28.06.2009

Paylaşmayın.siz

c-2Almanya Hamburg yerel mahkemesi kullanıcıların istedikleri gibi dosya yükleyerek paylaşmalarını sağlayan Rapidshare.com‘u (RS) 34 milyon dolar ceza ödemeye mahkum etti. Bir işletmenin tarihe karışması için yeterli bir meblağ.

Bu ve benzeri servislerin ne suçu var? Sistem kendisi içerik üretmiyor, sistemin kullanılış biçimi konusunda insanları yönlendirmiyor. John Doe seçiyor sakıncalı dosyayı oraya yerleştirip başkalarıyla paylaşmayı. Sistemin sağladığı şeyler disk alanı, yüklemek için araçlar vs değil mi?

Gün geçtikçe daha çok sayısallaşan, teknolojik araçlar sayesinde birbirine daha kolay ve hızlı bağlanan hayatlarımızda yeni sayılabilecek bir bahistir dijital meta paylaşımı. Kafalar eski, toplumun davranışı yeni.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

23.05.2009

Last.fm Mağduriyetinden Kullanıcı Sendikasına

we are listening.

Biraz önce Replikas’tan bir şarkı dinledim bilgisayarımda. Bu sırada MP3 oynatıcıma eklenmiş bir yazılım ise arkaplanda bunu last.fm sunucularına haber vermekle meşguldu.

Günün her anı milyonlarca kişi milyonlarca şarkı dinliyor, ve aynen benim bilgisayarımın yaptığı gibi onlarınki de bıkmadan usanmadan dinlenen bütün şarkıları last.fm‘e haber vermekte. Yani last.fm kullanıcısı olan her dinleyicinin müzik zevki kayıt edilmekte.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

04.05.2009

Türkiye Devleti YouTube'u 1 Yıldır Yasaklıyor

internet-yasaklari-20

Artık bir yasağın yıldönümünü hatırlar hale geldik. YouTube’un kapatılması kararını veren mahkemelerden sadece utanmıyoruz aynı zamanda tiksiniyoruz.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

24.04.2009

Suriye Pasajında Gayri Maddi Emek ve Sanat

suriye-pasaji-tartisma-can

Suriye Pasajı’nda yapılmakta olan Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi dahilinde sunumlar ve konuşmalar yapılıyor. İlki geçen cumartesi yapılan tartışmada Borga Kantürk, Merve Şendil, ve Caner Aslan (yukarıdaki fotoğrafta) sanat üretiminde medyum konusuna odaklandılar. Yarın yapılacak tartışma ağlı bağlı internetli hayatımızı da göz önüne alarak günümüz sanatı ve kültürel üretiminde gayri maddi emek ve kimlik üzerine yoğunlaşacak.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

24.10.2008

Türkiye'den Blogger.com'a erişim kapatıldı, Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi Çığırdan Çıktı

Az önce blogger.com‘a Türkiye’den erişim kapatıldı.Türkiye’den girildiğinde “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” yazısı karşınıza çıkıyor.

Blogger’da Türkçe yazan yüzbinlerce kişinin ifade özgürlüğü bir hamleyle sorgusuz sualsiz yargısız engellenmiştir. Bu işi yapan Türkiye mahkemelerinden utanıyoruz.

Radikal Gazetesi’nde Oray Çalışlar’ın tepkisi:

Bence bu yasakları genişletmekte fayda var.
- az önce köprüde kaza vardı, otoyolların tümünü kapatsanıza
- bol kepçe lokantasında biri zehirlenmiş restoranları kapatsanıza
- akp’li bir bakan yolsuzluk yapmış akp’yi kapatsanıza
- milli takım yenilmiş, ülkede futbolu yasaklasanıza
- hızlı tren kaza yapmış demir yollarını kapatsanıza
Bu nasıl bir akıldan çıkma, ne büyük bir saçmalığın ürünüdür. Bu keyfe kederlik, bu yasakçılık nasıl bir korkunun ürünüdür. Allah’ınız sizi bildiği gibi yapsın.

