11.08.2009

Gelişmiş Görüntülü Garanti Teknolojisi

dezenformasyon

Kısa, olumsuz bir eleştiri ve düzeltme yapmak istiyorum.

Garanti bankasının websitesinden: “3G (burada görünmeyen bir virgül var) Gelişmiş Görüntülü Garanti Teknolojisi demek” diyor ve devam ediyor: “Siz de hemen wap.garanti.com.tr’yi ziyaret edin, bankacılıkta 3G farkını hissedin…”

Çoğumuzun da bildiği gibi 3G, “Gelişmiş Görüntülü Garanti Teknolojisi demek” değil. 3G, International Mobile Telecommunications-2000 (IMT-2000), daha geniş çevrelerde ise 3rd Generation (3. Jenerasyon) olarak bilinen telekomunikasyon standartlarının isminin kısaltmasıdır.

Garanti’nin burada yaptığı kara propogandadır, dezenformasyondur. Promosyon yapmak adına halkı yanlış bilgilendiren Garanti Bankası’nı bu işinden ötürü kınıyorum.

30.06.2008

Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek

Bu çarşamba günü New York Üniversitesi’nde “Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek” başlıklı bir konuşmayı izlemeye davet edildim. Konuşma Barack Obama’nın kampanyasında video çekimlerini sürdüren genç yönetmen Arun Chaudhary ve FastCompany editörü Ellen McGirt arasında olacak.

Arun Chaudhary NYU’da sinema üzerine hocalık yaparken yapılan teklif üzerine işini bırakıp Obama’nın video yönetmeni oluyor. Obama kampanyası boyunca BarackObama.com ve YouTube sitelerinde 800′den fazla video yayınlıyor. Obama’nın meydan konuşmalarından, küçük toplantılarından, seçim turundan, yoldaki röportajlardan çekilen ve montajlanan videoların her biri ortalama 10,000 defa izlenmiş. Bu online videolar kampanyanın en temel taşlarından biri olarak siyasi iletişime web 2.0 kavramlarını: mikro-kalabalıklar, sosyal birikme, online tartışmalar, virüssel yayılma, işbirliği formatları gibi kavramları getiriyor. Chaudhary amatör videoları, profesyonel çekimlerle, CNN videolarıyla, sinemayla, sahne arkası görüntülerle montajlayarak kampanyanın çoşkulu, samimi, seçkin, ve özgün sesini kitlelere aktarıyor.


Soldan sağa: Obama’ya alttan-yukarı yüceltici çekim, izleyicilerin hecyanı, izleyicilerin duygulanması, Obama vatandaşlar arasında.

Eğer herhangi bir Obama videosu izlediyseniz, genelde Obama’nın kendisini konuşmayı dinleyenlerin içinde bir kadrajda görürsünüz. Her zaman insanların arasındadır… Arkasında yanında hep sade vatandaşlar vardır. Bu insanların heycanları bakışları, sloganları hep dikkatli sinematografi teknikleriyle çekilen videolarda göz önünde olmuştur. Bu videolarda kayıtlı heyecan YouTube ve benzeri sosyal paylaşım kanallarına girer girmez aynı boyutta sosyal kanallar üzerinde yayılmaya başlamıştır, izleyenleri de heycanlandırmıştır. Chaudhary’nin bu özenle çekilmiş videoları amatör çekimlerle ve sahne arkası görüntülerle birleştirmesi kampanyanın samimiyetini arttırmıştır.


Soldan sağa: Hitler kurmaylarının duygulandığı anlar, Hitler’e alttan-yukarı yüceltici çekim, ufuklara bakan ideal Alman genci, vatandaşların Hitler selamı.

Obama videoları bana sinema ve propaganda tarihinden Alman film dahisi Leni Riefenstahl‘ı hatırlatıyor. Riefenstahl Naziler için çektiği propaganda filmlerinde (“Triumph des Willens“) Adolf Hitler’in konuşmalarını ve 1934 Nuremberg kongresini özel sinematografik tekniklerle gösterir (bkz: video 1, video 2). Obama videolarında olduğu gibi bu filmde seyircilerin bakışları ile konuşmacı arasında gidip gelen kamera görüntüleri, aşağıdan yukarı çekimlerle özneyi yüceltme vardır. Bu film Nazilerin yaptıklarından sonra etik olarak çok tartışılmış, hem yasaklanmış hem ödüller almış, sonuçta sinema dilinde önemli yerler edinmiştir. Bu teknikler artık siyasi ideolojilerinden bağımsız olarak dünyada standartlaşmış, günümüz siyasetinden (mesela AKP’de veya Fransa seçimlerinde) reklamlara pek çok yerde kullanılan görsel iletişim tetknikleri haline gelmiştir. Bugün de Obama videoları bu standart teknikleri kullanmanın yanında, kadrajlarıyla (halkla iç içe sahneler), montajıyla (amatör+profesyonel karıştırması), ve yayınlanmasıyla (sosyal ağlarda) bugünün sosyal ve teknolojik ortamında önemli yenilikler içeriyor.

