25.02.2009

Bilinmeyen Bilinmeyenler (video)

Avrupa bakış açısına göre ZOR çok bilinmeyenli bir denklemken, Amerikan bakış açısına göre ZOR kendini çağıran (“recursive”) bir denklemdir. Diğer bir deyişle kendine referans veren ama kendini bilmeyen, dolayısıyla arka arkaya derinleşerek kendini çağırdıkça katmanlı referans kaybı yaşayan. Algoritmik bakış açısına göre önce-derin arama (“depth-first search“) ile önce-geniş arama (“breadth-first search“) arasındaki farka benzetebiliriz –doğrudan çeviri değil ama dolaylı bir yaklaşımla.

12 Şubat 2002′de Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in yaptığı bir açıklama, veya “okuduğu bir şiir“, bu durumu benim için daha iyi açıklıyor. 9/11 terör saldırıları sonrası ne yapacağını bilemeyen bu zavallı kafası karışmış asker işte böyle okuyor şiirini. “Olmamış şeyler bana her zaman ilginç gelir” diye başlar Rumsfeld:

“Bilinen bilinenler vardır. Bunlar bildiğimizi bildiğimiz şeyler. Bir de bilinen bilinmeyenler vardır. Bunlar şu anda bilmediğimizi bildiğimiz şeyler. Ancak bir de bilinmeyen bilinmeyenler vardır. Bunlar bilmediğimizi bilmediğimiz şeylerdir.”

Videonun sonunda yapılan montajda ise eski bir asker şunu diyor:

“Burası bir propoganda platformu değildir, bu platform doğruların platformudur.”

02.02.2009

Ağlı Sanat Hakkında Ağlı Kitap

Turbulence.org önderliğiyle düzenlenen “Ağlı Sanat Hakkında Ağlı Kitap” yarışması sonuçlandı. Kazanan her yazar $3,000 dolar komisyon ile kitabın birer bölümünü geliştercek. Üretim online ve katılıma açık gerçekleşecek, kitap 1 Temmuz 2009′da yayınlanacak.

Projenin amaçları şöyle:

  • Bilgisayarlar, ağlar, ve mobil bağlılığın imkan verdiği yeni sanatsal gelişmeleri yazacak disiplinler arası ve online bir kitap geliştirmek ve yayınlamak.
  • Kitabı açık, katılımcı, ve sosyal bir biçimde sunmak.
  • Sanatçı, sanat, ve izleyici arasındaki klasik ayrımın yıkılışını belgelemek.
  • Katlılımcı, bulaşıcı, ve açık yaratıcı pratiklerin ortaya çıkışını belgelemek.
  • Howard Rheingold’un deyimiyle “bilgisayarlı iletişimin heryerde herkese açık olduğu noktada kaçınılmaz olan sanal toplumlar”ın inşasını belgelemek. (The Virtual Community, 1993)

Kazanan yazarlar

ANNE HELMOND – http://www.annehelmond.nl
PATRICK LICHTY – http://voyd.com/voyd
ANNA MUNSTER – http://www.cofa.unsw.edu.au/staff/profiles/annamunster/
MARISA OLSON – http://www.marisaolson.com
KAZYS VARNELIS – http://varnelis.net

Yarışma jürisi

Steve Dietz – Northern Lights, MN
Martha CC Gabriel – net artist, Brazil
Geert Lovink – Institute for Network Cultures, The Netherlands
Nick Montfort – Massachusetts Institute for Technology, MA
Anne Bray – LA Freewaves, LA
Sean Dockray – Telic Arts Exchange, LA
Jo-Anne Green – NRPA, MA
Eduardo Navas – newmediaFIX
Helen Thorington – NRPA, NY

Düzenleyenler

New Radio and Performing Arts, Inc. (NRPA)
newmediaFIX
LA Freewaves
Telic Arts Exchange

Proje hakkında
http://turbulence.org/networked/guidelines.html

Facebook Gurubu
http://www.facebook.com/group.php?gid=82123410550

“Ağlı bir kitap ağlı bir ortamda yazılan, düzenlenen, ve okunan kitaptır.” – Institute for the Future of the Book

