30.07.2008

LACMA'da Shadi Ghadirian sergisi

LACMA Los Angeles’in çağdaş sanat kalelerinden biri olmak üzere hızlı ve derin olup olmadığını kestiremediğim adımlar atıyor. BCAM eklentisinin bünyesine katılmasıyla Amerika sanat piyasasının ve basınının dikkatini üzerine çekmeye başlayan LACMA, bu hafta “çagdaş islam sanatı” konulu bir sergiye ev sahipliği yapıyor. LACMA 2006′dan beri Dia Art Center‘dan transfer edilen genç, yakışıklı ve bir o kadar da politik Michael Govan tarafından yönetiliyor. 

Eli ve Edith Broad’in içinde milyon dolarlik Jeff Koons, Damien Hirst, Chris Burden, Cindy Sherman parçalarını barındıran çağdaş sanat koleksiyonlarini halkla paylasmak uzere Pritzker Prize sahibi mimar Renzo Piano’ya tasarlattıkları BCAM binası görkemli açılışı ve koleksiyonuyla uzun süre sanat çevrelerinin gündemindeydi. İçinde birinci kalite Hollywood ünlülerinin de yer aldığı davetin fotoları burada -. Bu haftaki sergi ise İranl’i fotoğraf sanatçısı Shadi Ghadiran’ı sıcaktan kavrulan Los Angeles’a getiriyor. 

Ghadirian’in işleri doğulu, kadın, nesne, batılı etiketlerinin çevresinde örüntülenmiş bariz biçimde. Irak’tan sonra acep içinde petrol var mıdır konuşmalarının konusu olan İran, kültürel anlamda da haliyle ilgi çekiyor. Batı sanat çevrelerinin genel tutumu –batılılaşmış doğu sanatı– sanatın doğusu batısı kaldı mı gibi konuları ve soruları bir başka post’a bırakıyor, LACMA’ya doğru bisikletime atlıyorum.

İlgili bağlantılar

 

26.10.2007

Bilmediğimizi Bilmediklerimiz

tense1

“Olmamış şeyler bana her zaman ilginç gelir,” dedi ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld 12 Şubat 2002 sabahında. “Çünkü bildiğiniz gibi, bir bilinen bilinenler vardır; bir de bildiğimizi bildiklerimiz. Ayrıca biliyoruz ki bilinen bilinmeyenler de vardır; yani bilmediğimizi bildiğimiz bazı şeyler. Ancak bir de bilinmeyen bilinmeyenler var—bunlar bilmediğimizi bilmediklerimiz.”

Bilmediğimizi bilmediklerimiz ne demek? Bu en ilginç olanı. Bu çifte negatiflik bilinmeyeni bile bilmemeyi bir eksiklik olarak kabul etmek demek. Bu eksiklik kabulü geleceği tahmin etme becerisi değil, gelecek tahmini içinde dahi bilinmeyeni bilmeye çabalamaktır. Mesela 11 Eylül 2001′de bir yolcu uçağının silah olarak kullanılabileceğini hayal edememek…

Terörist oluşum doğası itibariyle bir ağ yapısındadır. Yani askeriyede olduğu gibi merkez baştan aşağı zincirleme emir komuta yapısında değil, bir çok başın kendi kendine ve diğer başlarla etkileşim içinde hareket ettiği bir ağ yapısındadır. Terörist oluşumun merkezi ve lideri yoktur. Bu sebepten gidip falanca kampı yok etmek veya filanca ele başını yakalamak terör ağını hiç bir biçimde etkisiz hale getiremez. Türkiye de Amerika da bunu gördü, etkilerini hep beraber yaşıyoruz.

daglica-1
Kuzey Irak sınırı Google Earth görüntüsü.

Ağı kontrol eden kimse yoktur. Bugün ne Barzani ne başka bir yerel lider kendi başına bu ağı yönetmez, yönetemez. Geleneksel bakış açısı sadece bir kaç ele başı belirleyip (Bin Laden, Öcalan vs.) imha ettiğinde terörü yok edeceğini umuyor. Bu sadece geçmiş yüzyıllardan kalma bir aldanma. Irak PKK’yı yasadışı kabul etse de, Amerika elimizden geleni yapacaz dese de, Türkiye sınır ötesi harekata başlasa da bu ağlı yapısı nedeniyle terör örgütleri yok edilemez. Dağlar; Afganistan dağları da Kuzey Irak dağları da topolojik yapısı sebebiyle merkezsiz, delik deşik, düğüm küme, hem çölün hem kentin tersi, ağlı sistemlerin yaşamasına imkan veren en ideal ortamlar. Askerler bütün dağları en önde giden fetiş teknolojik silahlarla tarasa da ancak ağ içinde ağ bulacak, düğüm olacaktır. Çünkü dağlık bölgelerdeki ağların küresel ağlara bağları olabileceği çok da gizli bir şey değildir. Silah tüccarlarının aynı teröristler gibi hükümetlerin bilinen hiyerarişik kurallarının dışında hareket ettiği bilinir, defalarca yazılmıştır. Ağın en güçlü işlediği bir ortamda Türkiye-Irak-Amerika ortak yönetimi ancak bilmediği bir bilinmez ile karşıkarşıya. Bu bilinmezlik bugün ancak “bataklık”, “girdik çıkamadık”, “içine çeker” gibi yorumlarla tarif edilebiliyor…

