06.12.2008

Sürdürülebilir Sanat

1987′de Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu, Brundtland Raporu’nda sürdürülebilirlik terimini ilk defa kullandığında “bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma” şeklinde bir tanım olarak getirmiş. Bunun yanında, sürdürülebilirlik stratejilerini “insanların kendi aralarında veya doğa ile aralarında uyumu ilerletmek” şeklinde tanımlamak, böylece anlamını çevre bilinci ile sınırlamayıp sosyal kalıcılığı da amaç edineceği şekilde genişletmek olası. Bu stratejinin tasarım alanına uygulandığı örnekler giderek artarken “Sanatta da sürdürülebilir işler olabilir mi? Bu tam olarak ne demek?” sorusu çıkıyor ortaya. Buna verilebilecek cevaplardan birini Smart Museum of Art‘ta 2005′te düzenlenen Beyond Green: Toward a Sustainable Art sergisi veriyor.

Aslında sürdürülebilir sanata, aktivist sanatın bir alt kategorisi gibi bakabiliriz. Galeriden dışarı çıkmış, değişik konulara değinme yoluyla bir diyalog yaratmakla kalmayıp doğrudan konu ile ilgili mekana giden, katılımcı, müdahaleci, geçici sosyal bir etkinlik olmaktan çıkıp yarattığı etkinin kalıcı bir iz bırakmasını amaç edinen işler. Burada zaman zaman tasarım statejileriyle kesişmeler, tasarım dilininin kullanılması da karşımıza çıkıyor ortak sorunların her disipline nüfuz etmesi nedeniyle. Geçmişe gidip bu anlayışla yapılan sanat eserlerini arayacak olursak karşımıza Joseph Beuys’un 7000 Meşe Ağacı (1982), Harriet Feigenbaum’un Söğüt Halkaları (1985), Mel Chin’in Diriltme Sahası (1990-93) gibi örnekler çıkıyor. Daha güncel örnekler için resimler ve bağlantıları ekliyorum kısa açıklamaları ile:

Michael Rakowitz, (P)LOT (2004-devam ediyor): Araba örtüsü ve taşınabilir iskelet sayesinde sadece park ücreti ödeyerek şehirde “kamp yapma” imkanı sağlıyor.

Paul Chan, New Orleans’ta Godot’u Beklerken (2007): New Orleans’taki halkla etkileşime girmek suretiyle Beckett’in Godot’u Beklerken oyununun şehrin çeşitli yerlerinde halka açık olarak sahnelenmesi.

Mel Chin, FUNDRED (2008-devam ediyor): 3.000.000 öğrenciye 100 dolara benzeyen boş para şablonları veriliyor ve kendi para tasarımlarını yaratmaları isteniyor. Sonrasında öğrenciler isterlerse tasarladıkları paraları projeye bağışlıyorlar ve kamyon dolusu “sanatsal” para, gerçek para ile değiştirilme isteği ile Washington DC’ye götürülüyor. Amaç, toplanan parayı Katrina sonrası New Orleans’ın tekrardan toparlanması için kullanmak.

Allora & Calzadilla, Under Discussion (2004-05): Venedik Bienali’nde gösterilen videodan bir görüntü. Vieques Adası’nın 1970′lerdeki Balıkçı Hareketi’nden günümüze adanın durumunun masaya yatırılmasını inceliyor.

Marjetica Potrc, Rooftop Room (2003): 8. Istanbul Bienali için gerçekleştirilen, Kuştepe’de düz çatılı bir evin üzerine yerleştirilen saç tavan. Kenarlara yerleşmiş olan perdelerin yerine sergi sonrası bina sahipleri tarafından kalıcı duvarlar inşa ediliyor.

29.06.2007

Onur Sönmez ile Tanışın

onur.jpg

Mezuniyetimden önce Bilgi Üniversitesi’nde zaman geçirmekten en fazla keyif aldığım yerlerden biri Görsel İletişim Tasarımı karasularına ait, hayli yaratıcı insanları içersinde bulunduran özerkliğini ilan etmiş B11 adlı oda idi. Bu mekanın esas sahiplerinden biri de zaman geçirmekten sonsuz keyif aldığım Onur Sönmez’di. Onur okulda tasarım, teknoloji, kültür (özellikle müzik) gibi çeşitli ve sayısız konuda aynı vizyonu paylaştığımızı düşündüğüm şahsiyettir. Onur şimdi mezun oldu. Bir suredir sonucunu büyük merak ile beklediğim harika bir proje ile. Projenin henüz bir ismi yok. Belki de bu daha iyi çünkü önce ismi bulunup daha sonra içi doldurulan projelerden biri olmadığını anlayın.

Disiplinlerarası çalışmalar veren insanların durduğu yerleri heyecanlı, eğlenceli ve dahiyane bulurum. Onur’un bu projesi de müzik, elektronik, yazılım mühendisliği, endüstriyel tasarım ve arayüz tasarımı gibi konuların kesişiminde bir yerlerde duruyor. Pardon projenin tanıtımı ve pazarlaması da Onur’a ait olduğuna göre buna bir de ‘marketing’ alanını eklemek lazım. Ortaya çıkan iş, söz konusu sistem kısaca mevcut bilgisayar-insan arayüzlerine yeni bir alternatif olarak sunuluyor.

Bedensel ve performansa dair ifadenin sayısal sistemlere transfer edilmesi için özel olarak tasarlanmış, sanatçı ve makina ilişkisi üzerine odaklanan bir arayüz bu.

dodecahedron.jpg

board.jpg

Onur kendi tasarımı olan ve alüminyum malzeme kullanılarak CNC‘de dikkatlice kesilip bükülen, her kenarı 7′şer cm’lik bir dodekahedron (onikigen) tasarladı. Elinizde tuttuğunuz bu inanılmaz basitlik ile fonksiyonel tasarımın tam arasında duran obje ile fiziksel dünyadan hareket bilgisini direkt işlemek üzere kablosuz olarak bilgisayara aktarabiliyorsunuz. Cihazın anatomisine ve belki azıcık da teknik detaya girmek gerekirse objenin içersinde 3 adet gyroskop ve 3 adet ivme ölçer bulunduğunu ekleyebiliriz. Onur müzik ile ugraşan veya MIDI arayüzü ile kendini rahat hissedenler için sistem dahilinde paketlenen bir de yazılım geliştirdi. Bu sistem ile yapılabilecek performanslar veya geliştireceğiniz projeler sizin hayalgücünüz ile sınırlı. Proje websitesinden daha fazla bilgi almak mümkün. Sistem performansını test henüz etme fırsatım olmadı ve performans videolarını görmedim ama yolda olduklarını öğrendim.