26.06.2009

Sembolik Verimin Düşüşü

etkiket-bulutu-sembolik-verim

Etiket bulutları sembolik verim düşüşünün bir göstergesi diye yazıyor Jodi Dean.  Anlam yer değiştiriyor frekans ile, uzaklık ile, süre ile. Düğümküme’de hemen yan barda veya webde bir çok yerde rastladığımız bu bulutları eleştiriyor Dean. Etiket bulutlarının İletişim Kapitalizmi‘nin bir göstergesi olduğunu savunuyor. Ben de buraya önemli gördüğüm yerlerini fazla gecikmeden hem olduğu gibi hem evire çevire yazıyorum.

Etiket bulutları sembolik verim düşüşünün bir göstergesidir.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

01.07.2008

Mental Klinik'ten: Etiketbulutu

“Totaliter rejimde devletin arkasından konuşamadığınız gibi kapitalist sistemde sponsorun arkasından konuşamazsınız.”

Sanat işleri ile uğraşan kurumların kendi kendini finanse edebilmeleri ve sponsorlardan bağımsız hareket edebilme özgürlüğüne sahip olabilmeleri kurumsal politikaların oluşturduğu filtrelere takılmaması için cok önemli. Bu bir bakıma özgünlük için olmazsa olmaz gibi birsey. Kendi kendini çekip çevirebilen İstanbullu bağımsız sanat-üretim oluşumlarının başında gelen Mental Klinik, bütün sene boyunca açık kalacak ve kendini yenileyecek olan “etiketbulutu” isimli sergisini Cuma ve Cumartesi günleri 16:00-20:00 saatleri arasında Nişantaşı Topağacındaki yerinde izleyicilere sunuyor.

Bugün birbirine ağ şeklinde bağlanmış işlemcilerin oluşturduğu bulutlarda işlenen veri miktaları petabytelar ile ölçülüyor. Wired dergisinin Temmuz 2008 sayısında Chris Anderson’in “Petabyte Çağı” başlıklı yazısına göre artık kimin neyi neden yaptığının bir önemi kalmadı. Model karmaşası yakında bitiyor. Çünkü sayılar zaten herşeyi açıklıyor eğer elinizde yeteri kadar veri varsa. Anderson’a göre büyük veri yumağı ile karşı karşıya olduğumuz şu zamanlarda (petabyte çağında) taksonomi, sosyoloji, ontoloji gibi kavramlardan yola çıkarak veri analiz etmekten daha başka-yeni yöntemler oluşmaya başladı. Bu yeni düşünce yöntemleri ile herşeyi sayabilir, takip edebilir ve ölçebiliriz.

Mental Klinik son sergisinde önce kendine etiket bulutları üzerinden sanal bir uzay tanımlıyor daha sonra bu bölgenin materyal dünyaya yansımasını kurguluyor ve tasarladığı yüzey topolojileri, veri ile beslenen ışık dizinleri, uzaysal sıkıştırma yöntemleri, sözel paradigma kaymaları, analog-dijital ve tam tersi cevirimin mimari iz düşümleri gibi arayüzler aracılığı ile izleyicinin algılarına konuşmaya başlıyor. Ayrıca bu kurgu kesin değil hayli dinamik. Zamanla ile değişiyor, bozuluyor, kendini yeniliyor. Sayılabilir, ölçülebilir verinin elle tutulur dişe dokunur tarafa çekilmesi ve çevrilmesi ile veriye hassas bünyeleri farklı duyular aracılığı ile uyarıyor.

Etiketbulutu konusundan ötürü oldukça ilginç bir sergi. Bu haftasonu Cuma veya Cumartesi günü eğer yapabiliyorsanız sergiyi ziyaret etmek iyi olabilir. Önümüzdeki hafta yeni işler şu an gösterilen bazı işlerin yerini alacak.

[Basın bülteni]

:mentalKLİNİK

:mentalKLİNİK bağımsız bir yapı olarak 1998 yılında Yasemin Baydar ve Birol Demir tarafından projelendirilip 2000 yılında Nişantaşı’nda hayata geçirildi. Yasemin Baydar, 1994 yılından bu yana kişisel olarak sergilere katıldı, Birol Demir, 1989 yılından bu yana kişisel sergileri dahil olmak üzere pek çok sergiye katıldı. 2000 yılından itibaren :mentalKLİNİK olarak çalışmalarını sürdürüyorlar.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketliyor.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketler. Tanımsız alanlar, kararsız bölgeler, dondurulmuş zamanlar tasarlar, materyalsiz dünyaya yaklaşırken materyallerle kurulan ilişkilerin kaydını tutar. Konular/ kavramlar/ durumlar/ davranışlar üzerine çalışır. Kendi tanımladığı zaman ve mekan içinde davet ettiği kişilerle ilişki formları üretir. :mentalKLİNİK, sanat, tasarım, üretim ve tüketimin süreçlerini kendi işlerine kaynak olarak kullanır.

Zaman ve mekan, insan ve obje, obje ve zaman ilişkileri üzerine düşünür ve üretimler yapar, nesneleri arayüzler olarak adlandırır. Konumlandığı her mekanda o mekana yeni boyutlar ekler ve mekanı bütün duyulara açık hale getirmeyi hedefler.

