Burak Arikan 13.02.2010
Mekanik Türk’ün Yüzleri, 2008, Andy Baio

Mekanik Türk’ün Yüzleri, 2008, Andy Baio

Mekanik Türk’ün Yüzleri, 2008, Andy Baio
Toyotasa 130 milyon dolar ediyor Sabancı Holding Toyotasa hisselerinin %65 ini 85 milyon dolara sattığında. Bu bir araba satıcısı… arbalar, dağıtım ağı, pazarlamacılar, yan sanayii, reklamlar, halka ilişkiler, marka konumlandırmaları…
FriendFeed 50 milyon dolara satıldı Facebook’a önceki gün. Bu bir bağlantı paylaşım ve tartışma sitesi, bir RSS kafe… üç beş düğme, arkadaşlar, karşılıklı yorumlar, RSS kaynakları, çeşitli Javascript’tler, ve bunları barındıran sunuculardan oluşuyor.
Facebook 15 Milyar dolar etti bir kısım hisseleri Microsoft tarafından alındıktan sonra iki yıl önce. Bu bir sosyal ağ servisi… arkadaş profilleri, çeşitli düğmeler, haber paylaşım, fotoğraf etiketleme vb. sosyal etkileşim araçlarından oluşuyor.
Bir ekonomik kriz, bir askeri darbe, bir terörist saldırı, veya bir doğal afet olduğunda toplumsal seviyede bir şaşkınlık yaşanır. Bu şaşkınlık kolayca sömürülebilir, çünkü tüm algımız açılmıştır, bir çocuk gibi savunmasız hale geliriz diyor Naomi Klein “The Shock Doctrine” (2007) kitabında. Naomi Klein CIA sorgulamalarında işkence için kullanılan “şok tedavisi” yönteminin nasıl toplumsal boyutta uygulandığını anlatıyor. Kitabın tanıtım videosu aşağıda. Ayrıca buradan, buradan veya buradan da seyredebilirsiniz. Bu yazı yine Düğümküme taslakları arasında bir yıl kadar unutulmuş, daha fazla bekletmeden olduğu gibi veriyorum. Kitaptan bir kaç not video altında.



Hem kaotik hem düzenli. Hem serbest pazar hem planlama teşkilatı, hem dağıtık hem hiyerarşik, hem sezgisel hem mantıklı, hem akışkan hem katı, hem tüme varan hem tümden gelen, hem zamana yayılmış hem uzama, hem organik hem planlı, hem doğrudan hem dolaylı, altı üstü her yanında iki karşı uç arasında bir negatif geri besleme.
Bu yazıyı Umair Haque’ın The Generation M Manifesto başlıklı yazısından çevirdim. Yazının orijinali Harvard Business Publishing’de 8 Temmuz 2009′da yayımlanmıştır.
- – -
Dünyayı yöneten sevgili yaşlı insanlar, eski kafalar,
Benim kuşağım sizinle ilişkisini bitirmek istiyor.
Hergün, dünyayı anlayışımızda ve beklentilerimizde gittikçe büyüyen gibi fark görüyorum. Bu farkların çok köklü olduğu kanaatindeyim.

Suriye Pasajı’nda yapılmakta olan Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi dahilinde sunumlar ve konuşmalar yapılıyor. İlki geçen cumartesi yapılan tartışmada Borga Kantürk, Merve Şendil, ve Caner Aslan (yukarıdaki fotoğrafta) sanat üretiminde medyum konusuna odaklandılar. Yarın yapılacak tartışma ağlı bağlı internetli hayatımızı da göz önüne alarak günümüz sanatı ve kültürel üretiminde gayri maddi emek ve kimlik üzerine yoğunlaşacak.

Türkiye’de olsa “Teşekkürü bir borç bilirim” sloganıyla yola çıkması muhtemel yeni Twitter servisi Twollars kendini “Twitter Thank You Money” diye tanıtıyor. Twollars ile Twitter kullanıcılarına teşekkür ederken, sanal para da verebiliyorsunuz. Mesela mesajın içine “Give 2 Twollars @darita” yazdığınızda para göndermiş oluyorsunuz.


OUTLET‘de 4 Nisan’da açılacak “Kişilik Krizi” sergisi küresel krize kişisel tepki üzerine odaklanıyor.
Resmi duyuru şöyle:
Kişilik Krizi
Açılış: 4 Nisan Cumartesi, 18:30 – 20:30
Sergi: 6 Nisan Pazartesi – 23 Mayıs CumartesiOutlet//İhraç Fazlası Sanat Galerisi
Boğazkesen Cad.
Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-İstanbulOutlet//İhraç Fazlası Sanat, sergileriyle durağan güncel sanat ortamını canlandırmaya, harekete geçirmeye devam ediyor. 4 Nisan’da açılacak olan “Kişilik Krizi” sergisi, sanatçıların, kendi dönemlerinin meselelerine verdikleri içerden bir cevap!
Outlet; “kendi iç meselelerine” odaklanan 7 sanatçının “Kişilik Krizi” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Barış Seyitvan(Diyarbakır), Birtan Oran(İzmir), Erkan Özgen(Diyarbakır), Fatih Tan(Mardin-Antakya), Nasan Tur(Berlin), Mehmet Vanlıoğlu(Mersin-İstanbul), Murat Özdemir(İzmir) yapıtları izleyiciyle buluşuyor.
Mekanın alt katı Outlet Proje Alanı’na ise, “centro di permanenza temporanea” isimli video ve fotoğraf çalışmasıyla, sanatçı Adrian Paci (Tirana-Milano) konuk oluyor.
Outlet’in giriş katında, farklı şehirlerden 7 sanatçının resim, fotoğraf, video çalışmalarında, kendi iç meselelerine ilişkin bakışları görünür oluyor.
Kriz çağının çocukları, kendi şarkılarını söylüyor. Hep bir ağızdan, başka dillerde, başka tonlarla.. Bazıları için küçük bir baş ağrısı problemi, bazıları içinse derin bir düş kırıklığı, aynalara baktırmayan. En çok da, erken büyüyen çocukların krizi ve hiç büyüyemeyen Peter Pan’ların.
Birtan Oran; otoportresi olarak tanımladığı çalışmalarında, tüketim çağının çocuklarının da portresini çiziyor; üst üste yığılmış kutuların üzerinde bir çift Adidas ayakkabı parlıyor. Nasan Tur, pek çok farklı alanda kullanılan bir sözü, “Time for Revolution”(Devrim Zamanı)çağrısını, tıpkı sokaklardaki diğer grafittiler gibi, yeniden yazmak istiyor. Ancak küçük bir dil sürçmesiyle, “Revolution”, “Revollusion” oluyor. Yazımdaki bu beceriksizlik/başarısızlık, anlamları çoğaltıyor, yeni anlamlar için sözcüğün içinde yer açıyor. Murat Özdemir, geçmişten gelen bir çığlığı resmine akıtıyor. Sessizlik ismini verdiği serisi, iç sesinin ifadesi oluyor. Erkan Özgen, videosu “Lost Body”de, kayıp bir zamanın izini sürüyor. Çocukluğun masumiyeti, postalların arasında yitiriliyor. Gündüzleri inşaat boyacılığı, palyaçoluk işleri yapan sanatçılar, Mehmet Vanlıoğlu ve Barış Seyitvan, yaşamlarını kazanmak için verdikleri uğraşıyı, sanatsal üretimlerine de aktarıyorlar. Vanlıoğlu, videosuyla boya yapıyor, balık tutuyor, Seyitvan ise, gece eve döndüğünde, günün muhasebesini videonun objektifinin karşısında yapıyor. Fatih Tan, fotoğraf çalışmasında, izleyiciyi umursamazlıkla yüklü bir gerilime sürüklüyor. Bir sanatçı, bir eleştirmen ve bir suikastçı yanyana geldiğinde, en çok Nietzsche’ye yaraşır bir an’da izleyici asılı kalıyor.
Outlet Proje Alanı’nın konuğu; 1969’da Arnavutluk’ta doğan sanatçı ADRIAN PACI 1997 yılından beri Milano’da yaşamakta. Doğduğu topraklar olan Balkanlar’daki durumları anlattığı bir dizi son derece güçlü eser üreten Paci, “Centro di permanenza temporanea” çalışmasında, geçmişi ile yeni durumlara bağlanması arasında ironik bir bağ kuruyor. Bir ülkeden diğerine, umutla; daha mutlu bir geleceğin, zenginliğin, huzurun umuduyla harekete geçen işçi-mültecilerin resmini kendi durumuyla kesiştiriyor. Bir yerden bir yere hareket etmek zorunda olan işçilerin “yolları”, alışılageldiği üzere küçük, sıkışık bir otobüste değil, apronda kesişiyor. Yine de eski alışkanlıklardan kolay vazgeçilemiyor. Havaalanında bir uçağa binme sırası oluşuyor. Bu çalışma; en çok kendiyle alay etmeyi seven sanatçının, bir “homo-balkanicus” portresi olarak da okunabilir.“Kişilik Krizi”nin açılışında İstanbul’da bulunacak olan sanatçı, bu sergiye paralel olarak 4 Nisan Cumartesi günü saat 14:00’te Garanti Galeri- Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi’nde son dönem üretimlerine odaklanan bir konuşma gerçekleştirecek.
“Kişilik Krizi” sergisi 4 Nisan’dan 23 Mayıs’a dek Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-18.30 saatleri arasında görülebilir. (Tel: 0212 245 55 05)
OUTLET HAKKINDA
Outlet, sosyal ve kültürel adaletsizliğin bunca derinleştiği bir ortam/zamanda, lüks olarak görülen sanatı, kitlelerle buluşturma girişimidir. Outlet; müzeler, enstitüler, banka galerileri, kurumlar arasında giderek sıkışan sanat ortamı için bir nefes alma alanı yaratmayı ve yenilikçi, risk alabilen projeler gerçekleştirmeyi hedefler.
Sanatın gündemini takip etmek isteyenlerin yeni adresi Outlet; Canan Pak, AYK, MAS Matbaası, BenQ, The Point Otel, Beck’s, Coca Cola, Netcopy Center ve Derin Design’ın sponsorluğuyla Azra Tüzünoğlu tarafından yürütülmektedir.Outlet Proje Alanı: Sanatçıların özgün/farklı çalışmalarına ev sahipliği yapmak, yeni projeler üretmeyi desteklemek amacını taşır. Türkiye’den ve dünyadan sanatçıların davet edilmesi ve/ya başvurularla şekillenen proje alanı; Outlet’te aynı anda birbiriyle ilintili farklı sergiler görmeyi mümkün kılar.
ZAMAN:
Açılış Kokteyli – 4 Nisan Cumartesi, 18:30 – 20:30
Sergi: 6 Nisan Pazartesi – 23 Mayıs Cumartesi
Ziyaret saatleri: Salı-Cumartesi 10:00 – 18:30MEKAN:
Outlet//İhraç Fazlası Sanat Galerisi
Boğazkesen Cad.
Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-İstanbul
“Internet üzerinde 3 çeşit platform vardır” diye yazmıştı ilk web tarayıcısının mimarlarından Marc Andreessen bir buçuk yıl kadar önce. Aktif bir girişimci yatırımcı programcı olan Andreessen beyaz yaka sosyal ağ platformu Ning.com’u büyütmekle meşguldü. Bununla uğraşırken ortaya koyduğu Internet platformları gözlemi günümüzün üretim biçimlerini anlamak için önemli çatı oluşturuyor.
Günümüzde bir web servisi sadece servis değil, aynı zamanda üzerinde dışarıdan uygulamaların çalışabildiği bir platform. Programlanabilir bir sistem. Servisin belirli özellikleri API (“Application Programming Interface”) yoluyla açık tutuluyor. Ayrıntılarına burada girmiycem, basitçe API bir web servisine programatik, yani başka programlardan erişim sağlıyor. Web servisinin sahipleri dışında birileri servisi kullanan başka uygulamalar geliştirebiliyor. Mesela Facebook’da bir zombie oyunu, bir gelişmiş poke uygulaması, veya profilinize bakanları görme kutusu bunlara örnek. Bu uygulamları Facebook değil mesela Kaliforniya’da bir lise öğrencisi, Filipinler’de bir memur, veya Türkiye’de bir web ajansı geliştiriyor.
Internet’de bulunan platformların 3 çeşit olduğunu söylüyor Andreessen, özetle şöyle:
Uygulama platformdan veri okur platforma veri yazar, ve sadece kendi web adresinde yaşar. Tüm işletme geliştiriciye ait. Örnek: Flickr, Delicious, Twitter ve bunları dışardan kullanan uygulamalar.
Uygulama veri okuma yazma yanında, platformdan erişilebilir. Uygulama kendi web adresinde değil platform içinde gömülü kullanılablir. Yine tüm işletme geliştiriciye ait. Gösterim kontrolü platforma ait. Örnek Facebook ve üzerinde çalışan uygulamalar.
Uygulama tamamiyle platformda çalışıyor. Geliştirici uygulamayı geliştirdikten sonra kodu platforma yüklüyor ve hemen hiç bir işletme kaynağı harcamıyor. Örnek: Ning, Salesforce, SecondLife, Amazon EC2 S3, Google App Engine, Akamai Edge.
İlkinden sonuncusuna doğru platfom sahibinin hem sorumlulukları artıyor hem geliştiricinin emeklerini sömürme kapasitesi artıyor.
Bu yazıyı bir buçuk yıl kadar önce yazmaya başlamış bırakmıştım, şimdi rafdan alıp toparladım. Bugün artık bu üç platform tipinden ayrılmış yeni yaklaşımlar var. Serbest pazar ve rekabet bu son saydığımız canlı platform türünün DNA’sını değiştirerek paralı servis olmaya zorladı. Artık parayla alınıp satılan “cloud computing” servisleri kullanır olduk.
Türkiye’de ekonomi üzerine yazan çizen bağımsız bloglar. Bir zamanlar toparladığım ama yayınlamadığım küçük bir liste. Siz de bildiğiniz blogları yorumlara ekleyin.