29.11.2008

Gazete ve Dergi Sitelerinin Yapması Gereken 10 Şey

Turk gazete siteleri

Bu tür tavsiye listelerinden internet’te hergün yüzlerce görüyoruz. Daha önce de yazdık, ama Türkiye’de gazetelerin ve dergilerin siteleri hala bihaber kalitesiz yayınlarını sürdürmeye devam ediyor. Web tarayıcının ve internet’in ağlı bağlı imkanlarını kullanmadan sanki kağıtta yazı okuyormuşuz gibi son derece geri kalmış absürd yöntemlere ve biçimlerle içeriklerini sunuyorlar okuyuculara. Gazete ve dergi siteleri basitçe şunları yaparsa kaliteli yayınlar haline gelebilirler:

1. Bağlantı vermek

Yazı içinde isimlere, ilk defa bahsedilen kavramlara, yeni sitelere, alıntı kaynaklara bağlantı verilmeli. Bu bağlantılar bir Vikipedia makalesi, bir blog yazısı, başka gazetede bir haber, bir arama sonucu, bir kişisel site, bir kurum sitesi, bir foto galeri, bir video, bir sosyal ağ grubu, bir forum tartışması, bir Twitter mesajı, bir sözlük girdisi, veya bunun gibi bağımlı veya bağımsız pek çok türde kaynak olabilir. Neden? Gazete ve dergi yayınları artık dünyada üretilen içerik türlerinden sadece biri olduğunu kabul etmeli ve başarılı olmak için varlığını internet varlığına armağan etmelidir.

2. Listelemek

Haberler ve makaleler listeler halinde özetlenmeli. Özellikle baskıdan sayısal ortama alınmış bir yazıysa mutlaka alt başlıklar yapılmalı, yazı başında veya bir köşede listelenmeli. Niye? Çünkü internet okuyucuları git gide daha dar ve çok parçalı dikkate sahip olmaya başlıyor. Dikkatimiz daraldı ve keskinleşti çünkü çok fazla bağlantı arasında dolaşabiliyoruz. Basılmış bir gazete makalesini okumaya yarım saat ayırıyorsak, aynı uzunluktaki bir makaleye internet üzerinde belki 10 dakika ayırıyoruz. Dikkat çok parçalı çünkü aynı anda parallel başka kaynaklara gidip geliyoruz. Bu şartlar altında çok paragraflı bir yazıyı listelere ayırmak okumayı ve anlamayı hızlandırıyor.

3. Etiketlemek

Makaleleri ve haberleri etiketlemeli. Etiket kategoriden farklı olarak web ortamında bir makalenin sonradan tekrar tekrar ziyaret edilmesine katkıda bulunur. Nasıl? Web’de arama sonuçlarında, RSS besleme okuyucularda (temel haber okuma yöntemi), tarayıcı arayüzlerinde, ve pek çok sosyal ağ ortamında bilgi akışı etiketler sayesinde yarı düzenli yarı kaotik bir hal alıyor. Bu hal içerik parçacıklarının paylaşımını kolaylaştırıyor ve dolayısıyla bir haberin veya makalenin sonradan tekrar tekrar keşfedilmesini sağlıyor.

4. İlgili blogları listelemek

Sitenin sağ barında yayınla ilgisi olan dış bağlantılar verilmeli. Dış bağlantılar yine ilgili bloglar, başka haber kaynakları, bağımsız yazarlar olabilir. Niye? Pek çok gazete ve dergi için kabul etmesi zor bir gerçek ancak artık dünyada herkes yayın yapıyor ve pek çok kişi iş olarak blog yazıyor. Dolayısıyla bu gerçekle barışmak ve ilgili yayınları kucaklamak yayını daha kaliteli hale getirecektir.

5. Her iki tarafta da tanıtım yapmak

Basılı yayında internet yayınını, ve internet yayınında basılı yayın tanıtılmalı. Niye? Basılı yayın okuyanlar internet’de bu içeriğe nasıl daha doyumlu yaklaşacağını öğrenebilir, internet’ten yayını okuyanlar eline bir gazete kağıdı alıp yüksek çözünürlüklü baskı kalitesinin tadına varabilir. Ayrıca basılı yayında yapılan hatalar internet ortamında düzeltilebilir. Bu hatalar fark edildiğinde baskıya yetişemeyebilir ama internet baskısında bir köşede baskıya referans verilerek düzeltilebilir.

