11.05.2010

Social Bits İstanbul

“Social Bits İstanbul”
14 Mayıs – 19 Haziran 2010

Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri
Açılış: 14 Mayıs 2010, 19.00

Avusturya’nın Linz kenti merkezli araştırmacı sanat grubu Social Bits (http://socialbits.org) tarafından düzenlenen “Social Bits İstanbul” sergisi, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’u yeni mecralar kullanarak kente yeniden sunmayı hedefliyor. İstanbul’da yaşayanların çevrimiçi sosyal ağlardaki paylaşımlarını ve düşüncelerini, sayısal ve fiziksel sanat nesnelerine dönüştürmeyi amaçlayan serginin teması da yine İstanbul kenti ve kentin yarattığı bilgi bulutu.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

22.10.2008

ISEA 2009 Elektronik Sanatlar için Katılım Çağrısı

ISEA 2009 (“International Symposium on Electronic Art”) 23 Ağustos – 1 Eylül 2009 tarihlerinde İrlanda’da Belfast şehrinde Ulster Üniversitesi’nde gerçekleşicek. Sanat projeleri, makalaler, ve atolye çalışmaları için son başvuru tarihi 17 Kasım 2008.

http://www.isea2009.org/

ISEA 2009 Sayısal Medya Kültürünün Geleceği üzerine makale özleri ve projelerinizin kısa tanımlarını bekliyor. Yaptığınız araştırmaların sonuçlarından, takip ettiğiniz trendler hakkında yorumlarınıza, spekülatif tahminlerinizden, mevcut paradigmaları zorlayan fikirlerinize kadar pek çok biçimde iş ile katılabilirsiniz. Katılım temaları şöyle belirlenmiş:

1. Vatandaşlık ve karşı mekanlar
2. Etkileşimli hikaye anlatımı ve çakışma sonrası toplumda hafıza inşası
3. Etkileşimli tekstil
4. Konumlandırmalar: yerel ve küresel işlemler
5. Dönüştürücü yaratıcılık – katılımcı pratikler
6. Duyguları takip etme
7. Post-humanizm: Yeni teknolojiler ve yaratıcı stratejiler
8. Eğlence ve hareketlilik (“mobility”)

08.09.2008

Anket Sonucu: YouTube'a Alternatif Video Paylaşım Siteleri

Vimeo (37%, 41 Oy)
Google Video (26%, 29 Oy)
Kullanmıyorum (20%, 22 Oy)
Daily Motion (17%, 19 Oy)
İzlesene (14%, 15 Oy)
MetaCafe (8%, 9 Oy)
Diğer (5%, 6 Oy)
Blip.tv (5%, 5 Oy)
MySpaceTV (3%, 3 Oy)
Veoh (3%, 3 Oy)
Brightcove (1%, 1 Oy)

Toplamda 111 kişi oy verdi.
Başlangıç: 17 Ağustos, 2008 7:55 pm
Bitiş: 8 Eylül, 2008 12:00 pm

111 kişinin oy verdiği anket sonucu Vimeo ve Google Video YouTube kapandığından beri en çok kullanılan video paylaşım siteleri olarak öne çıkıyor. Üçüncü sırada ise video paylaşım servisi kullanmayı bırakanlar var. Genelde Düğümküme’yi takip edenlerin oy verdiğini düşünürsek Vimeo’nun –genelde yaratıcı videoların paylaşıldığı bir servis– öne çıkması normal. Tabi bu kadar az kişiyle bir kamuoyu oluşturulmaz ancak bu bir başlangıç.

Bir sonraki anketi çevrenize arkadaşlarınıza haber verin, hatta blogunuzda duyurun, daha çok katılım daha doğru anket sonuçları verecektir. Burada hepimizi ilgilendiren konularda kendi kolektif görüşümüzün biraz daha farkında olmamızı sağlayacak anketler planlıyoruz.

Geçmiş anketler:
http://www.dugumkume.org/category/anket/

* Yukarıdaki grafik Google Chart API ile yapılmıştır.

17.06.2008

Kanunları Kodlamak

Son yıllarda yapay zeka yöntemleri ve ontolojik modeller hukuk alanında başarıyla denenmeye başlandı. Bu uygulamalar arasında hukuksal mantık, diller arası ve semantik bilgiye erişim, belge sınıflandırması ve protokol hazırlanmasını sayabiliriz. Bunun için genel olarak tabandan tepeye (analitik) diyebileceğimiz yapay zeka teknikleri ile yukarıdan aşağı (sentetik) olarak tanımlayabileceğimiz ontolojik metodolojiler kombine ediliyor. Bu tekniklerin uygulanmasının başarılı deneyler olarak kalmayıp hayatımıza girmesi için hukuk ontolojilerinin hazırlanması büyük önem taşıyor.

