Ali Miharbi 15.05.2009

RomaEuropaFAKEFactory: Katılım Çağrısı

Son zamanlarda ifade özgürlüğü denince çoğumuzun aklına, özellikle YouTube ve erişime kapatılan siteler nedeniyle devlet baskısıyla yapılan ideolojik sansür geliyor. Bunun yanında, her ne kadar iç içe geçebilseler de, sansürün başka bir biçimi diyebileceğimiz, ideoloji değil ekonomi tabanlı, dünyada giderek sıkılaşan ve teknoloji yoluyla koruma altına alınmaya çalışılan, telif hakları ile yasallaşan kısıtlamalara karşı tepkiler de artıyor. İtalya’da başlayan ve uluslararası bir yarışmaya dönüşen RomaEuropa Fake Factory de bu tepkilerden birisi. Duyuruları aşağıda.

20090503-093101-1

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Ali Miharbi 17.06.2008

Kanunları Kodlamak

Son yıllarda yapay zeka yöntemleri ve ontolojik modeller hukuk alanında başarıyla denenmeye başlandı. Bu uygulamalar arasında hukuksal mantık, diller arası ve semantik bilgiye erişim, belge sınıflandırması ve protokol hazırlanmasını sayabiliriz. Bunun için genel olarak tabandan tepeye (analitik) diyebileceğimiz yapay zeka teknikleri ile yukarıdan aşağı (sentetik) olarak tanımlayabileceğimiz ontolojik metodolojiler kombine ediliyor. Bu tekniklerin uygulanmasının başarılı deneyler olarak kalmayıp hayatımıza girmesi için hukuk ontolojilerinin hazırlanması büyük önem taşıyor.

Bilgisayar bilimi ve bilişimde, ontoloji terimi felsefede kullanıldığından biraz daha farklı anlamda, bir kavramlar kümesinin belli bir alan (domain) içinde formal temsili ve bu kavramlar arasındaki ilişkiler olarak tanımlanıyor. Söz konusu alan hakkında mantıksal çıkarımlarda bulunmanın yanısıra bu alanın doğrudan tanımını yapmak için de kullanılabiliyor. Bilginin temsiline gereksinim duyulan yapay zeka, Semantik Web, yazılım mühendisliği, biyomedikal informatik, kütüphane bilimi, bilgi mimarisi uygulamalarında ontolojilerin kullanımı yaygın. Genel olarak bireyler, sınıflar, sıfatlar, ilişkiler, kurallar, kısıtlamalar, aksiyomlar, olaylar gibi bileşenlerden oluşuyor. Hukuksal Bilgi Değişim Formatı LKIF de (Legal Knowledge Interchange Format) hukuk alanında ontolojilerin oluşturulması için, bir AB projesi olan Estrella altında geliştirilmiş Semantik Web tabanlı bir dil.

Aslında hukuk ile bilgisayar bilimi arasındaki paralelliklere bakarsak ve bilgisayar dillerinin mantığı eyleme dönüştürme konusundaki kusursuzluğunu düşünürsek bu iki disiplin arasındaki etkileşime şaşırmamak gerekir. Örneğin William F. Opdyke’ın 1982′de yazdığı Refactoring Object-Oriented Frameworks başlıklı tezinden, nesne tabanlı yazılımların tekrardan yapılandırılması ile ilgili yazdıklarına bakarsak:

  1. Bir yazılım geliştirirken, önceden hangi sınıfların önemli konseptleri kapsayacağı ve birbirleriyle nasıl ilişkilendirileceğini belirlemek zordur. Tecrübelerin bize gösterdiği, kullanışlı bir sınıf taksonomisi iteratif bir keşif süreci sonunda ortaya çıkar. Uygulama daha iyi anlaşıldıkça sistem tekrardan yapılandırılır ve halihazırdaki sınıflarda yer alan soyutlamaların değiştirilmesi gerekebilir.
  2. Sistem (yazılım) birkaç iterasyondan sonra olgunluğa ulaştıktan sonra bile, ufak yapısal değişiklikler gerekli olabilir. Yazılım sistemi, sürekli değişen bir ortamda çalışabilmek ve aynı zamanda da kullanıcıların sürekli değişen gereksinimlerini karşılayabilmek zorundadır.
  3. Yazılımı, projeler arası kullanmaya kalkınca değişik sorunlar ortaya çıkar. Bir sistemin, organizasyon ve diğer faktörler nedeniyle, başka bir proje tarafından kullanılabilmesi için değişik bir şekilde bölümlendirilmelidir. Bu yüzden tekrardan kullanım için de bir miktar tekrardan yapılandırma gerekir.

Yakın zamanda rastgeldiğim bir yazıda Garret Wilson burada koyu ile yazılmış olan proje, yazılım, uygulama ve kullanıcı terimlerini; sırasıyla dava, emsal, konu alanı ve kamu ile değiştirip kanun yazma ile yazılım geliştirme süreçleri arasındaki paralelliğe dikkat çekiyor. Yazıda aynı zamanda prosedür tabanlı programlama ile nesne tabanlı programlamanın hukuktaki karşılıklarının da anlatılması ilginç. Neticede kanunların da birer kod olduğunu ve kullanılan doğal dil nedeniyle içlerinde boşluklar ve yorum yoluyla esnetilme potansiyeli olduğunu düşünürsek araştırmacıların bu konularda kafa patlatmaları şaşırtıcı değil.

