24.02.2010

McService, 2003, SWAMP

McService, 2003, SWAMP. Sanatçıların arabayla aynı McDonalds’tan her turda bir yiyecek alıp arabada yedikten sonra tura devam ettikleri, 5 saatlik döngü ve 200 dolarlık tüketim sonunda polisin gelip artık durmalarını söylemesi ile sonlanan performans.

and 15.02.2010

TV’ye Karşı Video Sanatı, Internet’e Karşı Ağlı Sanat – I

Richard Serra, Television Delivers People (1973) Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008)
Video sanatını harekete geçiren, ilk dönem video sanatçılarını birleştiren ortak nokta, televizyon eleştirisi idi. 1967′de Sony Portapak‘ın piyasaya çıkması ile artık herkesin TV setlerinde kendi kaydettikleri görüntüleri izleyip gösterebiliyor olması, TV’nin demokratikleşmesi ve kurumsal otoritesinin zayıflatılması yönünde bir umut yaratmıştı. Zamanla bu eleştirinin televizyonun kendisi tarafından benimsenmesi, televizyona referans veren televizyon programlarının yaygınlaşmasının da etkisiyle video sanatçılarının kullandığı yöntemler ve kendi kendine atıf stratejisi etkisini yitirmiş, medya sanatı doğrudan TV eleştirisinden çok TV kültürü ile bağlantılı konulara yönelmişti.

30 yıl sonra İnternet, ilk dönemlerinde merkezi iletişimin parçalanması, imgelerin kolayca oluşturulması, kopyalanarak iletilmesi ve etkileşimlerin esnek hale gelmesi sanatçıların ilham kaynağı olurken, aynı zamanda önceki ortamların başına gelen ticarileşme ve merkezileşme eğilimi ile tedirginlik yaratıyordu. İnternet sanatının ortaya çıkmasından olgunluğa ulaşması arasında geçen zaman video sanatına göre çok daha kısa sürdü.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

16.04.2008

Yeni Medya mı İşlemsel Sanat mı Kime Ne?

Türkiye’de toplum şok üstüne şok üstüne şok yaşarken neden yeni medya mı işlemsel sanat mı diye uzaydan gelmiş gibi duran bir konuya eğiliyoruz? Neden yeni medya deyince web2.0 dalgasından, Photoshop tekniklerinden, video sanatından bahsetmiyor da ağlı bağlı hayattan, merkezden-kitleye iletişimden, sosyal ağ hortumlamasından, kitlesel ifade özgürlüğü engellemesinden, DNS ayarlarından, temsilsiz demokrasiden, dağıtık iktidardan, medya arkeolojisinden bahsediyoruz. Neden işlemsel kelimesini İTÜ Bilgisayar Fakültesi’ndeki Mikro İşlemciler dersinde kullanıldığı gibi veya Bir Kelime Bir İşlem yarışmasındaki gibi değil de sanat kelimesinin önünde işlemsel sanat diye kullanıp diziyoruz elektronik sivil itaatsizlik, protokollü toplumsal denetim, kitleden-kitleye mesajlaşma, bilgi görselleştirmesi, manevi emek sömürüsü, diyagramlar, tarifeler, tersine stratejiler, ağların savaşı?

Ali Miharbi, Ahmet Atıf Akın, Orton Akıncı ile bu perşembe günü (17 Nisan) Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi‘nde konuşacaklarımızı bir iki hafta öncesinden emaillerde tartışmaya başladık. Malum Türkiye’de icat edilmemiş kavramları kullanıyoruz sık sık. Tartıştığımız konuları Türkçe ifade etmek istedğimizden terimlere ve Türkçe’lerine bir süre takıldık, ama sonra bir şekilde içinden çıkabildik.

Uğraştığımız sanat hem yeni nesil teknolojiler hem baki toplumsal olgular üzerinden. Hem Türkiye’de yaşanan şokları konu alıyoruz hem Kaliforniya’da icat edilen yeni teknolojilerin toplumsal etkilerini. Kullandığımız teknikler hem bilgisayar programlaması, hem yemek tarifesi, hem diyagram çizme, hem arkeolojik araştırma olabiliyor. Bu konuşmada herkes kendi işlerinden bir kaç parça sunacak ve sonrasında bu bahsettiğimiz konular çerçevesinde tartışıcaz.

