28.02.2009

Türkiye'de Ekonomi Blogları

Türkiye’de ekonomi üzerine yazan çizen bağımsız bloglar. Bir zamanlar toparladığım ama yayınlamadığım küçük bir liste. Siz de bildiğiniz blogları yorumlara ekleyin.

03.01.2009

Karışmış Dünyanın Karton Poligon Heykelleri

Ne heykel ne karton ne sanal dünya kendi başlarına ilginç ortamlar, ne ölüm-yaşam karşıtlığı ne fiziksel-sayısal ikilemi ne gerçek-temsil karşılaştıması kendi başına ilginç konular sanat alanında. Ancak bunların bir kaçı veya hepsi bir araya geldiğinde, karıştırılıp yeni anlamlar yaratıldığında yeni sorular sorulabiliyor, kafamız karışabiliyor, düşüncemiz gelişebiliyor.

3 boyutlu karton poligon heykel yapmak son üç yıldır sanatçılar tarafından kullanılır bir teknik oldu. Sayısal dünyada kullanılan fiziksel metaforlu arayüzleri olduğu gibi gerçek dünyaya çeviren sanatçılar kartondan nesneler yaparak algımızda fiziksel-sanal ayrımıyla oynuyorlar. Aram Bartholl en ironik işleri yapanlardan, Google Maps ikonlarından World Of Warcraft modellerine fiziksel dünyaya çevirdiği metaforlar aklı alıcı. Scott Kildall ve Victoria Scott‘un SecondLife’dan çıkma ürünleri ve Susy Oliveira‘nın referanssız karton poligon heykelleri (yukarıdaki görsel) ile bu trendin yayıldığını görebiliyoruz. Pek yakında ticari ortamların da olayı keşfetmesiyle Adidas Nike Sony marka karton poligon ürünler hayatımızı istila edebilir.

2008 Şubat ayında Boston’da yapılan Turbulence Mixed Realities / Karışmış Gerçeklikler Konferansına bu konuyu çalışan sanatçılar çağrılmıştı. Hem karışmış fiziksellik hem karışmış ekonomi tartışılmıştı. Ben de sanal / gerçek karşımış ekonomi panelinde yeralmıştım, ölçülebilir manevi emek konusunu Meta-Markets ve MYPOCKET projeleri üzerinden tartışmaya açmıştım. Karışmış ekonomi ve fiziksellik dışında kavramsal konumlandırma açısından da sanal ve gerçek dünya çelişkisi günümüz sanatına malzeme oluyor. Ali Miharbi’nin yazdığı Zombi Performanslar yazısı bu alanda örnekler veriyordu.

Nasıl pop kültürün sembolleriyle oynayan sanat işleri anında anlamlandırılabiliyorsa, bu poligon karton heykeller de sanal-pop metaforları fiziksel dünyaya çevirdiğinden anında görenleri şaşırtıyor. Hafiflik, el yapımı olma, düşük çözünürlüklü dokular, insan boyutlarına yakınlık bu işlerin en bariz fiziksel özellikleri. Gerçek-sanal geçmesi, fiziksel-sayısal çevirisi, canlı-cansız dengesi işlerin kendilerinde bir bütün olarak toplanıyor.

Bu sanal dünyadan gelen karton poligon işler bir yanda gazetelerin verdiği Safranbolu Meksika Evleri maket hobiciliği değersiz hafif zaman kaybı hiç saçma işler gibi duruken, diğer yanda çarpık fiziksel özellikleri (insan boyutunda insan ama düşük çözünürlüklü doku-görüntü) ve verdiği referanslarla düşündürücü dönüştürücü kafa karıştırıcı oynatıcı bir yerde duruyor. Şimdi bir gazete patronu olsam bu sanatçıların işlerinden 100 kupona karton poligon heykeller vermeyi düşünürdüm. Neyse ki değilim.


No Matter (2008) Scott Kildall & Victoria Scott. Hem SecondLife’da hem fiziksel dünyada üretilen hayali nesneler.



