15.01.2009

Acil Toplumsal Talep

Şu anda içinde bulunduğumuz toplumsal şizofrenik durumu iyileştirmenin bir yolu açık olmak. Devletten cemmatlere her türlü kurumun yapısı ve yapılan işlemler herkese açık olmalı. En son Tuncay Güney videosu üzerine tartışırken Murat Kirgin “Susurluk döneminde müthiş br toplumsal baskı vardı” dedi. Devam etti: “Aydınlar, sendikalar, öğrenciler elele verip toplumsal muhalefet oluşturabildiler. Eğer bugün yeniden somut talepleri olan bir toplumsal muhalefet olursa gerçekler ortaya çıkar. Bunun için 4 önemli acil talep gerekiyor:”

  1. Ergenekon mahkemesi TRT kanallarından birinde canlı yayınlansın.
  2. TBMM de bulunan başbakan dahil tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılsın, seçilmiş olmalarıyla beraber kurtuldukları davalardan yeniden yargılanabilsinler.
  3. Topluma karşı işlenen suçlarda zamanaşımı kaldırılsın.
  4. Askerleri sivil mahkemeler yargılasın.

Ben de bu 4 maddeyi talep ediyorum. Eğer siz de katılıyorsanız, bu listeyi alıp kendi sitenizde blogunuzda yayınlayın.

24.10.2008

Türkiye'den Blogger.com'a erişim kapatıldı, Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi Çığırdan Çıktı

Az önce blogger.com‘a Türkiye’den erişim kapatıldı.Türkiye’den girildiğinde “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” yazısı karşınıza çıkıyor.

Blogger’da Türkçe yazan yüzbinlerce kişinin ifade özgürlüğü bir hamleyle sorgusuz sualsiz yargısız engellenmiştir. Bu işi yapan Türkiye mahkemelerinden utanıyoruz.

Radikal Gazetesi’nde Oray Çalışlar’ın tepkisi:

Bence bu yasakları genişletmekte fayda var.
- az önce köprüde kaza vardı, otoyolların tümünü kapatsanıza
- bol kepçe lokantasında biri zehirlenmiş restoranları kapatsanıza
- akp’li bir bakan yolsuzluk yapmış akp’yi kapatsanıza
- milli takım yenilmiş, ülkede futbolu yasaklasanıza
- hızlı tren kaza yapmış demir yollarını kapatsanıza
Bu nasıl bir akıldan çıkma, ne büyük bir saçmalığın ürünüdür. Bu keyfe kederlik, bu yasakçılık nasıl bir korkunun ürünüdür. Allah’ınız sizi bildiği gibi yapsın.

Mustafa Akgül’un duyurusu:

“blogger.com’un yasaklanması sonrasında blogu yasaklanan ve hakkını
korumak için dava açmayı düşünen kişileri bir araya toplamak için bir
çaba başlamıştır. Gönüllü bir avukat grubunun desteğiyle nasıl bir
hukuki mücadele vermek için çalışacağız. Bu çabanın parçası olmak
isteyenler lutfen

yasakliyim _ at _ inetd.org.tr

adresine yazsinlar. Bu cabanın parcasi olmak isteyen hukukcular dogrudan
bana yazsinlar:

akgul __at__ bilkent.edu.tr

Internet Sansürüne Karşı Dayanışma

Şikayet yapılabiliecek numaralar ve emailler (karşınıza biri çıkarsa):

İlgili yazılar

28.07.2008

Ergenekon İddianamesi Neden Düz Metin Değil de PDF Olarak Dağıtılıyor?

Savcılık bilgisayarla yazdığı Ergenekon iddianamesini önce basmış, sonra taramış, sonra da taranmış sayfalardan PDF yapılmış belgeler olarak dağıtıyor. Hangi yüzyılda yaşıyoruz? Bilişim çağında değil miyiz? Zırhlı araçta koli koli iddianame taşıyorlar, resim olarak yapılan PDF belgeler (eğik yazılardan ve mühürlerden anlaşılıyor) ağırlığından yargı bilgi işlem sistemini çökertiyor.

