. Cıbırların şöyle özellikleri vardır:

  • Uzaktan veri okuyup gösterirler.
  • Tek fonksiyonları vardır.
  • Basit işler yaptığı için geliştirmesi kolaydır.
  • HTML içine kolayca kopyala yapıştır şeklinde gömülürler.
  • Genelde Flash veya HTML+CSS+Javascript ile yazılır.

Cıbırlara örnek olarak çok sık kullanılan Technorati bağ sayısı cıbırları, Yahoo cıbırları, veya iPhone cıbırlarını düşünebilirsiniz. Cıbır kullanımı çok yaygınlaştığı için blog yazılmı WordPress yeni verisyonunda kolay cıbır eklentisini çıkardı. Ayrıca hemen her gün yeni cıbır sıralama sitesi çıkıyor piyasaya.