19.07.2009

Otizm Hastaları İçin Özel İş Olanakları

specialisterne_03Danimarkalı girişimci Thorkil Sonne’nin kurduğu Specialisterne (Uzmanlar) adlı şirket, otizm teşhisi konulan bireylere özellikle bilgi teknolojileri alanında iş olanakları sağlıyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

01.05.2008

Bugün Facebook için ne yaptın?

Bugün, 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle yeni projemizi yayına verdik. Projenin adı User Labor, yani Kullanıcı Emeği. Başlık ne alaka peki?

Yeni nesil web 2.0 internet servisleri (mesela Facebook, Flickr vs) kullanıcının oluşturduğu içerik (user-generated content) vasıtası ile reklam geliri elde ediyor. Bunun karşılığında kullanıcıya servis veriyor. Yalnız şöyle bir durum var. Bazı kullanıcılar diğerlerine göre daha fazla trafik üretiyor, dolayısıyla Facebook’a Flickr’a daha fazla kazandırıyor (reklamı ne kadar çok görürsen tıklanma şansı o kadar yüksek). Bu şekilde daha fazla değer yaratan kullanıcı daha iyi servis alıyor mu? Ya da bu emeğinin karşılığını alıyor mu? Çoğu zaman cevap hayır.

ULML-logo

Yeni projemiz User Labor, bu probleme odaklanıyor. Kullanıcı emeği karşılığında ne alıyor sorusunu cevaplamak için öncelikle kullanıcının emeğini nasıl ölçebiliriz diye düşünmek lazım. Bu noktada User Labor Markup Language (ULML) devreye giriyor. ULML, bir XML alt spesifikasyonu, yani RSS gibi bir şey. Kullanıcının bir servise ne kadar emek verdiğini ve ne kadar trafik yarattığını kalem kalem hem bilgisayarların hem de insanların okuyabileceği bir şekilde özetliyor. Mesela, Facebook için, kaç arkadaşın var, bağlantıda olduğun gruplar sıkı gruplar mı, kaç foto yükledin, kaç kişi profilini ziyaret etti vs gibi değerler bir ULML dökümanı içinde yer alıyor.

Özetle, ULML dökümanlarının hedefi, ‘ben bu kadar iş yaptım, burada yazıyor, karşılığını isterim‘ dedirtebilmek. Yani, ben bugün Facebook için ne yaptım? Facebook benim için ne yaptı?

Daha fazla bilgiyi User Labor sitesinde bulabilirsiniz.

Ayrıca şu bağlarda da değişik perspektifleri okuyabilirsiniz:

01.02.2008

Microsoft Yahoo'yu Alıyor: Kim Ne diyor?

ms-yahoo-logos.jpgBugün Microsoft Yahoo’ya 44 milyar dolarlık teklif yaptı. En az bir yıldır olacak diye konuşulan bu satın alma girişiminin ilk bakışta altında yatan sebepler neler? Bir yanda Yahoo! hisse senedi Ekim’den beri %50 düşmüştü, bu düşüşten bir türlü kurtulamıyordu ve sonunda geçtiğimiz hafta 1,000 çalışanın işten çıkarılacağı söylentileri ortaya çıktı. Diğer yanda Google’un reklam pazarındaki baskınlığı iyice artıyordu. Google webde çalışan bedava ofis programları ile de Microsoft’u Microsoft yapan bölgere girmeye başladı. Microsoft bunlar üzerine online reklam pazarına gireceğini belirtmişti, ve son zamanlarda 6 milyar dolara aQuantative internet reklam şirketini almıştı. CEO Steve Ballmer tüm Microsoft çalışanlarına yazdığı emailde online reklamın 40 milyar dolarlık bir sektör olduğunu 2010 yılına geldiğimizde 80 milyar dolarlık bir sektöre dönüşeceğini ve giderek büyüyeceğini anlatıyor. Microsoft Yahoo’yu satın alarak bu pastadan büyük bir dilimi kendi tabağına almış olacak.