Savcılık bilerek veya bilmeyerek Ergenekon iddianemesini düz metin olarak değil PDF olarak dağıttı. Düz metin olarak dağıtsaydı 2455 sayfa iddianameyi bilgisayar programıyla çok kısa sürede analiz edebilirdik. En çok tekrar eden isimleri bulmaktan başlayıp, metinlerde tekrar eden –normalde bir insanın kısa sürede okuyarak çıkaramayacağı– örüntüleri çıkartabilirdik, insanlar ve olaylar arasındaki ilişkileri bir ağ diyagramı olarak görselleştirebilirdik. Böylece kim kimle ne ilişki içinde, ilişkilerin ağırlıkları nedir, düğüm noktaları nedir, kümeler nedir, çok kısa süre içinde bir harita olarak görebilirdik, herkes görebilirdi. Bu analiz hem yargıya, hem avukatlara, hem de kafası bulanmış vatandaşlara bu karmaşık ağ ilişkilerini yalın bir şekilde gösterirdi.

Ama savcılık iddianameyi PDF dosyasına kitledi. Normalde bilgisayarla yazılmış olan iddianame basılıp taranıp resim olarak PDF dosyasına konuldu, dolayısıyla iddianame üzerinde bilgisayarla işlemsel analiz yapmamızı engellemiş oldu.

Not: Bu habere göre iddianame avukatlara içinde arama yapılabilir DVD olarak dağıtlacakmış. İşlemsel metin analizi yapabilmek için DVD araması maalesef yeterli değil.

Güncelleme: Yorumlarda Nahnu iddianame içinde kelime araması yapabileceğimiz Miiliyet sitesine ve iddianameyi .doc formatında indirebileceğimiz Samanyolu sitesine bağlantılar verdi.

İlgili bağlantılar

08.07.2008

Erdal Kınacı'nın Tutuklanması Ardından

Son yayınladığımız fotoğraf sanatçısı Erdal Kınacı’nın tutuklanması haberi üzerine Murat Germen konuyu aydınlatan bir eposta gönderdi. Eposta hem olayı aydınlatıyor hem de sanat işlerinde insanların konumu üzerine çok önemli bir etik tartışmayı gündeme getiriyor. Keza sadece fotoğrafta değil Düğümküme’de sık sık konu ettiğimiz sosyal yazılım ve katılımcı/ağlı işlemsel sanatta da yer alan öznelerin konumu ve hakları çok önemli bir etik tartışmasıdır.

Murat Germen dün yayınladığımız Erdal Kınacı haberi konusunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu belirtti:

- Basında çıktığı gibi Kınacı NG ödülünü “Yolüstü Kerhaneleri” çalışması ile değil başka bir seriden bir fotoğraf ile kazandı:

http://www.nationalgeographic.com/photography/galleries/ila-ipc-people/

- Kınacı bu seriyi geçenlerde benim de bildiri sunduğum AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu ve internet de dahil olmak bir çok farklı ortamda sundu nispeten uzunca bir süredir. Kınacı’nın fotoğrafları çıplaklık veya kerhane içerdiği için değil kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan fotomontaj iddiası ile mahkemelik olmuş bize duyurulduğu kadarı ile.