30.01.2009

Dünya Sorunlarına Ağ Liderleri Yetişiyor

Dünya halkının ortak sorunları devlet ülke tanımıyor. Küre her yerde ısınıyor. Ekonomi her yerde çöküyor. İşsizlik her yerde artıyor. Bu sorunlarla birey olarak, yerel olarak, sınırlar ötesi boyutlarda ağlı bağlı olarak mücadele eden yeni toplumsal ağlar ortaya çıkıyor.

Bu yeni ağlar yeni nesil liderler yetiştiriyor. Kükreyen karizmatik lider modeli, yerini insanları ve kaynakları birbirine bağlayan vizyonerlere bırakıyor.

Kaynak: Wired-Nation

Türkiye’deki ağ liderleri neler yapıyor? Nasıl organize oluyor? Hangi sorunlarla mücadele ediyor?

14.01.2009

Anket Sonuçları: "Cloud Computing" Terimi Türkçe'de Nasıl Kullanılmalı?

Kümesel işlem 72 oy
İşlem bulutu 54 oy
Küme işlem 23 oy
İşlemci bulutu 20 oy
Başka öneri 18 oy
Hiçbiri 17 oy
İşlem küme 14 oy
Bulutta işlem 14 oy

Ankete katılım: 232 kişi
Başlangıç: 30 Ekim 2008
Bitiş: 14 Ocak 2009

“Cloud Computing” terimini Türkçe’de nasıl kullanalım diye yaptığımız ankete toplamda 232 kişi katıldı. Kümesel İşlem ve İşlem Bulutu en çok oy alarak diğer önerilerin önüne geçtiler. Anketi açtığımızda “cloud computing” terimini şöyle açıklamıştık:

“Cloud Computing” çok bilgisayarın işlemci ve hafıza güçlerinin bir arada uyum içinde kullanılması anlamına geliyor. Çok yüksek trafikli web servislerin ihtiyacı olan yüksek performans farklı makinelerin birbiriyle uyum içinde ağlı bağlı çalışmasıyla sağlanabiliyor. Bu “Cloud Computing” denilen kavram artık bir web trendi olarak belirginleşmeye başladı. Amazon (Elastic Compute), Google, Microsoft (en son Azure), IBM, ve daha bir çok şirket “Cloud Computing” servislerini birer birer yarışa sokuyorlar. Bu hızla beliren pazarda bazıları oyuncu bazıları seyirci kalıyor, Türkiye’de ise önce kavramı çözmek önemli.

Tartışmalarda çok ilginç öneriler geldi. “Computing” için bilgisayım önerisi getirdi Engin Erdoğan. “Gökişlem” en radikal tanımlardan biri oldu, Umut Uygar. “Bulut bilgi işleme” olarak bilgisayar / sektör dergilerinde kullanıldığını duyduk Onur Subaşı’ndan. Emre Erkan “Grid Computing” ile farkını açıkladı. Furkan Turan’ın “dış güçler” diyesi geldi. Kelimelerin tekil anlamları ile biraraya geldiklerinde ve çekildiklerinde ortaya çıkan anlamlar ayrıştı birleşti, işin içinden çıkamadık kolay kolay. Ayrıca bilgi/gürültü dengesini korumak için sonradan gelen tüm önerileri ankete ekleyemedik. Çok oylamalı bir anket ve önerilerin doğrudan ankete katılması çok daha sağlıklı sonuçlar verebilirdi. Bildiğiniz böyle bir wp-anket eklentisi varsa denemek isteriz.

Tartışmalarla birleştiğinda anket daha sağlıklı oluyor. Ben kendi adıma konuşursam bundan sonra “Cloud Computing” için Kümesel İşlem kullanıcam. Ayrıca bir dilde yeni kelimelerin kullanım bir anda olacak iş değil, zamanla kullana kullana eğerek bükerek oturtucaz. Bu anketin amacı bu konudaki bilinçsiz / umursmaz kullanımları eleştirmek ve muhtemel kullanımları tartışmaktı.