Wow (2006) Aram Bartholl. World of Warcraft oyunundaki kişilik temsillerinin gerçek dünyaya taşınması.


Map (2006) Aram Bartholl. Google Maps servisinin yer işaretlemede kullandığı ikonların gerçek hayata taşınması.


1H (2008) Aram Bartholl. World Of Warcraft oyunundan alınmış silahlar kartondan büyük boyda yapılıp kamusal alanda taşınıyor.




Sandbox Berlin (2007) Aram Bartholl. Sandbox SecondLife içinde deney yapmak için ayrılmış geçici bir alan. Sandbox Berlin bu geçici sanal alanı fiziksel / kamusal ortama taşıyor.

19.11.2008

Günün Diyagramı: Mei Moses Sanat Indeksi

Mei Moses Sanat Indeksi S&P500 karşılaştırması (1954-2004).

NYU Stern School of Business’dan iki profesör Michael Moses ve Jiangping Mei sanat eserlerinin fiyat performanslarını incelemişler 50 yıl için. Genelde klasikleşmiş batı sanat eserleri üzerinden yapılan araştırma sonucunda Mei Moses Sanat Indeksini oluşturmuşlar. Christie’s ve Sotheby’s müzayede evlerinden aldıkları fiyatlarla yaptıkları analizi aynı zamanda S&P 500‘de bulunan dev şirketlerin borsa performanslarıyla karşılaştırmışlar. Aynı borsada dev şirketlerin güven vemesi gibi sanat pazarında da ünlenmiş sanatçılar güven veriyormuş ve alış satışlar bu güven dengelerini takip ediyormuş. Mei Moses bugün aynı zamanda sanat koleksiyoncuları için danışmanlık da yapıyor.

Esas merak ettiğim günümüz sanat eserlerinin fiyat performansları ile günümüz küresel finansal krizi arasındaki ilişki, bunu gösteren bir diyagram var mı?

23.10.2008

Avrupa'nın Ekonomik Hava Durumu

Orta ve batı Avrupa ülkeleri geçen seneye göre küçülürken Türkiye ve Rusya büyüyor. Ancak Türkiye’de işsizlik oranı hala bölgenin en büyükleri arasında (İspanya’dan sonra ikinci). Financial Times’ın yayınladığı bu etkileşimli haritadaki kara bulutlar çözülememiş istikrarlı problemleri belirtiyor. Türkiye’de iş yaratamamak, kültürel nedenlerle Türkiye’nin iş gücüne katılmayanlar (%50), ve tabii ki eğitim(sizlik) bu kötü gidişatın sebebleri olmalı.

Kaynak: Financial Times

22.10.2008

Küresel Mali Krizde Son Kurtarılacaklar

Dünyanın en büyük risk yatırım şirketi Sequoia Capital küresel mali krizde yapılacakları anlatan bir sunum yaptı geçtiğimiz hafta. Yukarıda gördüğünüz sunum (büyük görmek için sağ alttaki düğmeye tıklayın) dünyanın dört bir yanında blog blog dolaşmaya başladı verdiği derin analizler ve faydalı tavsiyeler üzerine. Sequoia Capital Apple’dan Google’a Atari’den Oracle’a YouTube’a kadar günümüzün devleşmiş ve kültleşmiş şirketlerine yatırım yapmış, kurmuş, ve büyütmüş asırlık bir yatırım şirketi. Haliyle hayatımıza yön verenlerin yatırımcısı bu kriz için ne söylerse önemli bir yere oturuyor.

Bir şirket olarak krizde yapılacaklar geliri ve gideri daha sıkı kontrol altına almak, borçları ve riskleri azaltmak, ve kaliteyi arttırmak olarak sıralıyor sunum. Yeni gerçeklikler olarak B ve C seri yatırımların mikarının düşeceğini (A ve tohum yatırımlar yorumsuz), gider kesintilerinin zorunlu olduğunu, en kısa zamanda pozitif nakit akışına geçilmesinin şart olduğunu söylüyor. Genel olarak fiyatların düşmek zorunda olduğunu, hakla arzların azalacağını ve uzayacağını belirtiyor. Sunumun sonunda gerçekçi ol ya da eve git (“Get real or go home”) diyor.