İstanbul’daysanız konuşmaya bekleriz. Tartışmalar dizisi bittiğinde kitap olarak da yayınlanacak. Böyle konuların klasik bir kitaba girecek olması kadar önemli olan diğer şey de internet’ten katılım. Bu yazıya yorum yazın, sorularınızı veya tartışılmasını istediğiniz alakalı konuları önerin tartışmaya alalım. Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi’ni Azra Tüzünoğlu hazırlıyor, burdan el sallıyoruz, teşekkürler Azra!

Güncelleme: Mimar Sinan etkinliği bitti, tam da olması gerektiği kafamız daha da karıştı, tartışmaya yorumlarda devam ediyoruz. işlemsel sanat ve yeni nesil medya üzerine çalışıyorsanız veya bu alanla bir şekilde ilgileniyorsanız tartışmaya yorum yazarak katkıda bulunun biz de öğrenelim.

Olayın anonsu şöyle:

Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi-8
“Yeni Nesil Medya ve İşlemsel Sanat”

Konuşmacılar
Burak Arıkan + Ali Miharbi + Ahmet Atıf Akın(a.k.a pagan@xurban) + Orton Akıncı

Tarih 17 Nisan 2008 Perşembe
Saat 18:30
Yer Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Beşiktaş Yerleşkesi 208 no’lu derslik

Her bir konuşmacının kendi deneyimleri üzerinden işlemsel sanat ve İnternet teknolojileriyle birlikte çeşitlenip, sürekli yenilenen yeni medya sanatı konularını açımlamayı hedefledikleri konuşmanın ana ekseninde; dağıtık iktidar, kimliksizleşme ve anonimleşme, taktiksel medya, teknoloji ve kontrol, elektronik sivil itaatsizlik, İnternet üzerinden eleştiri&tersine çevirme stratejileri, Türkiye’deki devlet kontrolü ve İnternet protokolleri ilişkisi gibi meseleler tartışılacak. Yeni medya ve galeri mekanı ilişkisi, medya festivalleri, yeni medya kurum ve gösterim alanları da tartışma içeriğinde yer alacak konular arasında.

* Posterdeki görsel Per Wizén tarafından yapılmıştır.

İlgili Düğümküme Yazıları:

18.03.2008

Gözel Geceler: CTRL-ALT-KEBAB

gozel-geceler-ctrl-alt-kebab.jpg

Sanatçılar

  • Nodul feat. various artist / djset
  • Dj Biennial Vj 2010 feat. kvsi / live
  • Sezyum feat. tayyip / djset-live
  • Grup Ses feat. davulmoon / djset-live
  • Mytube Youspace feat. mevlana / djset

…dubstep, yerli öz mashup,…

22 Mart CCumartesi 23.00
Dogzstar. Kartal sok. No 3 Kat 3 Galatasaray Beyoğlu
http://www.myspace.com/gozelrecords

08.03.2008

Bugün Merak Ettiklerim

Burada saat 8:44.

Düğümküme iki yıl kadar önce yayına başladığında yazılar için yarattığımız kategoriler şimdi çok tepeden inme geliyor. Etiketler daha çok işe yarıyor. Merak ettiğim etiket yazmak için genelde kim ne gibi teknikler kullanıyor?

“Presence” Türkçe’ye “varlık” olarak çevrilebilir mi? Twitter ve benzeri “presence service”leri için “varlık servisleri” mi diycez? Varlığım senin varlığına armağan olsun hesabı.

Sanatta hazır-yapım (“readymade”) işler gibi hazır-bulunma işleri var mıdır? Varsa hangileri?

Türkçe gibi sondan eklemeli diller ile bilgisayar işlem akışı arasındaki “sona eklenerek büyüme” bağlantısı nasıl kullanılabilir?

Sosyal yazılımlar sayesinde teori yazmak ile program yazmak arasında daha görünür ilişkiler ortaya çıkıyor mu?

Görsel işitsel işlemsel dedik. “İcra” yada “performans” dediğimiz şeyin Türkçesi nedir? Etkinliksel?