Bir sonraki anketi çevrenize haber verin, blogunuzda duyurun, daha çok katılım daha doğru anket sonuçları verecektir. Burada hepimizi ilgilendiren konularda kendi kolektif görüşümüzün biraz daha farkında olmamızı sağlayacak anketler planlıyoruz.

Geçmiş anketler:
http://www.dugumkume.org/category/anket/

* Yukarıdaki grafik Google Chart API ile yapılmıştır.

05.01.2009

Konuşma: Ağlı Meseleler

Yarın Boğaziçi Üniversitesi Karmaşık Sistemler Araştırma Laboratuvarı‘nda bir konuşma yapıyorum. Kendi işlerim üzerinden ağlı sistemler üzerine bir sunum ve tartışma olacak. Konuşma dışarıdan katılıma açık. Özellikle daha önce yaptığımız atölyelere veya sunumlara katılanlar için tamamlayıcı nitelikte olabilir. Duyuru iki dilde şöyle:

Zaman: 6 Ocak Salı, 14:00
Yer: ETA 16 (Seminer odası), Boğaziçi Universitesi
Konuşmacı: Burak Arıkan, http://burak-arikan.com

Ağlı Meseleler

Her yerde ağ mı var? Nerede durduğuna bakar, içinde misin dışında mı? Sıradan günlük işlerden karmaşık politik söylevlere, iletişimden ulaşıma, sanat dünyasından serbest pazar ekonomisine sayısız alanda ağlı yapılarla karşılaşıyoruz. Bu yapıları gözlemleyip görselleştirmek karmaşaya yaklaşmamızı ve yeni anlamlar çıkarmamızı sağlıyor. Ancak, yeni deneyimler yaşamak ve varolan dinamikleri eleştirebilmek için yeni ağlı sistemler geliştirmemiz gerekiyor. Bu konuşma geniş ağların yapısal ilkelerinden başlayacak ve sanat bağlamında deneysel ağlı projelere açılacak.

Networked Affairs

Networks are everywhere? Depends where you stand, whether you are in it or not. From ordinary life activities to complex political discourse, from communication to transportation, from the art world to the free market economy we confront network structures. By observing and visualizing such structures we can approach to their complexity and infer new meanings. However, to be able to live new experiences and critique the existing dynamics we have to create new networked systems. This lecture will start with the structural principles of large scale networks, and diverge to experimental networked projects in the context of the arts.

26.12.2008

Ağlı Bilgi Görselleştirmesi Atölye Sergisi

Atölye Sergisi
27 Aralık Cumartesi
18:00-20:00
Bilgi Üniversitesi
Dolapdere Kampüsü

Facebook Etkinlik Sayfası
http://www.facebook.com/event.php?eid=40876069325

3 günlük atölye çalışması boyunca yapılan işler yarın mini bir sergi ile gösterilecek. Sergi el çizimi diyagramlardan, işlemsel bilgi görselleştirmelerine, karmaşık ağ modellemelerinden deneysel araçlara farklı işler içerecek. Boğaziçi, Marmara, Mimar Sinan, Bilgi, Sabancı Üniversiteleri’nde bilgisayar bilimleri, sanat, ve tasarım alanlarından gelen katılımcılar 50 yıllık Türkiye genel seçimleri veritabanı üzerinde grupça yaptığımız deneysel çalışmaları sunacaklar.

Ağlı Bilgi Görselleştirmesi Atölyesi İstanbul Bilgi Üniversitesi desteğiyle gerçekleştirilmiştir.

Yukarıdaki fotoğrafı bugün telefonumdan çektim, sergi / atölye yapılan yer Marksizm 2008 Konferansının girişine rastlamış, ne hikmettir bilinmez.

Mini sergi sonrasında Gözel Geceler Ekonomik Keriz Partisi‘ne gidiyoruz.