- Şöyle bir ihtimali göz önunde bulundurmak lazım: Belgesel fotoğrafçılar her ne kadar anlaşma imzalatsalar da genelde fotoğrafını çektikleri insanları pek düşünmezler ve üzerlerinden ödüller bile kazanırlar (hem Türkiye’de hem de dünyada çok yapılan bir şey bu). Orhan Cem Çetin ve bazan da Ahmet Elhan ile birlikte bu konu üzerinde pek çok yerde konuşma yaptık / yapıyoruz; “bu etik bir konudur, sosyal belgesel sonuçta hep fotoğrafçının işine yaramaktadır, konu edilen mağdur insanlar ise mağdur olmaya devam ederler” demeye getiriyoruz. Hatta yukarıda adı geçen AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu’nda konu enine boyuna tartışıldı ve ben sunumumda duyarlılık iddiası taşıyan belgesel fotoğraf çalışmalarının anonim olarak sunulması teklifini yaptım. Amacım fotoğrafçının adının duyarlı olunan konunun önüne geçmesini engellemek. Bazıları şoke oldu doğal olarak ama daha duyarlı diğer fotoğrafçılar “evet aslında belki öyle olmalı” diye şapkalarını önlerine koydular. Şimdi şöyle bir senaryo düşün: Hayatta hiç parayla seks yapmadım ama, diyelim ki kerhaneye gittim ve bir şekilde burada görüntülendim, daha sonra haberim olmadan bu görüntü ortaya çıktı sanat adına. Kendim sanatçı olduğumdan bu duruma olumlu bakmaya çalışırdım ama belki kerhaneye gittiğim bilinsin de istemeyebilirdim bir yandan, bu yüzden ben de dava açabilirdim. Bu durumda fotoğrafçıyı mı yoksa beni mi korurdun? Ya da varsayalım senin engelli bir yakının var üzerine titrediğin, ona birisi bir anlaşma imzalatıyor ve kerhaneye gitmediği halde gitmiş gibi göründüğü bir fotoğrafa malzeme oluyor, bu durumda ne tepki verirdin? (Kınacı bilinçli olarak bunu yaptı demiyorum ama bu yönde iddialar var) Fotoğrafların ve fotoğrafçıların kişilik haklarını ihlal ettiği çok görülür, hakları ihlal edilenlerin çoğunluğu es geçer, bazısı ise dava açar. Kendi fotoğraf pratiğimde insanı merkeze koymamamın nedenlerinden birisi de direkt bu konuyla ilgili; insanlar ve hikayeleri üzerinden kendime pay çıkarmaktansa insanların ürettikleri cansız nesneleri konu edinmeyi ve hayat hakkında söylemek istediklerimi onların aracılığı ile ifade etmeyi tercih ediyorum.

Erdal Kınacı yerinde olsam şunları yapardım:

- İmzalattığını söylediği model anlaşmalarını hemen basına dağıtırdım (bu arada, işin içinde engelli insanların olduğu söyleniyor, böyle ise şayet ve özürlülere imza attırıldıysa bu durumda “imza atılırken engelli kişilerin yanında ebeveynleri veya sorumlu aile yakınları var mıydı?” bilgisi gerekiyor).

- Sitesinin hack edildiğini ve kendisinin olmayan bazı fotoğrafların sitesine yerleştirildiğini söylemiş Kınacı bazı basın kaynaklarına göre. Bunu hizmet aldığım sunucudan tarih ve saatle belirletir ve bunu da delil olarak sunardım.

- Fotoğrafların özgün versiyonlarını (RAW veya JPG) ortaya çıkarır ve tam olarak nasıl bir süreç izlediğimi gösterirdim. Bu sayede neyin nasıl oluştuğu ortaya çıkardı.

Kınacı bunları yapmıyorsa ister istemez zan altında kalıyor, daha olay tam detayıyla ortaya çıkmadan hemen taraf olmamakta fayda var…

AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu programı

18.06.2008

Bilnçli Bilinçsiz Site Kapatmalara Çözüm Arayışı

Bugün ve yarın (18-19 Haziran) Abant’ta, turk.internet.com ve Ankara Barosu işbirliği ile gerçekleştirilecek olan çalıştayda “site kapatma” sorunu enine boyuna incelenip çözüm bulunmaya çalışılacak. Soru şu: 5651 sayılı kanun kapsamında ya da dışındaki kapatmalarda hangi sorunlar var ve bu sorunların çözümleri nelerdir?