Bilgisayar bilimi ve bilişimde, ontoloji terimi felsefede kullanıldığından biraz daha farklı anlamda, bir kavramlar kümesinin belli bir alan (domain) içinde formal temsili ve bu kavramlar arasındaki ilişkiler olarak tanımlanıyor. Söz konusu alan hakkında mantıksal çıkarımlarda bulunmanın yanısıra bu alanın doğrudan tanımını yapmak için de kullanılabiliyor. Bilginin temsiline gereksinim duyulan yapay zeka, Semantik Web, yazılım mühendisliği, biyomedikal informatik, kütüphane bilimi, bilgi mimarisi uygulamalarında ontolojilerin kullanımı yaygın. Genel olarak bireyler, sınıflar, sıfatlar, ilişkiler, kurallar, kısıtlamalar, aksiyomlar, olaylar gibi bileşenlerden oluşuyor. Hukuksal Bilgi Değişim Formatı LKIF de (Legal Knowledge Interchange Format) hukuk alanında ontolojilerin oluşturulması için, bir AB projesi olan Estrella altında geliştirilmiş Semantik Web tabanlı bir dil.

Aslında hukuk ile bilgisayar bilimi arasındaki paralelliklere bakarsak ve bilgisayar dillerinin mantığı eyleme dönüştürme konusundaki kusursuzluğunu düşünürsek bu iki disiplin arasındaki etkileşime şaşırmamak gerekir. Örneğin William F. Opdyke’ın 1982′de yazdığı Refactoring Object-Oriented Frameworks başlıklı tezinden, nesne tabanlı yazılımların tekrardan yapılandırılması ile ilgili yazdıklarına bakarsak:

  1. Bir yazılım geliştirirken, önceden hangi sınıfların önemli konseptleri kapsayacağı ve birbirleriyle nasıl ilişkilendirileceğini belirlemek zordur. Tecrübelerin bize gösterdiği, kullanışlı bir sınıf taksonomisi iteratif bir keşif süreci sonunda ortaya çıkar. Uygulama daha iyi anlaşıldıkça sistem tekrardan yapılandırılır ve halihazırdaki sınıflarda yer alan soyutlamaların değiştirilmesi gerekebilir.
  2. Sistem (yazılım) birkaç iterasyondan sonra olgunluğa ulaştıktan sonra bile, ufak yapısal değişiklikler gerekli olabilir. Yazılım sistemi, sürekli değişen bir ortamda çalışabilmek ve aynı zamanda da kullanıcıların sürekli değişen gereksinimlerini karşılayabilmek zorundadır.
  3. Yazılımı, projeler arası kullanmaya kalkınca değişik sorunlar ortaya çıkar. Bir sistemin, organizasyon ve diğer faktörler nedeniyle, başka bir proje tarafından kullanılabilmesi için değişik bir şekilde bölümlendirilmelidir. Bu yüzden tekrardan kullanım için de bir miktar tekrardan yapılandırma gerekir.

Yakın zamanda rastgeldiğim bir yazıda Garret Wilson burada koyu ile yazılmış olan proje, yazılım, uygulama ve kullanıcı terimlerini; sırasıyla dava, emsal, konu alanı ve kamu ile değiştirip kanun yazma ile yazılım geliştirme süreçleri arasındaki paralelliğe dikkat çekiyor. Yazıda aynı zamanda prosedür tabanlı programlama ile nesne tabanlı programlamanın hukuktaki karşılıklarının da anlatılması ilginç. Neticede kanunların da birer kod olduğunu ve kullanılan doğal dil nedeniyle içlerinde boşluklar ve yorum yoluyla esnetilme potansiyeli olduğunu düşünürsek araştırmacıların bu konularda kafa patlatmaları şaşırtıcı değil.

Tekrardan Estrella konsorsiyumu tarafından geliştirilen ve yaklaşık 200 kavramdan oluşan LKIF-Core Ontolojisi‘ne dönelim. Bu ontoloji 15 modülden oluşuyor. Herbir modül birbiriyle ilişkili hukuk terimleri dışında günlük kullandığımız kavramları kapsıyor. Bu terimlerin tanımlarını da buradan bulmak mümkün. Bunların en soyutları üst, mekan, mereoloji, zaman, uzay-zaman modülleri içinde tanımlanmış.


