11.08.2009

Facebook FriendFeed Alışverişi Hakkında

liberalentelektuel-icmihrak

İç Mihrak: Alık Kraker (Afiş) - Üniversite Hocalarınızın Oda Kapılarına Asılacak

Ailenizin sosyal ağı Facebook RSS kafe FriendFeed’i çok milyon dolara satın aldı. Bu konuda yazılanları okudum. Üşenmeyip kendi bloguna Türkçe haber / yorum yazan iki kişiye birer yorum yazdım, bunları yazarken bir de karşıma bu içmihrak afişi çıktı, bana bunları karıştırıp Düğümküme’ye yapıştırmak kaldı:

M.Serdar Kuzuloğlu yazıyor: “Facebook FriendFeed’i satın aldı“. Altına yazdığım yorum:

“[FriendFeed] Küçük olsun, benim olsun hissiyatıyla sahipleniliyordu. Ancak küçük kalanların boğulduğu web sularında ömrü fazla olmayacaktı.”

Bu satırı okuyanlar sanki bu küçük balık hikayesi doğruymuş zannedecekler, bu konuda yazarken daha dikkatli olunmasını öneririm. Craigslist kullanmayan var mı aranızda? WordPress? Bunlar küçük, deneysel, yenilikci balıklardı, uzun vaadede ortanca veya büyümüş balık olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Buradan bağlanıyoruz, tek çıkış yolunun satış olmadığı, borsada halka açılmak olduğuna. Nitekim halka açılmak veya satış sadece zorunlu çıkışlardır, eğer yatırımcı alınmışsa önem arz eder. Yönetim kurulunda yatırımcı bastırır… Cragislist hiç bir zaman satılmadan halka açılmadan kalabilir ve hala aynı derece faydalı olabilir.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

22.10.2008

Küresel Mali Krizde Son Kurtarılacaklar

Dünyanın en büyük risk yatırım şirketi Sequoia Capital küresel mali krizde yapılacakları anlatan bir sunum yaptı geçtiğimiz hafta. Yukarıda gördüğünüz sunum (büyük görmek için sağ alttaki düğmeye tıklayın) dünyanın dört bir yanında blog blog dolaşmaya başladı verdiği derin analizler ve faydalı tavsiyeler üzerine. Sequoia Capital Apple’dan Google’a Atari’den Oracle’a YouTube’a kadar günümüzün devleşmiş ve kültleşmiş şirketlerine yatırım yapmış, kurmuş, ve büyütmüş asırlık bir yatırım şirketi. Haliyle hayatımıza yön verenlerin yatırımcısı bu kriz için ne söylerse önemli bir yere oturuyor.

Bir şirket olarak krizde yapılacaklar geliri ve gideri daha sıkı kontrol altına almak, borçları ve riskleri azaltmak, ve kaliteyi arttırmak olarak sıralıyor sunum. Yeni gerçeklikler olarak B ve C seri yatırımların mikarının düşeceğini (A ve tohum yatırımlar yorumsuz), gider kesintilerinin zorunlu olduğunu, en kısa zamanda pozitif nakit akışına geçilmesinin şart olduğunu söylüyor. Genel olarak fiyatların düşmek zorunda olduğunu, hakla arzların azalacağını ve uzayacağını belirtiyor. Sunumun sonunda gerçekçi ol ya da eve git (“Get real or go home”) diyor.

Benim anladığım ilk kuratılacak şey nakit para son kurtarılacak şey işçi. Nitekim dünyada ve Türkiye’de işten çıkarmalar başladı (en son Tayfa isimli reklam şirketinden büyük çıkarmalar yapıldığını duydum). Öte yandan dünyada Karl Marx’ın Kapital’i en çok satan kitap haline gelmiş, Hürriyet gazetesinin kapağında bile “Kapitalizmi Yeniden Kurmak” diye başlıklar dolaşıyor, dolar bu hızla neredeyse 2 Lirayı vuracak, Türkiye’den belki saatte 1 milyon dolar para çıkışı yaşanıyor, cari açık rekor seviyelerde. Hal böyleyken hala Türkiye’de çalışabilecek durumda olan kişilerin %50si Türkiye’nin iş gücüne katılmıyor (ev kadınları çoğunlukta olmalı).