Biliyorsunuz Türkiye’de ifade özgürlüğü sadece kitap dergi gazete TV gibi klasik medyalarda engellenmiyor. Artık internet’de de web sitelerine getirilen yasaklar ile ifade özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Medya değişik olduğu için yasak tipi de değişik… İnternet yasakları konusundaki problemleri bir hatırlayalım:

  • Türkiye mahkemelerinin “zararlı” gördüğü sayfalara erişimi kapatması yerine bir web servisinin tümüne erişimi kapatması,
  • site sahiplerine cevap hakkı tanımadan erişimi engellemesi
  • bilinçli bilinçsiz Türkiye’de herhangi bir mahkemenin kapatmayı yaptırabiliyor olması.

Güncelleme: çalıştay’dan notlar
“Internet Gözlemevi kurulsun”
Savcı: Görüntü, dünya üzerinden kaldırılmadıkça açmayız

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ne istiyor YouTube ne veriyor?

Kendi problemlerini görmek bir yana Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı mesela YouTube için söz konusu videolara sadece Türkiye’den değil, dünya genelinde erişim yasağı istiyormuş. YouTube’un Türkiye’de temsilcilik açmasını istemiş ve Türkiye’de resmi temsilcilik kurmaması halinde kapatma kararı sürecekmiş.

NTVMSBC haberine göre YouTube yetkilileri, Türkiye’de temsilcilik açmayı düşünmüyormuş:

Türkiye’de kurulmuş bir şirket olmadığını, Türk kanunlarına tabi olması gerekmediğini savunan YouTube yetkilileri, sistemden her gün mahkeme kararı veya Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kararı ile onlarca videoyu çıkarmanın çözüm olamayacağını, bugün Türkiye’nin istediğini yarın Pakistan ya da Tayland’ın isteyebileceğini, sonunun gelmeyeceğini savunuyorlar.

Bundan daha doğal bir cevap olamazdı. Türkiye dışında dünyada pek çok ülkede ifade özgürlüğüne saygı gösterildiğini ancak böyle duvara çarptığında görebiliyor olsa gerek Türkiye’de site kapatanlar. Tabii ki YouTube için konu sadece ifade özgürlüğü değil, Türkiye’deki kanuni yapıyla uğraşmak ve arkasından gelebilecek diğer çarpıklıklarla başetmenin maliyetini göz önüne alıyorlar. Bu çarpık yapıyla uğraşma maliyetinin ne kadar olabileceğini bir düşünün (hani şu bizim her gün uğraştığımız), Türkiye’den gelen milyonlarca ziyaretçiye rağmen böyle negatif bir cevap verebiliyor YouTube.

YouTube kime ait?

Bir dakika. YouTube kime ait? Google’a değil mi? Google Türkiye ofisi İstanbul’da değil mi? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunu bilmiyor mu? Bu başsavcılığın bilinçsizliği mi yoksa bilinçli bir oyalanması mı? Geçenlerde okuduğum Soner Yalçın kitabının başlığı aklıma geliyor: “Siz Kimi Kandırıyorsunuz?”

Toplantıda ne konuşulacak?

Yine NTVMSNBC haberine göre Abant toplantısında, YouTube’la doruğa çıkan internet sitelerini karartmaya karşı özetle şu konular masaya yatırılacak:

  • ISS ve yer sağlayıcılarının site bloklama yerine adres bloklama (yani site yerine sayfa bloklama) yapması lazım.
  • Site erişime kapatma kararları, ihtisas mahkemeleri ya da Adalet Bakanlığı’nın görevlendireceği mahkemeler tarafindan verilmesi gerekir. Çünkü mahkeme mahkeme dolaşıp, birinden alamadığı kararı, diğerinden alabilenler oluyor.
  • MÜYAP’ın kapatma girişimleriyle başlayan ve yerleşen durumda, 5651 sayılı kanun dışında kapatılan sitelerin, cevap hakkı bulunmuyor. Bunun hukuki ifadesi “sitelerin kendilerini teşkil etmelerine imkan verilmiyor.” Yani siteye ulaşılıp, “sakıncalı” içeriğin çıkarılması ya da savunma istenmeksizin, doğrudan kapatma kararı veriliyor.
  • Site kapatma “Ultimo Ratio” yani hukuk dilinde “son çare” olması gerekirken, alışkanlıkla hemen uygulanıyor.