LKIF-Core modülleri

Estrella sitesinde, LKIF dışında hukuksal bilgi tabanlı sistemlerle etkileşime girecek uygulama programlama arayüzlerinin de (API) geliştirildiği Estrella platformunu uygulamaya koymak ve test etmek için Avrupa vergi mevzuatı ile iki Avrupa ülkesinin vergi mevzuatlarının modelleneceği ve pilot uygulamalarda kullanılacağı söylenmiş. Şu anda bu çok yakın gözükmese de ilerde kanun tasarılarının anayasaya uygunluğunu yazılım yoluyla anında görebileceğimiz sistemler geliştirilirse bu kimlerin işine yarar, kimleri rahatsız eder o da düşündürücü.

23.04.2008

MSÜ No.9: Türkiye'de Yeni Küratörlük Yaklaşımları ve Araştırmaları

dizi9afiskucuk-11

Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi-9

Türkiye’de yeni küratörlük yaklaşımları ve araştırmaları

Konuşmacılar: Adnan Yıldız, Borga Kantürk, Esra Sarıgedik ve Ayça İnce

Tarih: 24 Nisan 2008 Perşembe

Saat: 18.30

Yer: Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Beşiktaş Yerleşkesi 208 no’lu derslik

Geçen hafta Yeni Medya ve İşlemsel Sanat başlığı altında katıldığımız ve halen de tartışmalarını buradan sürdürdüğümüz Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi‘nde bu hafta küratörlük pratiğinde değişen anlam ve tanımlar, sanatçı olarak küratör ve küratör olarak sanatçı olmak, dönüştürücü bir güç olarak küratörlük, Türkiye’deki duruma bağlı olarak ekonomik koşullar vb. konular tartışılacak. Daha önceki tartışmada olduğu gibi, konuşma öncesi veya sonrası bu yazıya yorum yazarak bu konulardaki düşünce ve sorularınızı paylaşabilirsiniz.

22.04.2008

Türkiye'de İşkencenin Stratejik Haritası İnternet'te Yayınlanıyor

iskence-harita

Modern hayatta işkence itiraf almak amacıyla sorgulamada kullanılıyor. İşkence tarihinde ceza olarak kullanıldığını biliyoruz ancak günümüzde sorgulamalarda kullanılan işkence evrensel olarak bir insan hakları ihlalidir. Türkiye’de hala işkence yapanların geçmişi Soğuk Savaş döneminde Türkiye’de hortlayan hem devletten hem askeriyeden “bağımsız güvenlik güçleri”nin CIA’den öğrendiklerine dayanıyor olabilir (bkz kontrgerilla el kitabı). Günümüzde işkenceyi kim kime dayattı, kimlerin emriyle yapılıyor bu çok karmaşık bir mesele, karmaşık çünkü normalde takip edemiyeceğimiz ağlı bağlı zincirleme ilişkilere dayanıyor. Bu ilişkiler zincirini görebilmek için önce bu bilgilere, sonra da bir haritaya ihtiyacımız var.

Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd) ve İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)‘nin ortak projesi “Hak Mücadelesinde Haritalama Yöntemi” Türkiye’de işkencenin stratejik haritasını çıkardı.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

26.02.2008

Etkileşimli Sanat için Sınıflandırmalar

Birçok sanatçı haklı olarak sınıflandırılmaktan hoşlanmasa da, kategorilere yerleştirilmenin eserlerinin yanlış anlaşılmasına, yüzeyselleşmesine, önemsiz bir benzerlik yüzünden alakası olmayan başka işlerle birlikte anılmasına yol açtığını söylese de, gerek arşivleme gereksinimi, gerek araştırma yaparken uzun listeler içinde gezinebilme ihtiyacı, gerek kitap veya sunum hazırlarken bilgiyi bir yapıya oturtmanın pratikliği nedeniyle kategorileme ve sınıflandırma sistemlerine hala başvurulmaya devam ediliyor. Bu konuda çok sayıda değişik yöntem var ve çoğunda esnek olunmaya çalışılıyor. Bunlardan en son rastladığım, Ludwig Boltzmann Institute Media.Art.Research tarafından başlatılan, Prix Ars Electronica 2008 için yapılan başvurularda kullanılan anahtar sözcüklerin ışığında geliştirilmeye devam edilen, birbirinden bağımsız ve iç içe geçebilir başlıklardan oluşan Taxonomies of Media Art:

