Pinar Yoldas 19.01.2009
Tarla Sürmekten Mouse Kullanmaya Geçiş ve Bunun Beyne Etkileri

Tekno-kapitalist toplumda artan refah seviyesi kitlelerin mutluluğunu nasıl etkilemekte?
70′lerde yapılan bir araştırma iki dünya savaşı geçirmiş bir grupla onların torunlarını, yaşamları boyunca deneyimledikleri depresyon seviyesi açısından karşılaştırılmış. Kim daha depresif ? Sorunun yanıtı yaşlılar olsa gerek diye düşünüyor insan , haliyle daha uzun yaşamışlar, bedensel-zihinsel güçten düşmekteler , iki savaş geçirmişler vb. Ama araştırmanın sonuçları tam tersini gösteriyor ve görünür refahın ( endüstriyel kapitalizm ) oldukça yüksek olduğu bir ortama doğmasına rağmen yeni neslin yokluk ve sefillik çekmiş dedelerine, ninelerine göre çok daha mutsuz olduğunu ortaya koyuyor.
Buradan hareketle makale değişen yaşam tarzına işaret ediyor. Geçen yıllarda sözde zaman kazandıran bilgisayar, telefon, mikrodalga fırın, hazır yemek, bulaşık ve çamaşır makinesi vb gibi araç gerecin ve teknolojinin kullanımının hızla artmasına paralel olarak artan kayıtlı depresyon vakalarının sayısı, genel olarak depresyonun yaygınlığının arttığını vurguluyor. Neredeyse sadece hayatta kalmak için çabalayarak bir ömür geçiren önceki kuşakların akıl sağlığının ise paradoksal bir biçimde sorunsuz olduğuna dikkat çekiyor.
Makale beynin fiziksel hareket sonucunda değişen kimyasını inceleyen bir araştırmayla devam ediyor. Hareket , duygu ve düşünmeyi kontrol eden accumbens-striatal-cortical system* üzerine yoğunlaşan araştırma; fiziksel hareket , kompleks düşünme ve el becerileri gerektirdiği kadar hayatta kalmak açısından da ödül değeri taşıyan eylemlerin bu bölgeyi pozitif etkilediğini gösteriyor. Caba güdümlü ödül mekanizması(effort-driven reward sytem) adı verilen ve beynin belli bölgelerinde merkezleri bulunan bu sistemin depresyonu da kontrol ettiği düşünülüyor.
Binlerce yıl -şimdikine kıyasla -zor hayat koşullarında yaşam mücadelesi vermeye alışmış beynin/bedenin ; sistematik düşünme, fiziksel güç, el becerisi, dikkat , hafıza vb pek çok bedensel süreci takip etmek , yürütmek ve sonunda da mutluluk üretmek üzere programlandığını savunan bilim adamları değişen yaşam biçiminin( tekrar vurgulayalım endüstriyel kapitalist kentsel yaşam ) beynin doğasına ters düştüğünü iddia ediyor .
Yaklaşık 50 bin yıldır avlamak/toplamakla , 12 bin yıldır tarımla yoğrulan ve evrimleşen insan bedeni , geçmişi bir yüzyıla dayanmayan günümüz yaşam tarzından ne şekilde etkilenmekte? Makale depresyonu engellemek için eski üretim biçimlerinin devamı olan örgü örmek, bahçeyle uğraşmak gibi uğraşların önemine değinerek noktalanıyor.
Toplumsal mutluluk yokluğunu tekno-kapitalist yaşam biçimiyle bilimsel anlamda bağlaması açısından gayet başarılı olan makale pek çok şey düşündürüyor.
Hakikaten tarla sürmek php kodlamaktan daha tatmin edici olabilir mi?
Yada komşularla nehirde çamaşır yıkamak facebookta mesajlaşmaktan daha mı keyif vericidir?
( Scientific American Mind dergisinden, sözkonusu makaleye link)
* Tibbi ceviri degildir, ingilizce orjinali kullanilmistir.