netwar-ag-savasiStrateji araştırma şirketi RAND araştırmacılarından John Arquilla ve David Ronfeldt ABD Savunma Bakanlığına 1996 yılında bir rapor verdi. Bu raporun adı “Ağ Savaşının Gelişi” (“The Advent of Netwar”). 127 sayfalık rapor savaş karşıtlarının nasıl kendi kendine toplanıp şehirde kontrol dışı gösteriler yaptığından terör örgütlerinin nasıl küresel boyutta organize olduğuna kadar ağlı sistemlerin yeni bir tehdit olduğunu anlatır. Çeşit çeşit lidersiz direniş tarif eder. Rapor bu ağlı sistemlerin baş oyuncularının nasıl bilgi teknolojilerini ve internet ile tanıştığımız yeni düşünce biçimlerini özümsemiş olarak hareket ettiğini yazar. “Hücre evleri” ve bilgisayar ağları yan yana üst üste iç içe. Arquilla ve Ronfeldt ağ savaşlarının 5 ayrı katmanda işlediğini söyler:

  1. Teknolojik: yoğun iletişim
  2. Öğretisel (“doctrinal”): ortak hareket etme
  3. İdeolojik: büyük idealler
  4. Anlatımsal (“narratological”): algı dönüştürme
  5. Sosyal: kişisel bağlar ve güven

Bugün henüz akıllara sığmayan, sığsa bile farkında olması zor bir savı vardır bu raporun: “Ağlı tehdide ancak ağla cevap verilebilir.” Bu sav ağların savaşına işaret eder.

* Yazının başındaki görsel Gergin (“Tense”) adını verdiğim—ağ dinamiklerine ve büyümesine odaklanmış—yeni projemden bir görüntü.

08.06.2007

Hedef "Iraklı Vurmak"

Iraklı sanatçı Wafaa Bilal Chicago’da bir galeride Internet üzerinden kendini vurdurttu. Mayıs ayı boyunca Bilal’in web sitesinden tüm internetin kullanımına açık web kameralı bir silahla Bilal’e ateş edebiliyordunuz. Bilal bir ay boyunca silahın menzilinde bir odada yaşadı ve hemen her dakika üzerine boya ateş edildi.

wafaabilal-0.jpg
Web kameralı silahın hedef görüntüsü.

wafaabilal-1.jpg
Bilal’in video günlüğünden görüntüler.

Aynı zamanda web sayfasındaki ateş etme alanında bulunan chat arayüzünden Bilal ile konuşulabiliyordu. Duyan geldi, önce bir iki el ateş etti, sonra ya not bıraktı ya çekip gitti. Bilal içerden dünyaya yayınladığı video blogunda diyalog aradığını söylüyordu arkadan Internet-tetiklemeli silahın sesi gelirken. Bilal bu menzilde yaptığı yaşama performansında

  1. gerçek ile sanal ilişkisini sorguladı,
  2. sanat izleyicisini aktif olarak performansa katmış oldu,
  3. ve çoğunluğa normalmiş gibi gelen Irak’da yaşanan gerçekliğe işaret etti.

Bilal’in bir ay boyunca bu savaş odasında tuttuğu video günlükleri YouTube’da izleyebilirsiniz.

Gerçekliğin İçinde Gerçek

apache-helikopter-iraq-1.jpg
Apache Helikopteri’nin gözünden takip edilip vurulanlar.

Chicago Flatfile Galerisi‘nde yapılan bu performans arka bilincimde Internet’te dolaşırken karşıma gerçeklik içinde gerçekler çıktı. Amerikan Ordusu’nun Apache helikopterlerinden Iraklıları vurma görüntülerini buldum. Bu videolarda yerde bulunan insanların sıcaklık ölçer kameralarla helikopterden tespit edilişini görüyorsunuz. Apache helikopterlerinden ağır silahlarla ateş edilerek insanlar parça parça ediliyor (Bu videoları küçüklere göstermeyin).

Bilal’in kendini Internet üzerinden vurdurma performansında olanlar ile Apache helikopterlerinin Iraklıları vurma görüntüleri birbirine karıştı, ortaya çıkan gerçekler midemi bulandırdı. Bu görüntüleri izlediğinizde şunu hatırlayın: merkezden-kitleye medyanın (tv, gazete, dergi) Irak istilası hakkında anlattığı hikayeler ve ülke başkanlarının genellemeci açıklamaları gerçek değil, sadece icat edilmiş gerçeklik.

apache-helikopter-irak-0.jpg
Apache Helikopterinden hedeflenip vurulan insanlar.