09.08.2007

Yüzey Bilgisayarları Derinleşir Mi?

surface1.jpg

Jeff Han, bir kaç yıl önce internet ortamında bir çırpıda yayılan çok-noktadan dokunmalı etkileşimli masasıyla ciddi sükse yapmıştı. Geçtiğimiz aylarda ise Microsoft bu çoklu dokunmatik masa fikrini pahalı bir oyuncak olarak piyasaya sürdü. İnsan çevresini kaplayan yüzeylerin bilgisayarlarla kaplanması fikri uzunca bir süredir insanoğlunun gündeminde aslında. Bilim kurgu romanlarıyla baslayan bu trend, bilim kurgu filmleriyle sanat alemine, ve en son olarak da onlarca bilimsel araştırma merkezinin minik katkılariyla akademik aleme sıçradı. Hatta son dönem bilim kurgu sinemasında ön plana çıkan Minority Report, ilginç bir akademi Hollywood ortak calışmasıydı. Microsoft Surface’ın çıtlatmasıyla bir sonraki aşamanın akademiden ticari dünyaya taşınması olacak gibi görülüyor. Hava durumunu ve haberleri aktaran akıllı aynalar, surface gibi melez etkileşimli masa örnekleri, sizi binlerce mil ötedeki sevdiklerinizle iletişime geçiren ya da o günkü modunuzu yansıtan akıllı duvarlar, ve saire.

Yüzey bilgisayarlarını düşünürken, estetik algısında ön plana çıkan tasarım, teknoloji ve sosyal boyutlarıyla ele almak istiyorum.

Tasarım

Yüzey bilgisayarı düşüncesi tasarım perspektifinden nasıl yorumlanabilir, nasıl yorumlanmalı? Bahis konusu olan yuzey olgusu tasarım disiplinlerinin aşinası olduğu, yüzlerce yıldır farklı boyutlarıyla ele aldıkları, tasarımın vazgeçilmez elemanlarından biri aslında. Aynalar, duvarlar, tavan ve taban kaplamaları, masaların bilgisayarla harmanlanması şu anki manzarada hedeflenen ilk tasarım özneleri. Bu tasarım hedeflerinin temel açmazlarından biri tarihsel olarak bu tasarım öznelerinin taşıdığı anlamlar. Aynayı ele alalım mesela. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip, formu fonksiyonu toplumsal algısı oturmuş bir eşya. Siz bu oturaklı eşyaya tabanı olmayan bir yaklaşımla internet eklerseniz tutar mı, tutmaz mı? İnsanlari ikna edebilir misiniz böyle bir açılımla? Meselenin tasarım boyutu bu ikna kabiliyetinde yatıyor.

336-main.jpg

Tasarımın yüzeylere yaklaşımı konusunda günümüz icin akla yatan iki yöneliş olduğu kanaatindeyim;

  1. eleştirel tasarım
  2. deneysel tasarım

Eleştirel ve deneysel tasarım calışmalarını akademi ve cağdaş sanat dünyası yüklenmiş durumda daha çok. Üçüncü seçenek, yani pratik tasarım için daha alınacak yol var.

Pratik tasarımı güdüleyen en önemli etken ekonomi, yani arz talep ilişkisi. Geleneksel anlamda ürün tasarımı bir ihtiyaca cevap verme motivasyonuyla çıkar yola, bugün geliştirilmeye çalışılan bu tarz teknolojiyle, ihtiyaçtan ziyade teknoloji güdümlü insanlara yeni oyuncaklar sunmak gibi bir cıkış noktasına mı sahip? Niyet nedir? Niyet olarak ilk akla gelen şey icat ve medeniyete yeni bir katkı sağlamak. Ama bu yeter sebep midir, bu niyete başka hangi motivasyonlar eklenirse niyet ikna edici olur, gibi sorular.

Sosyal boyut

İnsani cevreleyen yüzeylerin davranış sahibi olması biraz ürkütücü gibi gözükse de, iyimserliğe meyilli insanoğlu için yan etkiler her zamanki gibi sonra dert edilecek boyutlar. Şu an için ben dahil coğumuzun esas merak ettiğiyse;

  • kısa vadede bu yeni icadlar bütününün insanlar tarafından hüsnü kabul görüp görmeyecegi;
  • bir fenomen haline dönüşüp dönüşmeyeceği;
  • dönüşürse bu tutmanın orta vadede melez arayuz platformlarını doğurup doğurmayacagı, uzun vadede konuşan, tepki veren yüzeylerin toplumu ve insanlar arası ilişkileri nasıl değiştireceği;
  • tutmazsa da, bunun çok şeyler vadettiği düşünülen, ama bir noktada tıkanıp kalan sanal gerçeklik uygulamaları (balonu) gibi mi olacağı

soruları var. Bu konuda kişisel kanaatim, insanın güçlü ya da zayıf, insancil(fitri) boyutlarıyla kesişmeyi basşran her teknolojinin, zamanla toplumda kabul göreceği, bir sağduyunun parçası haline geleceği, zıddında, yani bir ortak payda tanımlamayı başaramadığı durumda ise insan coğrafyasının zenginliğinde ancak bir hoş seda olarak kalacağı. Bakalim zaman ne gösterecek.

