09.05.2010

Cura Bodrum Atölyesi İçin Çağrı

11-20 Haziran’da Bodrum’da özgür iletişim üzerine bir taktik medya (“tactical media“) atölyesi. Atölye boyunca kamusal alanda araya girme (“intervention”) taktikleri ve ağ haritalaması/analizi yöntemiyle çalışmalar yapılacak.

Son başvuru 16 Mayıs.

Atölye ile ilgilenirseniz PDF çağrı burada.

04.05.2010

Ağ-Kapital / Post-Kapital: İstanbul Düğümü, Özgür Uçkan

Konuşma: Özgür Uçkan

6 Mayıs Perşembe
6:30pm – 8:00pm
OPAL Çağdaş Sanat Mekanı
Ayvansaray Caddesi, No:33 Balat Istanbul

Daniel García Andújar’ın, ağ-temelli arşiv-süreç enstalasyonu “Post-Capital” için seçtiği tarihlemeden, yani Berlin Duvarı’nın yıkılışı (1989) ve İkiz Kuleler’in yıkılışından (2001) hareketle, “Küresel Ağ Kapitalizmi” paradigmasına ve “kapitalizm sonrası”na bir bakış… Kapitalizmin “ağ hali”, rekabet ve işbirliği, tahakküm ve katılım arasındaki antagonist ilişki yoluyla onun sonrasını da haber veriyor. Hem sermaye, hem de başkent olarak Kapital’in ağ topografyasındaki iri düğümlerden biri olarak İstanbul’un da bu anlatıda bir sesi, soluğu var.

Sunumu buradan görebilirsiniz.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

28.02.2010

Sivil Toplum Ağları


Sivil toplum kuruluşlarının (STK) nasıl çalıştığını bir diyagram olarak çizdiğimizde genelde çok merkezli bir ağ yapısı görürüz. Sivil toplum alanında çalışanlar aynı kuruma dahil olmadan ya da aynı yerde bulunmadan ama birbirleriyle ilişki içinde çalışarak bütünsel işler çıkarabiliyorlar. Bu ilişkiler beraber kampanya yapma, savunuculuk (“advocacy”), raporlama, lobi yapma, gösteri yapma, hukuksal danışmanlık, kapasite geliştirme, fonlama gibi etkinliklerden oluşuyor. Hiyerarşik bir toplum düzeni içinde hak savunuculuğu böyle ağ yapısında bir örgütlenme ile mümkün olabiliyor.

Bir yıldır farklı sivil toplum kuruluşlarıyla ağ haritalama atölyeleri yapıyoruz. Atölyelerde çıkan diyagramları yüksek çözünürlüklü taramalar, fotoğraflar, video anlatımlar, ve bilgisayar kodu / verisi olarak arşivliyoruz. Bu çalışmalardan çıkan işlerden 3 tanesine burada sivil toplum ağlarına örnek olarak bakabiliriz.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

24.02.2010

GWEI, 2005, Hans Bernhard & Alessandro Ludovico

Google Kendi Kendini Yiyecek (“GWEI – Google will eat itself“), 2005, Hans Bernhard & Alessandro Ludovico. Saklı ağlar yoluyla sunulan Google reklamlarından kazanılan paranın otomatik olarak Google’ın hisselerini azar azar satın aldığı sistem.

11.02.2010

Kültürel ve Biyolojik Salgınlar Arasındaki Fark

Politik ideolojiler, dini inançlar, kültler, popüler kültür, konuşma dili, sosyal eğilimler, moda, yeni teknolojik ürünler gibi birçok olgunun çıktığı veya değişikliğe uğradığı andan itibaren toplumda yayılması sık sık hastalıkların yayılmasına benzetilir. Bilgisayar ağlarında da virüs ve solucan (worm) tabirleri biyolojik analojiden yola çıkar. Ancak bu analojiler tamamıyla paralellik göstermedikleri için bazen yanıltıcı olabiliyor, o yüzden bu farklılıklara kısaca değinmek istedim. Sosyal yenilikler ile hastalıkların yayılması ilk başta basitçe ağ üzerinde yayılmadan ibaret görünse de aslında işin içine insan psikolojisi girdiği için oldukça farklı dinamiklere sahip.