Sanat eserinin biçimi

enstalasyon
heykel
nesne
performans
yazılım

Sanat eserinin sahası

tek başına
kamusal alan
bağımsız alanlar
ağlı yapılar
sanal dünyalar (Second Life gibi)

Etkileşim ortakları

insan<>insan (sanatçı etkileşimi)
insan<>insan (izleyici etkileşimi)
insan<>bilgisayar
bilgisayar<>bilgisayar
bilgisayar<> harici dijital veri
bilgisayar<> dış ortam
bilgisayar<>analog aygıtlar

İzleyicinin (icracının) yaptığı

gözlemlemek
araştırmak
harekete geçirmek
kumanda etmek
seçmek
içinde gezinmek
katılmak
iz bırakmak
yaratım sürecine katkıda bulunmak
bilgi alışverişinde bulunmak

İşin (projenin) yaptığı

gözetlemek
araç görevi görmek
anlatmak, öykülendirmek
belgelemek
algıyı genişletmek
bir oyun önermek
iletişim sağlamak
görsellemek
ses üretmek
dönüştürmek
depolamak
işlemek
aracılık etmek

Medya

video
bilgisayar grafiği/animasyon
sabit görüntü
projeksiyon
monitör/ekran
3D
ses elektroniği
kulaklık
hoparlör
yayın (radyo/TV)
cep telefonu
el cihazları
mikrofon
RFID
motor (sibernetik, robotik, vs.)

İşlem Teknolojisi

hareket yakalama
görüntü yakalama
ses tanıma
metin tanıma
chroma anahtarlaması
bio-feedback

Slogan

mekansal medya
genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
her an her yerde hesaplama
sanal gerçeklik
televarlık
yapay zeka
low-tech
medya arkeolojisi
etkileşimli sinema
her an her yerde oynanabilir oyun
giyilebilir bilgisayarlar
sibernetik
kinetik
robotik

Konu

yapay zeka
yapay yaşam
biyografiler
veri işleme
ekonomik sistemler
çevre
günlük sorunlar
evrim
genetik
kitlesel medya
medya
çevrimiçi dünyalar
politika
din
göç
sosyal ilişkiler
mahremiyet

Bundan daha genel bir sınıflandırma da Christiane Paul’un Digital Art kitabında kullandığı yapı:

Dijital Teknolojilerin Araç Olarak Kullanımı

Dijital fotoğraf ve baskı
Dijital teknolojilerle heykel

Dijital Teknolojilerin Mecra Olarak Kullanımı

Enstalasyon
Film, video, animasyon
Internet sanatı ve göçebe ağlar
Yazılım sanatı
Sanal gerçeklik ve genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
Ses ve müzik

Dijital Sanatta Temalar

Yapay Yaşam
Yapay Zeka
Televarlık, telematik, telerobotik
Beden ve kimlik
Veritabanları, veri görsellemesi ve eşleştirmesi
Metin ve öyküleme ortamları
Oyun
Taktiksel medya, aktivizm, hacktivizm
Geleceğin teknolojileri

Son olarak da Burak Arıkan ile geçtiğimiz Kasım ayında Aksanat’ta yaptığımız İşlemsel Sanatlar Sunumu‘nda kullandığımız pratik sınıflandırma ile yazıyı bitireyim:

Algoritmik Sistemler: Bilgi İşlem Teknolojileriyle İfade

  • İşlemsel üretilen nesneler
  • İşlemsel çalışan sistemler

Sistemden Karmaşaya: İnternet ve Ağlı İletişim Sistemleri Üzerinden İfade

  • Ağda temsil
  • Ağda eylem

26.12.2007

2007 Yılı İnternet Tüketicisi Davranışları

Avenue A | Razorfish şirketinin “tüm demografiklerde 475 kişi” ile yaptığı araştırmaya göre 2007 yılında internet tüketicisinin davranışları şöyle:

Genel [RSS kullanımı artıyor]

  • 60% kişiselleştirme yapıyor
  • 47% yer imleri paylaşmıyor
  • 44% RSS besleme kullanmıyor
  • 65% etkiet bulutu kulllanmıyor
  • Hemen herkes “çok tutanları” okuyor