Teknoloji

Microsoft Surface örneğinde şaşırtıcı bulduğum noktalardan biri fiziksel algılayıcılardansa görsel tanımaya dayalı teknolojinin oynadığı belirleyici rol. Surface sistemi, optik etiketlerin kullanıldığı mini kameralarla desteklenmis bir işlemsel görsellik algoritması ve projektor sistemi üzerine kurulu. Şu an için araştırmacıları en çok meşgul eden sorulardan biri projektor ve gösteri yüzeylerinin optimizasyonu. Halihazırdaki projektor teknolojisi biçim faktorü olarak yer kaplayan, gürültülü ve pahalı bir teknoloji. Önumuzdeki dönem yüzey bilgisayarları, özelleşmiş monitorlerin, işlemsel görsellik ve optik teknolojilerinin gelişimine parallel bir gelişme eğrisi göstereceğe benziyor.

06.08.2007

İşlemsel Düşünce ve Zaha Hadid

zahahadid

Mimarlığın son dönem yıldızlarından Zaha Hadid’i en son 2005 Temmuz’unda İstanbul’da düzenlenen 22. Mimarlık Kongresi’nde görme fırsatım olmuştu. Kongre sırasında Peter Eisenman, Tadao Ando , Zaha Hadid gibi isimlere izleyici tarafından bir pop starı şeklinde davranılması karşısında hayretlerimi gizleyememiştim.

Zaha Hadid ismi yıllar sonra bu sefer işlerinin sergilendiği bir sergide, Londra Tasarım müzesi‘nde karşıma çıktı. Walter Benjamin, 1936′da yayımlanmış ufuk açıcı makalesinde, mimarlıkla diğer görsel sanatları karşılaştırırken, mimarlığın insanların her daim başını sokacak bir korunağa olan ihtiyaçlarından dolayı, diğer sanat dalları gibi geçici olmadığını, bir devamlılığa sahip olduğunu söylemişti. Zaha Hadid ve Gehry gibi çağdaşları son dönemde bu bahsolunan devamlılığa sıçratıcı bir şerh koydular. Formun sınırlarını güçlü bir kavramsallıkla zorlayarak yapay olana yepyeni bir dinamizm ve akıcılık kazandırdılar. Zaha Hadid sergisinden çarpıcı bulduğum üç şeye kısa not düşmek istiyorum.

  1. Bilgisayar teknolojisinin geçirdiği evrim ve CAD teknolojilerinin büyük ölçeklerde üretimi destekler hale gelmesi, binaları adeta bir endüstriyel ürün tasarımı objesi haline getirdi. Zaha Hadid ve Gehry tasarımlarında görülen, geleneksel anlamda üretilmesi imkansız formların bilgisayar ekranlarından ve eskiz hallerinden gerçek hayata taşınmaları bunu doğrular nitelikte. Sergide göze çarpan, üç boyutlu yazıcı işi olduğu belli prototipler bile bu dönüşümü imliyor. Mimarlığın ürün tasarımıyla bu denli kesişmesini bana çıtlatan bir diğer minik detaysa Hadid’in mimari projelerinden birinin gerçek bir binada değil, bir mobilya tasarımı projesinde uygulanmış olması.
  2. Akıllı teknolojilerin (sensor+ işlemci+devindirici), objelerden sonra, mimarlık boyutunda ortamlara da uygulanmaya baslanacak olması mimarlığın bir başka disipline, etkileşim tasarımına dönüşümünü, ya da uzanışını haber veriyor. mimarlık öznesinin, etkileşim tasarımı perspektifiyle okunması ileride yasayacağımız binalar için umut verici bir gelişme olabilir. mimarlığın öteden beri açmazlarından olduğunu düşündüğüm insan yerine coğu zaman binanın kendisini ya da bir düşünce sistemini merkezine alması, Zaha Hadid örneğinde de beni yakaladı buldu.
  3. Zaha Hadid sergisindeki mimarlık öznelerine bakarak bir endüstriyel tasarım ya da etkileşim tasarımı okuması yapmamın tesadüfi olmadığı kanaatindeyim. işlemsel düşünce (computational thinking) dahil olduğu bütün pratik sanat ve bilim dallarını dönüştürüyor, farklı boyutlar katıyor. bu bağlamda, orta vadede bina, eşya ve sosyal davranış algılarımız bir önceki yüzyıla göre yeni dönüşümler geçirecek, şu an yaşadığımız evre form ve algı arayışlarının devam ettiği bir evre.