Benim anladığım ilk kuratılacak şey nakit para son kurtarılacak şey işçi. Nitekim dünyada ve Türkiye’de işten çıkarmalar başladı (en son Tayfa isimli reklam şirketinden büyük çıkarmalar yapıldığını duydum). Öte yandan dünyada Karl Marx’ın Kapital’i en çok satan kitap haline gelmiş, Hürriyet gazetesinin kapağında bile “Kapitalizmi Yeniden Kurmak” diye başlıklar dolaşıyor, dolar bu hızla neredeyse 2 Lirayı vuracak, Türkiye’den belki saatte 1 milyon dolar para çıkışı yaşanıyor, cari açık rekor seviyelerde. Hal böyleyken hala Türkiye’de çalışabilecek durumda olan kişilerin %50si Türkiye’nin iş gücüne katılmıyor (ev kadınları çoğunlukta olmalı).

İlgili yazılar:

16.10.2008

Küresel Krizde Reklam Kazancına Alternatif Premium Gelir

Küresel krizde son kurtarılacaklar listesinin sonunda tanıtım, yani reklam var. Internet reklamları da bundan payını alıyor. Reklam gelirlerinin düşmesi üzerine web servisleri ellerini çabuk tutup premium iş modellerine geçmeye başladılar. Premium (ya da Freemium) normalde kullandığın bedava bir ürünün daha iyisini bir miktar ücret karşılığı satmak / kullanmak oluyor. Genelde verimlilik arttırıcı web araçları böyle satılıyor. Yapılacaklar listesi, proje yönetimi, kişisel müşteri hizmetleri gibi araçlar bunlara bariz örnekler. Sadece genel iş hayatı programları değil müzik veya programlama gibi daha niş alanlarda da premium ürünler görüyoruz.

Berlin merkezli web servisi SoundCloud üç gün önce Pro hesap sistemine geçerek premium satışlara başladı (yukarıda görülen paketler). SoundCloud elektronik müzik yapanların parçalarını paylaştığı bir ortam. Fiyatlandırma müzik tutma kapasitesine göre belirleniyor. Müzik dosyalarınızı yükleyip arkadaşlarınızla özel veya açık olarak paylaşabiliyorsunuz. Kim ne kadar dinlemiş, beğenmiş beğenmemiş, ne demiş istatistiklerden görebiliyorsunuz. SoundCloud kendi yaptığınız müzik için hem dağıtım kanalı hem de detaylı istatistikler sağlıyor. Ayrıca SoundCloud Flash müzik çalıcısında bloglarda sık sık kullanılan örneklerinden farklı olarak dinlediğiniz bir parçanın içine –girişine, ortasına, 35inci saniyesine– yorum yazabiliyor ve başkalarının yazdıklarını görebiliyorsunuz. Facebook app olarak da kullanılan bu oynatıcı özellikle kendi müziğini yapan DJler için çok detaylı yorum almaya ve yorum yazmaya yarıyor.

Github kod deposu servisi programcılar için adeta bir cennet 2.0. Linus Torvalds’ın bizzat kendi geliştirdiği dağıtık kod sürüm sistemi Git üzerine kurulu bu web servisi kolaylaştırırken sevindirir, eğlendirirken düşündürür özelliklere sahip. Açık kaynaklı projeleri bedava barındırırken özel projeleri para karşılığı barındırıyorlar. Projelerin büyüklüklerine göre de gizlilik ve yer kapasitesine göre premium fiyatlar değişiyor.

Premium iş modeli iyi tasarlanmış ürünler için geçerli bir model. Sıradan özellikli ürünlerde çalışmayacaktır. Şu anda yaşadığımız küresel ekonomik kriz sırasında reklam gibi bağımlı bir düzene bağımsız bir alternatif olabilir.

