Burak Arikan 28.09.2008

İmparatorluğun İki Başkan Adayı Kitlendi

Dün imparatorluğun iki başkan adayı milyonların gözü önünde canlı tartışma yaptı (“presidential debate“). Demokratik Parti adayı Barack Obama ve Cumhuriyetçi Parti adayı John McCain tüm dünyanın gözü önünde televizyonda canlı yayında tartıştı ve soruları cevapladı. Daha önce TV + Twitter = Katılımcı Demokrasi? yazısında bu tarihi tartışmaya video paylaşım servisi current_ tv yeni bir yaklaşım getirdiğinden bahsetmiştik. Current_ tv tartışma sırasında TV ekranında web’den canlı canlı aldığı Twitter yazılarını gösterdi. Yukarıdaki video’da insanların zaman zaman nasıl iki liderden de farklı görüşlerde olduğunu görebilirsiniz. Bu iş merkezden-kitleye medya ile kitleden-kitleye medyanın birleştirilmiş halidir.

Tartışmada önemli bir konu geçen hafta patlayan (bkz Büyük Sistem Krizi), yatırım devi Lehman Brothers’ın battığı, Merrill Lynch’i Bank of America’nın yuttuğu, dünyanın bir çok yerinde borsaların kapandığı küresel finansal krize (bkz Aşırı Budalalık) getirilmek istenen çözümdü. Son finansal krizden kurtulmak için Wall Street şirketlerinin borçlarını Amerikan devletinin karşılaması söz konusuydu. Devlet bu kadar büyük bir parayı ödeyecek mi ödemiyecek mi tartışması iki başkan adayını da tıkadı. Bu para ödenirse Amerikan Devlet’i halkın vergisinden toplanan paraları özel şirketlere vermiş olacak. McCain bu olaya onay verirse bir ay sonra seçimlerde oylarının düşeceğini bildiğinden onay vermedi, Obama ise aynı sebepten çekimser kaldı problemin daha derin olduğundan bahsetti durdu.

Burak Arikan 30.06.2008

Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek

Bu çarşamba günü New York Üniversitesi’nde “Obama ve Siyaset 2.0: Tarihi Gerçek Zamanda Belgelemek” başlıklı bir konuşmayı izlemeye davet edildim. Konuşma Barack Obama’nın kampanyasında video çekimlerini sürdüren genç yönetmen Arun Chaudhary ve FastCompany editörü Ellen McGirt arasında olacak.

Arun Chaudhary NYU’da sinema üzerine hocalık yaparken yapılan teklif üzerine işini bırakıp Obama’nın video yönetmeni oluyor. Obama kampanyası boyunca BarackObama.com ve YouTube sitelerinde 800′den fazla video yayınlıyor. Obama’nın meydan konuşmalarından, küçük toplantılarından, seçim turundan, yoldaki röportajlardan çekilen ve montajlanan videoların her biri ortalama 10,000 defa izlenmiş. Bu online videolar kampanyanın en temel taşlarından biri olarak siyasi iletişime web 2.0 kavramlarını: mikro-kalabalıklar, sosyal birikme, online tartışmalar, virüssel yayılma, işbirliği formatları gibi kavramları getiriyor. Chaudhary amatör videoları, profesyonel çekimlerle, CNN videolarıyla, sinemayla, sahne arkası görüntülerle montajlayarak kampanyanın çoşkulu, samimi, seçkin, ve özgün sesini kitlelere aktarıyor.


Soldan sağa: Obama’ya alttan-yukarı yüceltici çekim, izleyicilerin hecyanı, izleyicilerin duygulanması, Obama vatandaşlar arasında.

Eğer herhangi bir Obama videosu izlediyseniz, genelde Obama’nın kendisini konuşmayı dinleyenlerin içinde bir kadrajda görürsünüz. Her zaman insanların arasındadır… Arkasında yanında hep sade vatandaşlar vardır. Bu insanların heycanları bakışları, sloganları hep dikkatli sinematografi teknikleriyle çekilen videolarda göz önünde olmuştur. Bu videolarda kayıtlı heyecan YouTube ve benzeri sosyal paylaşım kanallarına girer girmez aynı boyutta sosyal kanallar üzerinde yayılmaya başlamıştır, izleyenleri de heycanlandırmıştır. Chaudhary’nin bu özenle çekilmiş videoları amatör çekimlerle ve sahne arkası görüntülerle birleştirmesi kampanyanın samimiyetini arttırmıştır.


Soldan sağa: Hitler kurmaylarının duygulandığı anlar, Hitler’e alttan-yukarı yüceltici çekim, ufuklara bakan ideal Alman genci, vatandaşların Hitler selamı.

Obama videoları bana sinema ve propaganda tarihinden Alman film dahisi Leni Riefenstahl‘ı hatırlatıyor. Riefenstahl Naziler için çektiği propaganda filmlerinde (“Triumph des Willens“) Adolf Hitler’in konuşmalarını ve 1934 Nuremberg kongresini özel sinematografik tekniklerle gösterir (bkz: video 1, video 2). Obama videolarında olduğu gibi bu filmde seyircilerin bakışları ile konuşmacı arasında gidip gelen kamera görüntüleri, aşağıdan yukarı çekimlerle özneyi yüceltme vardır. Bu film Nazilerin yaptıklarından sonra etik olarak çok tartışılmış, hem yasaklanmış hem ödüller almış, sonuçta sinema dilinde önemli yerler edinmiştir. Bu teknikler artık siyasi ideolojilerinden bağımsız olarak dünyada standartlaşmış, günümüz siyasetinden (mesela AKP’de veya Fransa seçimlerinde) reklamlara pek çok yerde kullanılan görsel iletişim tetknikleri haline gelmiştir. Bugün de Obama videoları bu standart teknikleri kullanmanın yanında, kadrajlarıyla (halkla iç içe sahneler), montajıyla (amatör+profesyonel karıştırması), ve yayınlanmasıyla (sosyal ağlarda) bugünün sosyal ve teknolojik ortamında önemli yenilikler içeriyor.

Obama ve Siyaset 2.0 panelinin konuşmacılardan Ellen McGirt Obama’nın mesaj üretim tekniklerini marka oluşturmak olarak yorumluyor. McGirt en son FastCompany dergisinde “Obama Denilen Marka” başlığında tartışmalı bir makale yayınladı. Amerika’da yaşayanlar bilir, bu yeni dünya topraklarında siyaset ile pazarlama arasında çok az fark vardır… zaten ismi üzerinde siyaset 2.0.

Çarşamba günkü konuşmadan sonra ayrıca gözlemlerimi yazmaya çalışıcam.