Zaha Hadid’in hayat hikayesini okurken, bir türlü eşik noktasına ulaşamayan, ya da ulaşamadığını düşünen genç tasarımcılar için de dolaylı bir motivasyon gördüm. Zaha Hadid kariyerinin önemli bir bölümü yarışmalara katılmak ve kavramsal projeler üretmekten ibaret. Bu yüzden sergide de açıkça ifade edildiği gibi, uzunca bir dönem çizmekten başka bir şey yapmayan mimar eleştirilerinin hedefi olmuş. Bilgisayar teknolojileri olgunlaşmaya ve fikirleri anlaşılmaya basladıktan sonra deyim yerindeyse şeytanın bacağını kırmış, şu an çalıştığı onlarca projesi, o sabırlı ve fikirlerine güvenen duruşun karşılığını aldığını gösteriyor. Bu yolun başında ya da başına yakın bir yerlerde olan tüm tasarımcılar için iyi bir motif, kulaklara küpe olcak bir başarı hikayesi.

25.05.2007

Yıldız Mimar Rem Koolhaas Dubai'de Ölü Yıldız Tasarladı

oma-rem-koolhaas-rak-dubai-0

Petrol ve turizm zengini Dubai şehri bir süredir tamamiyle yeniden yapılanıyor. Petrol yatakları yakın gelecekte kurayacağı için turizme yatırım yapılıyor. Önce daha çok plaj alanı yaratmak için palmiye ve dünya haritası şeklinde yapay adalar yapıldı sonra yıldız mimarlara şehre kendi ikonlarını kondurmaları için işler verildi. Sonunda Dubai vahşi turizm merkezi Las Vegas veya Disneyland gibi dev bir lunaparka dönüşüyor.

Rem Koolhaas’ın ofisi OMA/AMO bu lunaparkın içinde yeralacak Ras al Khaimah Kongre ve Sergi Merkezi (RAK) binasını George Lucas’ın Yıldızlar Savaşı filmindeki Ölü Yıldız biçiminde yapıyor. Önce ressamlar için söylenmiş sonra mimarlara da uyarlanmış bir “atasözü” bu çalma çırpma Ölü Yıldız dedikodularına tuz biber oluyor tabi: “İyi mimarlar ilham alır, büyük mimarlar çalar.” OMA ise bu mimarlık lunaparkı için şunu soruyor:

“Konu sınır taşı (“landmark”) yaratmak olduğunda icat edilecek bir şey kaldı mı?”

oma-rem-koolhaas-rak-dubai-1

oma-rem-koolhaas-rak-dubai-4

OMA’ya göre 21inci yüzyıl –her yeni binayı eskilerinden ayırmak amacıyla– mimarlıkta “aşırı biçimlerin” manik üretimiyle şeklini buluyor. Ama bir paradoks olarak sonuçta her “değişik” bina girişimi anında değişikler denizine karışıyor, ve geriye kentsel bir monotonluk kalıyor. OMA RAK projesinin bir mimarlık statejisi olarak sonraki tuhaf şekli üretmeyi değil temel biçime geri dönüşü temsil ettiğini belirtiyor proje tanımında.

Rem Koolhaas bu tanımda şunları söyleyerek projeyi entellektüel bir olgunluğa ulaştırmaya çabalıyor:

  1. “Temel geometrik biçimler insanlık öncesinde bile vardı.”
  2. “Küre ile çubuk doğu ve batıyı temsil edecek evrensel bir sembol olabilir.”

Neredeyse “külahıma anlat” demek istiyor insan. Bu genel geçer çabalardan biz yeni nesil yaratıcılar pek etkilenmiyoruz. Ne modern Bauhausculuk ne de post-modern ikon kırıcılık bugünkü hayatın karmaşasında bizi beslemiyor. Bırakın yeni biçimi, fiziksel bir nesne tasarlama eylemi ne kadar geçerli? Bugün yaşadığımız ağlı bağlı karmaşık hayatta tasarım eylemi ancak sistem yaratımı olarak icra edildiğinde anlamlı olabilir. Sistemlerin sentezlenerek yeni sistemlere karıştığı dinamik ortamlarda Ölü Yıldız gibi nesneleri, sembolleri, ikonları ancak sistem değişkenleri olarak kullanabiliriz.

oma-rem-koolhaas-rak-dubai-5.jpg

Görsel Kaynakları: OMA/AMO

19.10.2006

İTÜ Mimarlık’da İşlemsel Tasarım Etkinlikleri akşamı

İTE @ İTÜ

Üç günlük işlemsel tasarım workshop’una katılanlar işlerini İTÜ ortamına ve dışardan gelecek ziyaretçilere gösterecekler. Daha sonra ben sistem tasarımı bağlamında seçilmiş işlerimi gösteriyorum. Gelirseniz tanışalım görüşelim.