İfade özgürlüğüne kitlesel yasaklama

Dünyadaki değişim Internet sayesinde artık her yerde aynı anda gerçekleşiyor. İfade özgürlüğünün korunması gibi temel kanunlara sahip ülkeler bu değişimde düzenli ilerliyebiliyorken Türkiye gibi ülkelerde aynı değişim çarpık ilerlemelere yol açıyor. Kitlelelerin, yani yüzbinlerce kişinin ifade özgürlüğü aynı anda elinden alınabiliyor. WordPress.com’da Türkçe yazan yüzbinlerce blog yazarı veya YouTube.com’da Türkçe videolar yayınlayan yüzbinlerce kişi bir anda susturuluyor. 12 Eylül’de bile böylesine büyük bir kitlesel susturma yapılmamıştır. Niye bugünün devlet adamları bunu anlamıyor? Internet yasaklarının topluma verdiği zararı görebilmek için illa caddelerde tank mı dolaşması lazım?

* Yukarıdaki yansımalı görsel YouTube ilk defa kapatıldığında aldığımız ekran görüntüsünün bugünkü “web2.0 trendleri”ne göre yeniden üretilmiş halidir.

İlgili Düğümküme Yazıları

Türkiye’de bilinçsiz internet yasaklamaları ile ilgili önemli yazılar:

22.04.2008

Türkiye'de İşkencenin Stratejik Haritası İnternet'te Yayınlanıyor

iskence-harita

Modern hayatta işkence itiraf almak amacıyla sorgulamada kullanılıyor. İşkence tarihinde ceza olarak kullanıldığını biliyoruz ancak günümüzde sorgulamalarda kullanılan işkence evrensel olarak bir insan hakları ihlalidir. Türkiye’de hala işkence yapanların geçmişi Soğuk Savaş döneminde Türkiye’de hortlayan hem devletten hem askeriyeden “bağımsız güvenlik güçleri”nin CIA’den öğrendiklerine dayanıyor olabilir (bkz kontrgerilla el kitabı). Günümüzde işkenceyi kim kime dayattı, kimlerin emriyle yapılıyor bu çok karmaşık bir mesele, karmaşık çünkü normalde takip edemiyeceğimiz ağlı bağlı zincirleme ilişkilere dayanıyor. Bu ilişkiler zincirini görebilmek için önce bu bilgilere, sonra da bir haritaya ihtiyacımız var.

Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd) ve İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)‘nin ortak projesi “Hak Mücadelesinde Haritalama Yöntemi” Türkiye’de işkencenin stratejik haritasını çıkardı.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

11.04.2008

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Nasıl Başvurulur?

Türkiye’de insan haklarımız sık sık çiğnendiği için maalesef yurt dışından destek arıyoruz. Bu destekler arasında en önemlisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM). AİHM Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan temel haklarının çiğnenmesinden şikayetçi olan bireylerin başvurularını belirli koşullar altında değerlendiren bir uluslararası mahkemedir.

Ancak pek çok Türkiye vatandaşı bunu nasıl yapacağını bilmeyebilir. Ben de bilimiyordum, şu ana kadar ihtiyacım da olmadı, ama Türkiye’de ihtiyacı olan veya olacak kişilere yardımcı olabilir diye sade bir vatandaş AİHM’e nasıl başvuru yapabilir –AİHM sitesine göre– bunu adım adım yazıyorum.

  1. Mahkemenin resmi dili İngilizce ve Fransızca’dır, ancak size daha kolay geliyorsa ilk aşamada Türkçe başvurabilirsiniz.
  2. Mahkeme’ye yapılan başvurular yalnızca posta yolu ile gönderilebilir (telefonda yapılan başvurular kabul edilmez.) Faks veya elektronik posta ile yapılacak başvurular daha sonra posta ile gönderilecek başvuru metniyle teyid edilmedikçe geçerli sayılmayacaktır.
  3. Başvurunuzla ilgili bütün yazışmalar aşağıdaki adrese gönderilmelidir:

    Monsieur le Greffier de la
    Cour europeenne des Droits de l’Homme
    Conseil de l’Europe
    F–67075 STRASBOURG CEDEX.