Bu konuda kullanıcılar açısından, pazarın yeni şekli açısından (Goolge vs. Microsoft çekişmesinde yeni online reklam endüstrisi), ve tekno-kültürel hayata etkisi açısından pek çok açılımı var. Şimdilik kim ne diyor bu bağlantılardan takip edebilirsiniz, biz de kafamızı toplayıp tekrar yazıcaz.

Son dakika
Google Yahoo ve Internet’in Geleceği başlıklı bir bildiri yayınladı.
Microsoft bildiriye cevap verdi

Wall Street’ten Paul Kedrosky’nin analizleri
http://paul.kedrosky.com/
Bu satışı ne önler? Başka bir satış, Google?

VC Fred Wilson
Bunun geleceğini görüyor olmalıydınız

Nicholas Carr @ Forbes
Yazılım Medya İşine Dönüşüyor

Yahoo Basın Duyurusu
Yönetim Kurulu Teklifi Değerlendiriyor

Daring Fireball
Microsoft Açık Kaynaklı Bir Sistem Sahibi mi olacak?

TechCrunch yorumları
İlk teklif haberi
Microsoft + Yahoo ne eder?
Yahoo’nun Microsof tarafından alınması Avrupa için ne demek?

ComScore
Reklam Gösterimine Göre En İyi Şirketler

New York Times
Microsoft Yahoo’ya $44.6 Milyar Teklif Etti

Web Trafik Analiz Şirketi Compete Blogu (Grafikli pazar analizleri)
Microsoft Yahoo Birleşmesi sonucu bir Yahoo kullanıcısı $1,200 eder

29.12.2007

2007 Düğümküme Başlıkları

Bu yıl Düğümküme’de yazıdıklarımızı genelde sonradan referans verilebilecek şekilde düzenlemeye dikkat ettik. Bunların örnekleri mesela internet yasağı nasıl aşılır, internet televizyonu nasıl çalışır, kırsal alanda kablosuz internet kurulumu gibi teknik konular; RSS kullanımı, yüksek çözünürlüklü video paylaşımı, p2p borç verme servisleri gibi tekno-kültürel konular; internet’te açık kimlik, ifade özgürlüğü yazılımları gibi tekno-politik konular; kavramsal sanatlar ve işlemsel sanatlar alanında önemli belge çevirileri ve yorumlar; Facebook ve benzeri sosyal ağların manevi emek sömürüsü üzerinden eleştirileri; Apple iPhone ve yeni Google ürünleri üzerine endüstri haberleri ve eleştiriler; internet ekonomisi uzun kuyruk web2.0 gibi paradigma değişimlerine tanıklık ve yorumlar oldu.

En çok ilgi gören başlıklar hepimizi krize iten Türkiye mahkemelerinin internet yasakları ve Hrant Dink suikasti, Çin ile ticaret yapmak siteyenlerin üşüştüğü Alibaba ve Türkiye-Çin İşadamları yazısı, iPhone tüketim çılgınlığı, arama motorlarında en önde çıkan İstanbul uydu görüntüleri, TÜBİTAK estetiği eleştirisi, Hüseyin Çağlayan’nın kinetik kıyafetlerden oluşan koleksiyonunu nasıl yaptığı ve web uygulama geliştirme sikeleti Rails 2.0 oldu.

Kasım ayında İstanbul’da Amber Festivali ve Düğümküme etkinlikleri boyunca yaptığımız sunumlar, sergiler, workshoplar, ve partiler ile yazıp çizdiklerimize destek olmaya çalıştık.