Video [tv online video tarafından kapsanıyor]

  • 67% sık sık YouTube gibi sitelerde video seyrediyor
  • 95% son 3 ayda online video seyretmiş
  • 49% son 3 ayda video paylaşım sitelerine video yüklemiş

Online Müzik, Fotoğraf ve Bloglar [herkes bir paylaşım sitesi açsın]

  • 42% sık sık online müzik satın alıyor
  • 41% fotoğraf paylaşım servisleri kullanıyor
  • 70% sık sık blog okuyor

Bir ürün almaya karar verirken online araştırma yapma [arkadaş tavsiye etti]

  • 92% bir ürün almadan önce online araştırma yapıyor (ürün/fiyat karşılaştırmaları)
  • 54% araştırmasına bir arama motorunda başlıyor
  • 14% araştırmasına bir karşılaştırma sitesinde başlıyor
  • 30% araştırmasına bir alış veriş sitesinde başlıyor
  • 55% ürün seçerken kullanıcı yorumlarına güveniyor
  • 21% ürün seçerken uzman yorumlarına güveniyor
  • Ürün seçildikten sonra almak için en önemli kriter FİYAT (38%) ve SİTENİN BİLİNİRLİĞİ (38%)

Cep telefonu servisleri [ancak uzaktan kumanda olabilir]

  • 68% müzik dinlemek için telefon kullanmıyor
  • 76% video seyretmek için telefon kullanmıyor
  • 64% haberlere bakmak için telefon kullanmıyor

Kaynak:
http://www.alleyinsider.com/2007/10/consumer-behavi.html

Bu yazı aklınızda iki soru uyandırabilir:

1. 500 kişilik bir araştırma ne söyler ki?

Hiç bir şey söylemese de bir fikir verir diye düşünüyorum. Pazar araştırma şirketleri giderek sosyal ağlı servislerde programatik araştırma / analiz yapan şirketler haline gelecektir zannediyorum. Facebook sosyetesi niye var?

2. Düğümküme’de ticari amaçlarla yapılmış bir pazar araştırması niye yayınlanıyor?

Öncelikle yeni nesil medya kullanımı ile üretimi arasında kesin sınırlar olmadığını gözlemliyoruz. Sonra ticari olan en az politik ve sanatsal olan kadar kültürel hayatımızı şekillendiriyor. Bu sebeplerden politik, sanatsal, teknolojik, ekonomik, sosyal veya ticari araştırma arasında ayrım yapmıyoruz, buna derin karıştırma diyebiliriz.

3. Türkiye’de Internet Pazarı?

Dünyadan pek farkı yok. Bir kaç belli iş türü var.

  1. Reklam (Paylaşımlı servis, sosyal ağ, Facebook App vb.)
  2. Alış veriş (Düz satış)
  3. Ödemeli araç/servis (Rss okuyucu, iş ilanı vs. para vermeye değer iş yapan yazılım)

Bunların arasında gelir dağıtımlı servis (bkz Pilli Network) yapmak bence herkes için en iyisi. Böylece belki bir gün 9-6 işe gidip gelinen bir toplumdan başka bir toplum modelimiz olur.

İlgili yazılar

11.12.2007

Neural.it Yeni Sayısı Çıktı

neuralit-28.jpg

İtalyan Neural.it dergisinin yeni sayısı çıktı. 1993 yılından beri çıkartılan dergi yeni medya sanatları, elektronik müzik, ve hacktivizm alanlarında konuları işliyor. Derginin baş editörü medya eleştirmeni Alessandro Ludovico bu dergiyi çıkarmak yanında GWEI ve Amazon Noir gibi dev internet şirketlerini yoran kışkırtıcı sanat projelerinde de aktif rol almıştır.

Dergi İngilizce yayınlanıyor. Türkiye’de bir dükkanda satılmıyor ancak, üye olursanız Türkiye’ye de gönderebiliyorlar.