Obama ve Siyaset 2.0 panelinin konuşmacılardan Ellen McGirt Obama’nın mesaj üretim tekniklerini marka oluşturmak olarak yorumluyor. McGirt en son FastCompany dergisinde “Obama Denilen Marka” başlığında tartışmalı bir makale yayınladı. Amerika’da yaşayanlar bilir, bu yeni dünya topraklarında siyaset ile pazarlama arasında çok az fark vardır… zaten ismi üzerinde siyaset 2.0.

Çarşamba günkü konuşmadan sonra ayrıca gözlemlerimi yazmaya çalışıcam.

04.06.2008

Barack Obama Geliyor

2004 yazıydı, MIT Media Lab’de beraber çalıştığım “profesörüm” John Maeda yanıma gelip “Barack Obama’yı duydun mu, adı seninkine benziyor” deyip güldü, yeni nesil bir politikacı geldiğinden bahsetti. O zamanlar pek dikkat etmemiştim, meğer daha bir kaç gün önce Boston’da Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşmasını yapmış. O gün bugündür, yani tam 4 yıldır Barack Obama bir seçim kampanyası sürdürüyor.

Bugün, 3 Haziran 2008, uzun bir mücadelenin ardından Barack Obama’nın Amerikan Demokrat Partisi’nin başkan adayı olacağı kesinleşti. Obama Amerikan tarihindeki ilk zenci Demokrat Parti adayı. Kendisinin de söylediği gibi böyle bir şey bugün ancak Amerika’da gerçekleşebilir. Obama kampanyası boyunca farklı kimliklerin bir arada yaşaması üzerinde durdu. Kampanyası lobilerden, sağlık lobisinden, silah lobisinden, sigorta lobisinden büyük bağışlar alarak değil milyonlarca kişinin ufak bağışlarıyla oluşturuldu. Bu para toplama işi büyük çoğunlukla barackobama.com sitesindeki bağış formundan gerçekleşti. Bu bütçe tarihin en büyük seçim bütçesi oldu. Obama konuşmalarında hep tekrarladı: “Beyaz Saray’a çıktığımda lobilere hesap vermiycem size hesap vericem”.

Ben bunları yazarken Obama zafer konuşmasını yapıyor (videosu YouTube kanalında).

Konuşmadan önemli anlar:

“Din veya para odakları bu partinin seçim vaatlerinde hiç bir zaman bulunmayacak.”

“Clinton evrensel sağlık programının merkezinde olacak.”

“Gelecekten bu ana baktığımızda bugün dünyanın iyileşmeye başladığı gün olarak hatırlanacak.”

“Bu zaman bizim zamanımız.”

Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşması – 1
http://www.youtube.com/watch?v=awQkJNVsgKM

Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşması – 2
http://www.youtube.com/watch?v=1UDKXKGZ3PY

Obama’nin konuşmalarından sanatçıların yaptığı müzik videosu
http://www.youtube.com/watch?v=jjXyqcx-mYY

Obama’nın Google kampusündeki konuşması
http://www.youtube.com/watch?v=m4yVlPqeZwo

23.11.2007

Bir 100 Dolarlık Dizüstü Alana Bir Tane Bedava

xo_intro_v2-1.jpg

100 Dolarlık Dizüstü Bilgisayar projesi MIT Media Lab’in kurucusu Nicholas Negroponte tarafından iki yıl kadar önce başlatılmıştı. Proje özellikle gelişmekte olan ülkelerde her çocuğun bilgisayar sahibi olmasını amaçlıyor. Tabi bu amaca ulaşmak normal bilgisayar tüketicisinin yaşamadığı ilginç problemleri çözmek demek. Mesela kırsal alanda kablosuz internet kullanmak, elektrik kaynağı olmayan yerlerde elektrik üretmek, henüz TV bile görmemiş çocuklara bilgisayar kullanmayı öğretmek gibi çeşit çeşit ilginç problemler var. Bu problemler yer yer çözüldü ve bilgisayar şimdilerde XO adını aldı.

Negroponte yeni bir kampanya başlattı. Bir 100 Dolarlık Dizüstü Alana Bir Tane Bedava. Kampanya Aralık sonuna kadar devam ediyor. 100 dolar vererek hem bu yeni XO bilgisayarın ilginç özelliklerini deneyebilirsiniz hem de fakir bir çocuğu bilgisayar sahibi yapmış olursunuz.

Türkiye’de Çocuklara Bilgisayar

Türkiye’de bu amaca en yakın Çocuklara Bilgisayar Kampanyası var. Çocuklara Bilgisayar projesi; kullanılmayan, bir kenarda duran, atıl durumda olan, “eskimiş teknoloji” olduğu için gözden düşen bilgisayarların toplanarak bunların elden geçirilmesini ve GNU/Linux kurularak ihtiyacı olan çocuklara iletilmesini amaçlayan bir proje. Kampanya Fazlamesai.net ekibi dahil bir çok gönüllü tarafından yürütülüyor.