Bu yıl yazdığımız 192 yazı arasından en çok tartışılan ve zamanını anlatan başlıklar aylara göre şöyle:

ARALIK (17 yazı)

KASIM (21 yazı)

EKİM (5 yazı)

EYLÜL (15 yazı)

AĞUSTOS (13 yazı)

TEMMUZ (9 yazı)

HAZİRAN (18 yazı)

MAYIS (16 yazı)

NİSAN (20 yazı)

MART (14 yazı)

ŞUBAT (21 yazı)

OCAK (22 yazı)

11.12.2007

Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz

mute-26-kapak.jpg

Mute internet sonrası kültür ve politika ortamına odaklanmış bir yayın. 1994 yılından beri düzenli olarak online toplaradıkları içeriği yine düzenli olarak dergi veya kitap olarak basıyorlar. Mute’un yeni basılı sayısının başlığı “Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz“. Borçla ayakta duran bir neslin –küresel boyutta– patlama işaretleri verdiği ve bunun sosyal etkileri konu ediliyor. IMF’den aldığı borçlarla ayakta duran Türkiye ekonomisini yaşayan bizler için hem çok duyulmuş hem de çok kulak ardı edilmiş bir konu. Biliyorsunuz ki bugünkü devirde öğrenci, esnaf, mafya, devlet kim olursanız olun ancak aldığınız borçları ödeyebildiğiniz sürece varlığınız kabul edilir.

Bu sayıya katkıda bulunan yazarlar ve sanatçılar dünyadaki finans akışı ve bunun ayakta tuttuğu düzen arasındaki bağları inceliyorlar. Hazinedeki altın miktarına dayalı ekonomi modellerini bırakalı çok oldu, bu halde elinizde tuttuğunuz para nasıl değerli olabiliyor? Bu değer sadece sizle aynı yerde bulunan fabrikalardaki ve tarlalardaki üretime mi bağlı yoksa Venezuella’daki bir kriz sizi etkiliyor mu? Bunun ne kadar farkındasınız, yoksa sadece aa dolar düştü borsa yükseldi diye mi bakıyorsunuz. Özetle küresel bir finans krizi bizim krizimiz mi?

Mute Dergisi online ve basılı dağıtılıyor, burdan üye olabilirsiniz.

10.08.2007

Internetler Gitti Yerel Ağda Çalışıyorum

arpa-1969dec.gif

Mum ışığından elektiriğe geçmek yerel ağdan Internet’e geçmeye benziyor. 2000lerde internet’le tanışmış kişilere anlamsız gelebilir bu benzerlik ancak çok bsaitçe Internet servisini sağlayan hat kesilmişse (TTnet, Superonline, Ekolay v.s) dünyayla veri alışverişi yapamazsınız. Internet iletişimimizin kesilmesi bizi bir anda karanlığa iter. Tarayıcıyı kapat, email programını kapat, IMleri kapat yapacak bir şey yok. Bu bilgisayar bir işe yaramıyor, dışarı çıkıp top oynayalım.

arpanet1969-1987.gif

Elektrik bağlantısı enerji, Internet bağlantısı bilgi taşıyor. Mum ışığında kitap okumaya devam etmek gibi yerel ağda başka bilgisayarlardaki bilgilere tarayıcınızdan ulaşıp okumaya devam edebilirsiniz. Ancak yerel ağdan başka makinalara ulaşıp bir şey okumak pek de eğlenceli bir şey değil, bir şey yok ki diğer makianlarda, her şey Internet’te. Quake, War Craft gibi oyun partileri çevirmek dışında yerel ağlar bir işe yaramıyor. Bir de büyük şirketler Intranet diye bir şey kullanıyor, sadece yerel ağdan bağlanabildiğiniz dosya alış verişinde bulunduğunuz, şirket içi raporlama yaptığınız arada derede şizofrenik bir sistem. Ne Internet ne yerel ağ. Küresel gibi ama yerel. Hem özel hem genel. Gizli saklı korkuluklarla ve duvarlarla çevrili (firewall var mı? hah o zaman güvendeyiz) bir karanlık ortam.