Hastalıklarda, hastalığı taşıyan biri ile her temasa geçiş, önceki temaslardan bağımsız olarak, değişmeyen bir bulaşma olasılığına sahip. Matematiksel olarak ifade edersek, taşıyıcı ile her karşılaşma bağımsız bir olay; her temas ayrı bir zar atışı gibi. Taşıyıcı ile temas sayısı arttıkça hastalığın bulaşma olasılığı %100′e yaklaşıyor. Hastalığın bulaşma olasığının enfeksiyon ile temas sayısı arasındaki ilişkiyi gösteren grafik şöyle:

Bu yazının geri kalanını okuyun »

11.08.2009

Facebook FriendFeed Alışverişi Hakkında

liberalentelektuel-icmihrak

İç Mihrak: Alık Kraker (Afiş) - Üniversite Hocalarınızın Oda Kapılarına Asılacak

Ailenizin sosyal ağı Facebook RSS kafe FriendFeed’i çok milyon dolara satın aldı. Bu konuda yazılanları okudum. Üşenmeyip kendi bloguna Türkçe haber / yorum yazan iki kişiye birer yorum yazdım, bunları yazarken bir de karşıma bu içmihrak afişi çıktı, bana bunları karıştırıp Düğümküme’ye yapıştırmak kaldı:

M.Serdar Kuzuloğlu yazıyor: “Facebook FriendFeed’i satın aldı“. Altına yazdığım yorum:

“[FriendFeed] Küçük olsun, benim olsun hissiyatıyla sahipleniliyordu. Ancak küçük kalanların boğulduğu web sularında ömrü fazla olmayacaktı.”

Bu satırı okuyanlar sanki bu küçük balık hikayesi doğruymuş zannedecekler, bu konuda yazarken daha dikkatli olunmasını öneririm. Craigslist kullanmayan var mı aranızda? WordPress? Bunlar küçük, deneysel, yenilikci balıklardı, uzun vaadede ortanca veya büyümüş balık olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Buradan bağlanıyoruz, tek çıkış yolunun satış olmadığı, borsada halka açılmak olduğuna. Nitekim halka açılmak veya satış sadece zorunlu çıkışlardır, eğer yatırımcı alınmışsa önem arz eder. Yönetim kurulunda yatırımcı bastırır… Cragislist hiç bir zaman satılmadan halka açılmadan kalabilir ve hala aynı derece faydalı olabilir.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

30.07.2009

Kaordik


bofa_heritagecardheritagecardnew_visa

Hem kaotik hem düzenli. Hem serbest pazar hem planlama teşkilatı, hem dağıtık hem hiyerarşik, hem sezgisel hem mantıklı, hem akışkan hem katı, hem tüme varan hem tümden gelen, hem zamana yayılmış hem uzama, hem organik hem planlı, hem doğrudan hem dolaylı, altı üstü her yanında iki karşı uç arasında bir negatif geri besleme.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

28.06.2009

Paylaşmayın.siz

c-2Almanya Hamburg yerel mahkemesi kullanıcıların istedikleri gibi dosya yükleyerek paylaşmalarını sağlayan Rapidshare.com‘u (RS) 34 milyon dolar ceza ödemeye mahkum etti. Bir işletmenin tarihe karışması için yeterli bir meblağ.

Bu ve benzeri servislerin ne suçu var? Sistem kendisi içerik üretmiyor, sistemin kullanılış biçimi konusunda insanları yönlendirmiyor. John Doe seçiyor sakıncalı dosyayı oraya yerleştirip başkalarıyla paylaşmayı. Sistemin sağladığı şeyler disk alanı, yüklemek için araçlar vs değil mi?