Tekrardan Estrella konsorsiyumu tarafından geliştirilen ve yaklaşık 200 kavramdan oluşan LKIF-Core Ontolojisi‘ne dönelim. Bu ontoloji 15 modülden oluşuyor. Herbir modül birbiriyle ilişkili hukuk terimleri dışında günlük kullandığımız kavramları kapsıyor. Bu terimlerin tanımlarını da buradan bulmak mümkün. Bunların en soyutları üst, mekan, mereoloji, zaman, uzay-zaman modülleri içinde tanımlanmış.


LKIF-Core modülleri

Estrella sitesinde, LKIF dışında hukuksal bilgi tabanlı sistemlerle etkileşime girecek uygulama programlama arayüzlerinin de (API) geliştirildiği Estrella platformunu uygulamaya koymak ve test etmek için Avrupa vergi mevzuatı ile iki Avrupa ülkesinin vergi mevzuatlarının modelleneceği ve pilot uygulamalarda kullanılacağı söylenmiş. Şu anda bu çok yakın gözükmese de ilerde kanun tasarılarının anayasaya uygunluğunu yazılım yoluyla anında görebileceğimiz sistemler geliştirilirse bu kimlerin işine yarar, kimleri rahatsız eder o da düşündürücü.

Etkin Ciftci 24.08.2007

Biri Bu Adamı Durdursun

Teknoajan.com‘daki habere göre wordpress.com ve tüm alt-alan adlarının erişiminin engellenmesinin altından yine Adnan Oktar çıktı. Adnan Oktar kamuoyunda Adnan Hoca ve Harun Yahya gibi takma isimlerle tanınan kendi web sitesinde uluslararası bir kahraman olarak tanıtılan bir adam. En büyük davası ise herkesin bildiği üzere evrim karşıtlığıdır. Bu yolda kebebçılarda evrim karşıtı sergiler açmak, meydanlarda kendi inancına hizmet eden kitaplar dağıtmak gibi ilginç yöntemlere başvuruyor.

Oktar, eksisozluk’e yonelik sansür girişimlerinin ardından bu sefer de wordpress’s el atmış ve avukatı vesilesiyle kamuoyuna aşağıdaki dudak uçuklatıcı açıklamayı yapmış.

Konuyla İlgili Kamuoyu Açıklaması

Kamuoyunca da bilindiği üzere, internet kullanıcılarına ücretsiz site (blog) açma imkanı veren “wordpress.com” isimli blog servisinin yayınlarının Türkiye’ye girişi mahkeme kararıyla engellenmiştir. Bu mahkeme kararı 17.8.2007 tarihinde uygulanmış ve böylece wordpress.com servisi ile bu servisten hizmet alan tüm alt-sitelerin yayınlarının Türkiye’ye girişi durdurulmuştur. Bu yayın durdurma kararının nedeni, adı geçen blog servisinin yasadışı yayınlara sınırsızca imkan tanıması, bunların durdurulması yönündekibaşvuruları dikkate almaması ve belli alt sitelerin durdurulmasına ilişkin olarak Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararları da yok saymasıdır.

Adı geçen servisin sağladığı ücretsiz ve denetimsiz olanaklar kötü niyetli kişileri bu servise yönlendirmiş ve wordpress.com kısa sürede bölücü-yıkıcı ideolojilerin, kişisel husumetlerin, kanunsuz hedeflerin sesi ve yayın merkezi haline dönüşmüştür.Öncelikle belirtmek gerekir ki, herkes bağımsız Türk Mahkemelerinin kararlarına saygılı olmalıdır. Basın özgürlüğü, kişilere hakaret etme özgürlüğü demek değildir. Devletimizin temel değerlerine, Cumhuriyet ilkelerine, bütünlüğümüze ve birliğimize saldırma özgürlüğü hiç değildir. Herkes her konuda görüşünü açıklamakta ve savunmakta özgürdür ama bunu, eleştiri sınırları içinde kalarak, kamu düzenine zarar vermeden ve kişilik haklarına saygılı biçimde yapma yükümlülüğündedir. Bu sınırları aşanların Yargı tarafından engelleneceği tartışmasızdır.