13.10.2006

İTÜ Mimarlık'da İşlemsel Tasarım Etkinlikleri

ite itu workshop 2006

Program
16 Ekim     18:00-21:00     Giriş
17 Ekim     10:00-20:00     Gelişme
18 Ekim     10:00-20:00     Sonuç
19 Ekim     17:30-21:00    ”Micro / Macro” Sergisi

Yer
İTÜ Taşkışla Kampüsü, Zemin Kat Güney Koridoru, İstanbul

Düzenleyenler
Burak Arıkan
Dara Kılıçoğlu
Cem Yardımcı

Teşekkürler
Prof. Ferhan Yürkeli
İrem Falay

17.09.2006

Metavilla

french0.jpg

Solda bir aksam yemegi, sagda yatakhane.

Venedik Mimarlik Bienali’nde en iyi islerden biri Fransiz Metavilla projesiydi. Bienalde genelde mimari kavramlar gorsel ve statik modellerle sunulurken, Metavilla’nin yaraticilari pavilyon icinde yasiyorlar. Metavilla mutfak, yatak odasi, bar, ofis, kule, depo, sauna gibi bolumlerden olusuyor. Ayrica ziyaertcilere bedava kablosuz Internet ve sarap sunuyorlar. Bu alanda yemek pisirip ziyretcilerle paylasiyorlar.

Metavilla insaat iskeletlerinden kurulmus bir ortam. Bu modular boru sistemi kaba bir estetik yaratiyor ve icinde yasayan insanlarin samimigili ile birlestiginde nefis bir mimari kavrami yasamis oluyoruz. Bazi mimarlar bunu 60lari komun yasami geri dondu gibi naif bir sekilde yorumluyor, ancak bence bu ortaya konulan mimarlik gercekliginin gercegi.

Metavilla exyzt grubu tarafindan yaratildi. Bienal boyunca burda yasamaya devam edicekler, web sitelerinden gunluk resimler, videolar ve semalari gorebilirsiniz.

french.jpg

Mutfak Metavilla’da en aktif alan.

05.09.2005

Kokkugia Mimarlık

Kokkugia Highly Evloved

2004 yilinda Melbourne’de kurulan Kokkugia Mimarlik programlama ile işlemler tasarlayarak mimarlik pratiginin klasik yontemi cizim ve modellemeye karsi olan mimari onerilerde bulunuyor. Yaptiklari araştırmalarda karmasik sistemlerde yeralan ogelerin biribirileriyle etkilesimini organize etmeye odaklaniyorlar, boylece belirgin bir seklide mimari bicimi tanimlamak yerine, mimari kimligin ve ozelliklerin kendi kendine belirmesini sagliyorlar.

05.07.2005

UIA 2005 İstanbul

22. Dunya Mimarlik Kongresi bu hafta (3-10 Temmuz) Istanbul’un cesitli yerlerindeki konusmalar ve etkinliklerle Istanbul’a yogun gunler yasaticak. Ana temasi “Kentler: mimarliklarin pazaryerleri” olan konferansa Robert Venturi, Peter Eisenman, Rem Koolhaas, Zaha Hadid, Charles Correa, Greg Lynn gibi star olarak gorulen mimarlar yaninda Turkiye’den ve dunyadan pek cok tasarimci ve ogrenci katiliyor.

03.07.2005

Bio(t)hing

BiothingBiothing

bio(t)hing cesitli disiplinlerin ve teknolojik dugumlerin baglantisinda bir arastirma ve tasarim labarotuvari. Alisa Andrasek tarafindan 2001 yilinda kurulan Bio(t)hin’in tasarim sureci, oznenin veya bicimin kimliklesmesinden uzak olarak, genetik bir yazit olarak konumlandiriliyor. Kod yapilan isler icin genel zemin teskil ediyor. Kodlanan organizasyonun bicimi degil, elemanlarin kamrasikligi uzerinden kendini uretebilen islemler oluyor. Bio(t)hing’in projeleri moda aksesuarlari ve urun tasarimindan genis boyutlu yapi ve sehir planlamasina kadar pek cok alani kapsiyor.

29.05.2005

Morphosis Thom Mayne

2005 Pritzker Odulu Thom Mayne’e verildi. Thom Mayne mimarlik sirketi Morphosis ile en son San Fransisco Federal Binasi, Cincinnati Universitesi Ogrenci Kompleksi, California Ulasim Kurumu Merkez Binasi, ve New York 2012 Olimpiyat Koyu projelerini gerceklestirdi.

Morphosis