Mustafa Akgül’un duyurusu:

“blogger.com’un yasaklanması sonrasında blogu yasaklanan ve hakkını
korumak için dava açmayı düşünen kişileri bir araya toplamak için bir
çaba başlamıştır. Gönüllü bir avukat grubunun desteğiyle nasıl bir
hukuki mücadele vermek için çalışacağız. Bu çabanın parçası olmak
isteyenler lutfen

yasakliyim _ at _ inetd.org.tr

adresine yazsinlar. Bu cabanın parcasi olmak isteyen hukukcular dogrudan
bana yazsinlar:

akgul __at__ bilkent.edu.tr

Internet Sansürüne Karşı Dayanışma

Şikayet yapılabiliecek numaralar ve emailler (karşınıza biri çıkarsa):

İlgili yazılar

08.09.2008

Anket Sonucu: YouTube'a Alternatif Video Paylaşım Siteleri

Vimeo (37%, 41 Oy)
Google Video (26%, 29 Oy)
Kullanmıyorum (20%, 22 Oy)
Daily Motion (17%, 19 Oy)
İzlesene (14%, 15 Oy)
MetaCafe (8%, 9 Oy)
Diğer (5%, 6 Oy)
Blip.tv (5%, 5 Oy)
MySpaceTV (3%, 3 Oy)
Veoh (3%, 3 Oy)
Brightcove (1%, 1 Oy)

Toplamda 111 kişi oy verdi.
Başlangıç: 17 Ağustos, 2008 7:55 pm
Bitiş: 8 Eylül, 2008 12:00 pm

111 kişinin oy verdiği anket sonucu Vimeo ve Google Video YouTube kapandığından beri en çok kullanılan video paylaşım siteleri olarak öne çıkıyor. Üçüncü sırada ise video paylaşım servisi kullanmayı bırakanlar var. Genelde Düğümküme’yi takip edenlerin oy verdiğini düşünürsek Vimeo’nun –genelde yaratıcı videoların paylaşıldığı bir servis– öne çıkması normal. Tabi bu kadar az kişiyle bir kamuoyu oluşturulmaz ancak bu bir başlangıç.

Bir sonraki anketi çevrenize arkadaşlarınıza haber verin, hatta blogunuzda duyurun, daha çok katılım daha doğru anket sonuçları verecektir. Burada hepimizi ilgilendiren konularda kendi kolektif görüşümüzün biraz daha farkında olmamızı sağlayacak anketler planlıyoruz.

Geçmiş anketler:
http://www.dugumkume.org/category/anket/

* Yukarıdaki grafik Google Chart API ile yapılmıştır.

06.07.2008

Fotoğraf Sanatçısı Erdal Kınacı tutuklandı

Yeni nesil tutuklamalara bir yenisi de, 3 Temmuz 2008, perşembe günü eklendi.

Fotoğraf sanatçısı Dr. Erdal Kınacı -fotoğrafını çektiği kimselere belge imzalattığını ve durumun yasal olduğunu savunsa da- “Yol üstü Kerhaneleri” adlı çalışmasında, engelli kişilerden faydalanarak ‘fotoğraflarını çektiği’ ve bu fotoğraflara foto-montaj uygulayarak ‘hayat kadınlarını’ yerleştirdiği gerekçesiyle önce başkanlığını yaptığı Mersin-Anamur İlçe Sağlık Grubunda açığa alındı, ardından nöbetçi mahkemece tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

Erdal Kınacı ismini ilk kez dün, bu vahim tutuklama haberi sebebiyle öğrendim. Başarılı bir doktor, ve hobi olarak başladığı fotoğraf sanatı işi bir süre sonra ona uluslararası yarışmalarda önemli ödüller de kazandırmış. Bu ödüllerin en bilineni 2006 yılında National Geographic‘in dünya çapında yaptığı ve 1 milyon fotoğrafın falan değerlendirildiği yarışmada ‘İnsan’ kategorisinde birincilik ödülü.

Portfolyosuna göz atarsanız, Türkiye’de fazla karşılaşamayacağınız türden bir sanatçı olduğunu anlayabilirsiniz. Türkiye’den bir Joel-Peter Witkin, Nobuyoshi Araki ya da Diane Arbus çıkamayacağını, bu tür *ağır* sanatçılara toplumsal olarak hazır olmadığımızı söylemek hiçbirimiz için güç değil, yine de olayın trajedisi, rezilliği altında ezilmemek de imkansız.

Yukarıda, kendisinin şu an *içeride* olmasına sebep olan fotoğraflardan bazıları var. Bundan böyle, Türkiye Cumhuriyetinde böyle fotoğraflar çekerseniz, tutuklanıyor ve cezaevine gönderiliyorsunuz.