:mentalKLİNİK birçok sanatçının katıldığı projelere ev sahipliği yaptı ve katıldı.

:mentalKLİNİK, 1998 yılından 2004 yılına kadar (uyku), {oyun}, [kopya] projelerini İstanbul’da kendi mekanında, 2004 yılında Luxembourg’da MUDAM (Musee d’Art Moderne Grand-Duc Jean, Luxembourg) işbirliği ile ~self01 projelerini katılımcılarıyla gerçekleştirdi.
2007 yılında Antananarivo, Madagascar’da Joel Andrianomearisoa’nın “30 and Almost-dreams” sergisine give joel a gift, you will be gifted ile katıldı. MUDAM Luxembourg’da 2007 yılında gerçekleştirilen ‘Tomorrow Now’ sergisine Frozen45˝ ile katıldı.

2007 yılında yine kendi mekanında_ikilimeşguliyetler_ faz1.yüzey ile 21. Yüzyıl koleksiyonunu başlattı. Aynı yıl Tokyo’da Eric Van Hove’un sürdürdüğü “kayıt dışı” sergisine coverted ile katıldı.
2008 yılı boyunca sergileyecekleri “etiketbulutu” cuma ve cumartesi günleri saat 16.00-20.00 arasında izlenebiliyor. :mentalKLİNİK, seçtiği etiketlerle yapımlarının anafikrini oluşturuyor; izleyiciye :mentalKLİNİK bakışını ve yapım fikrini, sanatla kurduğu ilişkiyi, zamana eklenme şeklini, dondurulmuş zaman anlayışını etiketleyerek sunuyor.

www.mentalklinik.com
mental@mentalklinik.com
Adres: Ihlamur yolu, Opera Palas apt. No.33/35 D.6
Topağacı/Nişantaşı 34365 İstanbul

05.01.2007

Etiketler, Kümelenme ve Uzun Kuyruk

Internet Ekonomisinde Uzun Kuyruk Ne Demek?“ yazısında uzun kuyruk teriminin ekonomi dışındaki konulara da açıklık getirebileceğine değinilmişti. Bunlardan bir tanesi de son dönemde çok revaçta olan etiketleme sistemleri ve bunları ‘gezinilebilir’ kılarken karşılaşılan güçlükler. Aslında biraz ayrıntıya kaçan bir konu ama lafı geçmişken değinebiliriz…

Düğümküme sitesinde “tasarım, sanat, yazılım, internet, …” şeklinde kullanım sıklığına göre sıralanmış olan etiket bulutunun grafiği çizildiğinde bir ‘uzun kuyruk’ çıkıyor karşımıza. Aynı grafiğin benzerlerini Flickr, del.icio.us gibi sitelerdeki etiketlerde de oluşturmak mümkün.

Etiketleme sistemlerinde, işlemin etiketleyenlerin inisiyatifinde olması ve bunun katı kuralları olmaması, getirdiği pratikliğin yanında kullanıcının bazı bilgilere ulaşmasını da zorlaştırabiliyor. Etiketleyicilerin her zaman doğru bilgileri girdiklerini varsaysak bile, dildeki eş anlamlı, yakın anlamlı, sesteş kelimeler ve değişik dillerde girilen etiketler karmaşa veya kopukluk yaratabiliyor. Bu sorunu çözmek için etiketler, kümeleme (clustering) yoluyla sınıflandırılıyor ve birbiriyle ilgili etiketlerin bir arada olması sağlanıyor. Bu konuda başarılı gözüken Flickr, örneğin “turkey” etiketini dört cluster’a ayırmış ve etiketlerin birbirleriyle bağlantılarından yola çıkarak ülke ile kuş isminin ayrı gruplarda yer almasını sağlamış. Grigory Begelman, Philipp Keller ve Frank Smadja, Automated Tag Clustering: Improving search and exploration in the tag space isimli yazılarında bu tip cluster’lar otomatik olarak oluşturulurken nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyorlar ve bu arada uzun kuyruk fenomenine de değiniyorlar. Etiketlerin birbirleriyle ilişkileri hesaplanırken, popülaritenin dikkate alınmaması gerektiği savunulurken çok popüler olan “web2.0″ etiketi örnek gösteriliyor ve bu popülarite eğer bağlantılar arasında ağırlık katsayısına yansırsa etiketler arasında ilişkiyi göstermek yerine gereksiz bir sürü bağlantı oluşturacağı söyleniyor. Bu sebepten blog’ların başarısının ardında yatan uzun kuyruğun kesilip atılmaması; ilişkilerin, ortak bağlantı toplamına göre değil; bu toplamın, etiketlerin kurdukları bütün bağlara oranlanması ile hesaplanan olasılıklara dayandırılmasını öneriyorlar. Bunun yanında, uzun kuyruğun karanlık bir tarafı da var. Örneğin del.icio.us gibi bir sitede bir etiketin popüler olması ona olan güvenilirliği de artırıyor, kuyruğun ucuna gidildikçe özensiz veya kötü niyetli bilgilerin araya karışma olasılığı da artıyor. Bu da popülerliği arka planda bırakmanın getirebileceği bir sorun.