Neural.it bu sayısında daha önce Düğümküme’de de yer yer bahsi geçen sanatçılar, müzisyenler, ve hackerlarla röportajlar var, önce çıkanlar şöyle:

Yeni Medya Sanatları

  • Florian Cramer JODI röportajı: “Bizim İçin Sadece Hata”
  • Casey Reas röportajı
  • Olga Goriounova ve Alexei Shulgin röporotajı: “Glitch”

Elektronik Müzik

  • Ryoiji Ikeda: Cyclo’da Beklenmeyen Hatalar
  • Jens Brand röporajı

Hacktivizm

  • Sebastian Luetgert: Telif Haklarını Zorlama Sanatı
  • Perry Honerman: Telif Hakkı Çiğneme Dizisi

03.07.2007

Türketici: Bir Nuri Çolakoğlu Önermesi

Vizyoner medya girişimcisi ve DMG üst düzey yöneticilerinden Nuri Çolakoğlu, bundan üç ay önce katıldığı MOMO – İstanbul etkinliğinde yaptığı sunumda yepisyeni bir önermeyle çıkageldi. “ingilizcesi de bir garip bunun zaten” diyerek prosumer‘a “türketici” adını koydu. Gadget’ın türkçe karşılığı hakkında oluşan gündemle de ilişkilendirerek ben de bu önermeyi yazımın başlığına taşıdım. Oysa bu sunumda daha önemli noktalar vardı.

Medyayı yönetenler ne düşünüyor?
Hiç merak ettiniz mi; bir geleneksel-medya yöneticisi, web 2.0 ve prosumer konusunda neler düşünüyor acaba? Kabul etmek gerekir ki Nuri Çolakoğlu geleneksel medyanın en açık fikirli ve girişimci temsilcilerinden biridir. Yani ortak bir dil yakalamanız mümkündür. Bu yüzden söylediklerine kulak vermekte fayda var.

Çolakoğlu prosumer’ı, yani gelişen teknoloji ve ağlı yaşam ışığında hem üreten hem de tüketeni, yeni bir insan türü olarak niteliyor. Buna Time Warner iştiraki olan ve sadece New York haberleri veren katılımcı kanal NY1‘ı örnek gösteriyor.

Mesele Youtube’a gelince rakamlar konuşmaya başlıyor. Kaynağı belirsiz bir araştırmanın 2010 öngörüsüne göre tüm video servislerine 1 milyar 116 milyon video yüklenecek, bu videolar ise 65 milyar kez izlenecek. Kaba bir hesapla üretim(katılım)/tüketim oranının 1/65 olduğunu söyleyebiliriz yani. Hiç de fena sayılmaz değil mi?


Aynı araştırmaya göre 2010 yılında üç büyük video sunucusunun pazar payları: youtube (22.5), MySpace Video (16.5) ve Yahoo! Video (6.9) olacak. Elde edilecek gelir ise 852 milyon dolar.

Televizyonun Demokratikleşmesi

Videolar bir yana, Çolakoğlu internetteki içeriği üçe ayırıyor; profesyonel, iletişim amaçlı ve kişisel. Bunlar bildğimiz şeyler zaten. Ama Nuri Çolakoğlu’nun kişisel içeriği “iletişimdeki demokratikleşme” olarak değerlendirmesi ise bir medya yöneticisinden beklemediğimiz türden açıklamalar.

Televizyonun demokratikleşmesi Çolakoğlu’na göre üç temel süreç yaşadı;

1.Evre : Büyük programcılar evresi (Kimin neyi ne zaman seyredeceğine karar veren büyük programcılar)
2. Evre : Zaman ve yar kayması (Önce VCR, sonra PVR ve TiVO ile başkalarının hazırladığı içeriği kendi seçtiğin yerde ve zamanda izleme olanağı)
3. Evre : Sadece seyretme, sen de yap

Televizyonun demokratikleşmesindeki bir sonraki adım ise IPTV olarak görülüyor. Yalnız Çolakoğlu, IPTV’den bahsederken;

“Özellikle büyük ticari kurumların doğrudan kendi hedef kitleleri ile çok makul bütçelerle doğrudan bağlantı kurmasını ve hedefe yönelik iletişimini geliştirmesini mümkün kılacak bu uygulamanın kısa zamanda yayılması doğal görünüyor.”

şeklinde bir değerlendirmede bulunmuş. Demokratikleşmenin bana çağrıştırdığı şeylerden bir hayli uzak olan bu açıklamaya pek anlam verdiğim söylenemez.

Çolakoğlu’na göre televizyonun demokratikleşmesindeki son adım ise Mobil TV. Çolakoğlu asıl yer kaymasının bu olduğunu söylüyor ve AB Komisyonunun iletişim, medya ve teknolojiden sorumlu Komiseri Vivenne Redding’in bu konudaki yapısal önerilerini aktarıyor.

Sunumun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

İlgili Düğümküme yazıları: