10.03.2010

Açık Şehir İstanbul

Philipp Misselwitz ve Can Altay küratörlüğünde 3 sergi. 4. Uluslararası Rotterdam Mimarlık Bienali (IABR) “Açık Şehir: Biraradalığı Tasarlamak” ortaklığında:

Açık Şehir Forum
(Tim Rieniets ortak-küratörlüğünde)

Sığınma
Mimarlar, plancılar, sanatçılar ve aktivistlerden gelen eleştirel projeler ve konumlar

Bas Princen – 5 Şehir Portfolyosu
İstanbul, Beyrut, Amman, Kahire ve Dubai’den fotoğraflar

12 Mart – 9 Mayıs 2010, Açılış: 12 Mart 2010, Cuma 18.30

DEPO / Tütün Deposu ziyaret saatleri:
Salı – Pazar 11.00 – 19.00 (Pazartesileri Kapalı)
Giriş Ücretsizdir.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

11.07.2009

Bağımsız Sanat Girişimleri Açısından Berlin ve İstanbul Arasındaki 4 fark

Berlin Off-spaces Exhibition / Panel

Geçtiğimiz hafta Berlin’de Bethanian’da açtığımız İstanbul-Off-Spaces sergisinden sonra yapılan panelde Berlin ve İstanbul bağımsız sanat insiyatifleri arasındaki farklar tartışıldı. Bu kısa tartışma sergiye İstanbul’dan katılan sanat kolektifleri ve mekanları üzerinden yapıldı. Türkiye’de — dünya boyutunda– bir sanat eleştirisi olmaması yorumu tartışmanın pik yaptığı andı. Özetle dört ana konu etrafında farklılıklar konuşuldu:

Bu yazının geri kalanını okuyun »

09.06.2009

Cie Mulleras Dans ve Teknoloji Topluluğu İstanbul'da

ciemulleras_bodig

Fransa’nın “dans ve yeni teknolojiler” alanındaki öncü topluluğu Cie Mulleras İstanbul’da. Sahne sanatları ve yeni teknolojiler alanındaki üretime odaklanan boDig‘in davetiyle Cie Mulleras 10 Haziran 20:00’de Talimhane Tiyatrosu’nda bir gösteri yapacak.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

29.04.2009

Belediye Teknolojisi

belediye-bluetooth

belediye-bluetooth2

Belediyenin teknolojik durumu Beyoğlu’nda resmi bir mekanın camında yazıyor: “Bluetooth’unuzu açın yenilikler cebinize gelsin.” “Ekrana dokun Beyoğlu’nu yaşa!” Bir yanda bütün vatandaşlara turist muamalesi yapmak, diğer yanda plazma ekran bluetooth ile “teknolojiyi yakaladığını” zannetmek.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

18.04.2009

Göreli Konumlar ve Kanaatler Sergisi Konuşmaları

suriye-pasaji-sergi-davet

Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi dahilinde gerçekleşen konuşmalarının ilk bölümü yarın başlıyor. Program aşağıdadır.

18 Nisan 2009 Cumartesi

15.00
“-1” Güncel Sanat için Geçici Ofis kapsamında Borga Kantürk : “-1 Güncel Sanat arsivi ve kayda geçmeyeni tekrar düşünmek: Yeni kayıt ve tartışma olanaklarını zorlamak”

16.00
Merve Şendil: “Yeraltı kültürünün iletişim aracı: Fanzin” Underscene, -1 Güncel Sanat / Geçici Ofis I ` de İzmir`den çıkmış fanzinleri içerikleri ne olursa olsun kaotik bir kolajla oluşturdukları ve fotokopi ile çoğalttıkları sadece dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıpları yıkmaya yönelik olan bu kültürü paylaşmayı amaçlıyor.

17.00
Caner Aslan: “15 Dakika” Caner Aslan son bir kaç aydır kafasını kurcalayan farklı düşünce, olay ve bilgi kırıntılarını birbirine bağlayarak hızlı bir şekilde anlatmaya çalışacak.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

23.12.2008

Gözel Geceler Ekonomik Keriz Partisi

27 Aralık Cumartesi @ DOGZSTAR 23.30 – 04.00

Gözel Geceler partisinde Ergenekon.tc başlıklı yeni bir projeyi ilk defa göstericez. Ergenekon Davası üzerine geliştirdiğim bu yeni projeyi dj facetubespace’in müziği ve sesleriyle icra edicez.

http://ergenekon.tc *

Ayrıca gecede Meta-Control dinamik görsel serisinden de parçalar yer alacak.

Facebook Etkinlik sayfası
http://www.facebook.com/events.php?ref=sb#/event.php?eid=41267904146

Tam program şöyle:

* TEKEL 2010 / jungle, dubstep

* DJ ORAAN / dubstep, drumbass
http://myspace.com/damian_ep

* FACETUBEPSACE / dubstep, breakstep
http://myspace.com/vjmytubeyouspace

* BURAK ARIKAN / dinamik görseller
http://ergenekon.tc
http://meta-control.net

* SOUPiSGOODFOOD / fotosopajlar
http://soupisgoodfood.deviantart.com

* Ergenkon.tc hakkında ayrı bir yazı yayınlanacak.

18.12.2008

Atölye Çağrısı: Ağlı Bilgi Görselleştirmesi

Atölye: Ağlı Bilgi Görselleştirmesi
İstanbul Bilgi Universitesi, Dolapdere Kampüsü
25-26-27 Aralık 2008, 9:00-5:00
Burak Arıkan

Bu çalışma karmaşık ağ modelleme, görselleştirme, ve anlamaya odaklanmaktadır. Gündelik hayattan politikaya, iletişimden ulaşıma, sanattan ekonomiye kadar sayısız alanda ağlı yapılarla karşılaşıyoruz. Bu karmaşayı gözlemleyip görselleştirmek daha önce farkında olamadığımız yeni bilgiler keşfetmemizi sağlıyor.

Üç gün boyunca 6 bölüm olarak yapılacak çalışmada ağlı sistem görselleştirme, ağ modelleme, ilişkisel analiz, ve çıkarım yapma çalışılacak. Katılımcılar el çizimi basit diyagramlardan başlayarak adım adım karmaşık ağlı sistemler kuracaklar. Ağ topolojisi, merkeziyet, kümeleşme, ve bilgi tasarımı konularına vurgu yapılacak. Öğrenme en çok ağ diyagramları çizerek ve karşılaştırma yaparak sağlanacak.

Yazılımlı alıştırmalar için şablon program ve veriler için kaynaklar sağlanacak. Odağı dağıtmamak için programatik veri toplamaya girilmiycek. Bazı veriler elle girilecek, bazıları hazır verilecek.

Katılım 25 kişi ile sınırlıdır. Katılımcılardan temel bilgisayar bilgisi ve en az giriş seviyesinde programlama becerisi beklenmektedir. Atölye’de tasarım/sanat/sosyal bilimler ile bilgisayar bilimleri alanlarından takımlar oluşturulacaktır. Ayrıca atölye ekibi ilgiye ve katılımcıların amacına göre seçim yapacaktır. Tüm atölye programı katılımcılara verilecektir, aşağıdaki bağlantılardan geçmiş çalışmalara bakabilirsiniz.

Son başvuru tarihi: 23 Aralık 2008 17:00‘e kadar. Katılım ücretsizdir.
Başvuru bilgilieri: İsim soyad, email, okul/bölüm, programlama bilgisi, katılma amacı.
Başvurular: Onur Güngör, email onurgu **at** cs.bilgi.edu.tr

Çalışma sonunda herkese açık sunum yapılacak. 27 Aralık Cumartesi 19:00 – 21:00.

