17.12.2008

Cep Telefonlarında Beş Yıl Önce Beş Yıl Sonra – 2

Cep telefonlarının geçtiğimiz beş yılda nasıl bir evrim geçirdiğini bu yazının bir önceki bölümünde özetlemiştim. Kısaca hatırlarsak, mobil-cep telefonu pazarında kurumsal cihazların farklılaşması ve bireysel cihazların yükselişi gibi iki dönemi geride bıraktık. Kurumsal cihazların farklılaşması döneminde Blackberry ve Palm gibi cihazlar iş dünyasına yönelik form (klavye) ve arka plan sistemler geliştirdiler. Bireysel cihazların yükselişi döneminin baş aktörü iPhone oldu ve hem form hem de uygulama alanında büyük adımlar attı.

Yeni dönemdeki ilk hareketlenmelere baktığımızda, yeni nesil cihazlarda bireysel-kurumsal ayrımının iyice bulanıklaşacağını görüyoruz. Tam ekran dokunmatik cihazlar, birçok üreticinin takip ettiği bir standart haline geliyor. Kullanım beklentileri de bu yönde evrim geçiriyor.

Tam ekran cihazlara kullanılabilirlik açısından bakalım. Önemli bir gelişim, dokunmatik teknolojisinin iyice yaygınlaşması ve kişisel araçların bir parçası haline gelmeye başlaması. Kısa bir süre önce cep telefonlarında pek kullanışlı olmayan dokunmatik etkileşim, ekran boyutu ve çözünürlüğü ortalamalarının yükselmesi ile daha cazip oldu. Daha da önemlisi, kapasitif dokunmatik ekranların iPhone ile mobil cihazlara uyarlanması ile stylus denilen ara-kalemlere gerek kalmadı. Kapasitif dokunmatik ekran, kullanılabilirlik açısından son derece avantajlı bir teknoloji, çünkü parmak ile kullanıma en çabuk tepki veren altyapıya sahip diyebiliriz. Bu konuda daha detaylı bilgi için Burak Arıkan’ın bir sene kadar önce yazdığı iPhone’daki Çoklu Dokunmatik Ekranın Sırları adlı yazıyı okumanızı öneririm.

Kapasitif dokunmatik ekran

Kapasitif dokunmatik ekran nasıl çalışır?

Diğer bir kullanılabilirlik unsuru da dokunsal geribesleme (haptic feedback). Mesela, klavye kullandığımızda tuşların fiziksel olarak yer değiştirmesi ve çıkarttıkları tıkır tıkır sesler dokunsal geribesleme ögeleri. Dokunmatik cihazlar bu konuda eskiden beri dezavantajlı, çünkü fiziksel olarak geribesleme vermeleri çok zor. Fakat son zamanlarda ortaya çıkan dokunmatik cihazlar görsel, işitsel ve titreşim gibi unsurlarla bu sorunun üstesinden geliyor. Örnek olarak yeni MacBook Pro bilgisayarlarındaki touchpad’i (bunun Türkçesi var mı?), Samsung Instinct ve Blackberry Storm cihazlarının arayüzlerini işaret edebiliriz.

Son kullanılabilirlik unsuru da dokunmatik teknolojinin cihazları çok daha taşınabilir yapması. Klavyeli telefonlar dokunmatiklere göre nispeten şişman ve dolayısıyla taşınabilirlik konusunda daha dezavantajlı.

Kısacası, kullanım açısından beklentiler bireysel-kurumsal ayrımı olmadan evrim geçiriyor ve geçmişte farklı yollar izlemiş olan bu kullanıcı profili, birbirine yakınlaşıyor. Yeni dönemin en önemli iki hareketlenmesi bireysel ve kurumsal cihazların birbirine çok yaklaştığı iki durum olan HTC Android T1 ve Blackberry Storm.

Android, Google desteği ve açık kaynak geliştirici topluluğunun heyecanı ile çok hızlı evrim geçiren bir sistem. Telefon üreticileri için çok da çekici çünkü lisans ücreti yok ve sistem bedavaya sürekli gelişiyor. Servis sağlayıcıları için iPhone’un tabanını kaydırabilecek bir ölçeğe ulaşma potansiyeli var. Üstelik klavyeli-dokunmatik çok çeşitli formları destekliyor. Şu anda resmi olarak Exchange desteği vermeyen Android’ın bu açığı da muhtemelen kısa sürede kapanacaktır.