Aynı endüstrileşme ile mum ışığıyla aydınlanmış bir gündelik hayat için tasarım yapmayı bırakmış olmamız gibi Internet’le beraber yerel ağ için hayat tasarlamayı bıraktık. Internet bağlantısı verili, ucuz, her zaman her yerde bulunan bir şey oldukça aynı mum ışığı gibi yerel ağ geride kalmış romantik bir ortam olmaya başladı. E napalım şimdi? Bu metforlardan çıkarılacak tek şey var: ağlı bağlı hayat verilmiş değil zamanla inşa edilmiştir.

internet-2005.jpg

Resimler yukardan aşağı:
1. 1965 Aralık: Amerika’da üniversiteler arası başlayan ARPA bilgisayar ağı.
2. 1965 ARPA’sından 1987deki nerdeyse bilgisayar çipini andıran ağ şemaları.
3. 2005 Internet.

04.08.2007

Sosyal Ağ İşleterek Para Kazanmanın 3 Yolu

openstudio-iliskiler.jpg

Internet’te sosyal ağ işletmek gece klübü işletmeciliğine benzer. İçerdeki müşterilerinizin mutluluğu için ortamı eğlenceli tutarsanız. İnsanların birbirleriyle rahat ve mutlu vakit geçirmesini sağlamak için çaba gösterirsiniz. Müşterileriniz içerde hoş vakit geçirdikçe kazanırsınız. Müşterileriniz mutlu ise tekrar tekrar gelir çünkü arkadaşları da o klübe gidiyordur. Bazen mutsuz da olsa gelirler, çünkü arkadaşları ordadır, sizin mekanınızda.

2004 yılında meqan.com diye popüler kültür odaklı bir sosyal ağ tasarladım Mezun.com için (şu anda gördüğünüz şey değil). Yonja.com’a bir süre rakip olsa da sonra kayboldu sanırım.

2005 yılında MIT’de bir laboratuvar ortamında 5 kişilik bir ekiple Openstudio deneysel sanat pazarını geliştirdik. Sanat endüstrisi simülasyonu. Openstudio yaratım yaptığınız ortamla yaratımın hayat bulacağı sosyoekonomik ortamı bir arada bulunduran bir sistem olarak başladı hayatına. Çizimler, galeriler, etiket bulutları, örtük sosyal ağ ilişkileri, semantik-semiyotik ilişkiler ağı, örtülü ödenekler, komisyonlar, renk paletleri, alışlar satışlar herşey iç içe.

2006 Ekim ayında Manevi Emek Borsasını icra ettik. Sosyal ağ, pazar, klüp, gece, arkadaş, maneviyat, emek, aygıtlar, yüzlerce satır bilgisayar kodu ve elektronik devrelerden oluşan fiziksel dünya ile sanal dünyanın değerlerini soruşturan karmaşıklık birşeyler.

Bu sırada neler öğrendik…

Bir Kelime Bir İşlem

Gerçek hayat ile sosyal Internet hayatı arasındaki ilişki önce “iş” kelimesinden sonra “işlem” kelimesinden geliyor. İş ancak emek harcandığında olur. İşlem işin tarifidir. Yani bir işin nasıl yapılacağını tarif ettiğinizde işlem yazmış olursunuz. Devam etmek istemiyorsanız ayrılmak için buraya tıklayın.

Sosyal işlem nedir?

Kanun yazmak sosyal işlem yazmakdır. Ancak işlem yazılı olmayabilir. Söylem de olabilir. Söylem de olmayabilir. Sosyal ağ kuramanın temelinde mikro kanunlar yazmak vardır.

Ne olabilir?

Okumak ile okunmak arasındaki çelişki olabilir. Devam edelim.