İlgili atölyeler ve dersler:

07.09.2008

6-7 Eylül Olayları

“Atatürk’ün Selanik’te doğduğu eve bomba atıldı” şeklindeki yalan haberle kışkırtılanlar 6-7 Eylül 1955′de İstanbul’da yaşayan azınlıkların evlerini ve işyerlerini yağmaladılar. Ardından binlerce Rum vatandaş Türkiye’den göç etmek zorunda kaldı.

Zamanında polis ve yabancı gazetecilerce çekilen bu fotoğraflar 6-7 Eylül olaylarından sonra açılan davalarda hâkimlik yapan Tümamiral Fahri Çoker’in arşivinde saklandı, ölümünden sonra yayımlanmak üzere Tarih Vakfı’na bağışlanmıştı. İlk kez 2005 yılında Toplumsal Tarih dergisinde yayımlanan bu fotoğraflar Beyoğlu’ndaki yağma hareketinin boyutunu gösteriyor. Bu yazıdaki fotoğraflar Bianet arşivinden alınmıştır.

6-7 Eylül Olayları Vikipedi makalesi Rum nüfusundaki değişikliklerden olayların mali boyutlarına, dönemin Adnan Menderes hükümetinin olaylarla ilişkisinden olayın muhtemel nedenlerine kadar pek çok bilgi içeriyor. Ayrıca Tarih Vakfı “6-7 Eylül 1955” 50 Yıl Sonra!.. başlığıyla konuyu yazmıştı. 53 yıl sonra bugün olayların anlam ve önemi Bianet’de yayınlanan “6-7 Eylül’ün Acısını Hiç Unutmadık” haberinde yazılıyor.

Dr. Dilek Güven’in 2005 yılında Radikal’de yayınlanan araştırması 6-7 Eylül olaylarını etnik homojenleşme ve milli ekonomi yaratma çabası bağlamında inceliyor.

06.09.2008

Post-modern Özelleştirme: Akbil Kalkıyor Kredi Kartı Geliyor

Akbil kalkıyormuş İstanbul toplu taşıma sisteminden. Yerine ne geliyor? Kredi kartı. Otobüse metroya artık kredi kartı ile binilecek! Toplu taşıma parasını kredi kartı faturasından ödiycez. Belediye, yani devlet, verdiği toplu taşıma hizmeti karşılığı vatandaştan para almıyor, kredi kartını veren özel banka topluyor paraları. Sonra banka bir komisyon keserek belediyenin hesabına geçiriyor.

Kim bu banka? Bu bir ortaklık: Vakıfbank ve Yapı Kredi Bankası. Bu ortaklığın ürünü olan Vakıfbank World adında bir kredi kartı kullanılacak Akbil yerine. Kim bu bankaların sahipleri? Vakıfbank çok ortaklı bir kurum, varlığının çoğu devletin yönettiği vakıflar fonundan oluşuyor. Yapı Kredi %80 Koç Finans’a ait. İsminden şaşırma olmasın, Koç Finans tamamen Koç Holding’e ait değil, sadece %50si. Diğer %50si Avrupa’lı finans devi UniCredit‘e ait. Yani %100 devlete ait Akbil’in yerine geçecek kredi kartı sisteminin bir kısım yüzdesi Yapı Kredi üzerinden UniCredit’e gidecek.

Post-modern özelleştirme

Modern özelleştirme basitçe bir devlet kurumunun bir özel şirkete satılmasıdır. Türkiye’de mesela petrol şirketleri bankalar böyle özelleştirilmiştir. Akbil’den kredi kartına geçiş devlet kurumlarının büyük bir satın alma yaşamadan özel şirketlerle derin organik ilişkiler kurmasıdır. Buna post-modern özelleştirme, veya Derin Devlet 2.0 diyebiliriz.

Borç vatandaşın kamçısıdır

“Borç yiğidin kamçısıdır” demek aldığın borçları ödediğin sürece varlığın kabul edilir demektir. Ödeyemiyorsan bir şey olmuyor, borcun şişiyor, şiştikçe arada bir haber veriliyor öde diye, ama öyle yoğun bir baskı yok, şişmeye devam ediyor, bir noktada tam balon patlamak üzereyken haciz geliyor, malların yoktan borca sayılıyor, geri kalanları da hapiste yatarak ödüyorsun. Borçlandığın kurum değil, o kurumun bağlı olduğu devletler üstü küresel finans sistemi seni suçlu ilan ediyor, adeta yargısız infaz ediliyorsun. Boynun bükük, borcunu ödememişsin, basit bir denklem, %100 suçlusun. Kendini savunamıyorsun. Borç alırken önüne koyulan yüz küsür sayfalık anlaşmayı okumamıştım diyemezsin. Zorla borç verildim diyemezsin. Belediye otobüslerimize kredi kartıyla binme zorunluluğu getirdi diyemezin. Sessizce artan komisyon oranlarının farkında değildim diyemezsin. Kredi kullanmaya başladığın andan itibaren, yani bu yeni kredi kartlı toplu taşıma sistemine göre otobüse bindiğin andan itibaren borçlusun.

Yukarıdaki diyagram dünyadaki tüm kredi borçlarının (kişisel ve kurumsal) nasıl giderek arttığını (1925-2005) ve son yıllarda geçmişe göre hiç görülmemiş bir artışta olduğunu gösteriyor. Tarihin en büyük borç balonu bu, patlar mı, ne zaman patlar bilemiyoruz, ama bu durum devletler üstü küresel finans sisteminin tarihte hiç olmadığı kadar anormal bir hal aldığını gösteriyor… belki de bundan kurtulmanın bir yolu daha da borçlanmak tüm vatandaşları da borçlandırmak ki balonun esas üfleyicileri rahatlasın.

Borçsuzlarla mücadele örgütü

Borcun yoksa zaten bu finans sistemine dahil değilsin. Ama bu devirde kredi kartı kullanmamak mümkün mü? Amerika’da mesela normal bir vatandaşın posta kutusuna sık sık “mükemmel şartlarda” “büyük fırsatlı” yeni kredi kartı formu gelir. Normalde kitap satın aldığımız şirketler veya günlük alışveriş yaptığımız marketler aynı zamanda kredi kartı da verir. Onlarınkini kullanırsan daha büyük avantajlar elde edersin…

Visa MasterCard gibi dev kredi kartı şirketleri tüketicilere mümkün olan her yerden kredi kartı vermeye çalışırlar çünkü bu kartlar sizi bu şirketlere borçlandırır ve bağımlı hale getirir. Bir iki şirket değil yerel veya küresel yüzlerce şirketler örgütü üzerinden bize ulaşmaya çalışırlar. Dolayısıyla toplu taşımada Akbil’den kredi kartına geçiş Visa Master Card gibi şirketlerin Türkiye vatandaşlarını kendilerine borçlu kılacak büyük bir adımdır.

İlgili Düğümküme yazıları

27.06.2008

Polis İşgalinde İstanbul Fotoğrafları

1 Mayıs olaylarını belgeleyen “İşgal İstanbul’u Mayıs 2008” fotoğraf sergisi , Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi’nde yarın (28 Haziran) açılıyor.

27 foto muhabirinin katkısıyla oluşturulan sergide (bkz sergi daveti) ayrıca sinevizyon gösterimleri yapılacak. 1 Mayıs 2008′le ilgili belgesel bir video çalışma ve basında çıkan haberler de yer alacaktır.

“İşgal İstanbul’u Mayıs 2008″ Fotoğraf Sergisi

Açılış
2008 Haziran Cumartesi, saat 19:00

Adres
Asmalımescit Mah. Meşrutiyet Cd.
Ravanda İşmrk No:35(eski 85)
Kat 2/4 BEYOĞLU

* Fotoğraf: Ahmet Şık – İstanbul polisinin göstericileri dağıtmak için en sık kullandığı yöntem gaz bombası atmak oldu.

* Kaynak: MedyaKronik