Alın yazısı ve bilgisayar yazısı (“code”) karşılaştırması üzerine yazı çizi bir şeyler arıyorum.

Sefer, defa, kaç sefer, kaç defa, git gel, git dur, dur gel, gel git, dur git, kaç sefer, git, gel, dur böyle bir dizi iş, yap, çiz. “Aklına geldiği gibi” ile “rastgele” nasıl farklı?

Kavram kavrama kavramsal. İş işlem işleme işlemsel. El işi. İşletme. Petrol işletmesi. Sanat işletmesi. İşlemsel sanat. Sanatsal işlem. İşlemdeş iş. İşçi, işletmeci.

Çağdaş sanat gibi “arkadaş sanat” diye bir şey nasıl olurdu? Ön, arka, arkamı tutan.

Sayısal sayı olamayacağı gibi işlemsel işlem de olamaz.

El, eleş, eleştir, eleştiri.

Gel, geliş, gelişti, geliştir, geliştirme.

Uy, uyma, uygula, uygulama, uygun, uygunsuz.

Bağ, bağlantı, bağlantısal.

İç, içme, içsel, içki, içten, içerik, içerme, içleme.

Dış, dışkı, dışarı, dışlama.

Ye, yem, yeme, yemek. Yemek yemek. Yiyorum.

Düş, düşün, düşünce, düşkün, düşünsel, düşünüyorum.

Bil, bilgi, bilinç, bilgin, bilim, bilimsel, biliyorum.

An, anı, anıt, anıtsal. Anlatıyorum.

Ağ, ağla.

Bu gece dil bilim ve bilgisayar bilim. Yarın başka bir şey. Saat 9:53 olmuş.

14.02.2008

Hafriyat'ta Noktaları Birleştir Sergisi

noktalari-birlestir-harfiyat-2008.jpg

Noktaları birleştir, 16 Şubat cumartesi saat 18.30’da Hafriyat Karaköy‘de açılıyor (harita).

16 sanatçının katılımıyla Koray Kantarcıoğlu tarafından düzenlenen sergi, çizgiyi bağımsız görsel bir birim olarak anlama ve özgün bir ifade biçimi olarak kullanma fikrinden hareket eden işleri bir araya getiriyor. Bu işlerin üretimi ve sunuşunda da çeşitlilik ve rahatlık göze çarpıyor: Kumaş, kağıt, ekran, duvar ve duvar kağıdı kullanımından boya, mürekkep, piksel ve tükenmez kaleme.

Serginin kavramsal çerçevesi de aynı yaklaşımı devam ettiriyor: Ucu açık, tamamlanmışlık kaygısı gözetmeyen bu işler tek bir yere gitmiyor.

Sergi açılışında Nazım Dikbaş Ama Bu Bana Benzemiyor adlı bir performans gerçekleştirecek. Hevesli çizerler tarafından yapılan resimlerini görüp memnun kalmayan kişilerin telaffuz ettiği bu cümleyi başlık seçen Dikbaş, çizim eyleminin ve üretiminin farklı boyutlarına dikkat çekmeyi deneyecek.

Katılımcılar:

Aksel Zeydan Göz
Alina Viola Grumiller
Bora Başkan, http://borabaskan.blogspot.com
Burak Arıkan, http://burak-arikan.com
Cem Dinlenmiş, http://cemdinlenmis.deviantart.com
Erlea Maneros
Ekin Saçlıoğlu
Erkin Gören, http://erkingoren.com
Erdem Ergaz
Gözen Atila
Güneş Terkol
İnci Furni, Bio
Klaustro, http://myspace.com/klasor
Koray Kantarcıoğlu, http://www.koraykantarcioglu.com
Mihda Koray, http://myspace.com/mihdakoray
Nazım Dikbaş, http://www.extramucadele.com

* Poster tasarımı Özer Yalçınkaya (aka Klaustro).

01.11.2007

Karaköy Hafriyat'da Allah Korkusu

allah_korkusu.gif

Hafriyat Websitesi

06.08.2007

İşlemsel Düşünce ve Zaha Hadid

zahahadid

Mimarlığın son dönem yıldızlarından Zaha Hadid’i en son 2005 Temmuz’unda İstanbul’da düzenlenen 22. Mimarlık Kongresi’nde görme fırsatım olmuştu. Kongre sırasında Peter Eisenman, Tadao Ando , Zaha Hadid gibi isimlere izleyici tarafından bir pop starı şeklinde davranılması karşısında hayretlerimi gizleyememiştim.

Zaha Hadid ismi yıllar sonra bu sefer işlerinin sergilendiği bir sergide, Londra Tasarım müzesi‘nde karşıma çıktı. Walter Benjamin, 1936′da yayımlanmış ufuk açıcı makalesinde, mimarlıkla diğer görsel sanatları karşılaştırırken, mimarlığın insanların her daim başını sokacak bir korunağa olan ihtiyaçlarından dolayı, diğer sanat dalları gibi geçici olmadığını, bir devamlılığa sahip olduğunu söylemişti. Zaha Hadid ve Gehry gibi çağdaşları son dönemde bu bahsolunan devamlılığa sıçratıcı bir şerh koydular. Formun sınırlarını güçlü bir kavramsallıkla zorlayarak yapay olana yepyeni bir dinamizm ve akıcılık kazandırdılar. Zaha Hadid sergisinden çarpıcı bulduğum üç şeye kısa not düşmek istiyorum.

  1. Bilgisayar teknolojisinin geçirdiği evrim ve CAD teknolojilerinin büyük ölçeklerde üretimi destekler hale gelmesi, binaları adeta bir endüstriyel ürün tasarımı objesi haline getirdi. Zaha Hadid ve Gehry tasarımlarında görülen, geleneksel anlamda üretilmesi imkansız formların bilgisayar ekranlarından ve eskiz hallerinden gerçek hayata taşınmaları bunu doğrular nitelikte. Sergide göze çarpan, üç boyutlu yazıcı işi olduğu belli prototipler bile bu dönüşümü imliyor. Mimarlığın ürün tasarımıyla bu denli kesişmesini bana çıtlatan bir diğer minik detaysa Hadid’in mimari projelerinden birinin gerçek bir binada değil, bir mobilya tasarımı projesinde uygulanmış olması.
  2. Akıllı teknolojilerin (sensor+ işlemci+devindirici), objelerden sonra, mimarlık boyutunda ortamlara da uygulanmaya baslanacak olması mimarlığın bir başka disipline, etkileşim tasarımına dönüşümünü, ya da uzanışını haber veriyor. mimarlık öznesinin, etkileşim tasarımı perspektifiyle okunması ileride yasayacağımız binalar için umut verici bir gelişme olabilir. mimarlığın öteden beri açmazlarından olduğunu düşündüğüm insan yerine coğu zaman binanın kendisini ya da bir düşünce sistemini merkezine alması, Zaha Hadid örneğinde de beni yakaladı buldu.
  3. Zaha Hadid sergisindeki mimarlık öznelerine bakarak bir endüstriyel tasarım ya da etkileşim tasarımı okuması yapmamın tesadüfi olmadığı kanaatindeyim. işlemsel düşünce (computational thinking) dahil olduğu bütün pratik sanat ve bilim dallarını dönüştürüyor, farklı boyutlar katıyor. bu bağlamda, orta vadede bina, eşya ve sosyal davranış algılarımız bir önceki yüzyıla göre yeni dönüşümler geçirecek, şu an yaşadığımız evre form ve algı arayışlarının devam ettiği bir evre.

Zaha Hadid’in hayat hikayesini okurken, bir türlü eşik noktasına ulaşamayan, ya da ulaşamadığını düşünen genç tasarımcılar için de dolaylı bir motivasyon gördüm. Zaha Hadid kariyerinin önemli bir bölümü yarışmalara katılmak ve kavramsal projeler üretmekten ibaret. Bu yüzden sergide de açıkça ifade edildiği gibi, uzunca bir dönem çizmekten başka bir şey yapmayan mimar eleştirilerinin hedefi olmuş. Bilgisayar teknolojileri olgunlaşmaya ve fikirleri anlaşılmaya basladıktan sonra deyim yerindeyse şeytanın bacağını kırmış, şu an çalıştığı onlarca projesi, o sabırlı ve fikirlerine güvenen duruşun karşılığını aldığını gösteriyor. Bu yolun başında ya da başına yakın bir yerlerde olan tüm tasarımcılar için iyi bir motif, kulaklara küpe olcak bir başarı hikayesi.