Gün geçtikçe daha çok sayısallaşan, teknolojik araçlar sayesinde birbirine daha kolay ve hızlı bağlanan hayatlarımızda yeni sayılabilecek bir bahistir dijital meta paylaşımı. Kafalar eski, toplumun davranışı yeni.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

11.06.2009

İnternette Gürültü ve Elit Ağlar İlişkisi

Sosyal ağ üzerinden çalışan internet servislerin şöyle bir ortak yönü var: sistem içi sosyal iletişimlere yani aktiviteye yatırım yapmak. Çünkü aktivite, servis için birim değer demek, bunu daha önce User Labor projesi vasıtası ile Düğümküme’de yazmıştık. Ne kadar aktivite, o kadar para potansiyeli. Peki aktivite teşvikleri kısa ve uzun vadede kullanımı nasıl etkiliyor?

elitism
Resim kaynak: http://www.dieselsweeties.com/shirts/elitism/

Aktivite teşvik edildikçe daha fazla insan yazıyor, konuşuyor, oynuyor, tartışıyor. Gürültü artırıyor. Bulmak, dinlemek, takip etmek zorlaşıyor. Arzulanan içeriğe ulaşmak daha fazla zaman ve emek gerektiriyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

28.02.2009

Internet'in Üç Platformu

Internet üzerinde 3 çeşit platform vardır” diye yazmıştı ilk web tarayıcısının mimarlarından Marc Andreessen bir buçuk yıl kadar önce. Aktif bir girişimci yatırımcı programcı olan Andreessen beyaz yaka sosyal ağ platformu Ning.com’u büyütmekle meşguldü. Bununla uğraşırken ortaya koyduğu Internet platformları gözlemi günümüzün üretim biçimlerini anlamak için önemli çatı oluşturuyor.

Günümüzde bir web servisi sadece servis değil, aynı zamanda üzerinde dışarıdan uygulamaların çalışabildiği bir platform. Programlanabilir bir sistem. Servisin belirli özellikleri API (“Application Programming Interface”) yoluyla açık tutuluyor. Ayrıntılarına burada girmiycem, basitçe API bir web servisine programatik, yani başka programlardan erişim sağlıyor. Web servisinin sahipleri dışında birileri servisi kullanan başka uygulamalar geliştirebiliyor. Mesela Facebook’da bir zombie oyunu, bir gelişmiş poke uygulaması, veya profilinize bakanları görme kutusu bunlara örnek. Bu uygulamları Facebook değil mesela Kaliforniya’da bir lise öğrencisi, Filipinler’de bir memur, veya Türkiye’de bir web ajansı geliştiriyor.

Internet’de bulunan platformların 3 çeşit olduğunu söylüyor Andreessen, özetle şöyle:

1. Erişim API

Uygulama platformdan veri okur platforma veri yazar, ve sadece kendi web adresinde yaşar. Tüm işletme geliştiriciye ait. Örnek: Flickr, Delicious, Twitter ve bunları dışardan kullanan uygulamalar.

2. Eklenti API

Uygulama veri okuma yazma yanında, platformdan erişilebilir. Uygulama kendi web adresinde değil platform içinde gömülü kullanılablir. Yine tüm işletme geliştiriciye ait. Gösterim kontrolü platforma ait. Örnek Facebook ve üzerinde çalışan uygulamalar.

3. Canlı ortam

Uygulama tamamiyle platformda çalışıyor. Geliştirici uygulamayı geliştirdikten sonra kodu platforma yüklüyor ve hemen hiç bir işletme kaynağı harcamıyor.  Örnek: Ning, Salesforce, SecondLife, Amazon EC2 S3, Google App Engine, Akamai Edge.

İlkinden sonuncusuna doğru platfom sahibinin hem sorumlulukları artıyor hem geliştiricinin emeklerini sömürme kapasitesi artıyor.

Bu yazıyı bir buçuk yıl kadar önce yazmaya başlamış bırakmıştım, şimdi rafdan alıp toparladım. Bugün artık bu üç platform tipinden ayrılmış yeni yaklaşımlar var. Serbest pazar ve rekabet bu son saydığımız canlı platform türünün DNA’sını değiştirerek paralı servis olmaya zorladı. Artık parayla alınıp satılan “cloud computing” servisleri kullanır olduk.