11.03.2009

Tübitak'ta Darwin'in Sansürlenmesinin Düşündürdükleri

Bilim ve Teknik iki ayrı kapak, kaynak Radikal gazetesi

Bilim ve Teknik iki ayrı kapak, kaynak Radikal gazetesi

Türkiye’nin en köklü popüler bilim yayını Bilim ve Teknik, 1967 yılından bugüne yayınlanıyor. Ne var ki, Tübitak’ta uzun dönemdir devam eden siyasileşme söylemlerinin devamında gündeme atılan iddialar ve haberler, 469. sayısının dergi tarihindeki en çok konuşulan sayılardan biri olacağını düşündürüyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

30.01.2009

Dünya Sorunlarına Ağ Liderleri Yetişiyor

Dünya halkının ortak sorunları devlet ülke tanımıyor. Küre her yerde ısınıyor. Ekonomi her yerde çöküyor. İşsizlik her yerde artıyor. Bu sorunlarla birey olarak, yerel olarak, sınırlar ötesi boyutlarda ağlı bağlı olarak mücadele eden yeni toplumsal ağlar ortaya çıkıyor.

Bu yeni ağlar yeni nesil liderler yetiştiriyor. Kükreyen karizmatik lider modeli, yerini insanları ve kaynakları birbirine bağlayan vizyonerlere bırakıyor.

Kaynak: Wired-Nation

Türkiye’deki ağ liderleri neler yapıyor? Nasıl organize oluyor? Hangi sorunlarla mücadele ediyor?

29.09.2008

700 Milyar Dolarlık Kefalet Reddedildi: Serbest Pazar Yapayalnız

Amerikan Devleti’nin batmaya yüz tutmuş Wall Street finans şirketlerini kurtarmak için planladığı 700 milyar dolarlık kefalet reddedildi. 700 milyar dolar neredeyse Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası‘na denk geliyor. Bu paranın senatoda reddedilmesi ile beraber New York Times kapaktan borsanın dibe vuruşunu gösterdi. Şu anda büyük bankalardan ayakta durabilenler duramayanları satın alıyor ya da devlet el koyuyor. Dow Jones bir gün içerisinde tarihin en hızlı düşüşünü yaşadı. Google Finance servisi çakıldı.

Bugün yaşadığımız bu olay dünya tarihinde çok önemli bir yere oturacak. Ekonomi uzmanı değiliz ama normal bir insanın anlayabileceği hem kısa dönem hem uzun dönem sonuçları var bu olayın. Birincisi yarın dünyanın geri kalanında Asya, Türkiye, Avrupa borsaları açıldığında büyük düşüşler görücez, büyük çakılmaları engellemek için borsalar kapatılabilir, işlemler dondurulabilir. Hala Türkiye’nin merkezden-kitleye gazeteleri “Amerika’da mali kriz” diye haber yapıyor, halbuki Tükiye’de bankalar (bkz dün Fortis’e el konulması) ve tabii ki sizin bu bankalardaki hesaplarınız doğrudan etkileniyor bu olaylardan. Hesabınızdan para çekebiliyor musunuz bir deneyin.

İkincisi serbest pazar ekonomisinin can çekiştiği sırada devlet yardım etmeyerek serbest pazar düzenini kendi kendine çırpınmaya bıraktı. Bu parayı vermemesiyle devlet’e güven arttı sebest pazara ise güven düştü diyebiliriz. Devlet vatandaşa ait olan parayı finans dünyasının balon şişiren dev yatırımcılarına vermeyerek güven verdi vatandaşa. Sonuç olarak önümüzdeki yıllarda dünyada büyük devlet (“big brother”) modeli ağır basabilir.

İlgili yazılar

19.08.2008

Kitap Değil Elektronik Süreç İstiyoruz

Devletin yasalarda yaptığı değişikliklerin içeriğinden neden en son milletin haberi oluyor? Mecliste yapılan görüşmelerin, yasa taslaklarının, AB yolunda atılan adımların insanlara gerçek zamanlı ulaştırılması iyi olmaz mı? Bunun için elektronik altyapı kurmak bu kadar zor mu? Zaten artık bir çok kayıt elektronik olarak tutulmuyor mu? WordPress Devlet eklentisi yazsak durum değişir mi?