Erdal Kınacı’nın daha önceki çalışmaları:
http://erdalkinaci.deviantart.com/

Erdal Kınacı’nın fotoritim.com’daki köşesinde, 30 Haziran 2008 günü yazdığı “Olağanaltı Hal Bölgesi” başlıklı yazı:
http://www.fotoritim.com/yazi/erdal-kinaci-bakis–olaganalti-hal-bolgesi

Bir bölümü sansürlenmiş ‘Yol üstü Kerhaneleri’ fotoğrafları:
http://www.ensonhaber.com/galeri/Yasam/1550/Yol-ustu-kerhaneleri.html?no=1

25.06.2008

Tersanelerde Türkiye:98 Almanya:0

İyi seyirler.

19 Ocak Kolektifi sunar.

19.06.2008

Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği'ni Destekliyoruz

Lambdaistanbul Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği’nin hakkında verilen kapatma kararına karşı açılan imza kampanyasına destek veriyoruz. Kampanyanın sloganı: Derneğime Dokunma! Anayasa’da Eşitlik!

http://www.lambdaistanbul.org

Aşağıdaki metin, 24. yasama döneminin başlangıcında, imzalarla beraber Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, Başbakan Tayyip Erdoğan’a, Meclis Başkanı Köksal Toptan’a ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’ya iletilecektir.

İmza vermek için tıklayın

“Genel ahlaka, hukuka ve Türk aile yapısına aykırılık” iddiasıyla Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği hakkında açılan davanın “kapatma kararı” ile sonlanması, yasaların uygulanmasında toplumda var olan eşitsizliklerin devreye ne kadar kolay girebildiğine örnek olmuştur. “Genel ahlak” gibi göreceli bir kavramın lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel insanların ifade ve örgütlenme özgürlüğü önünde kullanılabilmesi, Anayasa’nın eşitlik maddesine “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesinin ne kadar da hayati olduğunu bir kere daha gözler önüne sermiştir.

Hükümete toplumda var olan eşitsizlikleri giderme konusundaki sorumluluğunu hatırlatıyor ve LGBTT örgütlerinin anayasanın eşitlik maddesine “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesine dair olan taleplerini desteklediğimi açıklıyorum.

İlgili yazılar:

* Yukarıdaki fotoğraf Emine ÖZCAN’a aittir, Bianet Duvar Yazıları-Taksim/İstanbul galerisinden alınmıştır.

18.06.2008

Bilnçli Bilinçsiz Site Kapatmalara Çözüm Arayışı

Bugün ve yarın (18-19 Haziran) Abant’ta, turk.internet.com ve Ankara Barosu işbirliği ile gerçekleştirilecek olan çalıştayda “site kapatma” sorunu enine boyuna incelenip çözüm bulunmaya çalışılacak. Soru şu: 5651 sayılı kanun kapsamında ya da dışındaki kapatmalarda hangi sorunlar var ve bu sorunların çözümleri nelerdir?

Biliyorsunuz Türkiye’de ifade özgürlüğü sadece kitap dergi gazete TV gibi klasik medyalarda engellenmiyor. Artık internet’de de web sitelerine getirilen yasaklar ile ifade özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Medya değişik olduğu için yasak tipi de değişik… İnternet yasakları konusundaki problemleri bir hatırlayalım:

  • Türkiye mahkemelerinin “zararlı” gördüğü sayfalara erişimi kapatması yerine bir web servisinin tümüne erişimi kapatması,
  • site sahiplerine cevap hakkı tanımadan erişimi engellemesi
  • bilinçli bilinçsiz Türkiye’de herhangi bir mahkemenin kapatmayı yaptırabiliyor olması.

Güncelleme: çalıştay’dan notlar
“Internet Gözlemevi kurulsun”
Savcı: Görüntü, dünya üzerinden kaldırılmadıkça açmayız

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ne istiyor YouTube ne veriyor?

Kendi problemlerini görmek bir yana Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı mesela YouTube için söz konusu videolara sadece Türkiye’den değil, dünya genelinde erişim yasağı istiyormuş. YouTube’un Türkiye’de temsilcilik açmasını istemiş ve Türkiye’de resmi temsilcilik kurmaması halinde kapatma kararı sürecekmiş.