18.12.2008

Atölye Çağrısı: Ağlı Bilgi Görselleştirmesi

Atölye: Ağlı Bilgi Görselleştirmesi
İstanbul Bilgi Universitesi, Dolapdere Kampüsü
25-26-27 Aralık 2008, 9:00-5:00
Burak Arıkan

Bu çalışma karmaşık ağ modelleme, görselleştirme, ve anlamaya odaklanmaktadır. Gündelik hayattan politikaya, iletişimden ulaşıma, sanattan ekonomiye kadar sayısız alanda ağlı yapılarla karşılaşıyoruz. Bu karmaşayı gözlemleyip görselleştirmek daha önce farkında olamadığımız yeni bilgiler keşfetmemizi sağlıyor.

Üç gün boyunca 6 bölüm olarak yapılacak çalışmada ağlı sistem görselleştirme, ağ modelleme, ilişkisel analiz, ve çıkarım yapma çalışılacak. Katılımcılar el çizimi basit diyagramlardan başlayarak adım adım karmaşık ağlı sistemler kuracaklar. Ağ topolojisi, merkeziyet, kümeleşme, ve bilgi tasarımı konularına vurgu yapılacak. Öğrenme en çok ağ diyagramları çizerek ve karşılaştırma yaparak sağlanacak.

Yazılımlı alıştırmalar için şablon program ve veriler için kaynaklar sağlanacak. Odağı dağıtmamak için programatik veri toplamaya girilmiycek. Bazı veriler elle girilecek, bazıları hazır verilecek.

Katılım 25 kişi ile sınırlıdır. Katılımcılardan temel bilgisayar bilgisi ve en az giriş seviyesinde programlama becerisi beklenmektedir. Atölye’de tasarım/sanat/sosyal bilimler ile bilgisayar bilimleri alanlarından takımlar oluşturulacaktır. Ayrıca atölye ekibi ilgiye ve katılımcıların amacına göre seçim yapacaktır. Tüm atölye programı katılımcılara verilecektir, aşağıdaki bağlantılardan geçmiş çalışmalara bakabilirsiniz.

Son başvuru tarihi: 23 Aralık 2008 17:00‘e kadar. Katılım ücretsizdir.
Başvuru bilgilieri: İsim soyad, email, okul/bölüm, programlama bilgisi, katılma amacı.
Başvurular: Onur Güngör, email onurgu **at** cs.bilgi.edu.tr

Çalışma sonunda herkese açık sunum yapılacak. 27 Aralık Cumartesi 19:00 – 21:00.

İlgili atölyeler ve dersler:

09.09.2008

Ağ Diyagramından Yapısal Metne Geçiş ve Geri Dönüş


Sanatta biçim ve metin arasındaki gerginlik veya ortam (“medium”) ile kavram (“concept”) arasındaki ilişki bugün bir şekilde bilgisayar kodu ile veri arasında mevcut. İşlemsel sanat dediğimiz alan bu ilişkiyle yakından ilgilieniyor. Ancak veri ağ özelliği gösterecek şekilde ilişkisel olduğunda buna sanatsal ve yaratıcı ifade açısından nasıl yaklaşabiliriz? Bu konuyu çalışmak için bu 2008 sonbahar döneminde New York Üniversitesi Interactive Telecommunications Program (ITP)’da tam Türkçe’ye çeviremediğim “Creative Networking” adında bir ders vermeye başladım.

Bir ağ diyagramı metin olarak yazılabilir. Belli bir yapıda yazarsak bilgisayarlar tarafından da okunabilir. Bir ağ düğüm ve bağlantı denilen elemanlardan oluşur. Düğüm nokta, bağlantı çizgi olarak gösterilir. Ağ yapısı genelde fizik, matematik, sosyoloji, ve bilgisayar bilimlerinde kullanılan bir modeldir. Son zamanlarda da pek çok görselleştirme projesinin bel kemiğini oluşturuyor. Mesela yukarıda bazı ağ örnekleri görüyorsunuz. Bir ağ basitçe şöyle yazılabilir:

ali -> elif
elif -> dara
dara -> ali

Bu yazım basitçe bir sosyal üçgen belirtiyor. Bu sözdizim Graphviz denilen bir ağ görselleştirme yazılımından alıntı. Graphviz DOT dili denilen bir yapı kullanıyor ağı ifade etmek için. Normalde çok basit, ama daha karmaşık ağ özelliklerine girildiğinde dil de karmaşıklaşıyor.