Örneğin, yeni yasa haberlerinin metası her yerde, içerik ise ortada yok. NTVMSNBC ‘Hükümetin Ulusal Programı Hazır’ adlı haberde ne yazmış bakalım (aynen alıntı, cümle düşüklükleri ve gramer hatalarına kasten dokunmadım):

Cemil Çiçek, “Hem kamuoyuna hem de AB makamlarına verilecek olan Ulusal Belge’nin -ki bunlar bir taahhüt niteliğindedir- hazırlık çalışmalarını sürdürmüş ve çok kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme aynı zamanda Sayın Babacan tarafından siyasi partilerimizle de görüşülecektir. Kendilerini de ziyaret edecekler. Bu programın içeriği hakkında gerekli açıklamaları yapacaklar. Ondan sonra da son değerlendirmeyi yapıp, bunu kitap haline etirip, kamuoyunun bilgisine sunacağız” dedi.

Kitap mı? Bu belgenin oluşum süreci, belgenin son hali kadar önemli değil mi? Nasıl evrim geçirdiğini görebilsek içeriği hakkında bilgilenmez miyiz? Ulusal Belge diye viki olsa, yapılan düzenlemeleri ve geçmişlerini görsek nasıl olur? Düzenlemeyi yapanlar yapsın yine, oradaki çoklu katılımdan geçtik şimdilik… En azından nasıl ortaya çıktığını canlı canlı izlesek, bir sonraki sürece daha eğitimli gözlerle bakmaz mıyız? Belki kamuoyu yoklaması bile yaparız aynı arayüzden, olmaz mı? Bunlar devlet ile halk arasındaki uçurumları biraz daha azaltır mı?

Kısa bir süre önce bu konuda şöyle bir yazı da yazmıştık:
Ergenekon İddianemesi Neden Düz Metin Değil de Pdf Olarak Dagitiliyor?

27.06.2008

Polis İşgalinde İstanbul Fotoğrafları

1 Mayıs olaylarını belgeleyen “İşgal İstanbul’u Mayıs 2008” fotoğraf sergisi , Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi’nde yarın (28 Haziran) açılıyor.

27 foto muhabirinin katkısıyla oluşturulan sergide (bkz sergi daveti) ayrıca sinevizyon gösterimleri yapılacak. 1 Mayıs 2008′le ilgili belgesel bir video çalışma ve basında çıkan haberler de yer alacaktır.

“İşgal İstanbul’u Mayıs 2008″ Fotoğraf Sergisi

Açılış
2008 Haziran Cumartesi, saat 19:00

Adres
Asmalımescit Mah. Meşrutiyet Cd.
Ravanda İşmrk No:35(eski 85)
Kat 2/4 BEYOĞLU

* Fotoğraf: Ahmet Şık – İstanbul polisinin göstericileri dağıtmak için en sık kullandığı yöntem gaz bombası atmak oldu.

* Kaynak: MedyaKronik

01.06.2008

Emniyet Tüm Türkiye’yi Dinlemiş Kime Ne, Bizim Hayatımız Sosyal Web’de

Emniyetin, cumhurbaşkanlığı ve genel seçim döneminde güvenlik gerekçesiyle tüm Türkiye’yi dinlediği ortaya çıkmış bu NTVMSNBC haberine göre.

Emniyet birimlerinin 25 Şubat- 25 Temmuz 2007 tarihleri arasında Türkiye genelinde bütün ev ve işyeri telefonları,tüm hatlı cep telefonlarını, SMS mesajlarını, e-mail ve faks yazışmalarını takip ettiği iddia edildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in 25 Nisan 2007’de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne izleme izninin uzatılması için başvurduğu da öğrenildi.

Başvuruda cumhurbaşkanlığı, genel seçim sürecinde, DHKP/C, PKK gibi yasadışı örgütlerin gerekçe gösterilip “izleme izni” istendi.

Güvenlik ile kişisel gizlilik haklarının ihlali arasındaki çizgi politikdir

Yani ideal değildir. Bu yüzden vatandaş ile devlet karşılıklı anlaşmaya varmalıdır. Yani “biz vatandaşlar bu kadar güvenlik istiyoruz bunun karşılığında da şu kadar gizlilik haklarımızı ihlal edebilirsiniz” diye anlaşmaya varmak gerekir. Bunun için ister lobi yap, iste sokakta slogan at, ister blog yaz, ister TBMM’ye git, ister yasa teklifi ver bir şekilde devletle vatandaş arasında bu politik anlaşma yapılmalıdır. Bu anlaşma “muğlak” veya “tek taraflı” bırakılamaz, bırakılırsa haksızlık olur. Bunları bir yerde okuyup öğrenmedim, duruma bakıp akıl yürütmeye çalışıyorum ve kendi düşüncelerimi ifade ediyorum.

Eminyet tüm Türkiye’yi aynı anda izleyip analiz yapabilecek teknolojiye mi sahip?

Teknik olarak eminyetin tüm Türkiye’yi aynı anda dinlemesi ve analiz etmesi nasıl mümkün? Eğer Türkiye’de böyle bir teknoloji varsa biz sade vatandaşların hizmetine (başka amaçlarla) niye açılmıyor? Bu teknolojik kapasite bizden alınan vergilerle geliştirilmişse neden biz de kullanamıyoruz? 70 milyon kişinin gerçek zamanda konuşmalarını, SMS mesajlarını, email ve faks yazışmalarını takip edip analiz edebilen bir sistem Google’da bile yok, bizde varsa neden vatandaşa bir hizmet olarak sunulmuyor? (Bkz: Bilmediğimizi Bilmediklerimiz)

Sosyal web’e hayatımız akıyor

Türkiye’de hal böyleyken internet’de (bkz: Türkiye internet nüfusu 26 milyon), milyonlarca Türkiye vatandaşı sosyal web servislerine hayatını döküyor. Facebook Twitter FriendFeed gibi sosyal web servislerini kullanan kalbur üstü İngilizce ve bilgisayar bilen sınıf hayatını bu servislerin veritabanlarına kaydediyor. Her gün ne yaptığını ne ettiğini, kimi tanıdığını, fotoğraflarını, videolarını, ilgi alanlarını, katıldığı etkinlikleri, bir olay karşısında ne hissetiklerini giriyor sosyal web servislerine (Bkz: Bugün Facebook için ne yaptın?).

Bu veriler tabii ki CIA tarafından rahat rahat gözetlenebiliyor. Kullanım sözleşmelerinde Google da Facebook da devletin sunucularına bakmak istemesi durumunda birşey yapamayacaklarını belirtiyorlar (Bkz: Facebook’da CIA parmağı). Belki bu durum Amerika’da 11 Eylül’den sonra başlayan güvenlik ekonomisinin bir etkisidir (her türlü özel güvenlik servisinin para yapması) belki daha genel kapitalizm evriminin geldiği bir noktadır bilemiyoruz. Ama aynı Türkiye’de emniyetin bizle politik bir anlaşmaya girmeden bizi korumak için bizi izlemesi gibi, biz sosyal web kullanıcıları da kullandığımız servislere politik bir anlaşma yapma fırsatı bulamadan farkında veya farkınfa olmadan herşeyimizi aktarıyoruz. Ne de olsa arkadaşlarımız orada…

Güncelleme

Yargıtay: Ülke genelinde izleme yapılamaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Türkiye genelinde jandarma bölgesinde teknik takip yetkisi veren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozdu.

04.05.2008

İstanbul Valisi İstifa Kampanyası Başladı

1 Mayıs’da yaşadığımız devlet terörü sebebiyle İstanbul Valisi Muammer Güler‘in istifası için imza kampanyası başladı. Kampanyayı aynen yayınlıyoruz, aşağıdaki bağlantıdan formu doldurarak katılabilirsiniz:

http://www.valiistifa.net

Ne olup bittiğini göremeyenler varsa, Etrafta blogunda toparlanan 1 Mayıs fotoğraflarından yaşananları görebilirsiniz.

VALİ İSTİFA!

Biz aşağıda imzası olanlar,

1 Mayıs’ı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütün İstanbul halkı için işkenceye dönüştüren Vali Muammer Güler’in istifa etmesini talep ediyoruz.

Hrant Dink kardeşimize düzenlenen suikastı önceden bilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında soruşturma açılmasına bile izin vermeyen Vali Güler, “provokasyon olacak” gerekçesiyle Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatıyor.

“Kamu düzeni bozulacak” diye İstanbul’da adı koyulmamış sıkıyönetim ilan edip metroyu kapatıyor, vapur seferlerini iptal ediyor, okulları kapatıyor, çocuk-yaşlı, bebek-hamile demeden yüzlerce gaz bombası attırıyor. Taksim’e emekçileri sokmamak için, binlerce polisle Taksim Meydanı’nı ve oraya çıkan bütün yolları silahlı-bombalı-coplu polislerle işgal ettiriyor.

Taksim’de ısrar eden emekçiler, çatışma değil daha çok demokrasi istiyorlar.

Biliyoruz ki 12 Eylül Darbesi’nin yolunu döşeyen Maraş, Çorum, Bahçelievler, Balgat katliamlarının başlangıç noktası olan 1 Mayıs 1977 katliamının arkasındaki derin güçler ile Hrant Dink’in ve son olarak Adapazarı’nda yaşanan türdeki linç girişimlerinin arkasında hep aynı karanlık-derin güçler-çeteler var. Ve bu güçler açığa çıkarılmadan, bunlardan hesap sorulmadan bu ülkede demokrasinin önü açılmayacak, darbe tehditlerinin arkası kesilmeyecektir.

Taksim ısrarı, demokrasi ve temiz toplum ısrarımızın bir ifadesidir.

Kendisi de benzer güçlerin saldırısı altında kapatılma davasına maruz kalan AKP hükümeti ise Vali Güler’in yasakçı zihniyetine destek vererek demokrasiyi değil yasakları, baskıları ve darbecileri güçlendiriyor. Çetelere karşı sonuç alacak mücadele AKP’ye bırakılamayacak kadar önemlidir. Sosyal Güvenlik Yasası’na karşı omuz omuza veren emek güçlerinin Taksim talebi ile devam eden birlikteliği Vali Güler’in istifa etmesi için güçlendirilmelidir.

Demokrasi, temiz toplum, özgürlük, adalet, eşitlik, barış mücadelelerini ancak emek cephesi olarak kazanabiliriz.

İmzalamak için sitedeki formu doldurun: http://www.valiistifa.net

08.01.2008

Facebook'da CIA Parmağı

cia-facebook-logo.jpg

Türkiye’de CIA’in en bilinen yüzü derin devlet kontrgerillası (bkz kontrgerilla var mı?) ve askeri darbeler sonunda hücrelerde CIA’in öğretisiyle yapılmış işkenceli sorgulamalardır. CIA’in Türkiye’deki parmağı belki hiçbir zaman su yüzüne çıkmayacak ama gizli saklı yapılanların etkileri her zaman “sosyal” hayatımızı etkiliyor olacak.

CIA geçtiğimiz ay CIA Facebook grubu açtı. Bu gruptan CIA’de kariyer yapmak siteyenlere bilgi veriliyor ve iş başvurusu yapabiliyorsunuz. Bu grup Facebook-CIA ilişkisi üzerine yapılan komplo teorilerini optimize mi etmeye çalışıyor bunu bilemeyiz. Ancak bilinen bir gerçek var, Facebook kullanım şartlarına bakarsanız şunu göreceksiniz:

“Başka şirketler sizin kişisel bilgilerinize ulaşamaz ancak kişisel bilgileriniz avukatlarla ve devletle paylaşılabilir”.

Bir yerde CIA parmağı varsa ilk olarak bu Amerika için stratejik düzenlemelerin yapıldığı anlamına gelir. İkincisi düzenleme yapılan yerlerde Türkiye’nin son 40 yıllık tarihinden de bildiğiniz gibi ortalık dipten derinden karışır. Arkadaşlarınız orda diye Facebook altyapısı en güvenli yer olarak algılanıyor olabilir, ancak bu gelişmelere göre Facebook hayatınızı bir kez daha gözden geçirin.

EK: Facebook CIA Videosu

11.12.2007

Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz

mute-26-kapak.jpg

Mute internet sonrası kültür ve politika ortamına odaklanmış bir yayın. 1994 yılından beri düzenli olarak online toplaradıkları içeriği yine düzenli olarak dergi veya kitap olarak basıyorlar. Mute’un yeni basılı sayısının başlığı “Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz“. Borçla ayakta duran bir neslin –küresel boyutta– patlama işaretleri verdiği ve bunun sosyal etkileri konu ediliyor. IMF’den aldığı borçlarla ayakta duran Türkiye ekonomisini yaşayan bizler için hem çok duyulmuş hem de çok kulak ardı edilmiş bir konu. Biliyorsunuz ki bugünkü devirde öğrenci, esnaf, mafya, devlet kim olursanız olun ancak aldığınız borçları ödeyebildiğiniz sürece varlığınız kabul edilir.

Bu sayıya katkıda bulunan yazarlar ve sanatçılar dünyadaki finans akışı ve bunun ayakta tuttuğu düzen arasındaki bağları inceliyorlar. Hazinedeki altın miktarına dayalı ekonomi modellerini bırakalı çok oldu, bu halde elinizde tuttuğunuz para nasıl değerli olabiliyor? Bu değer sadece sizle aynı yerde bulunan fabrikalardaki ve tarlalardaki üretime mi bağlı yoksa Venezuella’daki bir kriz sizi etkiliyor mu? Bunun ne kadar farkındasınız, yoksa sadece aa dolar düştü borsa yükseldi diye mi bakıyorsunuz. Özetle küresel bir finans krizi bizim krizimiz mi?

Mute Dergisi online ve basılı dağıtılıyor, burdan üye olabilirsiniz.

28.08.2007

Robot Başbakan

Bir grup insanın beraber bir iş yapabilmesi için gereken şey bir lider değil bir yapılacaklar listesidir. Herkes listeye yapılacakları yazar, sonra yapabilenler listedekileri birer birer yapar. Sonuçta beraber iş görülür. Lider listedir.

3-5 kişilik takımlar böyle çalışabilir ama 20-25 kişiye çıkıldığında işler karmaşıklaşır. Sayı arttığında ortalığın karışmasının sebebi iletişimin karmaşıklaşmasıdır. 50den fazla kişinin beraber iş yapabilmesi için hiyerarşik yapılar gerekebilir. Yönetici, müdür, CTO, CEO gibi şirketlerden bildiğimiz klasik makamlar ve yapılar şirketlerde hiyerarşileri yürütmek için oluşturulmuştur. Son zamanlarda genelde yaratıcı ürün çıkaran büyük şirketler (IDEO gibi yaratıcı danışmanlık şirketleri) bu hiyerarşileri azaltıp takımların birbirleriyle iletişimine önem vermeye başladılar. Tabii ki açık kaynaklı yazılım geliştiren gruplar bu az hiyerarşili çalışmaya çok daha iyi bir örnek. Açık kaynaklı yazılım geliştirenler genelde farklı farklı ülkelerde programcılardan oluşan sanal takımlardır. Kod deposu, sürüm takibi, hata bulucular, forumlar, eposta, IM, skype gibi gelişkin iletişim araçları yardımıyla az hiyerarşiyle çok başarılı işler çıkarıyorlar.

Bin kişi nasıl beraber çalışabilir? Çalışmak mı? Bin kişi. Google’da 10binden fazla kişi çalışıyor. Geçenlerce Google New York ofisinde bir iki arkadaşımla öğle yemeği yedik. Gerçekten bir sürü kişi az önce bahsettiğim gibi küçük gruplara bölünmüş çeşitli projeleri geliştiriyorlar. Gruplar ve bireyler açık kaynaklı yazılım geliştirenler gibi bir çok endüstri standardı iletişim araç kullanıyor. Tabi müdür vs. her türlü var.

Milyon kişi bir arada ne yapar? Bu kadar kişi bir arada ancak yaşar… Çalışmak nerde? Yaşamak ile çalışmak arasındaki sınır kalabalık olduğunda kaybolur. Türkiye sınırları içinde yaşayan milyonlarca kişiden bahsetmiyorum. Internette milyonlarca insan bir arada yaşıyor. MySpace, Facebook, Sosyomat, Yonja gibi sosyal ağ servislerinde milyonlarca insan kelimenin tam anlamıyla yaşıyor. Bu yaşamın fizksel hayata direk veya dolaylı etkisi var. Hayat zaten fiziksel ve ruhsal diye ayrılıyorsa bu çok yeni bir durum değil. Facebook inanç turizmi gerçek mi yoksa?

Internet üzerinden kendini düzenleyen toplumlarda muhtar, müdür, kaymakam, vali yok. Millet yok. Devlet yok. Başkan yok. Başbakan yok. Sadece robot var.

Robotlar ruby, python, php, asp gibi programlama dilleriyle ve veri tabanlarıyla geliştiriliyor. TCP/IP, HTTP gibi iletişim protokolleriyle birbirine bağlanıyor. Küçük grupları liste büyük grupları ağ işletiyor. Her topluluk kendi robotları tarafından yönetiliyor. Ancak hiç bir robot seçimle başa gelmiyor.