12.09.2008

12 Eylül Belgeseli (9 bölüm video)


12 Eylül Belgeseli 1/9 (Giriş: 12 Mart Kasırgası)

12 Eylül darbesini ben yaşamadım, ama sonuçları tüm hayatımı etkiledi, hala da etkiliyor. 12 Eylül’de yapılan darbe Türkiye’yi içten içe zehirlemeye devam ediyor. Darbenin getirdikleri, mesela YÖK ve benzeri tepeden inme “yüksek” devlet kurumları ve ortaya çıkan akıl dışı ideolojiler eğitimden iş hayatına sosyal hayata pek çok alanda etkili oldu.

12 Eylül nedir, ne oldu, neden oldu, Soğuk Savaş nasıl etikiliydi, darbe nasıl yapıldı, CIA’den öğrenilen işkence teknikleri, Sıkı Yönetim döneminde neler icat edildi, nasıl serbest pazar ekonomisine geçildi, nasıl IMFye bağımlı olundu, MIT, CIA, genelkurmay, derin devlet ilişkiler ağı nasıl örüldü?

Ayrıca 12 Eylül’in sayısal sonuçlarını şurdan görebilirsiniz:
http://etrafta.com/2008/09/12/gunun-mana-ve-onemi

Mehmet Ali Birand’ın sunduğu 12 Eylül Belgeseli bu tarihi anlatıyor. Daha önce YouTube’da 38 video halinde seyrettim, şimdi Türkiye’de kapalı olduğu için (yoksa bu sebepten mi?) başka video paylaşım sitelerinde buldum parçaları. 12 Eylül Belgeseli DailyMotion sitesinde yaklaşık 40ar dakikalık videolardan 9 bölüm olarak bulunuyor:

08.07.2008

Erdal Kınacı'nın Tutuklanması Ardından

Son yayınladığımız fotoğraf sanatçısı Erdal Kınacı’nın tutuklanması haberi üzerine Murat Germen konuyu aydınlatan bir eposta gönderdi. Eposta hem olayı aydınlatıyor hem de sanat işlerinde insanların konumu üzerine çok önemli bir etik tartışmayı gündeme getiriyor. Keza sadece fotoğrafta değil Düğümküme’de sık sık konu ettiğimiz sosyal yazılım ve katılımcı/ağlı işlemsel sanatta da yer alan öznelerin konumu ve hakları çok önemli bir etik tartışmasıdır.

Murat Germen dün yayınladığımız Erdal Kınacı haberi konusunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu belirtti:

- Basında çıktığı gibi Kınacı NG ödülünü “Yolüstü Kerhaneleri” çalışması ile değil başka bir seriden bir fotoğraf ile kazandı:

http://www.nationalgeographic.com/photography/galleries/ila-ipc-people/

- Kınacı bu seriyi geçenlerde benim de bildiri sunduğum AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu ve internet de dahil olmak bir çok farklı ortamda sundu nispeten uzunca bir süredir. Kınacı’nın fotoğrafları çıplaklık veya kerhane içerdiği için değil kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan fotomontaj iddiası ile mahkemelik olmuş bize duyurulduğu kadarı ile.

- Şöyle bir ihtimali göz önunde bulundurmak lazım: Belgesel fotoğrafçılar her ne kadar anlaşma imzalatsalar da genelde fotoğrafını çektikleri insanları pek düşünmezler ve üzerlerinden ödüller bile kazanırlar (hem Türkiye’de hem de dünyada çok yapılan bir şey bu). Orhan Cem Çetin ve bazan da Ahmet Elhan ile birlikte bu konu üzerinde pek çok yerde konuşma yaptık / yapıyoruz; “bu etik bir konudur, sosyal belgesel sonuçta hep fotoğrafçının işine yaramaktadır, konu edilen mağdur insanlar ise mağdur olmaya devam ederler” demeye getiriyoruz. Hatta yukarıda adı geçen AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu’nda konu enine boyuna tartışıldı ve ben sunumumda duyarlılık iddiası taşıyan belgesel fotoğraf çalışmalarının anonim olarak sunulması teklifini yaptım. Amacım fotoğrafçının adının duyarlı olunan konunun önüne geçmesini engellemek. Bazıları şoke oldu doğal olarak ama daha duyarlı diğer fotoğrafçılar “evet aslında belki öyle olmalı” diye şapkalarını önlerine koydular. Şimdi şöyle bir senaryo düşün: Hayatta hiç parayla seks yapmadım ama, diyelim ki kerhaneye gittim ve bir şekilde burada görüntülendim, daha sonra haberim olmadan bu görüntü ortaya çıktı sanat adına. Kendim sanatçı olduğumdan bu duruma olumlu bakmaya çalışırdım ama belki kerhaneye gittiğim bilinsin de istemeyebilirdim bir yandan, bu yüzden ben de dava açabilirdim. Bu durumda fotoğrafçıyı mı yoksa beni mi korurdun? Ya da varsayalım senin engelli bir yakının var üzerine titrediğin, ona birisi bir anlaşma imzalatıyor ve kerhaneye gitmediği halde gitmiş gibi göründüğü bir fotoğrafa malzeme oluyor, bu durumda ne tepki verirdin? (Kınacı bilinçli olarak bunu yaptı demiyorum ama bu yönde iddialar var) Fotoğrafların ve fotoğrafçıların kişilik haklarını ihlal ettiği çok görülür, hakları ihlal edilenlerin çoğunluğu es geçer, bazısı ise dava açar. Kendi fotoğraf pratiğimde insanı merkeze koymamamın nedenlerinden birisi de direkt bu konuyla ilgili; insanlar ve hikayeleri üzerinden kendime pay çıkarmaktansa insanların ürettikleri cansız nesneleri konu edinmeyi ve hayat hakkında söylemek istediklerimi onların aracılığı ile ifade etmeyi tercih ediyorum.

Erdal Kınacı yerinde olsam şunları yapardım:

- İmzalattığını söylediği model anlaşmalarını hemen basına dağıtırdım (bu arada, işin içinde engelli insanların olduğu söyleniyor, böyle ise şayet ve özürlülere imza attırıldıysa bu durumda “imza atılırken engelli kişilerin yanında ebeveynleri veya sorumlu aile yakınları var mıydı?” bilgisi gerekiyor).

- Sitesinin hack edildiğini ve kendisinin olmayan bazı fotoğrafların sitesine yerleştirildiğini söylemiş Kınacı bazı basın kaynaklarına göre. Bunu hizmet aldığım sunucudan tarih ve saatle belirletir ve bunu da delil olarak sunardım.

- Fotoğrafların özgün versiyonlarını (RAW veya JPG) ortaya çıkarır ve tam olarak nasıl bir süreç izlediğimi gösterirdim. Bu sayede neyin nasıl oluştuğu ortaya çıkardı.

Kınacı bunları yapmıyorsa ister istemez zan altında kalıyor, daha olay tam detayıyla ortaya çıkmadan hemen taraf olmamakta fayda var…

AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu programı