ITP’de verdiğim derste önce el çizimleriyle hayali ağlar yapıyoruz (bkz İstanbul’daki workshop’dan çizimler). Sonra bu hafta çizdiğimiz diyagramları metne çeviricez ki bilgisayar okuyabilsin ve tekrar ekranda çizebilsin bizim yarattığımız ağ yapısını. Bu metni yazmak için GraphML, bir XML formatı kullanıcaz. GraphML kullanıyoruz çünkü web uyumlu, bir standard olmuş, ve XML hem insan hem makine tarafından okunabilien en nihai veri düzeni.

GraphML ağ tanımlamak içim kullanması çok kolay bir XML yapısı. Oldukça esnek yapacağınız uygulamaya göre genişletebilirsiniz. Yönlü yöndüz hiyerarşik ağ yapılarını destekliyor ve ekstra veri yapıları da ekleyebiliyorsunuz, düğüm ve bağlantı içine ayrı ayrı. Yukarıda yazdığımız ağı basit bir GraphML ile şöyle yazabiliriz:

<graph id="G">
    <edge source="ali" target="elif">
    <edge source="elif" target="dara">
    <edge source="dara" target="ali">
</graph>

GraphML hakkında daha fazla bilgi isterseniz GraphML Primer ve GraphML Specification sayfalarına bakmanızı tavsiye ederim.

Creative Networking dersinde bu hafta Ağ Topolojileri çalışıyoruz. Topoloji Türkçe’de biçimleri ya da boyutları değişmeyen geometrik cisimlerin incelenmesi bilimi anlamına geliyor. Ağ bağlamında düğümlerin ve bağlantıların nasıl konumlandırıldığını çalışan bilim demek. Bu ders için çeşitli ağ topolojilerini GraphML formatında yazdım elle. Daha sonra bu ders için hazırladığım bir örnek Processing programı ile GraphML formatını okuyarak ağ şeklinde tekrar çizdim. Bu aşağıdaki görseller programdan alımıştır, hemen altlarında açıklamaları ve GraphML dosyalarına bağlantıalr var. Ayrıca programın kodunu biraz temizledikten sonra burada yayına vericem yarın. Bir de tüm bu topolojileri bir arada görebileceğimiz basılabilir bir PDF indirebilirsiniz, yine bu programla hazırlandı.

Merkezi, Merkezsiz

Merkezi ağ yapısında tüm düğümler tek bir düğüme bağlıdır. Hierarşikdir. Tek bir otorite vardır. dallar arasında bağlantı yoktur. Merkezsiz ağ ise merkezi ağın çoğaltılmış halidir. Pek çok merkez bir birine bağlıdır.

Dağıtık, Ağaç

Bir dağıtık ağın merkezi yoktur. Her düğüm bağımsızdır. Bir düğümden diğer düğüme pek çok yoldan gidileiblir. Bir ağaç yapısı ismi üstünde hiyerarşikdir.

Sık, seyrek

Çok sık bağlı veya seyrek bağlı.

Merkez-çevre, tüm bağlı

Merkez-çevre ağın merkezinde sık bağlantılı çevreye doğru seyrek bağlantılı ağlardır. Tüm bağlı ağların tüm elemanları diğer tüm elemanlara bağlıdır. Ali Miharbi bir keresinde bunu bir futbol takımının 11 oyuncusu arasındaki ilişki olarak tanımlamıştı.