  4. İlk mektubunuz veya başvuru formunuzun alınmasından sonra, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü, adınıza açılan dosyanın numarasını size bildirecektir. Bu numara, daha sonraki bütün yazışmalarda yer almalıdır.
  5. Başvurunuz şunları kapsamalıdır:

    a. Şikayetlerinizin, ve dayandıkları olayların özeti,
    b. Sözleşme ile güvence altına alınan haklarınızdan hangilerinin ihlal edildiğini düşündüğünüz konusunda açıklama,
    c. İç hukuk yollarını tüketmek için hangi makamlara başvurduğunuz konusunda bilgi,
    d. Şikayet konusu olayla ilgili olarak kamusal mercilerce verilmiş kararların bir listes. Bu listede ilgili kararların tarihi, kısa özeti, kararı alan makamın adı da yer almalıdır.

  6. Başvuru bizzat tarafınızdan veya temsilciniz tarafından imzalanmış olmalıdır.
  7. Kimliğinizin açıklanmasını istemiyorsanız, bunu belirtin.
  8. Başvurunuzun ilk aşamasında, bir avukat tarafından temsil edilmeniz yada sizi temsil eden kişinin mutlaka avukat olması gerekmez.
  9. Mahkeme’de başvurular ücretsiz incelenmekte olup, dosyanızın gidişatı ile ilgili bilgiler size Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından bildirilecektir.

AİHM’e başvurduktan sonra alınabilen somut sonuçlar

  1. Türkiye Devleti’nden yüklü bir tazminat almak.
  2. Problemin Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne geçiş sürecine alınması, bu problem halledilmeden Türkiye’nin AB’ye girememesi (bkz. AB ilerleme raporu).

Bu yazıda faydalandığım orjinal belgeler:

Umarım AİHM’e başvurmak zorunda kalmazsınız, ama gerekirse bu yazı bir başlangıç olabilir.

25.08.2007

Mahkeme Kararıyla Internet Sitesi Kapattırma Formu

ipnic_seal1.gifBir siteyi kapattırmak istiyorsanız karmaşık savcılık işleriyle uğraşmadan kendiniz mahkemeye kapattırma başvurusunda bulunabilirsiniz. Evrensel Alan Adı Kapattırma Formu‘nu doldurun herhangi bir ekstra işleme gerek kalmadan mahkemeye başvurmuş oluyorsunuz. Bu formu doldurup gönderdikten sonra IPNIC sunucusunda bir mahkeme kararı yaratılıyor. Sonra basılabilir PDF formatındaki bu karar,

  • sitenin kayıtlı olduğu DNS servisine,
  • site sahibine,
  • ve yasal ve kamusal işlemler için avukatlara ve gazetecilere

gönderiliyor. Tek yapmanız gereken bu forma site bilgilerini ve kapattırma gerekçenizi yazıp göndermek. Site kapatılırsa IPNIC size mesaj gönderiyor. Daha önce bu formla kapatılmış örnekler için şu ve şu mahkeme kararlarına bakın.

IPNIC Servisi (“Internet Partnership for No Internet Content”) ve Evrensel Alan Adı Kapattırma Formu Viyanalı aktivist sanatçı grubu Ubermorgen tarafından 2003 yılında başlatıldı. Amaç sadece devletin ve paralı kişilerin (Adnan Hoca gibi) değil herkesin Internet üzerinde kontrol sahibi olabilmesi.

24.08.2007

Biri Bu Adamı Durdursun

Teknoajan.com‘daki habere göre wordpress.com ve tüm alt-alan adlarının erişiminin engellenmesinin altından yine Adnan Oktar çıktı. Adnan Oktar kamuoyunda Adnan Hoca ve Harun Yahya gibi takma isimlerle tanınan kendi web sitesinde uluslararası bir kahraman olarak tanıtılan bir adam. En büyük davası ise herkesin bildiği üzere evrim karşıtlığıdır. Bu yolda kebebçılarda evrim karşıtı sergiler açmak, meydanlarda kendi inancına hizmet eden kitaplar dağıtmak gibi ilginç yöntemlere başvuruyor.

Oktar, eksisozluk’e yonelik sansür girişimlerinin ardından bu sefer de wordpress’s el atmış ve avukatı vesilesiyle kamuoyuna aşağıdaki dudak uçuklatıcı açıklamayı yapmış.

Konuyla İlgili Kamuoyu Açıklaması

Kamuoyunca da bilindiği üzere, internet kullanıcılarına ücretsiz site (blog) açma imkanı veren “wordpress.com” isimli blog servisinin yayınlarının Türkiye’ye girişi mahkeme kararıyla engellenmiştir. Bu mahkeme kararı 17.8.2007 tarihinde uygulanmış ve böylece wordpress.com servisi ile bu servisten hizmet alan tüm alt-sitelerin yayınlarının Türkiye’ye girişi durdurulmuştur. Bu yayın durdurma kararının nedeni, adı geçen blog servisinin yasadışı yayınlara sınırsızca imkan tanıması, bunların durdurulması yönündekibaşvuruları dikkate almaması ve belli alt sitelerin durdurulmasına ilişkin olarak Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararları da yok saymasıdır.

Adı geçen servisin sağladığı ücretsiz ve denetimsiz olanaklar kötü niyetli kişileri bu servise yönlendirmiş ve wordpress.com kısa sürede bölücü-yıkıcı ideolojilerin, kişisel husumetlerin, kanunsuz hedeflerin sesi ve yayın merkezi haline dönüşmüştür.Öncelikle belirtmek gerekir ki, herkes bağımsız Türk Mahkemelerinin kararlarına saygılı olmalıdır. Basın özgürlüğü, kişilere hakaret etme özgürlüğü demek değildir. Devletimizin temel değerlerine, Cumhuriyet ilkelerine, bütünlüğümüze ve birliğimize saldırma özgürlüğü hiç değildir. Herkes her konuda görüşünü açıklamakta ve savunmakta özgürdür ama bunu, eleştiri sınırları içinde kalarak, kamu düzenine zarar vermeden ve kişilik haklarına saygılı biçimde yapma yükümlülüğündedir. Bu sınırları aşanların Yargı tarafından engelleneceği tartışmasızdır.

Nitekim önce tarafımızca söz konusu hukuka aykırı yayınların durdurulması için YAKLAŞIK 17 KEZ adı geçen site yönetimine başvurulmuş, ancak site yönetimi bu yayınlar hakkında hiç bir tedbir almamıştır. (Bizim bu başvurularımızdan bir tanesini kendi sitelerindeki açıklamalarında yayınlamışlardır) Bunun üzerine tarafımızca SADECE MÜVEKKİLİMİZİN KİŞİLİK HAKLARINI İHLAL EDEN ALT SİTELERLE İLGİLİ OLARAK yapılan başvurular üzerine Türk Mahkemeleri WordPress altında yayın yapan illegal alt-sitelerin kapatılması için çok sayıda kararlarvermişlerdir. Bu kararlar söz konusu firmanın ABD’de bulunan merkezine ve Türkiye’deki temsilcisine de ulaştırılmış, bu kez Türk Mahkemelerinin kararlarına uyarak yasadışı yayınları durdurmaları istenmiştir. ANCAK, YAZILI VE SÖZLÜ TÜM BAŞVURULARA RAĞMEN ADI GEÇEN FİRMA VE TEMSİLCİLERİ BİZİM TALEPLERİMİZİ DE TÜRK MAHKEMELERİNİN KARARLARINI DA TANIMAMAKTA VE UYGULAMAMAKTA ISRARLA DİRENMİŞLERDİR.