Blackberry Storm, fiziksel klavyesi bir simge haline gelen RIM şirketinin bireysel cihaz pazarında pay kapmaya çalıştığının ilk göstergelerinden biri. Blackberry, iPhone’a kaybettiği ve kaybedeceği kullanıcıları Blackberry Storm ile geri almaya çalışıyor. Fakat iş sadece cihazla bitmiyor. iPhone, Apple’in yıllardır oluşturduğu yüksek estetik üzerine bir kültür yaratmış durumda ve bu kültürün çekiciliği, Blackberry’nin ana teması olan verimlilikten çok farklı.

HTC T1 ve Blackberry Storm, iPhone ile yarışamayabilir. Fakat önemli olmalarının sebebi, geçtiğimiz 5 yılda oluşan bireysel-kurumsal ayrımını ortadan kaldırmaya çok yaklaşmaları. Teknik olarak nispeten daha kolay olan bu yaklaşım, algısal olarak daha zaman alacakmış gibi görünüyor. İş cihazı geliştirmekle, daha iyi ekran, klavye vs. eklemekle bitmiyor. Mobil cihaz üreticilerinin markalarını yeniden konumlandırmaları, hem bireysel hem kurumsal ihtiyaçları karşılayacak stratejiler ve marka kimlikleri geliştirmeleri gerekecek.

Son olarak, mobil cihazların geleceği ile bazı sorular ortaya atalım:

- Mobil cihazların ekranları nasıl bir yön izleyecek? Daha büyük görüntü için nasıl teknolojiler uyarlanacak? Örneğin: projeksiyon, katlanabilir ekran vs.

- Telefondan mobil bilgisayara doğru gerçekleşen evrimde mobil cihazlar sosyal hayatı nasıl etkileyecek? Arama, mesajlaşma gibi uygulamalar yerlerini hangi ana uygulamalara bırakacak?

- Cep telefonu kullanım açısından bir uzvumuz haline mi geliyor? Yakın gelecekte bu uzvu cebimizde taşımaya devam mı edeceğiz?

İlgili Düğümküme yazıları:

10.12.2008

Cep Telefonlarında Beş Yıl Önce Beş Yıl Sonra – 1

Bu yazıda cep telefonlarının geçtiğimiz beş yıl içerisindeki gelişiminden ve önümüzdeki günlerde nasıl bir yol izleyebileceğinden bahsedeceğim. Cep telefonu fermanı tadında upuzun bir yazı olmaması için içeriği ikiye bölüyorum. Bu ilk bölümde geçtiğimiz beş yıla bakacağız.

Cep telefonları, karşıladıkları kullanıcı beklentileri açısından evrim geçiriyor. Alışılageldik temel özellikler (örn. boyut, şarj, sağlamlık) satın alma kriterleri olarak yeterli olmamaya başladı, çünkü artık mobil cihazlar kullanıcılara telefon odaklı fonsiyonlardan çok daha fazlasını sunuyor. Geçtiğimiz yıllarda üreticiler, kullanım alanlarına göre özellikler sunarak kendilerini farklılaştırdılar. Mesela, iş dünyasına yönelik  telefonlar bağlılık (Exchange, e-posta, bluetooth vs.) ve verimlilik üzerine yoğunlaştı. Bu alanda Blackberry, e-posta sistemi ve klavyesi ile kendine has bir kültür oluşturdu, hatta bazı kullanıcılar için bir nevi bağımlılık yarattı.

Bireysel telefonlar ise kullanıcılara müzik dinleme, fotoğraf çekme gibi başka cihazların gerçekleştirdiği fonksiyonları tek cihazla yapma olanağı sunmaya başladı. Mobil internet tarayıcılarının içinde bulunduğu içler acısı hal iPhone‘un çıkışı ile bir son buldu. Bireysel cep telefonları özellikle son iki yıldır büyük gelişim gösterdi. Önce iPhone geldi, arkasından LG, Samsung ve HTC gibi üreticilerden bir dolu benzer cihaz çıktı. iPhone, aynı zamanda form olarak yeni bir kategorinin başını çekti. Bu kategoriye tam ekran dokunmatik mobil cihaz diyebiliriz.