Nitekim önce tarafımızca söz konusu hukuka aykırı yayınların durdurulması için YAKLAŞIK 17 KEZ adı geçen site yönetimine başvurulmuş, ancak site yönetimi bu yayınlar hakkında hiç bir tedbir almamıştır. (Bizim bu başvurularımızdan bir tanesini kendi sitelerindeki açıklamalarında yayınlamışlardır) Bunun üzerine tarafımızca SADECE MÜVEKKİLİMİZİN KİŞİLİK HAKLARINI İHLAL EDEN ALT SİTELERLE İLGİLİ OLARAK yapılan başvurular üzerine Türk Mahkemeleri WordPress altında yayın yapan illegal alt-sitelerin kapatılması için çok sayıda kararlarvermişlerdir. Bu kararlar söz konusu firmanın ABD’de bulunan merkezine ve Türkiye’deki temsilcisine de ulaştırılmış, bu kez Türk Mahkemelerinin kararlarına uyarak yasadışı yayınları durdurmaları istenmiştir. ANCAK, YAZILI VE SÖZLÜ TÜM BAŞVURULARA RAĞMEN ADI GEÇEN FİRMA VE TEMSİLCİLERİ BİZİM TALEPLERİMİZİ DE TÜRK MAHKEMELERİNİN KARARLARINI DA TANIMAMAKTA VE UYGULAMAMAKTA ISRARLA DİRENMİŞLERDİR.

Bunun üzerine adı geçen firmaya Türk Mahkemelerinin kararlarının uygulanmamasına asla göz yumulamayacağı, bu kabul edilemez halin sürmesi halinde kaçınılmaz olarak WordPress.com’un tüm yayınlarının Türkiye’ye girişinin engelleneceği hatırlatılmıştır. Bu son uyarının da dikkate alınmaması sonucu, mahkeme kararlarını uygulamayan WordPress.com’un tüm yayınlarının Türkiye’ye girişi yeni bir mahkemekararıyla engellenmiştir.

Hiç kimsenin mahkeme kararlarını uygulamamak gibi bir ayrıcalığı olamaz. Mahkeme kararları uygulanmak için vardır. Her devletin kendi yargı kurumlarının verdikleri kararların yerine getirilmesini sağlayacak önlemleri alma hakkı vardır.

Türk Yargı organları ve kamu kurumları da, Türk Mahkemelerinin kararlarını uygulamama konusunda direnen gerçek veya tüzel kişilerin yasadışı dirençlerini etkisiz hale getirecek önlemleri alma ve icra etme hakkına sahiplerdir. Devlet kurumlarının, kötü niyet sahiplerinin saldırılarına karşı Türk vatandaşlarını korumasız bırakmayacakları açıktır.

Bu nedenle, daha önceki mahkeme kararlarını uygulamayarak yasadışılığı yaptırımsız bırakan bir blog servisinin yayınlarının tamamen durdurulması doğru bir karardır, haklı bir karardır, örnek bir karardır.

Bu mahkeme kararından tüm blog servislerinin ve internet hizmet sağlayıcılarının almaları gereken dersler vardır. Blog servislerinin, özellikle ücretsiz hizmet verenlerin, kendi firmaları üzerinden yasadışı faaliyet yapan sitelere karşı dikkatli olmaları gerekir. Bu servislerin kendilerine ulaşan şikayetlere ve bilhassa mahkeme kararlarına karşı duyarsız kalmamaları gerekir. Bunun aksi bir tutum sergileyen servislerin WordPress’in karşılaştığı yaptırımla karşılaşmaları kaçınılmazdır.

Blog sahiplerinin de hizmet alacakları servisi seçerken itinalı ve dikkatli olmaları gerekir. Rasgele bir servisi değil, hukuka, insan haklarına, yargı kararlarına saygılı servisleri tercih etmelidirler. Böyle yaptıklarında kendi yayınlarının kesintisizce devam etmesini sağlamakla kalmayacaklar, blog servislerini de hukuka ve yasalara uygun davranmaya mecbur etmiş olacaklardır. Böylece hem haber alma özgürlüğü, hem de kişilik hakları korunmuş olacaktır.

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunarız

Adnan Oktar Vekili
Avukat Kerim Kalkan

WordPress’in Türkiye’deki faaliyetini durdurmayı bir zafer olarak gören Oktar, aslında tüm başvurularına rağmen wordpress’i engelleyememiş, bunun yerinde türk insanın erişimini kısıtlamıştır. Umarız türk yargısı bu ve benzeri sansürü ve sansürcülüğü destekleyen davalarda daha özenli çalışır ve konuyu küresel insan hakları, düşünce özgürlüğü bağlamında değerlendirmeye başlar.

Güncelleme:
Wordpress’in kurucusu Matt Mullenweg blogunda “Turkey Update” başlıklı bir yazı yayınladı ve WordPress.com’a koyulan engel karşısındaki şaşkınlığını yazdı. Matt Türkiye’deki blogculardan yorumlarıyla tartışmaya katılmalarını bekliyor.

Türkiye’den sansürsüz ulaşmak için bağlantı
http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http://photomatt.net/2007/08/25/turkey-update

Direk bağlantı
http://photomatt.net/2007/08/25/turkey-update/

Ayrıca bu yazıya yorumlarınızı yazın. Yazın ki bu utanç verici olay anıtlaşsın, bir süre sonra WordPress.com açılsa bile unutulmasın, Türkiye’de gelecek nesiller bugünlere bakarak bilgiye erişim hakkının gerçekten önemli, sahip olunması gereken bir şey olduğunu bilsin.