İlgili yazılar:

22.10.2008

80+1 Günde Devri Alem

Ars Electronica Linz, voestalpine AG ve Linz09 (“2009 Avrupa Kültür Başkenti”) tarafından 18 Haziran – 6 Eylül 2009 tarihleri arasında düzenlenecek ve 20 projeye yer verilecek olan 80+1: Dünya Etrafında Bir Gezinti, dünya üzerinde seçtikleri 20 duraktan biri olan İstanbul’dan sanatçıların da proje önerilerini bekliyor.

Sanatçılara Açık Davet – “CANLI BİT’LER: Gerçek Zamanlı Bağlanmışlığı İnceleyen Sanat”

“80+1″ sanatçıların değişik fiziksel mekanlarda (özellikle Linz ve dünya üzerinde seçilmiş noktalar arasında) gerçek zamanda insandan-insana ve insandan-çevreye bağlantı ile ilgili yeni ve yenilikçi yollar ile ilgili önerilerini bekliyor. Amaç, uzak mesafelerle ayrılmış insanlar arasındaki anlamlı alışverişleri incelemek ve genişletmek.

Son başvuru tarihi 31 Ekim 2008.

Daha fazla bilgi: http://www.80plus1.org/proposal_text.php

16.10.2008

Küresel Krizde Reklam Kazancına Alternatif Premium Gelir

Küresel krizde son kurtarılacaklar listesinin sonunda tanıtım, yani reklam var. Internet reklamları da bundan payını alıyor. Reklam gelirlerinin düşmesi üzerine web servisleri ellerini çabuk tutup premium iş modellerine geçmeye başladılar. Premium (ya da Freemium) normalde kullandığın bedava bir ürünün daha iyisini bir miktar ücret karşılığı satmak / kullanmak oluyor. Genelde verimlilik arttırıcı web araçları böyle satılıyor. Yapılacaklar listesi, proje yönetimi, kişisel müşteri hizmetleri gibi araçlar bunlara bariz örnekler. Sadece genel iş hayatı programları değil müzik veya programlama gibi daha niş alanlarda da premium ürünler görüyoruz.

Berlin merkezli web servisi SoundCloud üç gün önce Pro hesap sistemine geçerek premium satışlara başladı (yukarıda görülen paketler). SoundCloud elektronik müzik yapanların parçalarını paylaştığı bir ortam. Fiyatlandırma müzik tutma kapasitesine göre belirleniyor. Müzik dosyalarınızı yükleyip arkadaşlarınızla özel veya açık olarak paylaşabiliyorsunuz. Kim ne kadar dinlemiş, beğenmiş beğenmemiş, ne demiş istatistiklerden görebiliyorsunuz. SoundCloud kendi yaptığınız müzik için hem dağıtım kanalı hem de detaylı istatistikler sağlıyor. Ayrıca SoundCloud Flash müzik çalıcısında bloglarda sık sık kullanılan örneklerinden farklı olarak dinlediğiniz bir parçanın içine –girişine, ortasına, 35inci saniyesine– yorum yazabiliyor ve başkalarının yazdıklarını görebiliyorsunuz. Facebook app olarak da kullanılan bu oynatıcı özellikle kendi müziğini yapan DJler için çok detaylı yorum almaya ve yorum yazmaya yarıyor.

Github kod deposu servisi programcılar için adeta bir cennet 2.0. Linus Torvalds’ın bizzat kendi geliştirdiği dağıtık kod sürüm sistemi Git üzerine kurulu bu web servisi kolaylaştırırken sevindirir, eğlendirirken düşündürür özelliklere sahip. Açık kaynaklı projeleri bedava barındırırken özel projeleri para karşılığı barındırıyorlar. Projelerin büyüklüklerine göre de gizlilik ve yer kapasitesine göre premium fiyatlar değişiyor.

Premium iş modeli iyi tasarlanmış ürünler için geçerli bir model. Sıradan özellikli ürünlerde çalışmayacaktır. Şu anda yaşadığımız küresel ekonomik kriz sırasında reklam gibi bağımlı bir düzene bağımsız bir alternatif olabilir.

İlgili yazılar

11.09.2008

9/11 New York – İstanbul

7 yıl önce bugün aklımız gitti. İkiz Kuleler henüz alevler içindeyken CNN Filistin’de sevinen halkı gösteriyordu (yukardaki video). Haberin markası Amerikan ajanslarının koridorlarında icat edilirken hepimiz şok olmuş tüm algılarımız açık bakıyorduk televizyon ekranına noluyor diye. Ne veriliyorsa giriyordu aklımıza, “bilinçleniyorduk”. Kısa bir süre sonra Terörizmle Savaş Kampanyası başladı. Daha bir gün önce 10 Eylül 2001′de Amerikan Ordusunun özelleştirilmesi kararı alınmıştı.