İlgili yazılar

29.09.2008

700 Milyar Dolarlık Kefalet Reddedildi: Serbest Pazar Yapayalnız

Amerikan Devleti’nin batmaya yüz tutmuş Wall Street finans şirketlerini kurtarmak için planladığı 700 milyar dolarlık kefalet reddedildi. 700 milyar dolar neredeyse Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası‘na denk geliyor. Bu paranın senatoda reddedilmesi ile beraber New York Times kapaktan borsanın dibe vuruşunu gösterdi. Şu anda büyük bankalardan ayakta durabilenler duramayanları satın alıyor ya da devlet el koyuyor. Dow Jones bir gün içerisinde tarihin en hızlı düşüşünü yaşadı. Google Finance servisi çakıldı.

Bugün yaşadığımız bu olay dünya tarihinde çok önemli bir yere oturacak. Ekonomi uzmanı değiliz ama normal bir insanın anlayabileceği hem kısa dönem hem uzun dönem sonuçları var bu olayın. Birincisi yarın dünyanın geri kalanında Asya, Türkiye, Avrupa borsaları açıldığında büyük düşüşler görücez, büyük çakılmaları engellemek için borsalar kapatılabilir, işlemler dondurulabilir. Hala Türkiye’nin merkezden-kitleye gazeteleri “Amerika’da mali kriz” diye haber yapıyor, halbuki Tükiye’de bankalar (bkz dün Fortis’e el konulması) ve tabii ki sizin bu bankalardaki hesaplarınız doğrudan etkileniyor bu olaylardan. Hesabınızdan para çekebiliyor musunuz bir deneyin.

İkincisi serbest pazar ekonomisinin can çekiştiği sırada devlet yardım etmeyerek serbest pazar düzenini kendi kendine çırpınmaya bıraktı. Bu parayı vermemesiyle devlet’e güven arttı sebest pazara ise güven düştü diyebiliriz. Devlet vatandaşa ait olan parayı finans dünyasının balon şişiren dev yatırımcılarına vermeyerek güven verdi vatandaşa. Sonuç olarak önümüzdeki yıllarda dünyada büyük devlet (“big brother”) modeli ağır basabilir.

İlgili yazılar

28.09.2008

İmparatorluğun İki Başkan Adayı Kitlendi

Dün imparatorluğun iki başkan adayı milyonların gözü önünde canlı tartışma yaptı (“presidential debate“). Demokratik Parti adayı Barack Obama ve Cumhuriyetçi Parti adayı John McCain tüm dünyanın gözü önünde televizyonda canlı yayında tartıştı ve soruları cevapladı. Daha önce TV + Twitter = Katılımcı Demokrasi? yazısında bu tarihi tartışmaya video paylaşım servisi current_ tv yeni bir yaklaşım getirdiğinden bahsetmiştik. Current_ tv tartışma sırasında TV ekranında web’den canlı canlı aldığı Twitter yazılarını gösterdi. Yukarıdaki video’da insanların zaman zaman nasıl iki liderden de farklı görüşlerde olduğunu görebilirsiniz. Bu iş merkezden-kitleye medya ile kitleden-kitleye medyanın birleştirilmiş halidir.

Tartışmada önemli bir konu geçen hafta patlayan (bkz Büyük Sistem Krizi), yatırım devi Lehman Brothers’ın battığı, Merrill Lynch’i Bank of America’nın yuttuğu, dünyanın bir çok yerinde borsaların kapandığı küresel finansal krize (bkz Aşırı Budalalık) getirilmek istenen çözümdü. Son finansal krizden kurtulmak için Wall Street şirketlerinin borçlarını Amerikan devletinin karşılaması söz konusuydu. Devlet bu kadar büyük bir parayı ödeyecek mi ödemiyecek mi tartışması iki başkan adayını da tıkadı. Bu para ödenirse Amerikan Devlet’i halkın vergisinden toplanan paraları özel şirketlere vermiş olacak. McCain bu olaya onay verirse bir ay sonra seçimlerde oylarının düşeceğini bildiğinden onay vermedi, Obama ise aynı sebepten çekimser kaldı problemin daha derin olduğundan bahsetti durdu.

12.09.2008

12 Eylül Belgeseli (9 bölüm video)


12 Eylül Belgeseli 1/9 (Giriş: 12 Mart Kasırgası)

12 Eylül darbesini ben yaşamadım, ama sonuçları tüm hayatımı etkiledi, hala da etkiliyor. 12 Eylül’de yapılan darbe Türkiye’yi içten içe zehirlemeye devam ediyor. Darbenin getirdikleri, mesela YÖK ve benzeri tepeden inme “yüksek” devlet kurumları ve ortaya çıkan akıl dışı ideolojiler eğitimden iş hayatına sosyal hayata pek çok alanda etkili oldu.

12 Eylül nedir, ne oldu, neden oldu, Soğuk Savaş nasıl etikiliydi, darbe nasıl yapıldı, CIA’den öğrenilen işkence teknikleri, Sıkı Yönetim döneminde neler icat edildi, nasıl serbest pazar ekonomisine geçildi, nasıl IMFye bağımlı olundu, MIT, CIA, genelkurmay, derin devlet ilişkiler ağı nasıl örüldü?

Ayrıca 12 Eylül’in sayısal sonuçlarını şurdan görebilirsiniz:
http://etrafta.com/2008/09/12/gunun-mana-ve-onemi

Mehmet Ali Birand’ın sunduğu 12 Eylül Belgeseli bu tarihi anlatıyor. Daha önce YouTube’da 38 video halinde seyrettim, şimdi Türkiye’de kapalı olduğu için (yoksa bu sebepten mi?) başka video paylaşım sitelerinde buldum parçaları. 12 Eylül Belgeseli DailyMotion sitesinde yaklaşık 40ar dakikalık videolardan 9 bölüm olarak bulunuyor:

01.07.2008

Mental Klinik'ten: Etiketbulutu

“Totaliter rejimde devletin arkasından konuşamadığınız gibi kapitalist sistemde sponsorun arkasından konuşamazsınız.”

Sanat işleri ile uğraşan kurumların kendi kendini finanse edebilmeleri ve sponsorlardan bağımsız hareket edebilme özgürlüğüne sahip olabilmeleri kurumsal politikaların oluşturduğu filtrelere takılmaması için cok önemli. Bu bir bakıma özgünlük için olmazsa olmaz gibi birsey. Kendi kendini çekip çevirebilen İstanbullu bağımsız sanat-üretim oluşumlarının başında gelen Mental Klinik, bütün sene boyunca açık kalacak ve kendini yenileyecek olan “etiketbulutu” isimli sergisini Cuma ve Cumartesi günleri 16:00-20:00 saatleri arasında Nişantaşı Topağacındaki yerinde izleyicilere sunuyor.

Bugün birbirine ağ şeklinde bağlanmış işlemcilerin oluşturduğu bulutlarda işlenen veri miktaları petabytelar ile ölçülüyor. Wired dergisinin Temmuz 2008 sayısında Chris Anderson’in “Petabyte Çağı” başlıklı yazısına göre artık kimin neyi neden yaptığının bir önemi kalmadı. Model karmaşası yakında bitiyor. Çünkü sayılar zaten herşeyi açıklıyor eğer elinizde yeteri kadar veri varsa. Anderson’a göre büyük veri yumağı ile karşı karşıya olduğumuz şu zamanlarda (petabyte çağında) taksonomi, sosyoloji, ontoloji gibi kavramlardan yola çıkarak veri analiz etmekten daha başka-yeni yöntemler oluşmaya başladı. Bu yeni düşünce yöntemleri ile herşeyi sayabilir, takip edebilir ve ölçebiliriz.