30.06.2007

RFID burada. Karşıtları nerede?

Aslında uzunca bir süredir RFID teknolojisini kullanıyoruz. Kampus kapılarında, asya ile avrupayı birbirine bağlarken ve alışveriş yaparken… Beni şaşırtan şey ise artık bir RFID fuarımızın da olması. Bu da demek oluyor ki, üreticileri, ithalatçıları, teknik servisleri, arzı ve talebi ile basbayağı bir RFID endüstrimiz olmuş. Yakında RFID meslek odası veya RFID çalışanları sendikasının da kurulması muhtemeldir.

Gözlerim doğal olarak RFID karşıtı örgütlenmeleri arıyor. Endişem, tıpkı güvenlik kameraları ve MOBESE‘de olduğu gibi toplumsal duyarlılıktan uzak bir oldu bittinin yaşanması.

Bildiğiniz gibi alışveriş merkezleri ve açık alanlardaki polis kameraları, güvenliği ve asayişi gözetlemek üzere kayıt yapmaktalar. Oysa kamusal alanlardaki kayıt aktivitelerinin, kaydı yapılan kişilere yazılı, görsel uyarılarla deklare edilmesi zorunludur. Türkiye’de ise bu durum gözetleme yapan kurumun insiyatifindedir. Kimi münferit mağaza sahipleri bu görsel uyarıları hırsızlığa karşı caydırıcı bir önlem olarak değerlendirdikleri için kullanıyorlar. Ancak alışveriş merkezleri ve açık alanlarda yapılan kayıtlar, kayıt edilenlere deklare edilmiyor.

Teknolojiyi ithal etmekte oldukça başarılı olan ülkemin, teknolojinin getirdiği yasal düzenlemeleri de bir an önce ithal etmesini diliyorum. Aksi takdirde RFID gibi daha görünmez takip sistemlerinin doğuracağı ihlalleri düşünmek bile oldukça iç karartıcı.

RFID nedir?

Privacy International’daki Türkiye kayıtları

RFID hakkındaki diğer yazılar:

Pasaportunuzdaki rfid’yi nasıl yok edersiniz?

Elektronik nesnelerin otomatik bloglanması

21.02.2007

Spring_alpha: Alternatif Sosyal Düzen Oyunu

Spring_alpha alternatif sosyal düzenleri test etmek için geliştirilen Internet tabanlı toplumsal bir oyun. Bir nevi skeç tahtası olan Spring_alpha’da oyuncular hem hikaye seviyesinde, hem anlatım seviyesinde, hem de kod seviyesinde alternatif sosyal pratikler programlayabiliyorlar.

spring_alpha__difficult_jobs.jpg

“insanlar zor işleri yapmak için sıra değiştiriyorlar”

spring_alpha__no_one_charges.jpg

“kimse para istemiyor ve ödemiyor”

Oyunun amacı toplumun içinde bulunduğu düyadaki kuralları değiştirmek. Bu değişim oyunu çalıştıran kodu geliştirerek ve sonucunda yeni davranışlar ve etkileşimler yaratarak yapılıyor. Yeni yazılan kodların etkisi oyuncunun bu yeni fikirleri toplumda yayabilme derecesi ile ölçülüyor.

Simon Yuill‘in yönettiği Spring_alpha projesi dört özelliği ile dikkat çekiyor:

  1. Bilgisayar oyunu geliştirmeyi sosyal ve eleştirel soruşturma olarak kullanmak.
  2. Oyunun yeniden tasarımıyla ilgili konular sosyal yapıların yeniden düşünülmesi ile ilgili konularla paralellik gösteriyor.
  3. Oyunun geliştirilme aşamasında katılıma açık olması.
  4. Açık kaynak geliştirme yöntemlerini hem oyunun geliştirilmesinde hem de katılımcılarla olan etkileşimde kullanılması.

spring_alpha__school_not_compulsory.jpg

“okul mecburi değil”

spring_alpha__obedience_doesnt_relieve.jpg

“itaat etmek acıları hafifletmiyor”