Bunun üzerine adı geçen firmaya Türk Mahkemelerinin kararlarının uygulanmamasına asla göz yumulamayacağı, bu kabul edilemez halin sürmesi halinde kaçınılmaz olarak WordPress.com’un tüm yayınlarının Türkiye’ye girişinin engelleneceği hatırlatılmıştır. Bu son uyarının da dikkate alınmaması sonucu, mahkeme kararlarını uygulamayan WordPress.com’un tüm yayınlarının Türkiye’ye girişi yeni bir mahkemekararıyla engellenmiştir.

Hiç kimsenin mahkeme kararlarını uygulamamak gibi bir ayrıcalığı olamaz. Mahkeme kararları uygulanmak için vardır. Her devletin kendi yargı kurumlarının verdikleri kararların yerine getirilmesini sağlayacak önlemleri alma hakkı vardır.

Türk Yargı organları ve kamu kurumları da, Türk Mahkemelerinin kararlarını uygulamama konusunda direnen gerçek veya tüzel kişilerin yasadışı dirençlerini etkisiz hale getirecek önlemleri alma ve icra etme hakkına sahiplerdir. Devlet kurumlarının, kötü niyet sahiplerinin saldırılarına karşı Türk vatandaşlarını korumasız bırakmayacakları açıktır.

Bu nedenle, daha önceki mahkeme kararlarını uygulamayarak yasadışılığı yaptırımsız bırakan bir blog servisinin yayınlarının tamamen durdurulması doğru bir karardır, haklı bir karardır, örnek bir karardır.

Bu mahkeme kararından tüm blog servislerinin ve internet hizmet sağlayıcılarının almaları gereken dersler vardır. Blog servislerinin, özellikle ücretsiz hizmet verenlerin, kendi firmaları üzerinden yasadışı faaliyet yapan sitelere karşı dikkatli olmaları gerekir. Bu servislerin kendilerine ulaşan şikayetlere ve bilhassa mahkeme kararlarına karşı duyarsız kalmamaları gerekir. Bunun aksi bir tutum sergileyen servislerin WordPress’in karşılaştığı yaptırımla karşılaşmaları kaçınılmazdır.

Blog sahiplerinin de hizmet alacakları servisi seçerken itinalı ve dikkatli olmaları gerekir. Rasgele bir servisi değil, hukuka, insan haklarına, yargı kararlarına saygılı servisleri tercih etmelidirler. Böyle yaptıklarında kendi yayınlarının kesintisizce devam etmesini sağlamakla kalmayacaklar, blog servislerini de hukuka ve yasalara uygun davranmaya mecbur etmiş olacaklardır. Böylece hem haber alma özgürlüğü, hem de kişilik hakları korunmuş olacaktır.

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunarız

Adnan Oktar Vekili
Avukat Kerim Kalkan

WordPress’in Türkiye’deki faaliyetini durdurmayı bir zafer olarak gören Oktar, aslında tüm başvurularına rağmen wordpress’i engelleyememiş, bunun yerinde türk insanın erişimini kısıtlamıştır. Umarız türk yargısı bu ve benzeri sansürü ve sansürcülüğü destekleyen davalarda daha özenli çalışır ve konuyu küresel insan hakları, düşünce özgürlüğü bağlamında değerlendirmeye başlar.

Güncelleme:
Wordpress’in kurucusu Matt Mullenweg blogunda “Turkey Update” başlıklı bir yazı yayınladı ve WordPress.com’a koyulan engel karşısındaki şaşkınlığını yazdı. Matt Türkiye’deki blogculardan yorumlarıyla tartışmaya katılmalarını bekliyor.

Türkiye’den sansürsüz ulaşmak için bağlantı
http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http://photomatt.net/2007/08/25/turkey-update

Direk bağlantı
http://photomatt.net/2007/08/25/turkey-update/

Ayrıca bu yazıya yorumlarınızı yazın. Yazın ki bu utanç verici olay anıtlaşsın, bir süre sonra WordPress.com açılsa bile unutulmasın, Türkiye’de gelecek nesiller bugünlere bakarak bilgiye erişim hakkının gerçekten önemli, sahip olunması gereken bir şey olduğunu bilsin.