“Küçük dünya”, “Scale-free”

Sosyolog Stanley Milgram’in bullduğu Küçük Dünya kavramı birbirine sadece bir kaç köprüyle bağlı kümeleri tarif eder. Scale-free ağlar Albert-László Barabási tarafından tanımlandığına göre “power law” kuralını izleyen ağlara denir. Bu tür ağlarda sadece bir kaç düğüm en çok bağlantıya sahiptir, bazı düğümler orta derecede bağlantıya sahip, çoğu düğüm bir kaç bağlantıya sahiptir. Buna aynı zamanda Uzun Kuyruk diyoruz.

* Bu yazı aynı zamanda kendi blogumda İngilizce olarak yayınlanmıştır.

06.09.2008

Post-modern Özelleştirme: Akbil Kalkıyor Kredi Kartı Geliyor

Akbil kalkıyormuş İstanbul toplu taşıma sisteminden. Yerine ne geliyor? Kredi kartı. Otobüse metroya artık kredi kartı ile binilecek! Toplu taşıma parasını kredi kartı faturasından ödiycez. Belediye, yani devlet, verdiği toplu taşıma hizmeti karşılığı vatandaştan para almıyor, kredi kartını veren özel banka topluyor paraları. Sonra banka bir komisyon keserek belediyenin hesabına geçiriyor.

Kim bu banka? Bu bir ortaklık: Vakıfbank ve Yapı Kredi Bankası. Bu ortaklığın ürünü olan Vakıfbank World adında bir kredi kartı kullanılacak Akbil yerine. Kim bu bankaların sahipleri? Vakıfbank çok ortaklı bir kurum, varlığının çoğu devletin yönettiği vakıflar fonundan oluşuyor. Yapı Kredi %80 Koç Finans’a ait. İsminden şaşırma olmasın, Koç Finans tamamen Koç Holding’e ait değil, sadece %50si. Diğer %50si Avrupa’lı finans devi UniCredit‘e ait. Yani %100 devlete ait Akbil’in yerine geçecek kredi kartı sisteminin bir kısım yüzdesi Yapı Kredi üzerinden UniCredit’e gidecek.

Post-modern özelleştirme

Modern özelleştirme basitçe bir devlet kurumunun bir özel şirkete satılmasıdır. Türkiye’de mesela petrol şirketleri bankalar böyle özelleştirilmiştir. Akbil’den kredi kartına geçiş devlet kurumlarının büyük bir satın alma yaşamadan özel şirketlerle derin organik ilişkiler kurmasıdır. Buna post-modern özelleştirme, veya Derin Devlet 2.0 diyebiliriz.

Borç vatandaşın kamçısıdır

“Borç yiğidin kamçısıdır” demek aldığın borçları ödediğin sürece varlığın kabul edilir demektir. Ödeyemiyorsan bir şey olmuyor, borcun şişiyor, şiştikçe arada bir haber veriliyor öde diye, ama öyle yoğun bir baskı yok, şişmeye devam ediyor, bir noktada tam balon patlamak üzereyken haciz geliyor, malların yoktan borca sayılıyor, geri kalanları da hapiste yatarak ödüyorsun. Borçlandığın kurum değil, o kurumun bağlı olduğu devletler üstü küresel finans sistemi seni suçlu ilan ediyor, adeta yargısız infaz ediliyorsun. Boynun bükük, borcunu ödememişsin, basit bir denklem, %100 suçlusun. Kendini savunamıyorsun. Borç alırken önüne koyulan yüz küsür sayfalık anlaşmayı okumamıştım diyemezsin. Zorla borç verildim diyemezsin. Belediye otobüslerimize kredi kartıyla binme zorunluluğu getirdi diyemezin. Sessizce artan komisyon oranlarının farkında değildim diyemezsin. Kredi kullanmaya başladığın andan itibaren, yani bu yeni kredi kartlı toplu taşıma sistemine göre otobüse bindiğin andan itibaren borçlusun.