Mental Klinik son sergisinde önce kendine etiket bulutları üzerinden sanal bir uzay tanımlıyor daha sonra bu bölgenin materyal dünyaya yansımasını kurguluyor ve tasarladığı yüzey topolojileri, veri ile beslenen ışık dizinleri, uzaysal sıkıştırma yöntemleri, sözel paradigma kaymaları, analog-dijital ve tam tersi cevirimin mimari iz düşümleri gibi arayüzler aracılığı ile izleyicinin algılarına konuşmaya başlıyor. Ayrıca bu kurgu kesin değil hayli dinamik. Zamanla ile değişiyor, bozuluyor, kendini yeniliyor. Sayılabilir, ölçülebilir verinin elle tutulur dişe dokunur tarafa çekilmesi ve çevrilmesi ile veriye hassas bünyeleri farklı duyular aracılığı ile uyarıyor.

Etiketbulutu konusundan ötürü oldukça ilginç bir sergi. Bu haftasonu Cuma veya Cumartesi günü eğer yapabiliyorsanız sergiyi ziyaret etmek iyi olabilir. Önümüzdeki hafta yeni işler şu an gösterilen bazı işlerin yerini alacak.

[Basın bülteni]

:mentalKLİNİK

:mentalKLİNİK bağımsız bir yapı olarak 1998 yılında Yasemin Baydar ve Birol Demir tarafından projelendirilip 2000 yılında Nişantaşı’nda hayata geçirildi. Yasemin Baydar, 1994 yılından bu yana kişisel olarak sergilere katıldı, Birol Demir, 1989 yılından bu yana kişisel sergileri dahil olmak üzere pek çok sergiye katıldı. 2000 yılından itibaren :mentalKLİNİK olarak çalışmalarını sürdürüyorlar.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketliyor.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketler. Tanımsız alanlar, kararsız bölgeler, dondurulmuş zamanlar tasarlar, materyalsiz dünyaya yaklaşırken materyallerle kurulan ilişkilerin kaydını tutar. Konular/ kavramlar/ durumlar/ davranışlar üzerine çalışır. Kendi tanımladığı zaman ve mekan içinde davet ettiği kişilerle ilişki formları üretir. :mentalKLİNİK, sanat, tasarım, üretim ve tüketimin süreçlerini kendi işlerine kaynak olarak kullanır.

Zaman ve mekan, insan ve obje, obje ve zaman ilişkileri üzerine düşünür ve üretimler yapar, nesneleri arayüzler olarak adlandırır. Konumlandığı her mekanda o mekana yeni boyutlar ekler ve mekanı bütün duyulara açık hale getirmeyi hedefler.

:mentalKLİNİK birçok sanatçının katıldığı projelere ev sahipliği yaptı ve katıldı.

:mentalKLİNİK, 1998 yılından 2004 yılına kadar (uyku), {oyun}, [kopya] projelerini İstanbul’da kendi mekanında, 2004 yılında Luxembourg’da MUDAM (Musee d’Art Moderne Grand-Duc Jean, Luxembourg) işbirliği ile ~self01 projelerini katılımcılarıyla gerçekleştirdi.
2007 yılında Antananarivo, Madagascar’da Joel Andrianomearisoa’nın “30 and Almost-dreams” sergisine give joel a gift, you will be gifted ile katıldı. MUDAM Luxembourg’da 2007 yılında gerçekleştirilen ‘Tomorrow Now’ sergisine Frozen45˝ ile katıldı.

2007 yılında yine kendi mekanında_ikilimeşguliyetler_ faz1.yüzey ile 21. Yüzyıl koleksiyonunu başlattı. Aynı yıl Tokyo’da Eric Van Hove’un sürdürdüğü “kayıt dışı” sergisine coverted ile katıldı.
2008 yılı boyunca sergileyecekleri “etiketbulutu” cuma ve cumartesi günleri saat 16.00-20.00 arasında izlenebiliyor. :mentalKLİNİK, seçtiği etiketlerle yapımlarının anafikrini oluşturuyor; izleyiciye :mentalKLİNİK bakışını ve yapım fikrini, sanatla kurduğu ilişkiyi, zamana eklenme şeklini, dondurulmuş zaman anlayışını etiketleyerek sunuyor.

www.mentalklinik.com
mental@mentalklinik.com
Adres: Ihlamur yolu, Opera Palas apt. No.33/35 D.6
Topağacı/Nişantaşı 34365 İstanbul