11 Eylül olayı merkezden-kitelye medyanın (merkez = hakim politik güç) toplum bilincini nasıl şekillendirdiğine çok önemli bir örnek. İki yıl sonra bu konuda “9/11 New York – İstanbul” derlemesi, Feride Çiçekoğlu editörlüğünde Homer Kitabevi’nden yayımlandı. Kitap Feride Çiçekoğlu, Alan Duben ve Murat Belge’nin yanısıra Hasan Bülent Kahraman, Nicholas Mirzoeff ve Jean Baudrillard gibi konu ile ilgili çalışma yapmış Türkiyeli ve yabancı 12 yazarın denemelerinden oluşuyor. Ayrıca 6 Haziran 2002’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen “Görsel Bir Gösteri Olarak 9/11” başlıklı panelde yapılan sunumları da içeriyor. Kitap Esen Karol tarafından tasarlandı. Ayrıca İldem Akçakaya ve ben kitaba fotoğraflarla katkıda bulunmuştuk.

Kitap hakkında 2003 Radikal haberi
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=2171

Dünyada 11 Eylül Şüphesi
http://ntvmsnbc.com/news/458984.asp

06.09.2008

Post-modern Özelleştirme: Akbil Kalkıyor Kredi Kartı Geliyor

Akbil kalkıyormuş İstanbul toplu taşıma sisteminden. Yerine ne geliyor? Kredi kartı. Otobüse metroya artık kredi kartı ile binilecek! Toplu taşıma parasını kredi kartı faturasından ödiycez. Belediye, yani devlet, verdiği toplu taşıma hizmeti karşılığı vatandaştan para almıyor, kredi kartını veren özel banka topluyor paraları. Sonra banka bir komisyon keserek belediyenin hesabına geçiriyor.

Kim bu banka? Bu bir ortaklık: Vakıfbank ve Yapı Kredi Bankası. Bu ortaklığın ürünü olan Vakıfbank World adında bir kredi kartı kullanılacak Akbil yerine. Kim bu bankaların sahipleri? Vakıfbank çok ortaklı bir kurum, varlığının çoğu devletin yönettiği vakıflar fonundan oluşuyor. Yapı Kredi %80 Koç Finans’a ait. İsminden şaşırma olmasın, Koç Finans tamamen Koç Holding’e ait değil, sadece %50si. Diğer %50si Avrupa’lı finans devi UniCredit‘e ait. Yani %100 devlete ait Akbil’in yerine geçecek kredi kartı sisteminin bir kısım yüzdesi Yapı Kredi üzerinden UniCredit’e gidecek.

Post-modern özelleştirme

Modern özelleştirme basitçe bir devlet kurumunun bir özel şirkete satılmasıdır. Türkiye’de mesela petrol şirketleri bankalar böyle özelleştirilmiştir. Akbil’den kredi kartına geçiş devlet kurumlarının büyük bir satın alma yaşamadan özel şirketlerle derin organik ilişkiler kurmasıdır. Buna post-modern özelleştirme, veya Derin Devlet 2.0 diyebiliriz.

Borç vatandaşın kamçısıdır

“Borç yiğidin kamçısıdır” demek aldığın borçları ödediğin sürece varlığın kabul edilir demektir. Ödeyemiyorsan bir şey olmuyor, borcun şişiyor, şiştikçe arada bir haber veriliyor öde diye, ama öyle yoğun bir baskı yok, şişmeye devam ediyor, bir noktada tam balon patlamak üzereyken haciz geliyor, malların yoktan borca sayılıyor, geri kalanları da hapiste yatarak ödüyorsun. Borçlandığın kurum değil, o kurumun bağlı olduğu devletler üstü küresel finans sistemi seni suçlu ilan ediyor, adeta yargısız infaz ediliyorsun. Boynun bükük, borcunu ödememişsin, basit bir denklem, %100 suçlusun. Kendini savunamıyorsun. Borç alırken önüne koyulan yüz küsür sayfalık anlaşmayı okumamıştım diyemezsin. Zorla borç verildim diyemezsin. Belediye otobüslerimize kredi kartıyla binme zorunluluğu getirdi diyemezin. Sessizce artan komisyon oranlarının farkında değildim diyemezsin. Kredi kullanmaya başladığın andan itibaren, yani bu yeni kredi kartlı toplu taşıma sistemine göre otobüse bindiğin andan itibaren borçlusun.

Yukarıdaki diyagram dünyadaki tüm kredi borçlarının (kişisel ve kurumsal) nasıl giderek arttığını (1925-2005) ve son yıllarda geçmişe göre hiç görülmemiş bir artışta olduğunu gösteriyor. Tarihin en büyük borç balonu bu, patlar mı, ne zaman patlar bilemiyoruz, ama bu durum devletler üstü küresel finans sisteminin tarihte hiç olmadığı kadar anormal bir hal aldığını gösteriyor… belki de bundan kurtulmanın bir yolu daha da borçlanmak tüm vatandaşları da borçlandırmak ki balonun esas üfleyicileri rahatlasın.

Borçsuzlarla mücadele örgütü

Borcun yoksa zaten bu finans sistemine dahil değilsin. Ama bu devirde kredi kartı kullanmamak mümkün mü? Amerika’da mesela normal bir vatandaşın posta kutusuna sık sık “mükemmel şartlarda” “büyük fırsatlı” yeni kredi kartı formu gelir. Normalde kitap satın aldığımız şirketler veya günlük alışveriş yaptığımız marketler aynı zamanda kredi kartı da verir. Onlarınkini kullanırsan daha büyük avantajlar elde edersin…

Visa MasterCard gibi dev kredi kartı şirketleri tüketicilere mümkün olan her yerden kredi kartı vermeye çalışırlar çünkü bu kartlar sizi bu şirketlere borçlandırır ve bağımlı hale getirir. Bir iki şirket değil yerel veya küresel yüzlerce şirketler örgütü üzerinden bize ulaşmaya çalışırlar. Dolayısıyla toplu taşımada Akbil’den kredi kartına geçiş Visa Master Card gibi şirketlerin Türkiye vatandaşlarını kendilerine borçlu kılacak büyük bir adımdır.

İlgili Düğümküme yazıları

19.01.2008

MySpace Türkiye

MySpace Türkiye’ye geliyor. Bu ne demek? Çoğunluğunu genç kesimin oluşturduğu Türkiye internet ortamını (16 milyon) MySpace kazançlı bir pazar olarak görüyor.

TechCrunch blogunda yayınlanan habere göre MySpace arayüzlerini Türkçe yapmadan önce Türkiye’deki pazarı anlamak istiyor. Yerel müzik gruplarını ve sanatçıları nasıl sisteme sokacağını görmek istiyor. Bildiğiniz gibi MySpace en çok müzk gruplarının sayfa yapıp binlerce “fan” edindiği bir sosyal ağ servisi. Bu yerelleştirme operasyonu için MySpace İstanbul’da çalışmak üzere eleman arıyor. Webrazzi önceki yazısında LinkedIn’de verilmiş MySpace iş ilanını göstererek olayı haber vermişti.

Farklı Sınıflar Farklı Pazarlar

Her ne kadar Türkiye Facebook sosyetesi şu anda çok ilgi görüyorsa da, MySpace açık yapısıyla pazara egemen olacaktır diye düşünüyorum. Bu muhtemel egemenliğin birbirini tamamlayan iki sebebi var:

  1. MySpace ve Facebook farklı sosyal sınıflara hitab ediyor.
  2. Türkiye’de İngilizce bilenler ve bilmeyenler farklı sosyal sınıflar oluşturuyor.

Bu iki tartışmalı sav da bana ait değil, sadece bağlama göre burada bir araya getiriyorum ki üzerine düşünelim. MySpace ve Facebook’un farklı sosyal sınıflar tarafından kullanıldığı sosyal ağ araştırmacısı Danah Boyd’un geçtiğimiz yıl yayınlanan makalesi ile belirtildi ve tabii küresel boyutta büyük tartışmalar açtı.

Amerikan Sınıf Farklarına Facebook ve MySpace Üzerinden Bakış
http://www.danah.org/papers/essays/ClassDivisions.html

İngilizce bilen ve bilmeyen arasındaki sosyal sınıf farkını Türkiye’de yaşayan bir çok kişi biliyordur, bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil tabi, ben bu yorumu Murat Belge’nin bir yazısında okumuştum (online bulamıyorum).

