03.01.2009

Karışmış Dünyanın Karton Poligon Heykelleri

Ne heykel ne karton ne sanal dünya kendi başlarına ilginç ortamlar, ne ölüm-yaşam karşıtlığı ne fiziksel-sayısal ikilemi ne gerçek-temsil karşılaştıması kendi başına ilginç konular sanat alanında. Ancak bunların bir kaçı veya hepsi bir araya geldiğinde, karıştırılıp yeni anlamlar yaratıldığında yeni sorular sorulabiliyor, kafamız karışabiliyor, düşüncemiz gelişebiliyor.

3 boyutlu karton poligon heykel yapmak son üç yıldır sanatçılar tarafından kullanılır bir teknik oldu. Sayısal dünyada kullanılan fiziksel metaforlu arayüzleri olduğu gibi gerçek dünyaya çeviren sanatçılar kartondan nesneler yaparak algımızda fiziksel-sanal ayrımıyla oynuyorlar. Aram Bartholl en ironik işleri yapanlardan, Google Maps ikonlarından World Of Warcraft modellerine fiziksel dünyaya çevirdiği metaforlar aklı alıcı. Scott Kildall ve Victoria Scott‘un SecondLife’dan çıkma ürünleri ve Susy Oliveira‘nın referanssız karton poligon heykelleri (yukarıdaki görsel) ile bu trendin yayıldığını görebiliyoruz. Pek yakında ticari ortamların da olayı keşfetmesiyle Adidas Nike Sony marka karton poligon ürünler hayatımızı istila edebilir.

2008 Şubat ayında Boston’da yapılan Turbulence Mixed Realities / Karışmış Gerçeklikler Konferansına bu konuyu çalışan sanatçılar çağrılmıştı. Hem karışmış fiziksellik hem karışmış ekonomi tartışılmıştı. Ben de sanal / gerçek karşımış ekonomi panelinde yeralmıştım, ölçülebilir manevi emek konusunu Meta-Markets ve MYPOCKET projeleri üzerinden tartışmaya açmıştım. Karışmış ekonomi ve fiziksellik dışında kavramsal konumlandırma açısından da sanal ve gerçek dünya çelişkisi günümüz sanatına malzeme oluyor. Ali Miharbi’nin yazdığı Zombi Performanslar yazısı bu alanda örnekler veriyordu.

Nasıl pop kültürün sembolleriyle oynayan sanat işleri anında anlamlandırılabiliyorsa, bu poligon karton heykeller de sanal-pop metaforları fiziksel dünyaya çevirdiğinden anında görenleri şaşırtıyor. Hafiflik, el yapımı olma, düşük çözünürlüklü dokular, insan boyutlarına yakınlık bu işlerin en bariz fiziksel özellikleri. Gerçek-sanal geçmesi, fiziksel-sayısal çevirisi, canlı-cansız dengesi işlerin kendilerinde bir bütün olarak toplanıyor.

Bu sanal dünyadan gelen karton poligon işler bir yanda gazetelerin verdiği Safranbolu Meksika Evleri maket hobiciliği değersiz hafif zaman kaybı hiç saçma işler gibi duruken, diğer yanda çarpık fiziksel özellikleri (insan boyutunda insan ama düşük çözünürlüklü doku-görüntü) ve verdiği referanslarla düşündürücü dönüştürücü kafa karıştırıcı oynatıcı bir yerde duruyor. Şimdi bir gazete patronu olsam bu sanatçıların işlerinden 100 kupona karton poligon heykeller vermeyi düşünürdüm. Neyse ki değilim.


No Matter (2008) Scott Kildall & Victoria Scott. Hem SecondLife’da hem fiziksel dünyada üretilen hayali nesneler.



Wow (2006) Aram Bartholl. World of Warcraft oyunundaki kişilik temsillerinin gerçek dünyaya taşınması.


Map (2006) Aram Bartholl. Google Maps servisinin yer işaretlemede kullandığı ikonların gerçek hayata taşınması.


1H (2008) Aram Bartholl. World Of Warcraft oyunundan alınmış silahlar kartondan büyük boyda yapılıp kamusal alanda taşınıyor.




Sandbox Berlin (2007) Aram Bartholl. Sandbox SecondLife içinde deney yapmak için ayrılmış geçici bir alan. Sandbox Berlin bu geçici sanal alanı fiziksel / kamusal ortama taşıyor.

28.02.2007

Bu Bir Tren Değildir

Magritte-Koons

LACMA‘da bu sıralar John Baldessari‘nin hem tasarımını yapmış olduğu, hem de günümüzün birçok tanınmış sanatçısı ile beraber katıldığı Magritte ve Çağdaş Sanat adlı sergiye, 80 ve 90′ların `süperstar´ sanatçısı Jeff Koons da, René Magritte’in şömineden çıkan bir treni betimlediği Durmuş Zaman tablosunun önüne yerleştirilmiş çelik döküm bir tren heykeli ile katılıyor. Bu sergi, Koons’un yeni projesi için bir çıkış noktası olmuş gibi görünüyor.

train

Koons ve LACMA direktörü Michael Govan, şubat ayının başında başka bir tren projesinin sunumunu yaptılar. Bu projede Los Angeles’ta LACMA binasının yanına yerleştirilecek 49 metre yüksekliğinde bir vince gerçek boyutlarda bir trenin asılması planlanmış. 1 milyon doların üstünde bütçesi ile başlanmaya hazır bulunan proje onaylanıp hayata geçerse, dikey olarak asılacak 21 metre uzunluğundaki 1943 Baldwin 2900 modeli buharlı lokomotifin bu kopyası, her gün 12:00, 15:00 ve 18:00 saatlerinde makina sesi ve buhar çıkararak bir saat kulesi işlevi görecek. Koons, trenin bir replika olmasına rağmen izleyicide yaratacağı deneyimin gerçek ve eşsiz olacağını söylüyor. New York, Los Angeles, Londra, Paris gibi şehirlerin kamusal mekanlarında yeni medya eserlerini gitgide daha sık görmekte isek de, bu tren projesi benzeri dinamik ama `analog´ işler, belki de kullandıkları teknolojinin artık pek yeni olmaması nedeniyle fikirlerin yeniliğini daha zor kıldıklarından, hem zamanımıza uygun hem de olgun ve kalıcı eserler olarak görülebiliyorlar.

train drawing