Bireysel cep pazarında uygulamalar, iPhone ile yeni bir anlam kazandı. Poker, Solitaire gibi basit ve popüler oyunlar yerini çok daha alımlı, garip ve yaratıcı uygulamalara bıraktılar. Bu uygulamaların gelişimi başlı başına bir yazı konusu fakat kısaca şunu söyleyebiliriz. Cep telefonuna uygulama eklemek/çıkarmak, hem arayüz açısından hem de psikolojik açıdan çok daha kolay bir aktivite olarak algılanmaya başladı.

Tam ekran dokunmatik cihazların en büyük eksiği, kurumsal e-posta sistemlerini Blackberry ve benzerleri kadar iyi desteklememesi ve iş dünyasına yeterince hitap edememesi idi. Bu eksiklik geçtiğimiz 6 ayda iPhone’un Microsoft Exchange desteği vermesi ile azaldı ve iPhone PDA dünyasına yarışmacı olarak katılmış oldu.

Yazının ikinci bölümünde bireysel-kurumsal cihazların HTC Android G1 ve Blackberry Storm gibi cihazlarla nasıl bir yol izlediğinden bahsedeceğiz.

03.12.2008

İş Planı Hazır 500 iPhone Projesi

Yap yap sat. Düşünme durma hemen şimdi başla! Gerçek mi reklam mı yeni bir toplu filtreleme taktiği mi sorma. Silikon Vadisi’nin en büyük Venture Capital’lerinden Kleiner Perkins iFund isminde 100 milyon dolarlık bir fon işletiyor iPhone uygulaması geliştirecek startup şirketler için. Techcrunch’dan aldığım bu habere göre fon’a yapılan başvuruların bulunduğu SQL veritabanı yanlışlıkla web’a açılmış. Kim göndermiş, iş planı, demo herşey 558 proje tüm detaylarıyla burada:

http://209.85.173.132/search?q=cache:http://planet.emeteora.com/~nitemare/kpcb.sql

Kleiner Perkins uyandığında kaldırtmış verileri ama web’e bir defa düşen mal öyle kolay kolay ortadan kaybolmaz. Anında kopyalanmış ve hatta hemen Google Index’ine girmiş.

Ekonomik açıdan bu olayın web’e olan etkisi bir zamanlar New York’da yaşanan elektrik kesintisinin müzik tarihine etkisine, Hip hop’un doğuşuna benziyor. Yaşanan büyük elektrik kesintisi sonucu tüm New York karanlığa gömülmüş. Bronx’un fakir sokaklarından gelen gençler elektronik ve müzik dükkanlarını yağmalayıp çeşit çeşit malzemeler edinmişler. Sonra bunlarla yaptılkarından Hip Hop gelişimiş derler bir efsane olarak.

18.11.2008

Google iPhone Sesli Arama Uygulaması Çıktı (Ya Türkçesi?)

Bugün Google iPhone sesli arama uygulamasını çıkardı. Uygulamayı kurduktan sonra hiç bir düğmeye dokunmadan telefonu kulağınıza götürüp mesela “boğaz köprüsü fotoğrafları” dediğinizde karşınıza boğaz köprüsünden fotoğraflar geliyor Google arama sonucu olarak. Arama işlemi konuşmayı tamamladığınızda otomatik olarak geçekleşiyor ve ekrana bakana kadar sonuçlar gelmiş oluyor (hızlı internet varsa). Ayrıca sesli arama GPS yer bulma sayesinde bulunduğunuz şehre özel yapılıyor, mesela sinema saatleri aradığınızda İzmir’de faklı İstanbul’da farklı ilgili sonuçlar karşınıza çıkıyor.


Google Mobile App’i buraya tıklayarak kurabilirsiniz.

Sesli arama aslında bir uygulama paketi olan Google Mobile App‘ın parçası. Telefonunuza yüklediğinizde içinde başka faydalı özellikleri göreceksiniz, mesela ekran klavyesi kullanırken aklıllı tamamlama, kısa yollar ve geçmiş aramaları gösterme, ve kullanıma göre arama tavsiyeleri yapabiliyor.

Türkçesi var mı?

Şu anda sadece İngilizce çalışıyor, hatta sadece Kuzey Amerika aksanını tanıyabiliyor. Bizzat denedim, sesli aradım “pictures of bosphorus” diye, köprü cami boğaz fotoğrafları çıktı. Türkiye’den de aramalarınızı İngilizce telaffuz edebilidiğiniz sürece sistem gayet iyi çalışacaktır.

Türkçe ses tanıma yazılımları da var bildiğimiz ancak, bunları geliştiren şirketlerden ne yaratıcı bir iş görebildik ne de bu şirketler sistemlerini açtılar soranlara (iki yıl kadar önce ısrarla sormuştum). Mesela bugün GVZ Ses Teknolojileri tarafından geliştirilen bir ses sentezleme yazılımı –ve sonra Koç tarafından satın alınan– pek çok telefonlu müşteri hizmetinde kullanılıyor Türkiye’de. Neden Türkçe tanıyan bir iPhone app yapılmasın hemen yarın?

Sesli arama nasıl çalışıyor?

Uygulama sorunuzu bir ses dosyası olarak kaydedip Google sunucusuna gönderiyor. Dosya Google ses işleme uygulaması tarafından çözülüyor, içindeki anahtar sözcükler aratılıyor, ve sonuçlar size geri yollanıyor.

Aslında Google 1-800-GOOG-411 telefon rehberi servisini bir süredir bedava işletiyordu. Bu servisi kullananlardan topladığı ses kayıtlarıyla ses işleme algoritmalarını iyileştiriyordu. Şimdi bu sistemin ilk ürününü çıkarmış oldu.

Böylece Google artık sadece yazdıklarınıza değil söylediklerinize de sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Yani biz iPhone üzerinden ses araması yapıp gelen sonuçları doğruladıkça Google’ın ses işleme sistemi daha da gelişecek. Bizler bedava kullandığımız servis karşılığı sesimizi ve aklımızı (doğrulama ve konuşma) veriyor olucaz, ama bu verilerimizin bedelini kendimiz değil Google belirliyor olacak. Bu konuda daha fazla öğrenmek isterseniz bkz http://userlabor.org

Diğer telefonlarda sesli arama olacak mı?

Bu sorunun cevabını Google mobil ürünler sayfasında çok net görebilirsiniz, şu aşağıdaki sıralamaya bakmanız yeterli…

13.11.2008

Yeni Formlar: Reaktif Müzik

Tamamıyla emprovizasyona açık, bulunduğunuz ortama ve o anki ruh halinize göre şekillenen bir müzik türü hayal edin. Her dinlediğinizde farklı deneyimlediğiniz, bu deneyimlerinizi kayıt edebildiğiniz ve paylaşabildiğiniz playlistleri düşünün. Belirli bir süre içerisinde bitmeyen, sonsuza kadar çalan şarkılar, parçalar, mırıltılar ve gürültüler gibi. Siz ona eşlik ettikçe gelişen tamamıyla dinamik kompozisyonlar, bugüne kadar deneyimlemeye alışkın olduğunuz müziklerden oldukça farklı olaylar… Şu an iPhone’lar için piyasaya sürülen ve iTunes’dan bedava indirebildiğiniz RJDJ adlı uygulama yeni bir kategori tanımlıyor: Reaktif Müzik.

RJDJ dünyasında şarkılar ‘scene’ adını alıyorlar. Sceneler sanatçılar tarafından yazılmış programlar. Scene’leri indirip RJDJ playerınıza yüklediğiniz etkişimli müzik parçaları olarak düşünebilirsiniz. Çalarken, ona eşlik ederken deneyimlediğiniz şeyi, onu tasarlayan sanatçı ile ortak çalışmanız gibi görebilirsiniz.

Pure Data ile Hello World örneği

RJDJ için kendi scenelerinizi oluşturabiliyorsunuz (ve iTunes’da satabiliyorsunuz.) RJDJ aslında Pure Data patchlerinin iPhone’da kullanılmasını sağlıyor. Pure Data, 1990 yılında Miller Puckette (Max/MSP) tarafından yazılmaya başlanmış açık kaynaklı ses, video ve grafik işleme programı. Pure Data diğer görsel programlama dillleri gibi objeleri birbirine ipler ile bağlayarak programlama yapmanıza imkan veriyor. Basitçe frekans düzleminde aklınıza ne geliyorsa Pure Data ile yapabilirsiniz.

Amen Shake” adlı RJDJ scene’ini iple çekiyorum.

RJDJ platformu, etkileşimli jeneratif üretim temelleri üzerine kurulu ve bunu müzik bağlamında gerçekleştiriyor. Eski müzik medyası ile yeni dinamik medyayı harmanladığı için hem tanıdık ama garip bir şekilde bir o kadar da değişik bir deneyim sunabiliyor. RJDJ dünyasında yine sanatçılar, albümler ve parçalar mevcut. Kulaklık ile dinliyorsunuz. RJDJ’in sunduğu şey geçmişte deneysel olarak defalarca denenmiş veya sanatsal bağlamda sergilenmiş birşey olabilir ama insanların yanında taşıyabildikleri bir aygıta uygulanması, scenelerinin iTunes’dan satılmaları ile yakın gelecekte oldukça popüler olacağına inandığım ’reaktif müzik’ etiketli bir kategoriden bahsediyor oluyoruz.

 

Düğümküme Arşivinden:
Sanat ve Tasarım Odaklı Programlama

İlgili Bazi Diğer Projeler:
Ambient Addition
RJDJ Hack

29.10.2008

iPhone'unu Satış Noktasına Çevir

Cebinizdeki telefon artık bir mobil satış noktası olarak da kullanılabilir. iPhone Credit Card Terminal uygulamasıyla nereye giderseniz orada ödeme kabul edebilirsiniz. Herhangi bir özel donanıma ihtiyaç olmadan sadece iPhone’unuzu (veya iPod touch 2.0) kullanarak kredi kartı ödemesi alabilirsiniz.

Genelde tüketim odaklı iPhone uygulamaları arasında ilk defa iPhone Credit Card Terminal kullanıcısına para kazandıran bir uygulama olarak ayrı bir yere oturuyor. AppStore’da $44.99 karşılığında satın aldıktan sonra bir nevi cebinizde dükkan açmış oluyorsunuz.

Şu anda uygulama Amerika’da çok kullanılan Authorize.Net® ödeme servisi (“payment gateway”) ile çalışıyor. Türkiye’de henüz böyle bankalardan bağımsız bir sistem yok ancak mesela Garanti E-ticaret ödeme sistemi kolayca bu uygulamaya destek verebilir.

Güvenlik

Güvenlik tabii ki ilk akla gelen soru. iPhone Credit Card Terminal uygulamasını doğrudan Authorize.Net kullanıcı adınız ve şifreniz ile kullanıyorsunuz, tüm işlemler SSL, telefonda açık herhangi bir bilgi saklanmıyor, transferler SSL şifreli, yani veriler güvenli olarak iletiliyor.

Kullanıma alanları

Uygulamanın sayfasında belirtlidiği gibi bu mobil ödeme noktası festivallerde konserlerde bilet satarken, DJler çaldıkları klüplerde paralarını alırken, halk pazarlarında domates limon satarken, freelance çalışanlar, ev temizliği yapanlar, sipariş götürenler, kısacası ayaküstü sürekli hareket halinde iş yapan kişiler tercih edebilir. Başka nerelerde kullanılabilir yorumlarda yazın.

Kim yapmış?

iPhone Credit Card Terminal’i geliştiren Innerfence şirketi aynı zamanda Uluslararası Telefon Paketlerinin fiyatlarını listeleyen International Rates ($1.99) ve Uluslararası Uçuşlarda uçak şirketlerinin bagaj kurallarını listeleyen Excess Baggage ($1.99) uygulamalarını yapmış.

11.07.2008

iPhone Pazar Yeri Açıldı

Önümüzdeki bir kaç gün içinde iPhone haberlerinden bıkmış olacaksınız muhtemelen. iPhone neden bu kadar heyecan yaratıyor? Dokunmatik ekran internet bağlantılı akıllı telefon olması mı? Bu özellikleri zaten geçen sene ilk çıktığında aklımızı almıştı. iPhone geldi, iPhone nasıl kırılır?, iPhone Türkiye’de çalışır mı? gibi yazılar Düğümküme’de yüksek trafik alan yazılar olmuştu. Şimdi telefona GPS eklenmesi ve 3G hızlı internet bağlantısı tabii ki telefonu daha da kullanışlı kılıyor. Ancak bu yeni heyecanın esas sebebi iPhone’un bir mobil platforma dönüşmesi.

iPhone sadece bir cep telefonu değil akıllı telefon uygulamaları için bir pazar. Bir zamanlar nasıl Microsoft Windows işletim sistemi PCler için pazar oluşturduysa, nasıl Facebook platformu sosyal uygulamalar için bir pazar oluşturduysa, iPhone da üzerinde uygulama geliştirmeye açık platformuyla akıllı cep telefonları için bir pazar oluşturuyor. Daha çıkmadan yüzlerce uygulamanın promosyonu yapılmaya başlandı. 1 dolardan 20 dolara kadar fiyatlandırlımış, reklamlı reklamsız bedava uygulamlar daha iPhone çıkmadan iTunes üzerinden satılmaya başladı. iPhone App Store‘da en çok satanlar arasında SuperMonkeyBall oyunu, OmniFocus üretkenlik arttırıcı, iLoveControl uzaktan kumanda, YellowPages ilanlar, Twitterrific, BigTipper bahşiş hesaplayıcısı, ShopIt alışveriş listesi, ShoutIt uzaktan sessiz bağırma, Metro Haritaları gibi tek fonksiyonlu uygulamalar var.


En çok satan SuperMonkeyBall 9.99 dolar ve şu ana kadar yaklaşık 12 bin satmış, 120 bin dolar gelir elde etmiş. En pahalı uygulama Omnifocus 19.99 dolar, şu ana kadar yaklaşık bin tane satmış, 20 bin dolar gelir elde etmiş. Bu satışlardan uygulama sahipleri %70 kazanırken Apple %30 kazanıyor. Yani SuperMonkeyBall yapımcısı Sega oyun şirketi 84 bin dolar, OmniFocus yapımcısı Omni Group şirketi 14 bin dolar kazanmış.

Çok satan uygulamalar sahiperine bir gün içerisinde 3-5 bin dolar kazandırırken Apple aynı sürede 50 bin dolardan fazla yapıyor. İngilizce iş alemlerinde “win win” denilen bir durum gerçekleşiyor.


Pinch Media iPhone uygulamaları istatistklerine göre fiyat dağılımı.

iPhone analitik programı Pinch Aanalytics‘in 650+ iPhone uygulaması üzerinden tuttuğu istatistiklere göre bir iPhone uygulamasının ortalama fiyatı 5 dolar. Ancak yukarıdaki grafikde görüldüğü gibi 10 dolar seviyesi de oldukça tutuyor.

Bedava uygulamalardan bazıları reklamlı. Mesela Iconfactory şirketinin geliştirdiği Twitterrific Premium 9.99 dolar iken bedava olanı reklamlı. Aynı şekilde iPhone Flickr uygulaması Exposure reklamsız 9.99 reklamlı bedava. Bu iki uygulamanın reklam dağıtımı ve gösterimi daha önce Reklam Federasyonları Nasıl Kurulur? yazısında bahsettiğimiz The Deck federasyonu ile yapılıyor. Daring Fireball blogundan John Gruber bu iki uygulamanın premium ve bedava sürümlerinin indirilme sayılarını çıkarmış:

Exposure 3,638
Exposure Premium 76
Twitterrific 13,638
Twitterrific Premium 322

Bedava ile premium arasındaki oran, premium/reklamlı yaklaşık 1/40, zamanla değişecektir kesin ama bugün iPhone uygulaması geliştirmek isteyenler veya geliştirmeye başlamış olanlar için ürünlerini iPhone pazarında nasıl konumlandırabileceklerine dair fikir veriyor.

iPhone App Store uyguluması ile direk iPhone üzerinden bu ürünleri satın alıp indirebiliyorsunuz. Bilgi çağında ticaret adına herhalde bugüne kadar yapılmış en büyük gelişmelerden bir tanesidir. Cebimde kullanacağım ürünleri, cebimden alıyorum. Çoğu web ürünlerinde, Facebook uygulamlarında olduğu gibi, alışveriş ile kullanım ortamı aynı…

iPhone bu haliyle bir pazar yerine dönüşüyor. Bir yanda uygulama geliştirenler platform’un sağladığı özellikler üzerinden (gps yer bilgisi, internet bağlantısı, hareket algilayıcıları vs.) çeşit çeşit uygulamalar geliştiriyorlar. Bir yanda iPhone kullanıcıları ihtiyaçlarına göre bu zengin uygulama çeşitlerinden istediklerini satın alıyorlar. Diğer yanda Apple platform’u hızlı, kullanışlı, ve hatasız tutmaya çalışıyor. Kapitalizmin temel kuralı rekabet ortamı daha gelişmiş uygulamlar çıkmasını sağlıyor. Teknolojik platform oluşturma stratejisi Microsoft Windows’dan öğrendiğimiz, yıllar sonra Facebook Platformu ile tekrar karşımıza çıkan, ve şimdi de iPhone plafromu ile tekrar akılları almaya başlayan çok kuvvetli bir kapital stratejisi.

iPhone uygulaması geliştirmek istiyorsanız iPhone Developer Center‘daki belgeleri okuyarak başlayabilirsiniz.

26.08.2007

Hepimiz Özel Davetliyiz

iphone-sirasi-nyc0.jpg

Son zamanlarda yeni açılan bir çok internet servisi sadece davetle kullanıcı alıyor. Bu özel davetlerden edinebilmek için ya servisin kurucularını ya da kurucuların arkadaşlarını tanıyor olmanız gerekiyor. Özel davetlere ilk sahip olanlar bazen Ebay’de satıyor, bazen de bloglarında dağıtıyorlar. Ağlarda dolaşan özel davetiyeler zamanla ortamda merak ve haliyle pazarda talep yaratıyor.

Bir zamanlar sosyal ağ servisi Facebook, en son yeni internet televizyonu Joost ve dosya paylaşım servisi Pownce davetiyeleri sosyal ağlarda en çok gerginlik yaratan, yani talep gören servisler oldu. Talep arttıkça davetiyelerin değeri arttı.

Geçtiğimiz aylarda açılan InviteShare servisi bu davet ekonomisini yarattığı enerjiyi değerlendirecek bir alış veriş ortamı yarattı. Çalışma mantığı çok basit. Davet almak isteyenler istedikleri listeye kayıt oluyorlar, elinde fazla davet olanlar listenin başındakileri davet ediyor. Davet ettikçe puanınız artıyor ve siz yeni bir servis için davet listesine kayıt olduğunuzda biriken puanınıza göre üst sıralara çıkıyorsunuz ve erken davet alıyorsunuz. Sonuçta çok davet eden çabuk davet alıyor.

Daha geçenlerde Apple dükkanları önündeki iPhone kuyruklarını gördük. Davet alış veriş sistemi sadece tüketim için sıraya girme alışkanlığının bir kademe daha karmaşık hali. Tüketici hala tüketici, sadece daha karmaşık sistemleri algılayabiliyor. Bu karmaşıklık kitlesel üretimden ağlı bağlı üretime geçişin karmaşıklığı. Bu özel davetlerden arzulayanlar ağlı üretim sisteminin tüketicisi, arzulamayanlar kitlesel üretim sisteminin tüketicisi. Biri ağdaki tınlamanın peşinde, diğeri kuyrukta sırasını bekliyor.

* Fotoğraflar iPhone’un satışa çıkacağı gün kuyrukta yerini satmak isteyen bir kaç kişi gösteriyor. Devamı Flickr’da.

02.07.2007

Jonathan Ive (Apple Endüstriyel Tasarım Takımı Başkomutanı)

220px-Jonathan_Ive.jpg

Yine iPod’da olan şey olmaya başladı. Her gören bir tane iPhone istiyor. Ben daha önce Bugün Satışa Çıkacak iPhone İçin
Her Yerde Uzun Kuyruk
başlıklı yazı için yazdığım yorumda ilk jenerasyon Apple ürünü kullanmamak eğilimimden bahsetmiştim (eğilim belki de yeni aldığım 3G Sony Ericsson M600i yüzünden olabilir.)

Apple tarikatına dahil olanlar için yeni Apple ürünü demek, geleneklerin sürdürülmesi anlamına gelir. Apple geniş anlamda iPod adlı ürünü ile tarikat dışına servis vermeye başlamıştı. Şimdi daha önce hiç Apple ürünü kullanmamış olan insanlar bile iPhone’u görünce bir tane edinmek istediklerini söylüyorlar. Bu ilk bakışta aşk gibi birşey olsa gerek. Bu durumda iPhone’dan bahsederken firmanın sayısız ürününü tasarlayan ve endüstriyel tasarım takımının başını çeken İngiliz Jonathan Ive’den biraz bahsedelim.

Ive 1967 senesinde Londra’da bir kuyumcu işçisinin oğlu olarak doğdu. Newcastle Politeknik Üniversitesinde endüstiriyel tasarım okudu. 1992′de Apple için çalışmaya başladı. Öngörüşlü Steve Jobs’un 1997′de Apple’a geri dönmesi ile ‘Apple baş tasarımcısı’ ünvanını aldı. Şirketin karanlık, önünü göremediği ve hatta iflasın ucundan döndüğü günlerde firmayı kar ettirerek büyük ölçüde belini doğrultmasını sağlayan transparan plastik kasalı iMac’leri tasarlardı. Jonathan Ive’nin imzasını taşıyan ürünlerin listesi: iBook, MacBook, PowerBook G4, MacBook Pro, eMac, Mac mini, Power Mac G3, G4, G5, Cinema Display’ler, Newton MessagePad, ayrıca tum iPod’lar ve şimdi de yeni piyasaya çıkarılan iPhone. Ive senede 1.000.000 Sterlin kazanıyor.

29.06.2007

Bugün Satışa Çıkacak iPhone İçin Her Yerde Uzun Kuyruk

iphone-apple-store-live1.jpg

Bugün (29 Haziran) saat 6pm’de Apple iPhone satışa çıkıyor. Tüm Apple dükkanları önünde kuyruk var. CEO’sundan blogcusuna çoluk çocuk tüm azmış tüketiciler iPhone’a herkesden önce sahip olmak için uzun kuyruklar oluşturuyor. Uzun Kuyruk meğer sadece bir internet ekonomisi teorisi değilmiş, pratik olarak da karşımızda.

Biz de Düğümküme olarak bu tarihi olaya yakından bakalım dedik, New York 5th Ave Apple Dükkanı önünde 24 saat önceden iPhone beklemeye başlayan insanların fotoğraflarnı çektik (aşağıda). Ayrıca bu vesile ile daha önce Düğümküme’de yazdığımız iPhone yazılarına bir bakın:

Haziran 2007

Mart 2007

Ocak 2007

Ayrıca New York 5th ave Apple Dükkanı önündeki uzun kuyruklardan çektiğimiz videoları canlı canlı YouTube’a koyuyoruz. Gün içinde devamı gelicek, bu tarihi tüketim çılgınlığı anını merak ediyorsanız takip edin.

EK: Bu sabahtan yeni iphone kuyruğu fotoğrafları ve videoları. + Kuyruğun başında 48 saattir bekleyen ilk iPhone sahibi olacak kişinin videosu

iphone-apple-store-live0.jpg

iphone-apple-store-live3.jpg

iphone-apple-store-live2.jpg

iphone-apple-store-live4.jpg