Sosyal ağ kurmak

Sosyal ağ kurmak için ne yapmak lazım? Arkadaş olarak ekle düğmesi, 100×100 fotoğraf, ikametgah, nüfus sureti, Ruby on Rails, PHP, ASPX, etiket bulutu, çek bırak kutular, AJAX, bol bol kahve çay, XMLHTTP, daraldığında konuşacak bir iki arkadaş, RSS, okuduğun lise, arkadaş listesi, blog, video yükler, mp3 oynatıcı, yorum yapma, oy verme, onaylama, Mogrel, Apache, ızgara sunucu ağı, trafik denge dağıtıcı ve bunun gibi araçlar. Bugün hepsini bir iki tıkta yapmak mümkün. İnsan bir iki tıkla neler yapmak istemez ki.

Üç yol

Bu başlıkla ilgilenip Düğümküme’ye gelmiş kişiler sosyal ağ işleterek para kazanmanın yollarını öğrenmek için okumaya devam etisin. Web2.0 peygamberleri gibi ziyaretçi trafiği ve reklamdan para kazanmak için üç yol:

  1. İnsan ilişkilerini sayısallaştırın.
  2. Kullanıcılar sosyal profillerini geliştirdikçe ve ortamda yaşadıkça (“activity feed”) bu harcanan emeği kullanın.
  3. Arkadaşların birbirine göstermesi, yani tavisye etmesini kullanın.

Türkiye’de henüz bu işten çok para yapan olmadığı için hala “veri biriktirenin midir” sorusu ile karşılaşmadık. Çoğu sosyal ağ servisi Amerika’da yapılıyor ve Amerikan kanunlarına göre işletiliyor, ve Amerikan kanunu der ki “veri biriktirenindir”.

İlgili Düğümküme Yazıları

* Yukardaki görsel: Openstudio sanatsal ilişki ağı. 2007 Haziran.

23.06.2007

Adaletli Sıralama Açık Hesaplama Gerektirir

Açık Toplum Partisi gibi bir siyasi parti olsaydı seçimlerde, oy vermeyi düşünürdüm. Açık toplum açık teknoloji gerektirir. Teknoloji dedğimizde artık sadece LAZER anlamıyoruz tabi. Özellikle iletişim ve Internet teknolojisindeki gelişmeler –telekom altyapısından bloglara, arama motorlarından sosyal web 2.0 servislerine– şu anda içinde olduğumuz toplumu tarihte hiç olmadığı hızda dönüştürüyor. Bu dönüşümde yazılan her kod parçası, her işlem, her hesap, sisteme gömülen her kural toplumun kodu olarak belirir. Açık kod açık toplum demektir.

Türkiye’de toplum dönüştürücü teknolojilerden ikisi, yeni Blograzzi girişimi ve oldukça yaygın kullanılan Pilli Network, ortak bir özelliğe sahip: verdikleri servislerde açıklık göstermiyorlar.blograzzi-logo.gif

Blograzzi’nin “bir formülü”

Yeni açılan blog sıralama sitesi Blograzzi Türkiye’nin “en iyi” bloglarını sıralandırıyor. Blogların sıralaması bir kaç farklı puanın birlikte hesaplanmasıyla yapılıyor. Puanların nasıl harmanladığı sitede şöyle açıklanmış:

Blograzzi Puanı, Blograzzi’nin blogla ilgili Internetten derlediği tüm istatistikleri [Technorati ve Alexa Türkiye], kullanıcı oylamaları, favorileri ve yorumları ile birlikte kullanarak ağırlıklı olarak hesapladığı bir formüle dayanır.