NTVMSBC haberine göre YouTube yetkilileri, Türkiye’de temsilcilik açmayı düşünmüyormuş:

Türkiye’de kurulmuş bir şirket olmadığını, Türk kanunlarına tabi olması gerekmediğini savunan YouTube yetkilileri, sistemden her gün mahkeme kararı veya Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kararı ile onlarca videoyu çıkarmanın çözüm olamayacağını, bugün Türkiye’nin istediğini yarın Pakistan ya da Tayland’ın isteyebileceğini, sonunun gelmeyeceğini savunuyorlar.

Bundan daha doğal bir cevap olamazdı. Türkiye dışında dünyada pek çok ülkede ifade özgürlüğüne saygı gösterildiğini ancak böyle duvara çarptığında görebiliyor olsa gerek Türkiye’de site kapatanlar. Tabii ki YouTube için konu sadece ifade özgürlüğü değil, Türkiye’deki kanuni yapıyla uğraşmak ve arkasından gelebilecek diğer çarpıklıklarla başetmenin maliyetini göz önüne alıyorlar. Bu çarpık yapıyla uğraşma maliyetinin ne kadar olabileceğini bir düşünün (hani şu bizim her gün uğraştığımız), Türkiye’den gelen milyonlarca ziyaretçiye rağmen böyle negatif bir cevap verebiliyor YouTube.

YouTube kime ait?

Bir dakika. YouTube kime ait? Google’a değil mi? Google Türkiye ofisi İstanbul’da değil mi? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunu bilmiyor mu? Bu başsavcılığın bilinçsizliği mi yoksa bilinçli bir oyalanması mı? Geçenlerde okuduğum Soner Yalçın kitabının başlığı aklıma geliyor: “Siz Kimi Kandırıyorsunuz?”

Toplantıda ne konuşulacak?

Yine NTVMSNBC haberine göre Abant toplantısında, YouTube’la doruğa çıkan internet sitelerini karartmaya karşı özetle şu konular masaya yatırılacak:

  • ISS ve yer sağlayıcılarının site bloklama yerine adres bloklama (yani site yerine sayfa bloklama) yapması lazım.
  • Site erişime kapatma kararları, ihtisas mahkemeleri ya da Adalet Bakanlığı’nın görevlendireceği mahkemeler tarafindan verilmesi gerekir. Çünkü mahkeme mahkeme dolaşıp, birinden alamadığı kararı, diğerinden alabilenler oluyor.
  • MÜYAP’ın kapatma girişimleriyle başlayan ve yerleşen durumda, 5651 sayılı kanun dışında kapatılan sitelerin, cevap hakkı bulunmuyor. Bunun hukuki ifadesi “sitelerin kendilerini teşkil etmelerine imkan verilmiyor.” Yani siteye ulaşılıp, “sakıncalı” içeriğin çıkarılması ya da savunma istenmeksizin, doğrudan kapatma kararı veriliyor.
  • Site kapatma “Ultimo Ratio” yani hukuk dilinde “son çare” olması gerekirken, alışkanlıkla hemen uygulanıyor.

İfade özgürlüğüne kitlesel yasaklama

Dünyadaki değişim Internet sayesinde artık her yerde aynı anda gerçekleşiyor. İfade özgürlüğünün korunması gibi temel kanunlara sahip ülkeler bu değişimde düzenli ilerliyebiliyorken Türkiye gibi ülkelerde aynı değişim çarpık ilerlemelere yol açıyor. Kitlelelerin, yani yüzbinlerce kişinin ifade özgürlüğü aynı anda elinden alınabiliyor. WordPress.com’da Türkçe yazan yüzbinlerce blog yazarı veya YouTube.com’da Türkçe videolar yayınlayan yüzbinlerce kişi bir anda susturuluyor. 12 Eylül’de bile böylesine büyük bir kitlesel susturma yapılmamıştır. Niye bugünün devlet adamları bunu anlamıyor? Internet yasaklarının topluma verdiği zararı görebilmek için illa caddelerde tank mı dolaşması lazım?

* Yukarıdaki yansımalı görsel YouTube ilk defa kapatıldığında aldığımız ekran görüntüsünün bugünkü “web2.0 trendleri”ne göre yeniden üretilmiş halidir.

İlgili Düğümküme Yazıları

Türkiye’de bilinçsiz internet yasaklamaları ile ilgili önemli yazılar: