16.07.2008

Yeni Radiohead Videosunu MTV Değil Google Yayınlıyor

Yeni Radiohead videosu “House of Cards” Google Code sitesinde yayına verildi. Video üç boyutlu taranmış Thom Yorke profili, üç boyutlu insan ve mekan taramaları animasyonundan oluşuyor. Animasyon boyunca piksel bulutu dediğimiz bir görsellik hakim. Lazer tarama yöntemiyle yapılan videoda uçuşan ve titreyen pikseller böyle şeyleri yeni görenleri ilk bakışta şaşırtıyor. Ancak bu tür görsellikle tanışık olan işlemsel sanatçılar ve tasarımcılar çeşitli email listelerinde ve görüşmelerde bu videoyu ne estetik olarak ilginç ne de yeni bulduklarını belirtiyorlar. Tartışma videonun yapılma tekniğinden verilerinin Google kod deposunda yayınlanmasına kadar pazarlama, teknoloji, estetik, ve etik üzerine gelişiyor.

http://code.google.com/creative/radiohead/

YouTube videoları Türkiye’den gözükmüyor, “House of Cards” videosunu DailyMotion üzerinden izleyebilirsiniz.


Solda Cold Play, sağda UVA’in Colder için yaptığı çalışma.

Yönetmenliğini James Frost’un yaptığı Radiohead videosunda kullanılan görsellik (bkz nasıl yapıldı) daha önce Showstudio ve UVA gibi işlemsel tasarım ve sanat yapan stüdyolarda, Cold Play “Rush of Blood” albümünde kullanılmıştı. Pop yıldızlarının suratının dijitalleştirilmesi ve bilgisayar yönetmleriyle bozulması daha önce mesela Kraftwerk videosunda ve pek çok filmde ve sanat işinde kullanılmıştı. Bilgisayarla portre resim değiştirme bozma estetiğinin literal olarak ilk görüldüğü zaman belki de Andy Warhol’un Debbie Harry’i bir TV şovunda Amiga bilgisayar ile boyaması olmuştur. Bu Tv şovunda Warhol’a daha önce hangi bilgisayarlarla çalıştığı sorulduğunda, Warhol cevap veriyor: “ben herşeyle çalıştım, özellikle bunu bekliyordum.”

Radiohead’in yeni videosunda ilginç olan videonun kendisinden çok kullanılan piksel bulutunun veri olarak Google Code üzerinde yayınlanıyor olması. İster indirip kendi bilgisayarınızda deneyin isterseniz Radiohead etkileşimli java applet‘i kullanarak oynayın görüntüden daha gerçek bir şeye yaklaştığınızı hissedeceksiniz… Bu Radiohead pazarlama kampanyası bariz bir biçimde Google Code deposunu MTV gibi kullanıyor, görsellik fetişzminin yerine kod ve veri fetişizminin geçmeye başladığını onaylıyor.

Daha önce Modest Mouse, Björk, Beastie Boys gibi popüler müzik yıldızları hayranlarına video yapmalarını sağlamış ve üretilen videolardan kendi promosyonlarında faydalanmışlardı. Tahmin edersiniz ki bu tür girişimler kullanıcı tarafından yaratılan içerik (“user generated content”) devrinde yapılmaya başlanmıştır. Bugün Radiohead videoda kullanılan ham tarayıcı verisini yayınlamasıyla ve hayranlarını bu verileri kullanmaya davet etmesiyle pazarlama girişimini bir adım daha ileri götürmüştür. Dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz. Hayranlar emeklerinin karşılığında ne alıyor? Radiohead’in ününden bir parça mı, para mı, sahne arkasında misafirlik, otel odasında yataklık, imzalı poster, beraber fotoğraf mı? Bu yaşadığımız zamanda hangisi zamanınızı kafanızı enerjinizi vermeye eşdeğer olabilir?

İlgili bağlantılar:

* Bu yazıda bağlantı verilen YouTube videoları Türkiye’den görünmüyor olabilir. Türkiye devletinin vatandaşlarına getirdiği bu çağdışı kısıtlamayı bile bile YouTube videolarına bağlantı vermek zorunda kaldım kusura bakmayın.

08.07.2008

Erdal Kınacı'nın Tutuklanması Ardından

Son yayınladığımız fotoğraf sanatçısı Erdal Kınacı’nın tutuklanması haberi üzerine Murat Germen konuyu aydınlatan bir eposta gönderdi. Eposta hem olayı aydınlatıyor hem de sanat işlerinde insanların konumu üzerine çok önemli bir etik tartışmayı gündeme getiriyor. Keza sadece fotoğrafta değil Düğümküme’de sık sık konu ettiğimiz sosyal yazılım ve katılımcı/ağlı işlemsel sanatta da yer alan öznelerin konumu ve hakları çok önemli bir etik tartışmasıdır.

Murat Germen dün yayınladığımız Erdal Kınacı haberi konusunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu belirtti:

- Basında çıktığı gibi Kınacı NG ödülünü “Yolüstü Kerhaneleri” çalışması ile değil başka bir seriden bir fotoğraf ile kazandı:

http://www.nationalgeographic.com/photography/galleries/ila-ipc-people/

- Kınacı bu seriyi geçenlerde benim de bildiri sunduğum AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu ve internet de dahil olmak bir çok farklı ortamda sundu nispeten uzunca bir süredir. Kınacı’nın fotoğrafları çıplaklık veya kerhane içerdiği için değil kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan fotomontaj iddiası ile mahkemelik olmuş bize duyurulduğu kadarı ile.

- Şöyle bir ihtimali göz önunde bulundurmak lazım: Belgesel fotoğrafçılar her ne kadar anlaşma imzalatsalar da genelde fotoğrafını çektikleri insanları pek düşünmezler ve üzerlerinden ödüller bile kazanırlar (hem Türkiye’de hem de dünyada çok yapılan bir şey bu). Orhan Cem Çetin ve bazan da Ahmet Elhan ile birlikte bu konu üzerinde pek çok yerde konuşma yaptık / yapıyoruz; “bu etik bir konudur, sosyal belgesel sonuçta hep fotoğrafçının işine yaramaktadır, konu edilen mağdur insanlar ise mağdur olmaya devam ederler” demeye getiriyoruz. Hatta yukarıda adı geçen AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu’nda konu enine boyuna tartışıldı ve ben sunumumda duyarlılık iddiası taşıyan belgesel fotoğraf çalışmalarının anonim olarak sunulması teklifini yaptım. Amacım fotoğrafçının adının duyarlı olunan konunun önüne geçmesini engellemek. Bazıları şoke oldu doğal olarak ama daha duyarlı diğer fotoğrafçılar “evet aslında belki öyle olmalı” diye şapkalarını önlerine koydular. Şimdi şöyle bir senaryo düşün: Hayatta hiç parayla seks yapmadım ama, diyelim ki kerhaneye gittim ve bir şekilde burada görüntülendim, daha sonra haberim olmadan bu görüntü ortaya çıktı sanat adına. Kendim sanatçı olduğumdan bu duruma olumlu bakmaya çalışırdım ama belki kerhaneye gittiğim bilinsin de istemeyebilirdim bir yandan, bu yüzden ben de dava açabilirdim. Bu durumda fotoğrafçıyı mı yoksa beni mi korurdun? Ya da varsayalım senin engelli bir yakının var üzerine titrediğin, ona birisi bir anlaşma imzalatıyor ve kerhaneye gitmediği halde gitmiş gibi göründüğü bir fotoğrafa malzeme oluyor, bu durumda ne tepki verirdin? (Kınacı bilinçli olarak bunu yaptı demiyorum ama bu yönde iddialar var) Fotoğrafların ve fotoğrafçıların kişilik haklarını ihlal ettiği çok görülür, hakları ihlal edilenlerin çoğunluğu es geçer, bazısı ise dava açar. Kendi fotoğraf pratiğimde insanı merkeze koymamamın nedenlerinden birisi de direkt bu konuyla ilgili; insanlar ve hikayeleri üzerinden kendime pay çıkarmaktansa insanların ürettikleri cansız nesneleri konu edinmeyi ve hayat hakkında söylemek istediklerimi onların aracılığı ile ifade etmeyi tercih ediyorum.

Erdal Kınacı yerinde olsam şunları yapardım:

- İmzalattığını söylediği model anlaşmalarını hemen basına dağıtırdım (bu arada, işin içinde engelli insanların olduğu söyleniyor, böyle ise şayet ve özürlülere imza attırıldıysa bu durumda “imza atılırken engelli kişilerin yanında ebeveynleri veya sorumlu aile yakınları var mıydı?” bilgisi gerekiyor).

- Sitesinin hack edildiğini ve kendisinin olmayan bazı fotoğrafların sitesine yerleştirildiğini söylemiş Kınacı bazı basın kaynaklarına göre. Bunu hizmet aldığım sunucudan tarih ve saatle belirletir ve bunu da delil olarak sunardım.

- Fotoğrafların özgün versiyonlarını (RAW veya JPG) ortaya çıkarır ve tam olarak nasıl bir süreç izlediğimi gösterirdim. Bu sayede neyin nasıl oluştuğu ortaya çıkardı.

Kınacı bunları yapmıyorsa ister istemez zan altında kalıyor, daha olay tam detayıyla ortaya çıkmadan hemen taraf olmamakta fayda var…

AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu programı