Bir formül? Türkçe’de gizli kapalı bir şeyi kibarca ifade etmek için önüne “bir” koyarız. Bir köşe yazarı, bir kaynağa göre, bir söylentiye göre, bir televizyon kanalı gibi… Blograzzi’yi geliştirmeye devam eden sitenin kurucusu Arda Kutsal‘dan bu bahsedilen “bir formülü” herkese açık bir şekilde ifade etmesini istiyoruz.pilli-logo.gif

Pilli Network’ün “karmaşık algoritması”

Gelir dağılımı blog yazma ağı Pilli Network yazarlara kısa yazılarına olan ilgiye göre reklam gelirlerini dağıtıyor. Herkese örnek olması gereken bir sistem. Ancak açıklık konusunda bir problem var. Pilli gelir paylaşmayı nasıl hesaplıyor? Pilli.com’da şöyle açıklanmış:

Okunma oranlarını yorumlayan, olası yanlışlıkları gideren karmaşık bir algoritmamız var. Biz bir sitenin günlük gelirini giriyoruz, o bize kimin hesabına ne kadar para ekleyeceğimizi söylüyor.

Karmaşık bir algoritma? Biz soruyoruz o söylüyor? Kim? O kadar karmaşık ki size gösteremeyiz. Pilli ekibinden bu “karmaşık algoritmayı” herkese açmasını istiyoruz.

Pilli Network ve Blograzzi sistemlerindeki bu gizli hesaplarını açarlarsa sadece şu andaki kullanıcılarına adaletli davranmış olmayacaklar aynı zamanda Türkiye’de hızla gelmekte olan yeni nesil sistem tasarımcılarını da olumlu etkileyecekler.

23.12.2006

Alibaba ve Türk Çin İş Adamları Derneği

alibaba.com Çinde’ki küçük ve orta ölçekli üreticileri dünyaya bağlayan bir iş ortamı. Son zamanlarda daha sık Berlin’de, San Francisco’da, veya İstanbul’da köşe başı dükkanlarının alibaba.com yoluyla Çin’de ürettirdiği malları sattığını görüyoruz. Bu Türkiye’de de dünyada da “dışarıya iş yaptırma aman bizim ekonomi çöküyor” gibi telaşlara itiyor insanları ancak dünyanın neresinde olursa olsun iyi ve ucuz hizmet veren kazanır mantığından bu iş giderek artıyor. alibaba.com gibi siteler sayesinde sadece Sabancı Holding, General Motors gibi dev şirketler değil siz de evden kendi şirketinizle bu işi yapabilir hale geliyorsunuz.

alibaba.com sadece Çin’de bağlantı sağlamıyor, aynı zamanda ordaki üreticileri organize ediyor. Mesela Çin’de bir köydeki eldiven üreticisi ben eldiven satıyorum deyip geçemiyor. alibaba sitesinde sistem gereğince listelenecek olan işi binbir kaleme bölerek işin detaylarına girmek zorunda ve böylece çok daha verimli iş anlaşmaları yapılabiliyor.

İş adamları dernekleri web servislerine dönüşmeli

Önceki gün de Taksim’de Sakızağacı caddesinde Türk Çin İş Adamları Derneği (TÇİAD) olduğunu gördüm. Bu dernek aynı zamanda “Çince dersi verilir” diye bir afiş de asmışdı. Sanırım iş anlaşması yapabilecek kadar Çince öğrenmek bir çok iş adamına faydalı olur. Ancak çok önemli bir durum var ki, bugün her “iş adamları derneği” bir web servisine dönüşebilir. Bu hem işleri daha erişebilir kılar hem de alibaba.com örneğinde olduğu gibi daha fazla düzene girmesini sağlayarak ekonomik etkinliği hızlandırır. Sanayi bölgesi veya teknokent kurmak kendi başına çok da yeterli -hamle?- değil, böyle alanlar Internet üzerinden dünyaya açılıp düzene girdiğinde çok daha aktif bir ekonomik hayat olacaktır.

Güncelleme: Alibaba.com Türkiye’ye kapatılmıştır. Bu kapatma doğru değildir, Türkiye’den Çin ile ticaret yapanlara büyük engeldir. Ancak alibaba.com sitesine farklı yollardan erişmek mümkündür. Bunun için şu listedeki yollardan birini deneyin:
bağcık “Yasak sitelere giriş” etiketli bağlantılar