12.08.2009

Önce Şok Edildi Sonra Sömürüldü


shock-doctrineBir ekonomik kriz, bir askeri darbe, bir terörist saldırı, veya bir doğal afet olduğunda toplumsal seviyede bir şaşkınlık yaşanır. Bu şaşkınlık kolayca sömürülebilir, çünkü tüm algımız açılmıştır, bir çocuk gibi savunmasız hale geliriz diyor Naomi Klein “The Shock Doctrine” (2007) kitabında. Naomi Klein CIA sorgulamalarında işkence için kullanılan “şok tedavisi” yönteminin nasıl toplumsal boyutta uygulandığını anlatıyor. Kitabın tanıtım videosu aşağıda. Ayrıca buradan, buradan veya buradan da seyredebilirsiniz. Bu yazı yine Düğümküme taslakları arasında bir yıl kadar unutulmuş, daha fazla bekletmeden olduğu gibi veriyorum. Kitaptan bir kaç not video altında.


Bu yazının geri kalanını okuyun »

31.03.2009

Outlet: Kişilik Krizi

outlet-kisilik-krizi-2009

outlet-adrian-paci-projeodasi-2009

OUTLET‘de 4 Nisan’da açılacak “Kişilik Krizi” sergisi küresel krize kişisel tepki üzerine odaklanıyor.

Resmi duyuru şöyle:

Kişilik Krizi
Açılış: 4 Nisan Cumartesi, 18:30 – 20:30
Sergi: 6 Nisan Pazartesi – 23 Mayıs Cumartesi

Outlet//İhraç Fazlası Sanat Galerisi
Boğazkesen Cad.
Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-İstanbul

Outlet//İhraç Fazlası Sanat, sergileriyle durağan güncel sanat ortamını canlandırmaya, harekete geçirmeye devam ediyor. 4 Nisan’da açılacak olan “Kişilik Krizi” sergisi, sanatçıların, kendi dönemlerinin meselelerine verdikleri içerden bir cevap!

Outlet; “kendi iç meselelerine” odaklanan 7 sanatçının “Kişilik Krizi” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Barış Seyitvan(Diyarbakır), Birtan Oran(İzmir), Erkan Özgen(Diyarbakır), Fatih Tan(Mardin-Antakya), Nasan Tur(Berlin), Mehmet Vanlıoğlu(Mersin-İstanbul), Murat Özdemir(İzmir) yapıtları izleyiciyle buluşuyor.

Mekanın alt katı Outlet Proje Alanı’na ise, “centro di permanenza temporanea” isimli video ve fotoğraf çalışmasıyla, sanatçı Adrian Paci (Tirana-Milano) konuk oluyor.

Outlet’in giriş katında, farklı şehirlerden 7 sanatçının resim, fotoğraf, video çalışmalarında, kendi iç meselelerine ilişkin bakışları görünür oluyor.

Kriz çağının çocukları, kendi şarkılarını söylüyor. Hep bir ağızdan, başka dillerde, başka tonlarla.. Bazıları için küçük bir baş ağrısı problemi, bazıları içinse derin bir düş kırıklığı, aynalara baktırmayan. En çok da, erken büyüyen çocukların krizi ve hiç büyüyemeyen Peter Pan’ların.

Birtan Oran; otoportresi olarak tanımladığı çalışmalarında, tüketim çağının çocuklarının da portresini çiziyor; üst üste yığılmış kutuların üzerinde bir çift Adidas ayakkabı parlıyor. Nasan Tur, pek çok farklı alanda kullanılan bir sözü, “Time for Revolution”(Devrim Zamanı)çağrısını, tıpkı sokaklardaki diğer grafittiler gibi, yeniden yazmak istiyor. Ancak küçük bir dil sürçmesiyle, “Revolution”, “Revollusion” oluyor. Yazımdaki bu beceriksizlik/başarısızlık, anlamları çoğaltıyor, yeni anlamlar için sözcüğün içinde yer açıyor. Murat Özdemir, geçmişten gelen bir çığlığı resmine akıtıyor. Sessizlik ismini verdiği serisi, iç sesinin ifadesi oluyor. Erkan Özgen, videosu “Lost Body”de,  kayıp bir zamanın izini sürüyor. Çocukluğun masumiyeti, postalların arasında yitiriliyor. Gündüzleri inşaat boyacılığı, palyaçoluk işleri yapan sanatçılar, Mehmet Vanlıoğlu ve Barış Seyitvan, yaşamlarını kazanmak için verdikleri uğraşıyı, sanatsal üretimlerine de aktarıyorlar. Vanlıoğlu, videosuyla boya yapıyor, balık tutuyor, Seyitvan ise, gece eve döndüğünde, günün muhasebesini videonun objektifinin karşısında yapıyor. Fatih Tan, fotoğraf çalışmasında, izleyiciyi umursamazlıkla yüklü bir gerilime sürüklüyor. Bir sanatçı, bir eleştirmen ve bir suikastçı yanyana geldiğinde, en çok Nietzsche’ye yaraşır bir an’da izleyici asılı kalıyor.
Outlet Proje Alanı’nın konuğu; 1969’da Arnavutluk’ta doğan sanatçı ADRIAN PACI 1997 yılından beri Milano’da yaşamakta. Doğduğu topraklar olan Balkanlar’daki durumları anlattığı bir dizi son derece güçlü eser üreten Paci, “Centro di permanenza temporanea” çalışmasında, geçmişi ile yeni durumlara bağlanması arasında ironik bir bağ kuruyor. Bir ülkeden diğerine, umutla; daha mutlu bir geleceğin, zenginliğin, huzurun umuduyla harekete geçen işçi-mültecilerin resmini kendi durumuyla kesiştiriyor. Bir yerden bir yere hareket etmek zorunda olan işçilerin “yolları”, alışılageldiği üzere küçük, sıkışık bir otobüste değil, apronda kesişiyor. Yine de eski alışkanlıklardan kolay vazgeçilemiyor. Havaalanında bir uçağa binme sırası oluşuyor. Bu çalışma; en çok kendiyle alay etmeyi seven sanatçının, bir “homo-balkanicus” portresi olarak da okunabilir.

“Kişilik Krizi”nin açılışında İstanbul’da bulunacak olan sanatçı, bu sergiye paralel olarak 4 Nisan Cumartesi günü saat 14:00’te Garanti Galeri- Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi’nde son dönem üretimlerine odaklanan bir konuşma gerçekleştirecek.

“Kişilik Krizi” sergisi 4 Nisan’dan 23 Mayıs’a dek Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-18.30 saatleri arasında görülebilir. (Tel: 0212 245 55 05)

OUTLET HAKKINDA
Outlet, sosyal ve kültürel adaletsizliğin bunca derinleştiği bir ortam/zamanda, lüks olarak görülen sanatı, kitlelerle buluşturma girişimidir. Outlet; müzeler, enstitüler, banka galerileri, kurumlar arasında giderek sıkışan sanat ortamı için bir nefes alma alanı yaratmayı ve yenilikçi, risk alabilen projeler gerçekleştirmeyi hedefler.
Sanatın gündemini takip etmek isteyenlerin yeni adresi Outlet; Canan Pak, AYK, MAS Matbaası, BenQ, The Point Otel, Beck’s, Coca Cola, Netcopy Center ve Derin Design’ın sponsorluğuyla Azra Tüzünoğlu tarafından yürütülmektedir.

Outlet Proje Alanı: Sanatçıların özgün/farklı çalışmalarına ev sahipliği yapmak, yeni projeler üretmeyi desteklemek amacını taşır. Türkiye’den ve dünyadan sanatçıların davet edilmesi ve/ya başvurularla şekillenen proje alanı; Outlet’te aynı anda birbiriyle ilintili farklı sergiler görmeyi mümkün kılar.

ZAMAN:
Açılış Kokteyli – 4 Nisan Cumartesi, 18:30 – 20:30
Sergi: 6 Nisan Pazartesi – 23 Mayıs Cumartesi
Ziyaret saatleri: Salı-Cumartesi 10:00 – 18:30

MEKAN:
Outlet//İhraç Fazlası Sanat Galerisi
Boğazkesen Cad.
Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-İstanbul

22.10.2008

Küresel Mali Krizde Son Kurtarılacaklar

Dünyanın en büyük risk yatırım şirketi Sequoia Capital küresel mali krizde yapılacakları anlatan bir sunum yaptı geçtiğimiz hafta. Yukarıda gördüğünüz sunum (büyük görmek için sağ alttaki düğmeye tıklayın) dünyanın dört bir yanında blog blog dolaşmaya başladı verdiği derin analizler ve faydalı tavsiyeler üzerine. Sequoia Capital Apple’dan Google’a Atari’den Oracle’a YouTube’a kadar günümüzün devleşmiş ve kültleşmiş şirketlerine yatırım yapmış, kurmuş, ve büyütmüş asırlık bir yatırım şirketi. Haliyle hayatımıza yön verenlerin yatırımcısı bu kriz için ne söylerse önemli bir yere oturuyor.

Bir şirket olarak krizde yapılacaklar geliri ve gideri daha sıkı kontrol altına almak, borçları ve riskleri azaltmak, ve kaliteyi arttırmak olarak sıralıyor sunum. Yeni gerçeklikler olarak B ve C seri yatırımların mikarının düşeceğini (A ve tohum yatırımlar yorumsuz), gider kesintilerinin zorunlu olduğunu, en kısa zamanda pozitif nakit akışına geçilmesinin şart olduğunu söylüyor. Genel olarak fiyatların düşmek zorunda olduğunu, hakla arzların azalacağını ve uzayacağını belirtiyor. Sunumun sonunda gerçekçi ol ya da eve git (“Get real or go home”) diyor.

Benim anladığım ilk kuratılacak şey nakit para son kurtarılacak şey işçi. Nitekim dünyada ve Türkiye’de işten çıkarmalar başladı (en son Tayfa isimli reklam şirketinden büyük çıkarmalar yapıldığını duydum). Öte yandan dünyada Karl Marx’ın Kapital’i en çok satan kitap haline gelmiş, Hürriyet gazetesinin kapağında bile “Kapitalizmi Yeniden Kurmak” diye başlıklar dolaşıyor, dolar bu hızla neredeyse 2 Lirayı vuracak, Türkiye’den belki saatte 1 milyon dolar para çıkışı yaşanıyor, cari açık rekor seviyelerde. Hal böyleyken hala Türkiye’de çalışabilecek durumda olan kişilerin %50si Türkiye’nin iş gücüne katılmıyor (ev kadınları çoğunlukta olmalı).

İlgili yazılar:

16.10.2008

Küresel Krizde Reklam Kazancına Alternatif Premium Gelir

Küresel krizde son kurtarılacaklar listesinin sonunda tanıtım, yani reklam var. Internet reklamları da bundan payını alıyor. Reklam gelirlerinin düşmesi üzerine web servisleri ellerini çabuk tutup premium iş modellerine geçmeye başladılar. Premium (ya da Freemium) normalde kullandığın bedava bir ürünün daha iyisini bir miktar ücret karşılığı satmak / kullanmak oluyor. Genelde verimlilik arttırıcı web araçları böyle satılıyor. Yapılacaklar listesi, proje yönetimi, kişisel müşteri hizmetleri gibi araçlar bunlara bariz örnekler. Sadece genel iş hayatı programları değil müzik veya programlama gibi daha niş alanlarda da premium ürünler görüyoruz.

Berlin merkezli web servisi SoundCloud üç gün önce Pro hesap sistemine geçerek premium satışlara başladı (yukarıda görülen paketler). SoundCloud elektronik müzik yapanların parçalarını paylaştığı bir ortam. Fiyatlandırma müzik tutma kapasitesine göre belirleniyor. Müzik dosyalarınızı yükleyip arkadaşlarınızla özel veya açık olarak paylaşabiliyorsunuz. Kim ne kadar dinlemiş, beğenmiş beğenmemiş, ne demiş istatistiklerden görebiliyorsunuz. SoundCloud kendi yaptığınız müzik için hem dağıtım kanalı hem de detaylı istatistikler sağlıyor. Ayrıca SoundCloud Flash müzik çalıcısında bloglarda sık sık kullanılan örneklerinden farklı olarak dinlediğiniz bir parçanın içine –girişine, ortasına, 35inci saniyesine– yorum yazabiliyor ve başkalarının yazdıklarını görebiliyorsunuz. Facebook app olarak da kullanılan bu oynatıcı özellikle kendi müziğini yapan DJler için çok detaylı yorum almaya ve yorum yazmaya yarıyor.

Github kod deposu servisi programcılar için adeta bir cennet 2.0. Linus Torvalds’ın bizzat kendi geliştirdiği dağıtık kod sürüm sistemi Git üzerine kurulu bu web servisi kolaylaştırırken sevindirir, eğlendirirken düşündürür özelliklere sahip. Açık kaynaklı projeleri bedava barındırırken özel projeleri para karşılığı barındırıyorlar. Projelerin büyüklüklerine göre de gizlilik ve yer kapasitesine göre premium fiyatlar değişiyor.

Premium iş modeli iyi tasarlanmış ürünler için geçerli bir model. Sıradan özellikli ürünlerde çalışmayacaktır. Şu anda yaşadığımız küresel ekonomik kriz sırasında reklam gibi bağımlı bir düzene bağımsız bir alternatif olabilir.

İlgili yazılar

29.09.2008

700 Milyar Dolarlık Kefalet Reddedildi: Serbest Pazar Yapayalnız

Amerikan Devleti’nin batmaya yüz tutmuş Wall Street finans şirketlerini kurtarmak için planladığı 700 milyar dolarlık kefalet reddedildi. 700 milyar dolar neredeyse Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası‘na denk geliyor. Bu paranın senatoda reddedilmesi ile beraber New York Times kapaktan borsanın dibe vuruşunu gösterdi. Şu anda büyük bankalardan ayakta durabilenler duramayanları satın alıyor ya da devlet el koyuyor. Dow Jones bir gün içerisinde tarihin en hızlı düşüşünü yaşadı. Google Finance servisi çakıldı.

Bugün yaşadığımız bu olay dünya tarihinde çok önemli bir yere oturacak. Ekonomi uzmanı değiliz ama normal bir insanın anlayabileceği hem kısa dönem hem uzun dönem sonuçları var bu olayın. Birincisi yarın dünyanın geri kalanında Asya, Türkiye, Avrupa borsaları açıldığında büyük düşüşler görücez, büyük çakılmaları engellemek için borsalar kapatılabilir, işlemler dondurulabilir. Hala Türkiye’nin merkezden-kitleye gazeteleri “Amerika’da mali kriz” diye haber yapıyor, halbuki Tükiye’de bankalar (bkz dün Fortis’e el konulması) ve tabii ki sizin bu bankalardaki hesaplarınız doğrudan etkileniyor bu olaylardan. Hesabınızdan para çekebiliyor musunuz bir deneyin.

İkincisi serbest pazar ekonomisinin can çekiştiği sırada devlet yardım etmeyerek serbest pazar düzenini kendi kendine çırpınmaya bıraktı. Bu parayı vermemesiyle devlet’e güven arttı sebest pazara ise güven düştü diyebiliriz. Devlet vatandaşa ait olan parayı finans dünyasının balon şişiren dev yatırımcılarına vermeyerek güven verdi vatandaşa. Sonuç olarak önümüzdeki yıllarda dünyada büyük devlet (“big brother”) modeli ağır basabilir.

İlgili yazılar

11.12.2007

Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz

mute-26-kapak.jpg

Mute internet sonrası kültür ve politika ortamına odaklanmış bir yayın. 1994 yılından beri düzenli olarak online toplaradıkları içeriği yine düzenli olarak dergi veya kitap olarak basıyorlar. Mute’un yeni basılı sayısının başlığı “Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz“. Borçla ayakta duran bir neslin –küresel boyutta– patlama işaretleri verdiği ve bunun sosyal etkileri konu ediliyor. IMF’den aldığı borçlarla ayakta duran Türkiye ekonomisini yaşayan bizler için hem çok duyulmuş hem de çok kulak ardı edilmiş bir konu. Biliyorsunuz ki bugünkü devirde öğrenci, esnaf, mafya, devlet kim olursanız olun ancak aldığınız borçları ödeyebildiğiniz sürece varlığınız kabul edilir.

Bu sayıya katkıda bulunan yazarlar ve sanatçılar dünyadaki finans akışı ve bunun ayakta tuttuğu düzen arasındaki bağları inceliyorlar. Hazinedeki altın miktarına dayalı ekonomi modellerini bırakalı çok oldu, bu halde elinizde tuttuğunuz para nasıl değerli olabiliyor? Bu değer sadece sizle aynı yerde bulunan fabrikalardaki ve tarlalardaki üretime mi bağlı yoksa Venezuella’daki bir kriz sizi etkiliyor mu? Bunun ne kadar farkındasınız, yoksa sadece aa dolar düştü borsa yükseldi diye mi bakıyorsunuz. Özetle küresel bir finans krizi bizim krizimiz mi?

Mute Dergisi online ve basılı dağıtılıyor, burdan üye olabilirsiniz.