Yukarıdaki diyagram dünyadaki tüm kredi borçlarının (kişisel ve kurumsal) nasıl giderek arttığını (1925-2005) ve son yıllarda geçmişe göre hiç görülmemiş bir artışta olduğunu gösteriyor. Tarihin en büyük borç balonu bu, patlar mı, ne zaman patlar bilemiyoruz, ama bu durum devletler üstü küresel finans sisteminin tarihte hiç olmadığı kadar anormal bir hal aldığını gösteriyor… belki de bundan kurtulmanın bir yolu daha da borçlanmak tüm vatandaşları da borçlandırmak ki balonun esas üfleyicileri rahatlasın.

Borçsuzlarla mücadele örgütü

Borcun yoksa zaten bu finans sistemine dahil değilsin. Ama bu devirde kredi kartı kullanmamak mümkün mü? Amerika’da mesela normal bir vatandaşın posta kutusuna sık sık “mükemmel şartlarda” “büyük fırsatlı” yeni kredi kartı formu gelir. Normalde kitap satın aldığımız şirketler veya günlük alışveriş yaptığımız marketler aynı zamanda kredi kartı da verir. Onlarınkini kullanırsan daha büyük avantajlar elde edersin…

Visa MasterCard gibi dev kredi kartı şirketleri tüketicilere mümkün olan her yerden kredi kartı vermeye çalışırlar çünkü bu kartlar sizi bu şirketlere borçlandırır ve bağımlı hale getirir. Bir iki şirket değil yerel veya küresel yüzlerce şirketler örgütü üzerinden bize ulaşmaya çalışırlar. Dolayısıyla toplu taşımada Akbil’den kredi kartına geçiş Visa Master Card gibi şirketlerin Türkiye vatandaşlarını kendilerine borçlu kılacak büyük bir adımdır.

İlgili Düğümküme yazıları

16.08.2008

Uzay Enflasyonu

13.7 milyar yıllık evrenin zaman çizgisinde gösterimi. Sol uçta tahmin edilebilen zamanın başlangıcı, Big Bang. Sağ uçta bunca yıl sonra insanlık ve mikro dalgaları gözlemleyen uydusu WMAP (Wilkinson Microwave Anisotropy Probe). Kaynak: Evrenin Zaman Çizgisi, NASA

Evrenin Başlangıçları

Big Bang teorisine göre evren ilk patlamadan beri genişliyor, ve son zamanlarda artan “dark energy“lerin itmesiyle genişleme daha da hızlanmış. Stephen Hawking bu kozmik enflasyon meselesine, yani evrenin sürekli şişmesine, yeni bir açıklama getirdi. Yeni Hawking teorisine göre evrenin sadece bir başangıcı yok. Bu çoklu evrende insanlık tarihi tüm başlangıçların uzantısını birarada yaşıyor.

Dağıtık Zamanlar

Superstring theory

Hawking’in yeni teorisi atomdan küçük ve atomun iç yapısı olduğu düşünülen String Teorisi ile uyumlu ve ilerletilmiş versiyonunu, M teorisini destekliyor. Aynı zamanda “all things networked” herşeyin ağlı bağlı olduğunu anladığımız ya da sandığımız bir dönemde dağıtık kaynaklar, dağıtık kontrol, ağlı üretim bağlı tüketim döneminden çıkıyor. Bir zamanlar DNA’nın hayatın ana kodlayıcı kaynağı olduğu düşüncesi hakimdi (DNA RNA’yı, RNA proteinleri, proteinler bizi yapar mantığı). Ancak bu hiyerarşik, merkeziyetçi düşünce, Francis Crick tarafından 50 yıl kadar önce formüle edilmiş merkezden-kitleye düşünce, bugün “systems biology” denilen bir yaklaşım tarafından yıkılıyor. Buna göre DNA bir biyolojik ağ sistemi içinde tüm diğer öğelerle aynı seviyede ilişki içerisindedir ve hayat bütün öğelerin birbirleriyle etkileşimi ile ortaya çıkar, herhangi bir üst yerden, bir merkezden, bir başlangıçtan kodlanamaz veya denetlenemez.

Yeraltından uzaya.