6. Okunaklı adresler kurmak

Site hem bilgisayarlar hem insanlar için okunaklı adreslerle oluşturulmalı. Niye? Adres (URL) bir web yayınının en önemli arayüzüdür. Arayüz temiz ve okunaklı olursa görüldüğünde ne içeriğe işaret ettiği kolayca anlaşılır. Özellikle mesela email ile bağlantı paylaşımı yapıldığında üzerine tıklanma oranını etkiler. Öte yandan arama motorları, RSS besleme okuyucular, ve diğer web servisleri yayınınızda verilen içeriği adres yapısına göre otomatik olarak ayrıştırabilir, analiz edebilir, ve kullanabilir. Böylece içeriğiniz internet’de daha etkili yayılır.

7. Katılımcıları öne çıkarmak

Yazarlar, editörler, ve yorum yazanlar öne çıkarılmalı. Yazarın sadece ismi verilmemeli, yazı arşivine bağlantı verilmeli, resmi gösterilmeli, ve varsa kişisel sitesine bağlantı verilmeli. Niye? Böylece bir yayının tek bir ses olmadığı bağımsız yazarlar ve çizerler tarafından beraberce hazırlandığı daha iyi belirtilir. Bir yazar tutuluyorsa aşivine erişim sağlanmış olur. Yazarın kişisel sitesine bağlantı vermek yazar hakkında daha fazla bilgi almak isteyenlere yardımcı olur. Yazıların altına yorum yazanlar da aynı derece bağlantıya ve profil resmine sahip olmalı çünkü yorumlar yazının kendisini genişletiyor daha olgun hale getiriyorlar.

8. Yorumlara açık olmak

Yazılara yapılan tüm yorumlar olduğu gibi yayınlanmalı hakaret veya reklam içermedikçe. Neden? Basılı yayından farklı olarak web yayını hem okunan hem yazılan bir ortamdır. Bu okuma yazma ortamı artık doğal kabul edilmiştir ve yorumların sansürlendiği sınırlandırıldığı her yayın organı itibarını kaybetmektedir. Yazılara yapılan yorumlar yazının içeriğini genişletir, iyileştirir, ve daha iyi anlaşılmasını sağlar. Yapılan eleştiriler yazara ayna tutar ve kendisini geliştirmesini sağlar. Ayrıca yorumlar tek bir moderatör merkezden değil, yazının yazarları veya editörleri tarafından değerlendirilirse daha verimli bir etkileşim sağlanır.

9. Flash video oynatıcı kullanmak

Videolar standartlara uygun bir Flash video oynatıcısı ile sunulmalı. Flash video web’de artık hem arayüzü hem de encode edilme teknolojisiyle bir standard haline geldi, video paylaşım sitelerinde görüldüğü gibi tarayıcılar çakılmadan video izleyebiliyoruz. Videoların yayına hazırlanması, yayın akışı, ve gösterilmesini düzenlemek için açık kaynaklı, bedava, veya paralı pek çok web servisi servis ve masaüstü / sunucu yazılımı var. Bunlar kullanıldığında videolar kaliteli yayınlanabilir. Mesela Obama’nın da kampanyasında kullandığı Brightcove bu tür bir profesyonel video yayın yazılımı.

10. Toplu süzgeç kullanmak

Okuyucuların katkısı yani toplu zeka yayının gelişimi doğrultusunda kullanılabilir (Bkz. Web2.0 için Deneysel Türkçe Tanım). Yazılara ve yorumlara oy vermek, tuttum tutmadım gibi görüş belirmek kolay bir etkileşim biçimi ve pek çok kişiden gelen görüşler biriktirildiğine yayınınızın içeriğini süzebilirsiniz, tutan yazıları öne çıkarmanıza imkan sağlar.

Bu 10 tavsiye hali hazırda internet’te doğmuş veya internet’e alışmış yayınların hemen hepsinde uygulanıyor. Gazete ve dergi yayıncıları olarak bu maddelere göre yayınınızda gerekli düzenlemeleri yaparsanız işleriniz daha başarılı olacaktır.

İlgii Düğümküme yazıları

* Görsel Engin Erdoğan’ın “İnternet Gazetelerinden Ne Haber?” yazısından alınmıştır.

21.04.2008

Demo Kültürü ve Plazma

2003 yılında Kiasma‘da demoskene.katastro.fi isimli bir sergide Commodore 64′ler, Amiga’lar, Atari’ler ve PDA’ler üzerinde çeşit çeşit demonun sergilendiğini görünce oldukça şaşırmıştım. 1980 ve 90′ların donanımlarıyla yapılmış bu demo ve intro’lar, sadece günümüzün medya sanatının şekillenmesinde etkili olmakla kalmamış, aynı zamanda da bugünün bilişim endüstrisindeki birçok insanın da yetişmesini sağlayan kültürel bir fenomen haline gelmişti. Yakın zamanda da öğrendim ki demoscene alt kültürü bugün de Breakpoint ve Assembly gibi dev parti organizasyonlarını düzenli olarak sürdürebilecek kadar yaygın. Bu çevrenin Türkiye’deki durumunu merak edenlerin demoscene kültürünün yanısıra yazılım, donanım ve sanatsal konulara da eğilen “Amatör Bilgisayar Kültürü Dergisi” Plazma’dan bilgi edinmeleri mümkün: http://www.plazma-dergi.org

11.12.2007

Neural.it Yeni Sayısı Çıktı

neuralit-28.jpg

İtalyan Neural.it dergisinin yeni sayısı çıktı. 1993 yılından beri çıkartılan dergi yeni medya sanatları, elektronik müzik, ve hacktivizm alanlarında konuları işliyor. Derginin baş editörü medya eleştirmeni Alessandro Ludovico bu dergiyi çıkarmak yanında GWEI ve Amazon Noir gibi dev internet şirketlerini yoran kışkırtıcı sanat projelerinde de aktif rol almıştır.

Dergi İngilizce yayınlanıyor. Türkiye’de bir dükkanda satılmıyor ancak, üye olursanız Türkiye’ye de gönderebiliyorlar.

Neural.it bu sayısında daha önce Düğümküme’de de yer yer bahsi geçen sanatçılar, müzisyenler, ve hackerlarla röportajlar var, önce çıkanlar şöyle:

Yeni Medya Sanatları

  • Florian Cramer JODI röportajı: “Bizim İçin Sadece Hata”
  • Casey Reas röportajı
  • Olga Goriounova ve Alexei Shulgin röporotajı: “Glitch”

Elektronik Müzik

  • Ryoiji Ikeda: Cyclo’da Beklenmeyen Hatalar
  • Jens Brand röporajı

Hacktivizm

  • Sebastian Luetgert: Telif Haklarını Zorlama Sanatı
  • Perry Honerman: Telif Hakkı Çiğneme Dizisi

25.11.2007

Elektronik ve Estetik Fanzini Junk Jet Çıktı

junkjet.jpg

Junk Jet yeni bir tekno-kültürel üretim fanzini. Hem online hem baskı olarak yayınlanıyor. İlk sayısı şu anda Stuttgart’da yapılan bir etkinlikle tanıtılıyor. Etkinlikte 2/5BZ Serhat Köksal da görsel-işitsel bir şov yapıyor.

http://junkjet.net/

Junk Jet elektronik medya sanatçılarını, medya teorisyenlerini, radyodan bilgisayara sibernetik sistemleri estetik arayışlarla kurcalayanları, teknolojiyi amacından saptırarak kullananları, teknolojik hakimeyete verili kurallar üzerinden kafa tutanları, kendi deyimleriyle medya Don Kişotlarını birbirlerine türlü türlü bağlayan bir yayın oluşturuyor.

Bu ilk sayı için benden bir kaç iş istediklerinde ilk dikkatimi çeken şey Junk Jet’in retro web stili ve sibernetik kavramları bir kapta karıştırmasıydı. Micro Fashion Network ve Open I/O işlerinden malzemeler gönderdim. Tekrar bir özetlemek gerekirse Micro Fashion Network moda sisteminden düşük çözünürlüklü sample alan hibrid bir program. Bir kamera ve özel bir yazılım sokaktaki insanların kıyafetlerinden renkler alıyor ve yakın renkleri zamanla birbirine bağlıyor. Open I/O Internet üzerinden algılayıcı (“sensor”) verisi paylaşarak ağlı fiziksel / elektronik medya kompozisyonları yapmayı sağlayan bir platform.

Junk Net’in bu ilk sayısına katılanlar arasında Olia Lialina, Future Farmers, Matthew Fuller, Amy Alexander, ve Jan Jalinek var.

11.04.2007

Bidoun Dergisi Yeni Sayısında Orta Doğudan Teknolojiye Bakıyor

Orta Doğu’dan kültür ve sanat dergisi Bidoun‘un yeni sayısında Teknoloji konu alınıyor. Daha önce bahsettiğimiz Bidoun sayısında Orhan Pamuk’tan Rem Koolhaas’a pek çok farklı profil yeralıyordu. İçeriğin bir kısmı bedava sitede yayınlanıyor.

Bidoun İstanbul’da Platform Garanti, Robinson Crusoe, ve Istanbul Modern’de bulunuyor.

bidoun-teknoloji.jpg

24.12.2006

Sensin yilin insani

Time - Yilin Insani Sensin

Time dergisinin her yil duzenledigi “yilin insani” secimi sonuclandi. Bu seneki yarismayi SEN kazandin. Time diyor ki, “Yilin insani sensin. Bilgi cagini ve medyayi sen kontrol ediyorsun. Kendi dunyana hosgeldin.”

Ilginc bir ana tanik oluyoruz. “Merkezden-kitleye” (one-to-many) iletisimin onculerinden biri olan Time dergisi, kendi tarzinin varligini tehdit eden “kitleden-kitleye” (many-to-many) iletisim sistemlerinin temel tasi olan bireyi, yani “kullanici”yi yilin kapagi yapiyor.

Son zamanlarda internette turemis olan ve kullanimi korkunc bir hizla buyuyen bilgi, eglence ve paylasim sistemlerin altyapilari tamamen kullanicinin katilimi uzerine kurulu. Yaz, ciz, fotograf cek, video kaydet, kisacasi bir sekilde uret. Son adim ise hep ayni. Paylas. Uret-katil-paylas. Kitle capinda paylasim icerigin tamamini olusturuyor. Time dergisi de bu trendin altini ciziyor.

Time, buna ek olarak “bilgi caginin ve medyanin kontrolu sende” diyor. Gercekten oyle mi? Kontrolun kimde olduguna karar vermeden once kontrol kavramini biraz acalim. Birileri sistemi yaratiyor, birileri finanse ediyor, birileri besliyor, birileri yonlendiriyor, birileri yonetiyor, birileri tuketiyor.

Kullanicinin sisteme katilimi, besleme, yonlendirme ve tuketme asamalarini olusturuyor. Sistemin yaratimi, finansmani ve yonetimi ise sistemin sahiplerinin ve yatirimcilarinin kararlari dogrultusunda gerceklesiyor. Kullanici, sahip ve yatirimci kategorileri altindaki bu asamalar organik olarak birbirine bagli: birinin kaybolmasi halinde digerinin varligi anlamini yitiriyor. Mesela, kitle olmayinca yonetim kavrami anlamsizlasiyor.

Bu sartlar altinda kontrol, sistemin yapisi geregi dagilmis durumda, o yuzden kontrolu etki-tepki olarak dusunmek daha anlamli. Kullanicilarin katilimlari sonucunda sistemde buyuk capli icerik ve davranis temalari olusuyor. Bu temalar sistemi yonlendiriyor ve varligini surdurmesini sagliyor. Diger taraftan sistemin sahibi bu temalar ve yatirimcinin endiseleri dogrultusunda sistemi yonetiyor, kurallari duzenliyor ve ortamin sinirlarini yeniden ciziyor.

Su noktayi da goz onunde bulundurmak lazim. Katilimin yani kullanicinin sistemi yonlendirmesi, kullanicilarin sistem icerisindeki aktivitelerinin butununun bir sonucu. Bu sonuc cogunlukla katilimin amaci degil, dolayisiyla ozellikle bireysel duzeyde bilincli degil. Sistem sahibinin sistemi yonetmesi ise tamamen bilincli ve planli bir aktivite. Diger bir deyisle, sistem sahibinin kontrol bilinci surekliyken kullanicilarin olusturdugu kitle bilinci gel-git halinde ve ne zaman ortaya cikacagini kestirmek zor.

Sonuc olarak, Time dergisinin kullaniciyi ya da tuketiciyi yilin insani secmesini dunya capinda bir trendi yansitmasi acisindan iyi bir haber olarak goruyorum. Kitleden-kitleye sistemlerde tuketici, ayni zamanda uretici olabildigi icin, sistem uzerinde dogrudan bir etki yaratma potansiyeline yani guce sahip. “Dunya birden bire degisti” tadinda populist bir yaklasimla “Artik kontrol sende” diye basmakalip bir sonuca atlamak ise konunun derinliginin gozden kacmasina ve haberin yaniltici bir hale gelmesine sebep oluyor.

Asagidaki kitaplar, dagilmis (distributed) sistemlerde kontrolun nasil evrim gecirdigini daha derin bir sekilde inceliyor:

Protocol: How Control Exists after Decentralization – Alexander Galloway
Code and Other Laws of Cyberspace – Lawrence Lessig