Eğitim seviyesi, gelir seviyesi, ve dolayısıyla yaşam biçimi internet’teki sosyal ağlara kökünden yansıyacaktır. Türkiye’ye gelen sosyal ağlı internet şirketleri bu şartlarla uğraşmak durumundalar.

Yasaklar

Türkiye’de yabancı internet servisleri girişiminde bir başka boyut da Türkiye mahkemelerinin henüz anlamadığı internet’te ifade özgürlüğü konusu. Daha dün YouTube ikinci defa bir video yüzünden Türkiye’de milyonlarca kişinin erişimine kapatıldı. Daha önce blog servisi WordPress.com’a erişim bir kişinin şikayeti yüzünden (Biri bu adamı durdursun) kapatılmıştı. Bu yasakların kitap vs. yasaklamaktan çok daha ağır olduğunun farkında değil maalesef Türkiye’deki mahkemeler. Bu yasakçı ülkede ayakta açık kalabilmek için MySpace Türkiye ofisinin görevlerinden biri de RTÜKçülük olacaktır.

11.12.2007

Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz

mute-26-kapak.jpg

Mute internet sonrası kültür ve politika ortamına odaklanmış bir yayın. 1994 yılından beri düzenli olarak online toplaradıkları içeriği yine düzenli olarak dergi veya kitap olarak basıyorlar. Mute’un yeni basılı sayısının başlığı “Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz“. Borçla ayakta duran bir neslin –küresel boyutta– patlama işaretleri verdiği ve bunun sosyal etkileri konu ediliyor. IMF’den aldığı borçlarla ayakta duran Türkiye ekonomisini yaşayan bizler için hem çok duyulmuş hem de çok kulak ardı edilmiş bir konu. Biliyorsunuz ki bugünkü devirde öğrenci, esnaf, mafya, devlet kim olursanız olun ancak aldığınız borçları ödeyebildiğiniz sürece varlığınız kabul edilir.

Bu sayıya katkıda bulunan yazarlar ve sanatçılar dünyadaki finans akışı ve bunun ayakta tuttuğu düzen arasındaki bağları inceliyorlar. Hazinedeki altın miktarına dayalı ekonomi modellerini bırakalı çok oldu, bu halde elinizde tuttuğunuz para nasıl değerli olabiliyor? Bu değer sadece sizle aynı yerde bulunan fabrikalardaki ve tarlalardaki üretime mi bağlı yoksa Venezuella’daki bir kriz sizi etkiliyor mu? Bunun ne kadar farkındasınız, yoksa sadece aa dolar düştü borsa yükseldi diye mi bakıyorsunuz. Özetle küresel bir finans krizi bizim krizimiz mi?

Mute Dergisi online ve basılı dağıtılıyor, burdan üye olabilirsiniz.

22.07.2005

CIA Dünya Gerçekleri Kitabı yenilendi

14 Temmuz 2005′de yenilenen CIA Dünya Gerçekleri Kitabı dunyadaki ulkeler hakkinda genel ve detayli bilgiler iceriyor. Bilgi gorsellestirmesi alaninda kullanmak icin onemli bir kaynak. Her ulkenin cografi, nufus, ekonomik, iletisim, ulastirma, ve askeri alaninda detayli bilgiler iceriyor. Bu bilgiler ozellikle baska bilgiler ile karsilastirilarak kullanildiginda cesitli bilgilerin ve anlamlarin aciga cikmasini saglayabiliyor. Ornegin internette kuresel boyutta gerceklesen bir olayi incelerken ulkelerin buna ne derecede katkida bulundugu CIA kitabindan ulkelerin internet kullanicilari sayisi ve nufusu kullanilarak aciga vurulabilir. Turkiye sayfasinda internet kullanicilari sayisi 5.5 milyon olarak gozukuyor.

Ayrica buradaki bilgilier bilgisayar tarafindan okunabilir bicimde bulunabiliyor, ornegin her bir ulke icin nufus, internet kullanicilari, askeriye yapilan harcama, dogum oranlari, havaalani sayisi, HIV/AIDS’den olenler, petrol uretimi, enflasyon oranlari gibi bilgiler metin ayrıştırıcı bir program yazilarak burdan alinip cesitli tasarimlarda kullanilabilir.